YORUMLARINIZ
DOLAR /
Alış
1,2645
Değişim
0.00
EURO /
Alış
1,9485
Değişim
-0.05
IMKB
42.035


Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Suç işlediyse cezası verilmeli

İstanbul Üniversitesi Senatosu; Kemal Alemdaroğlu'yla ilgili açıklamada bulundu.
26 Mart 2008 / 17:09
Suc-islediyse-cezasi-verilmeli

İstanbul Üniversitesi (İÜ) Senatosu'nca ''Ergenekon soruşturması''na ilişkin yayımlanan bildiride, ''Bir üniversite mensubu eski rektörümüz de olsa, eğer suç işlemişse, toplumun diğer fertleri gibi ona da işlediği suçun cezasının verilmesi elbette gereklidir. Fakat bu ilke, kişilerin hak etmedikleri davranışlara maruz bırakılmaları anlamına gelmemelidir'' denildi.

İÜ Senatosu'ndan yayımlanan bildiride, İÜ'nün, kamuoyunun büyük çoğunluğu gibi gözaltına alınma olaylarını kaygıyla izlediği belirtildi.

Bildiride, hiçbir suçun ve suçlunun cezasız kalmaması, suçların ve suçluların gerçekten cezalandırılmalarının ise ancak hukuk kuralları çerçevesinde kalınırsa mümkün olacağı vurgulandı.

Hukukun, her zaman Türk ulusunun yolunu aydınlatan bir ilke ve adaletin gerçekleşmesi için gerekli olan en temel koşullardan birisi olduğuna dikkat çekilen bildiride, adaletin hem devletin temeli, hem de milli ve manevi değerlerin dayanağı ve koruyucusu olduğu kaydedildi.

Hukuk olmadan adaletin sağlanmasının mümkün olmayacağı, ülkenin birlik ve bütünlüğünün yine adalet ve hukuk ilkeleri aracılığıyla korunabileceğine işaret edilen bildiride, ''Ülkemizin aydınlık bir geleceğe yürüyebilmesi için hukuka kayıtsız ve şartsız bağlı kalınması gerektiğine olan inancımız tamdır. Ülkemizde kavga ve kargaşa istemeyen herkesin, bu bilince sahip çıkmak zorunda olduğundan da hiç kuşku duymuyoruz'' denildi.

Tüm siyasi partilerin, ülkenin bölünmez bütünlüğüne kendini adamış tüm kurum ve bireylerin, dayanaklarını demokratik hak ve özgürlüklerden alan hukuk ilkelerine uyma konusunda fikir birliği içinde olmaları gerektiği belirtilen bildiride, demokrasinin Türkiye için hiçbir alternatifi olmayan bir yönetim biçimi olduğu vurgulandı.

Bildiride, bu yönetim biçiminin ancak laiklik, cumhuriyet kazanımları ve Atatürk ilkelerine bağlı kalınması ve bu ilkelerin yüceltilmesiyle korunabileceğine işaret edilerek, şu ifadelere yer verildi:

''Bu gerçeğin de herkes tarafından açıkça kabul edilmesinin bir zorunluluk olduğunu tüm kamuoyuna İstanbul Üniversitesi Senatosu olarak ilan ediyoruz. Bir ülkedeki çeteleri ortadan kaldırmanın ve yeni çetelerin oluşmasının önüne geçilmesinin temel koşulunun, hukuk ilkeleri olduğunu kabul etmek zorundayız. Çözüm ararken hukuk ilkeleri dışına çıkılmasının veya hukukun amaçları dışında kullanılmasının, ülkemizi karanlık bir geleceğe taşıyacağının herkes tarafından bilinmesi, benimsenmesi ve onaylanması gerektiğine inanıyoruz. İstanbul Üniversitesi Senatosu olarak, Türk ulusuna, tüm siyasi parti yönetici ve mensuplarına, ülkemizi ileri taşımak isteyen ve onun bölünmez bütünlüğüne inanan herkese sesleniyoruz; ülkemizin 'biz' ve 'onlar' ayrımına değil, sağduyuya, birlik ve beraberliğe, toplumsal barışa açık ve mutlak bir şekilde ihtiyacı vardır. Bunu sağlamanın temel koşulu, yine hukuka bağlılıktır; yargının tarafsızlığını her türlü etkiden arındırmak ve ulusal onurumuza sahip çıkarak bağımsızlığını da yine her türlü etkiye karşı korumaktır.''


-GÜVEN DUYMA İHTİYACI-
Hukuk ilkelerinden sapan, hukuku herhangi bir şekilde baskı aracı olarak kullanmak isteyen, laikliğe, Atatürk ilkelerine, cumhuriyet kazanımlarına ve ülkenin bölünmez bütünlüğüne karşı olan bir kurumun başarılı olma şansının kesinlikle bulunmadığı vurgulanan bildiride, şöyle denildi:

''Türban tartışmalarının, anayasa değişikliği konusundaki bazı görüşlerin ve son olarak 'çete' suçlamalarının amacından saptırılması, ülkemizin geleceğini karartmak isteyenlere, onu bölmek ve parçalamak isteyenlere fırsat verecektir. Bu ulusu seven hiç kimsenin bu tip kişilere veya unsurlara izin vermeye hakkı yoktur.

İstanbul Üniversitesi, tarih boyunca ülkemizde toplumun önünü açan, akla ve sağduyuya bağlı olarak hareket eden ve etmesi gereken bir kurum olmuştur. Bir üniversite mensubu eski rektörümüz de olsa, eğer suç işlemişse, toplumun diğer fertleri gibi ona da işlediği suçun cezasının verilmesi elbette gereklidir. Fakat bu ilke, kişilerin hak etmedikleri davranışlara maruz bırakılmaları anlamına gelmemelidir. Eğitim camiasının en içten dileği ve beklentisi bu konuda hassasiyet gösterilmesi ve gösterilmesinin sağlanmasıdır. Ulusumuzun evlatlarını yetiştiren öğretim üyelerine, adalet kurumuna, kendisi hakkında karar veren politikacılara, toplum düzenini sağlayan kolluk kuvvetlerine ve silahlı kuvvetlerine güven duymaya çok ama çok ihtiyacı vardır. Bu güveni sarsmamak, devleti yönetenlerin sorumluluğundadır.''

AA








rektör YÜCEL AŞKIN
3000 YIL CZA İSTEMİYLE DAVA AÇILMIŞTI SNUUUUÇÇÇ EZBERE AHKAM KESMEYELİM HER ŞEY İDDİA DÜZEYİNDEEE
zübeyde yazıyor 27 Mart 2008 Perşembe 06:19
"ergenekon"
Ergenekon ismi nereden geliyor? Sovyet Tarihçisi L. N. Gumilev'in tespitine göre; Ergenekon; 'dik yamaç' demek. Burası; günümüzde Rusya, Çin, Moğolistan, Kazakistan gibi ülkelerin sınırlarının birleştiği noktaya denk düşüyor. . Prof. Gumilev; batı Hunlarının kılıçtan geçirilmesi sonrasında yeni Türk gücünün Ergenekon çevresinde şekillendiğini ve 20 yıl gibi kısa sürede (550-570) İstemi Han'ın Asya'dan Doğu Avrupa'ya kadar olan geniş Avrasya topraklarını ele geçirdiğini belirtir. Bunun ayrıntısını Yabancı Kaynaklara Göre TÜRK KİMLİĞİ isimli son kitabımızda ortaya koyduk. Ergenekon ve bozkurt, mitolojide Türklerin varoluşunu ve dünya egemenliğini sembolize etmektedir. Çünkü; Türkler, Avrasya'yı fethederken tuğlarında bozkurt başlı altın bir alem bulunduruyorlardı. Bunun operasyonla ilgisi nedir? Hükümeti destekleyen Fethullah tarikatine bağlı gazetelere yansıtılan/sızdırılan bilgilere baktığımızda; operasyona Ergenekon adı verilmesi gayet maksatlıdır. Ergenekon, Türk kimliğini anlatan bir semboldür. Bu operasyon; silahlı terör örgütü diye gösterilen yayın kuruluşlarına karşı yapılmıştır. Bu yayın kuruluşları milliyetçi çizgidedirler. Böylece, milliyetçilerin (ulusalcıların) kötü insanlar oldukları gösterilmeye çalışılmıştır. Yani; Türkiye'de olan her terör eylemini milliyetçi ve vatanseverlere yıkarak onları halkın gözünde kötülemek için düzenlenmiş siyasi bir hareket ile karşı karşıyayız. Türkiye'de milliyetçiliği MHP temsil etmiyor mu? Onlar niye yok bu işin içinde? MHP artık milliyetçi değil ümmetçi bir çizgide politika yapmaktadır. AKP'nin ümmetçilik yolunda attığı bütün ciddi adımları bu parti desteklemiş ve böylece AKP ile bir 'Mukaddesatçı Cephe' oluşturmuştur. Daha 1969 kongresinde bile bu partiden milliyetçiler tasfiye edilmişlerdir. AKP ve MHP milliyetçilere niçin karşı çıkıyorlar? Türkiye'deki gerçek milliyetçiler Amerikan emperyalizmine ve Avrupa Birliği'nin Türkiye'yi kendisine yanaşma yapmak isteyen dayatmalarına karşı çıkmaktadırlar. AKP ve MHP ise; Türkiye Cumhuriyeti'nin uzun aşımlı çıkarlarına göre değil, dışarıdan gelen bu yönlendirmelere göre politika yürütüyorlar. MHP, milliyetçi görünmek yerine dindar gözükmek için Türk kimliğine karşı yürütülen uluslararası saldırıyı sineye çekiyor. Ergenekon operasyonunun uluslararası boyutu mu var? Elbette... Bu operasyona hükümeti zorlayan kendi idelojisi olduğu kadar Avrupa Birliği'nden ve ABD'den gelen baskıdır. Türk halkının Amerika'dan nefreti ortadadır. Bu nefret de onun tarihsel Türk kimliğinden ve bu kimliğe bağlılığından güç alıyor. Fethullah Gülen, 2005'te Amerika'dan; 'Türkiye'yi ulusalcılara bırakmayacağız!' diye meydan okurken; aslında bu operasyonun yapılacağını söylemiş oluyordu. Avrupa Birliği; Türkiye'yi kendisinin bir sömürgesi yapmak için; Türk kimliğini yok etmek gerektiğini biliyor. Bu yüzden de MHP ile değil gerçek milliyetçi olan antiemperyalist Atatürkçülerle savaşıyorlar. Başbakanlık tarafından hazırlatılan İnsan Hakları Azınlıklar Raporu da bu işin bir başka işareti olmuştur. Orada; Türk kimliği bir alt kimlik gibi gösterilmek istenmiş; Başbakan Erdoğan da bu fikri savunarak; kurucu kimlik Türk kimliğini sıradanlaştırmaya çalışmıştı. Onun 'Türk demeyelim, Türkiyeli diyelim.' biçimindeki görüşüne de Abdullah Öcalan İmralı cezaevinden destek vermişti. Bu operasyonla hem cumhuriyete bağlı güçler devredışı bırakılacak, hem de Türk kimliği kötülenecekti... (Bu süreci iyi takip etmek isteyenlere Türk Kimliği adlı kitabımızın Kimlik Tartışmaları bölümünü mutlaka okumalarını tavsiye ediyorum. O bölümde, Türkiye'nin başına geçirilmek istenilen çuvalın alt yapısını
ïlhan demir yazıyor 26 Mart 2008 Çarşamba 23:42
orhana
atatürkçü olmak tabiiki suç deyil. suç atatürkü kullanarak her türlüğü rezaleti işlemek, devleti soymak,çete kurmak v.s.bunlar suç.
seyfettin yazıyor 26 Mart 2008 Çarşamba 22:51
ATATÜRK'CÜ OLMAK SUÇSA
Hakaret, küfür, aşağılama vb. ifadeler içeren ve büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmamaktadır. Kriterlerimize uygun olarak yeniden yorum yazmanızı diler, ilginize teşekkür ederiz...
ORHAN 03 yazıyor 26 Mart 2008 Çarşamba 18:50
evet işledi.....
kemal alemdaroglu vatanını satmadı,kemalizm yolunda adımlar atmaya calıştı,atatürk ilkelerini korumaya calıştı,çok ama çok büyük suç işledi,bizide yargılayın o zaman bizde atatürkçü ve laikiz............
büşra kacmaz yazıyor 26 Mart 2008 Çarşamba 17:16