Medya
YORUMLARINIZ
DOLAR ![]() | ||
| Alış | ||
| Değişim | ||
EURO ![]() | ||
| Alış | ||
| Değişim | ||
| IMKB | ||
Karakter boyutu :
TUNCAY'IN GEÇMİŞİNİ BİLEN yazar şaşırmadı
Aydın Doğan'a da BABA der ELİNİ ÖPERDİ
13 Mayıs 2008 / 08:59

Kanaltürk'ün satışı konusunda yaşanan hayal kırıklığını Tuncay Özkan'ın evveliyatını iyi bilen Oray Eğin yazdı. BU ÜLKEDE HERKESİN BİR FİYATI VARMIŞ
HERKESİN BİR FİYATI VAR
Tuncay Özkan’ın Kanaltürk’ünün satışı Türkiye’de yaygın görünen bir gerçeği bir kez daha hepimizin gözünün içine soktu. O da bu ülkede herkesin ama herkesin bir fiyatının olduğu. Aylardır “Biz kaç kişiyiz” diye başlayıp, ardından mitinglere varan laiklik çabaları, ulusalcılık çıkışları, muhalif bir mecra olma çabasından vazgeçmenin bedeli 25 milyon dolarmış demek ki.
Tuncay Özkan, bu ülkede pek çok kurumla beraber Fethullahçılar’la da savaşacağını deklare etmiş bir isim. Profesyonel dünyada her türlü alışveriş olabilir elbette, ama o zaman da insanın altından kalkamayacağı sözler vermemesi gerekir.
Şimdi bu kanalın izleyicileri -sayıları kaç olursa olsun- kandırılmış olmadı mı? Onlara ihanet edilmedi mi?
Doğrusu, Tuncay Özkan’ın kişisel tarihine bakıldığında hiç mi hiç şaşırtıcı değil bu durum.
KİMDİR BU ÜNLÜ GAZETECİ?
Mesut Yılmaz’la ilişkilerinin medyada bulunduğu görevlerde faydasını görmüş, onunla gazeteci-siyasetçi arasındaki mesafe sınırlarını fazlasıyla zorlayan bir dostluk kurmuştu zamanında. Ne zaman ki Yılmaz siyaset sahnesinden silindi ve etkinliği kalmadı, bu Tuncay Özkan için de sonun başlangıcı oldu.
Kendisi, iktidarla yükseldiği için iktidar değişikliklerinde de ilk olarak ondan vazgeçebileceğini kaldıramadı.
Tuncay Özkan’ı en iyi anlatan olay ise bir zamanlar “Baba” deyip önünde eğildiği, elini öptüğü Aydın Doğan’a o gruptan ayrılır ayrılmaz saldırmasıydı. İhanet mi profesyonellik mi, karar size kalmış.
İSTİHBARATLAR ONA AKIYORDU
Benim için en şaşırtıcı olan Tuncay Özkan’ın geçen aylarda Star yazarı Şamil Tayyar’la girdiği polemikti. AKP iktidarına kadar adını duymadığımız Tayyar’ı özellikle Ergenekon kapsamında içeriden istihbarat almakla, dezenformasyonla suçladı Özkan. Çok büyük ihtimalle bu suçlamalarda haklılık vardı, Tuncay Özkan’ın bu sözlerinin üzerinde ciddiyetle durulması gerekiyordu. Ben o zaman hep bu tartışmaları “Kendinden biliyor” diye yorumladım. Çünkü bugün Tayyar’ın yaptığını eskiden Özkan yapıyordu, pek çok istihbarat ona akıyordu.
SIRTINI BAYKAL’A YASLADI
AKP iktidarı, istese kolaylıkla Tuncay Özkan’la da uzlaşabilirdi aslında. Belki ihtiyaç duymadılar, ne de olsa kendi adamları vardı kolaylıkla buralara yerleştirecekleri.
Tuncay Özkan da sırtını Deniz Baykal’a yasladı. Deniz Baykal o kadar çaresiz, o kadar sevilmeyen bir siyasetçi ki kendisine medya gücü olsun diye balıklama atladı Özkan’ın üzerine. Hep beraber Türkiye’de CHP-MHP iktidarı kurulacağı yanılsamasıyla avundular.
Tabii bu arada Tuncay Özkan kendisini solun yeni lideri olarak da sunmaya başladı. Çeşitli yerlerde bu defalarca dillendirildi, o imaj yaratıldı. Ama Baykal’ı kimse deviremedi, Tuncay Özkan ve adamlarının parti içinde genişlemesinin de önünü kesti.
Bu arada Tuncay Özkan hakkında başka başka iddialar da ortaya atıldı. Mesela Ergenekon kapsamında gözaltına alınacağı. İlhan Selçuk’un gözaltına alınmasının ardından epey yaygara kopardı. Yine savaşacağını, pes etmeyeceğini söyledi durdu.
İkna edici miydi, inandırıcı mıydı? Bilmiyorum.
Sadece şunu biliyorum: Kanaltürk’ten uzun zamandır kurtulmak istiyordu Tuncay Özkan. Borçlarını ödeyemez hale gelmiş, kendisini döndürememişti. Daha evvel Ciner Grubu’na da satmaya kalkmıştı, ama incelendiğinde bunun kârlı bir satış olmayacağı anlaşılmıştı.
ÖZKAN BÖYLE BİRİSİ
Koza-İpek grubuna satılması ise manidar. Bir kere Özkan’ın “karşıt cephe”ye koyduğu bir yerden geliyor Koza-İpek. Onlar bu kanalı alarak “laik cephe”ye büyük bir gol attılar. AKP iktidarıyla çok büyüyen “yandaş medya”ya bir halka daha eklendi böylece.
Belki de Tuncay Özkan’ın yeni dönemle ve sistemle uzlaşma ihtiyacının sonucudur bu pazarlıklar. Belki korkmuştur, o gözaltı iddialarından mesela. İnsanız sonuçta, anlaşılabilir bir şey bu. Bu ülkede mücadeleye değmediğini, muhalefete prim verilmediğini düşünmüş olabilir. Hepsi kabul.
Ama bütün bunlar da çok iyi niyetli düşüncelerim benim. Keşke gazetecilik sicilini iyi bildiğimiz Tuncay Özkan için bu kadar insani sebepler geçerli olsaydı.
Bana göre bu satış, Tuncay Özkan’ın kariyeri boyunca yaptığı sözleşmelerin bir devamı, bir uzlaşma işareti. O da böyle birisi, ne yapalım.
HERKESİN BİR FİYATI VAR
Tuncay Özkan’ın Kanaltürk’ünün satışı Türkiye’de yaygın görünen bir gerçeği bir kez daha hepimizin gözünün içine soktu. O da bu ülkede herkesin ama herkesin bir fiyatının olduğu. Aylardır “Biz kaç kişiyiz” diye başlayıp, ardından mitinglere varan laiklik çabaları, ulusalcılık çıkışları, muhalif bir mecra olma çabasından vazgeçmenin bedeli 25 milyon dolarmış demek ki.
Tuncay Özkan, bu ülkede pek çok kurumla beraber Fethullahçılar’la da savaşacağını deklare etmiş bir isim. Profesyonel dünyada her türlü alışveriş olabilir elbette, ama o zaman da insanın altından kalkamayacağı sözler vermemesi gerekir.
Şimdi bu kanalın izleyicileri -sayıları kaç olursa olsun- kandırılmış olmadı mı? Onlara ihanet edilmedi mi?
Doğrusu, Tuncay Özkan’ın kişisel tarihine bakıldığında hiç mi hiç şaşırtıcı değil bu durum.
KİMDİR BU ÜNLÜ GAZETECİ?
Mesut Yılmaz’la ilişkilerinin medyada bulunduğu görevlerde faydasını görmüş, onunla gazeteci-siyasetçi arasındaki mesafe sınırlarını fazlasıyla zorlayan bir dostluk kurmuştu zamanında. Ne zaman ki Yılmaz siyaset sahnesinden silindi ve etkinliği kalmadı, bu Tuncay Özkan için de sonun başlangıcı oldu.
Kendisi, iktidarla yükseldiği için iktidar değişikliklerinde de ilk olarak ondan vazgeçebileceğini kaldıramadı.
Tuncay Özkan’ı en iyi anlatan olay ise bir zamanlar “Baba” deyip önünde eğildiği, elini öptüğü Aydın Doğan’a o gruptan ayrılır ayrılmaz saldırmasıydı. İhanet mi profesyonellik mi, karar size kalmış.
İSTİHBARATLAR ONA AKIYORDU
Benim için en şaşırtıcı olan Tuncay Özkan’ın geçen aylarda Star yazarı Şamil Tayyar’la girdiği polemikti. AKP iktidarına kadar adını duymadığımız Tayyar’ı özellikle Ergenekon kapsamında içeriden istihbarat almakla, dezenformasyonla suçladı Özkan. Çok büyük ihtimalle bu suçlamalarda haklılık vardı, Tuncay Özkan’ın bu sözlerinin üzerinde ciddiyetle durulması gerekiyordu. Ben o zaman hep bu tartışmaları “Kendinden biliyor” diye yorumladım. Çünkü bugün Tayyar’ın yaptığını eskiden Özkan yapıyordu, pek çok istihbarat ona akıyordu.
SIRTINI BAYKAL’A YASLADI
AKP iktidarı, istese kolaylıkla Tuncay Özkan’la da uzlaşabilirdi aslında. Belki ihtiyaç duymadılar, ne de olsa kendi adamları vardı kolaylıkla buralara yerleştirecekleri.
Tuncay Özkan da sırtını Deniz Baykal’a yasladı. Deniz Baykal o kadar çaresiz, o kadar sevilmeyen bir siyasetçi ki kendisine medya gücü olsun diye balıklama atladı Özkan’ın üzerine. Hep beraber Türkiye’de CHP-MHP iktidarı kurulacağı yanılsamasıyla avundular.
Tabii bu arada Tuncay Özkan kendisini solun yeni lideri olarak da sunmaya başladı. Çeşitli yerlerde bu defalarca dillendirildi, o imaj yaratıldı. Ama Baykal’ı kimse deviremedi, Tuncay Özkan ve adamlarının parti içinde genişlemesinin de önünü kesti.
Bu arada Tuncay Özkan hakkında başka başka iddialar da ortaya atıldı. Mesela Ergenekon kapsamında gözaltına alınacağı. İlhan Selçuk’un gözaltına alınmasının ardından epey yaygara kopardı. Yine savaşacağını, pes etmeyeceğini söyledi durdu.
İkna edici miydi, inandırıcı mıydı? Bilmiyorum.
Sadece şunu biliyorum: Kanaltürk’ten uzun zamandır kurtulmak istiyordu Tuncay Özkan. Borçlarını ödeyemez hale gelmiş, kendisini döndürememişti. Daha evvel Ciner Grubu’na da satmaya kalkmıştı, ama incelendiğinde bunun kârlı bir satış olmayacağı anlaşılmıştı.
ÖZKAN BÖYLE BİRİSİ
Koza-İpek grubuna satılması ise manidar. Bir kere Özkan’ın “karşıt cephe”ye koyduğu bir yerden geliyor Koza-İpek. Onlar bu kanalı alarak “laik cephe”ye büyük bir gol attılar. AKP iktidarıyla çok büyüyen “yandaş medya”ya bir halka daha eklendi böylece.
Belki de Tuncay Özkan’ın yeni dönemle ve sistemle uzlaşma ihtiyacının sonucudur bu pazarlıklar. Belki korkmuştur, o gözaltı iddialarından mesela. İnsanız sonuçta, anlaşılabilir bir şey bu. Bu ülkede mücadeleye değmediğini, muhalefete prim verilmediğini düşünmüş olabilir. Hepsi kabul.
Ama bütün bunlar da çok iyi niyetli düşüncelerim benim. Keşke gazetecilik sicilini iyi bildiğimiz Tuncay Özkan için bu kadar insani sebepler geçerli olsaydı.
Bana göre bu satış, Tuncay Özkan’ın kariyeri boyunca yaptığı sözleşmelerin bir devamı, bir uzlaşma işareti. O da böyle birisi, ne yapalım.
Yorumlarınız
HELAL TUNgaY
Sana helal olsun çocuğum.nasılda dizlerinin üstünde ellerini bağlamış oturuyorsun fethullah hocanın dizlerinin dibinde..Biliyon kerata nerede ne zaman nemalanacağını.afferin sana. Demirel babanmıydı seni eğiten yoksa baykal emminmi...TunGay sen harika bir topaç,süratli bir frıldaksın..komiksin ve eminim sena arka çıkanlarda gözleri düşmanlık ve kinle dönmüş ulusalcı dallamalardır...her şey çok açık ve net görülüyor fırıldaklar ekibi.
UĞUR HOCA yazıyor 14 Mayıs 2008 Çarşamba 23:16
sen kaç parasın
herkesin bir fiyatı olduğunu söylüyorsun peki sen kaç parasın sen o zavallı kafanı hiç yorma biz gerçek ulusalcılar olarak TUNCAY ÖZKANın yanındayız. sen kıskançlıktan kudurmuş gibi saldır. önce kendi geçmişine bak SATILMIŞ
belgintan yazıyor 14 Mayıs 2008 Çarşamba 19:26
şükür
çok konuştun, çok didindin, her kılığa girdin,ama olmadı şükür kurtulduk.
Hamza gökdelen yazıyor 13 Mayıs 2008 Salı 22:03
.
O herkesin elini öper hatta yalar yeterki çıkarı olsun...
HAYDAR.. yazıyor 13 Mayıs 2008 Salı 21:42
daha karpuz keseceğiz ama..
puhhhaa .. beter olun beyni satılmışlar.. bu ülke sizden mi ibaret sanıyorsunuz sizi aldanmışlar.. siz bağırp çağırmaktan sağa sola küfretmekten başka bir halta yaramazsınız.. siz en iyisi mi kaç kişisiniz onu sayıp durun.
yahya yazıyor 13 Mayıs 2008 Salı 20:58
laf mı şimdi bu?
bu seferde akp için kolları sıvar. kese açık olunca satılık adam da çok olur baba diyeceğin müsvettelerde.
asu yazıyor 13 Mayıs 2008 Salı 09:58
Emin'in...
Bu arada da Emin'in fiatınıda öğrensek de bu işi de bitirsek.)))
ierg yazıyor 13 Mayıs 2008 Salı 09:53
laf mı şimdi bu?
bundan sonrada akp için kolları sıvar. kese açık olunca satılık adam da çok baba diyeceğin müsvetlerde.
asu yazıyor 13 Mayıs 2008 Salı 09:15
DİĞER BAŞLIKLAR

Haberin olsun























