DOLAR ![]() | ||
| Alış | ||
| Değişim | ||
EURO ![]() | ||
| Alış | ||
| Değişim | ||
| IMKB | ||
Hayrunnisa Hanım'ın dişi mi ağrıyor

Ruhat MENGİ/Vatan
Hayrunnisa Hanım'ın dişi mi ağrıyor
Yazınca kızıyorlar biliyorum ama aynı görüntü Tansu Çiller, Semra Özal, Rahşan Ecevit veya Berna Yılmaz’la ilgili olsa onlar için de aynen yazardım, bunu da bildiğim için kimse kusura bakmasın.
Nitekim Çiller’in kıyafet modellerini tıpatıp, eksiksiz Prenses Diana’nın modellerinden kopya ettiğini de fotoğraflarıyla haber yapmıştım, kendisi hatırlayacaktır.
Hayrünnisa Gül’ün Kraliçe Elizabeth için verilen yemekte giydiği kıyafet gayet şık. Renkler de, model de ustaca seçilmiş, zarif hiç diyecek bir şey yok.
Gel gör ki yine “sadece saçlarımın tek telini göstermeyeceğim” diye kafasına sarıp sarmaladığı türban “dişi ağrıyormuş” da onu sıkıca bağlamış görüntüsü veriyor.
“İnancım için kapatıyorum” görüşüne saygı duyuyorum velakin din uzmanları “Kur’an indiğinde Arap kadınlarının başında örtünün zaten bulunduğunu ama uçlarını arkaya sarkıttıklarını, Kur’an’ın sadece bu uçları öne alarak yakaların üstüne inmesini önerdiğini” söylüyorlar.
Eğer türban konusu koca bir ülkenin siyasetini kilitleyecek kadar önemli, dinin (öyle olmadığı da sık sık anlatılmakla birlikte) olmazsa olmaz şartı olarak öne sürülüyorsa o zaman en azından Kur’an’da belirtildiği haliyle uygulanmalı değil mi? Özellikle de toplumun türbanlı kesimine model oluşturacak şekilde ortaya çıkan siyasetçi, lider eşleri tarafından.
Bu türban yakanın üstüne inmiyor. Nur Suresi’ne uyarak takıldığı halde Ahzap Suresi’nin “vücut hatlarını göstermeyecek, rahatsız edici bakışlardan veya olaylardan kaçınmak üzere bol, vücut hatlarını saklayan dış giysi” tarifine hiç uymuyor.
Yani sözün özü; istenen ayetlere uyuluyor, istenmeyenler unutuluyor.
“Herkes istediği kadarına uysun” demek lazım elbette ama o zaman herkes “az dindar-çok dindar” ayırımını da türbana bakarak yapmasın. Türban dayatması ile ülkeyi bölmesin de demek lazım. Haksız mıyım?
Bu soruyu soruyorum, çünkü İngiltere’nin en önemli gazetelerinden The Times, Hayrünnisa Gül’ün “İslâmi giysi kullanan ilk first lady” olduğunu yazdıktan sonra “Türban Türk siyasetinde en çok tartışılan konulardan biri olmayı sürdürüyor” demiş.
Neredeyse tüm Arap ülkelerinin lider eşlerinden de daha çok İslâmi giysi kuralına Türk lider eşleri uyuyor ve The Times’ın da vurguladığı gibi türban Türk siyasetinin en çok tartışılan konusu, hatta siyaseti kilitleyen bir simge haline geliyorsa, toplum türban üzerinden düşman kutuplara ayrılıyorsa o zaman “sadece türbanı seçiyorum, tesettürün geri kalanına uymuyorum” diyenlerin samimiyetinden esaslı şekilde şüphe etmek gerekir.
Bunun “altı blucin ve tünik üstü türban” kıyafetlerden farkı yoktur.
Olay budur.

Haberin olsun























