Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Çuval olayı, tezkerenin intikamı

Ergenekon sanığı Muzaffer Tekin'in evinde bulunan raporlara göre ABD, 1 Mart'ın intikamını aldı.
08 Ağustos 2008 / 00:04
Cuval-olayi-tezkerenin-intikami

Süleymaniye’de Türk Özel Kuvvetleri’ne mensup 11 asker ile 13 sivilin ABD kuvvetlerince tutuklanması ve başlarına çuval geçirilerek sorgulanması olayına ait bir belge de, Ergenekon İddianamesi’nde yer aldı.

Çuval olayı ve sonrasında Türkiye’nin Kuzey Irak ve ABD politikasını analiz eden iki ayrı rapordan oluşan belgeler iddianameye ’gizli ibareli askeri doküman’ olarak konsa da, üzerlerinde hiçbir üst yazı, sayı numarası, paraf, isim, imza veya damga ve yer bulunmuyor... 

Ergenekon İddianamesi belgeleri arasında, 4 Temmuz 2003’te Süleymaniye’de yaşanan, Türk askerlerinin başına çuval geçirilmesi olayına ilişkin son derece ilginç iki rapor da çıktı. Sanık Muzaffer Tekin’in evinde bulunan ’Süleymaniye Olayının Değerlendirilmesi’ ve ’Süleymaniye Olayının Sonrası Türkiye’nin Kuzey Irak Politikası ve Amerika’ başlıklı raporlar, ’gizli ibareli askeri döküman’ notuyla dosyaya ekledi. Süleymaniye olayından 4 gün sonrasını gösteren, 10 Temmuz 2003 tarihli ilk belgede herhangi bir üst yazı, sayı numarası, altında bir paraf, isim, imza veya damga yer almıyor. İkinci belgenin altında ise Kurmay Albay Ali Er adına paraf açıldığı, ancak belgenin imzalanmadığı görülüyor. Bu haliyle belgeler hazırlık aşamasındaki ’taslaklar’ izlenimi veriyor.

1 MART'I İHANET GÖRDÜLER
İkinci belgedeki bazı ifadeler şöyle: "1 Mart 2003 tarihinde TBMM, hükümetin sunduğu ikinci tezkereyi geçirmemiş ve bu durum Amerikan tarafınca (daha önce bu tür bir ’Hayır’ ile karşılaşmadıkları için) ihanet olarak algılanmış ve Türkiye, Amerikan halkına, adeta Saddam’ın bir müttefiki olarak empoze edilmiştir. Türkiye’nin ABD’ye hayır demesinin Amerika açısından bölgeye ilişkin politikalarını temelden sarsabilecek tehlikeler içerdiği ve bu nedenle de ABD tarafından sert tepki verildiği değerlendirilmektedir. Çünkü Amerika açısından Türkiye’nin onurlu tutumunun AB’de doğurduğu sempatiden daha önemlisi, bu tutumun Arap sokaklarında nasıl karşılandığıdır. Türkiye’nin tutumu Arap aydınlarına ’Keşke Türkelerin idaresi altında başımız dik yaşasaydık’ dedirtecek kadar Arap dünyasında olumlu yankı bulmuştur."

TÜRKİYE'NİN ONURU KIRILDI
’Süleymaniye Olayının Değerlendirmesi’ başlıklı belge ise özetle şöyle:

1. DURUM:
04 Temmuz 2003 Cuma günü, Irak’ın Süleymaniye şehrinde görevli bulunan Özel Kuvvetler Komutanlığımıza mensup 3 subay ve 8 astsubayımız, Amerikan eskeri tarafından çalışmakta oldukları Irak Türkmen Cephesi’ne ait binadaki bürolarında gözlem altına alınmış, elleri kelepçelenmiş, başlarına çuval giydirilmiş ve binada bulanan 13 siville birlikte önce Kerkük’e götürülerek sorgulanmışlar, bilahare Bağdat’ta bir cezaevine konulmuşlardır. Askerlerimiz iki ülkenin siyasi ve askeri makamları arasında yapılan uzun ve karmaşık görüşmeleri müteakip, gözlem altına alınmalarından 60 saat sonra serbest bırakılmışlardır. Bu eylemle Türk devletinin, ulusunun ve TSK’nın onuru kırılmış, Türk-Amerikan ilişkileri derin bir yara almıştır.

Ya bendensin ya karşıda
2. İNCELEME:
11 Eylül 2001 tarihinde Amerika’ya yapılan saldırılar Amerikan yönetimini önce sarsmış, ancak aynı zamanda altın tepsi içinde fırsatlar da sunmuştur. Amerika, terörizmle mücadele kisvesi altında, dünya egemenliğini daha da perçinlemek için yeni bir strateji geliştirerek tüm dünya ülkelerine ’Ya benim tarafımda ya da karşımdasın, tarafsız kalmak opsiyonun yoktur’ dayatmasında bulunmuştur. Bir aşiretin yalan ihbarıyla, o aşiret karşıtı onlarca kişi Taliban/El Kaide mensubu diye öldürülmüştür. Kısaca plan, istikrarsızlıktan milli menfaat elde etmektir. Afganistan’da olduğu gibi Irak’ta da ’Nihai Durum’ (End State) belirlenmemiştir.

TSK’yı hedef aldılar
(1 Mart tezkeresinin ardından) İleriyi düşünerek Türk hükümetini karşısına almak istemeyen Amerikan yönetimi, Wolfowitz (Paul) ve Grossman’ı (Mark) kullanarak TSK’yı suçlamıştır. Amerikan yönetimi, gerek içteki ve gerekse özellikle AB’den gelen TSK’yı sindirme ve zayıflatma politikasının gelişiminden en iyi şekilde istifade etmiştir. Hükümet yerine TSK’ya yüklenmiştir.

3. DEĞERLENDİRME:
Bugün gelinen süreçte esasen Amerika’nın Irak’ta Türk askerine ihtiyacı vardır. Ancak Şahinlerden oluşan Pentagon yetkilileri bu durum için koşulların oluşmasını, Türkiye’nin her isteklerine gözü kapalı evet diyecek duruma gelmesini beklemekteydiler. Süleymaniye olayı Amerikan yönetiminin bir politika değişikliğine gittiği kuşkusunu akla getirmektedir. Bunun iki nedeni olabilir: 1. Kısa vadede Türkiye’ye ihtiyacı yoktur. 2. Veya Irak’ta Amerikan kurallarına mutlak itaat edecekse Türkiye’yi ihtiyacı olabilir.

Bizzat yönetimin işi
Harekát eğer yerel komutanın inisiyatifiyle yapılmış oysaydı, askerlerimiz Kerkük’e ve oradan Bağdat’a götürülmezler ve Süleymaniye’de olaydan birkaç saat sonra serbest bırakılırlardı. Tutsaklığın 60 saat sürmesi ve daha sonra Amerikan Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Richard Boucher’in olayın ’Bu askerlerin bazı rahatsız edici faaliyetlerine ilişkin haberlerden kaynaklandığını’ açıklaması, harekátın yönetimin emriyle icra edildiğini ortaya koymaktadır.

Ne düşmanız ne tam dost
Olayın aşağıdaki nedenlerden dolayı icra edildiği değerlendirilmektedir: Türkiye, Amerika’nın ihtiyaç duyduğunda kendisinden kısmen istifade edebileceği bir ’Karşı tarafta bulunan devlet’ statüsündedir. Yani ne tam düşman ne tam dost; ikisinin karışımı. Amerika’ya göre; Türkiye savaşta koalisyon tarafında olmadığı halde Irak’ta askeri güç bulundurmakta, milli menfaatleri kendisininki ile çatışmakta, bir anlamda Amerika’ya meydan okumaktadır. Müttefiki de olsa bir ultra-süper gücün böyle bir davranışı kabullenmesi beklenmemelidir.

Hedef TSK’yı sindirmek
Tezkerenin geçmesine katkı yapmadığına inandığı TSK’nın ve dolayısıyla Türkiye’nin iç ve dış kamuoyunda itibarını kırmak ve sinmesini sağlamak, Türkiye’nin Türkmenlere yardım etmesini imkansız hale getirmek, Türkmenleri sindirmek, PKK/KADEK terör örgütüne ’Biz istemedikten sonra Türkiye size dokunamaz’ mesajı vererek, örgütün Amerika’nın çıkarları doğrultusunda hareket etmesini temin etmek, İran’a, gerektiğinde Türkiye’ye karşı kullanmak (istemektedir). Zayıf bir olasılık da olsa Talabani veya Barzani tarafından, direnişin Türk Özel Timleri kanalıyla organize edildiği şeklinde ikna edilmiş olabilir.

Üç alternatifimiz var

Türkiye’nin üç hareket tarzının olduğu değerlendirilmektedir.


1 - Irak’ta aynı koşullarda askeri güç bulundurmaya devam etmek. Birinci Hareket Tarzı uygulandığı takdirde, Süleymaniye olayından daha vahim bir olayla karşılaşma tehlikesi vardır. Örneğin Amerikan hava unsurları, taburlarımızın bir devriyesini veya gözetleme postasını kendilerine göre bir terör örgütü mensupları zannederek bombalayabilirler.

2 - Askerlerimizi hemen veya kısa bir süre sonra çekmek. İkinci hareket tarzı itibarımızın çok daha fazla kırılmasına neden olur. Korkaklıkla itham ediliriz. Halkımızın güvenini kaybederiz.

3 - Amerika ile işbirliği içinde askeri güç bulundurmaya devam etmek. Üçünçü hareket tarzı; mevcut durumda uygulamamız gereken en iyi hareket tarzıdır. Koşullar olgunlaştığında, iç ve dış kamuoyuna yönelik psikolojik harekát uygulamayı müteakip askeri gücümüzü kademeli olarak çekebiliriz. Onurlu bir davranış olur.

4. SONUÇ:
Süleymaniye olayının Amerikan yönetiminin veya sadece Pentagon yetkililerinin emirleriyle gerçekleştirildiği değerlendirilmektedir. Olayın ardından hükümetin pasif bir politika izlemesi, Cumhurbaşkanı’nın ise beş gün sonra ve basında kendisine yönelik suçlamaları müteakip tepki vermesi, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin bugünkü sıkıntılı durumunun en açık izahıdır. Bu durumda TSK olarak bir bütün halinde, tek merkezli, ancak çok katılımlı koordineli bir çalışma ortamı oluşturarak proaktif stratejiler ve bunları uygulayabilecek rasyonel hareket tarzları üretmek zorunda olduğumuz gerçeği de ortaya çıkmıştır.

Hürriyet








astsb,ya, askerlik şekilli gösteriş değilmi arkadaş
senin rambo filmlerini kaçırmadığın anlaşılıyor...özel eğitimden geçirilen kuvvetler özel görevlerde başarı şansı olur genelde cephe gerisinde düşman hedeflerine sızıp yok etme ele geçirme gibi... bir binada etrafı sarılmış kuvvet özel olsa ne olur olmasa ne olur.. senin o özel kuvvetlerin kendilerini koruyamadığı gibi basit örgüt militanı kadar bile olamadılar karargahlarındaki belge ve dökümanları imha bile edemeyip düşmanın eline geçmesine vesile oldular özel kuvvetlermiş yüzyüze çarpışmada hiç bir kıymeti harbiyesi olmaz..hem karşındakiler bilmeden rast gele böyle bir eylem gerçekleştirdiğinimi zannediyorsun her şey bilinçli olarak yapıldı hem ülkemiz aşağılandı hemde bize güvenen bölge halkının direncini kırmaktı amaç kırdılarda en ufak bir mukavemet gösterilmesi halindetaş taş üstünde brakmazlardı başta gen kurmayın olmak üzere oturur seyrederdik tabi görüntüleri basına verirlerse
zeki gedikoğlu yazıyor 08 Ağustos 2008 Cuma 23:59
özel kuvetler
arkadaşlar yorum larınıza bakıyorum da bazı arkadaşlar hükümete bazı arkadaşlar tsk yı suç luyo am o çuval olayın da baslarına cuval gecırilen askerler özel kuvet bordo berelılerdir orda 45 amerikalı asker ve 11 tane bordo berelı vardı o zaman başların da ki subay izin vermedi ve çuval geçirmelerine ses çıkarmadı eger başların da ki subay izin ver seydi orda ne 45 amerikalı asker kalırdı ne de bi başkası en kötü ihtimal de ordaki binanın altın da kilolarca patlayıcı vardı en kötü ihtimal orayı havaya ucurur lardı ve olay bitik ten sonra amerikalı subay ordaki askerlerin bordo bereli oldugunu ögrenın ce genel kurmayı arayarak tesekür etmiştir askerlerinizin anlayuısın dan dolayı askerlerimizi sagsalim evlerine yoladılar diye.. sade cxe bilginiz olması acıcın dan yazdım ben de tsk da görevliyim ne mutlu türküm diyene
astsby yazıyor 08 Ağustos 2008 Cuma 22:58
çok güzel yazı
zeki gedikoğlu vatandaş harika yazmış konuşup duruyoruz büyük ülke türkiye büyük ordumuz var falan kendi slahımızı üretemediğimiz müddetçe bir hiçiz ordumuzla devletimizle... kendi silahımızı yapma hususunda hang komutan bugüne kadar tek laf etti ... hikaye ama millet kuran kursu açıp ta dinini öğrenmeye kalkınca ağıza gelen söyleniyor.bi de daha bu nilletin en çok güvendiği kurum ordu gürcistan gibi savaşa girersek o zaman görürüsünüz ordunun güçlü mü güçsüz mü olduğunu...bu ülkede genelkurmay başkanı bile milli silah üretimine gereken hassasiyeti göstermiyorsa biz neden gösterelim...savaş çıkarsa alırım biletimi doğru avrupaya... burda ahkam kesenler hükümran olanlar saavaşsın...
vatan sever yazıyor 08 Ağustos 2008 Cuma 21:46
barış kardeş yerden göğe kadar haklısın
yahu bu ülkede askerler hükümetin emrindemi olmadığımı sağır sultan biliyor...peki süleymaniyede görev yapan asker direkt olarak nereye bağlı hükümetemi elbette değil bu olayda niye hükümet suçlanır anlamıyorum sıkıyorsa karşı koyup direnseydiniz bu yaptığınızdan dolayı bu ülkede sizin kulağınızı çekecek güç varmı yok o halde... bu ülkede askere söz geçirebilecek güç yok ama amerikada var değilmi sahte kahramanlar süleymaniye olayında koskoca gibi kelimelerle ifade ettiğimiz tsk hiç birşey yapamazdı yapamadıda neyle yardım edecek hangi helikopterler ile hangi uçaklar ile bir düşünün abd nin modası geçmiş silahlarıyla abd,ye kafa tutacağız öylemi..kuzey ırak üzerinde uçmaya yeltenen uçaklarımızın ekranları awac,lar tarafından karartılıyor ve şu mesaj veriliyor derhal geri dönmezseniz motorlarınızıda durdururuz..türk ordusu güçlüdür safsatasını bi geçelim eğer amerikanın çıkarlarına ters hareket etmediğimiz müddetçe güçlüyüz bu ordu ancak amerikanın yanında savaşabilir karşısında asla düşmanını vurabilecek silahı olmuyan ordunun gücü ancak halkına geçer bazılarının zoruna gidecek ama ne yapalım gerçek bu
zeki gedikoğlu yazıyor 08 Ağustos 2008 Cuma 20:51
durun daha siz
bu bastakiler oldukca daha Turkiyeden ne intikamlar alinacak. Daha bunlar sadece bir baslangic
faithless yazıyor 08 Ağustos 2008 Cuma 20:21
bizde intikamimizi aldik ya
kargalar pardon kurtlar vadisi dizisinde rol icabida olsa bizde amerikan askerine cuval gecirdik ya oh canima degsin simdi bir bir,elin yabancisi bize icraat yapar biz rol yapar ödesiriz.
halkci yazıyor 08 Ağustos 2008 Cuma 19:59
bişey yapamayız
Millet olanları akp ye atıyorda bide şöle bişey var siz orda askerlerimize emir vererek ölümüne direndirebilirdiniz , amerikan conolarını dagıtırdı bir avuç kahramanımız , ha ordanda sag çıkamasalarda onurlarıyla ölürlerdi , böyle olsa bu milletimizin sonu olurdu , hangi teknolojiyle ABD ye kafa tutacagız burasını düşünmeden atlayamazsınız , paşamın dedigigibi barış zamanında terdökmeyen savaş zamnında kan döker,, bunu yaşarız biz uyuduk almanların eski tankı m47 lerlemi abd nin ampris tanklarına kafatutacagız , uyumanın bedelini adama böle ödetirler de sesibile çıkmaz nehallere düştük vah halimize,, manyak manyak şeylerle ugraşmayı keselimde gecegündüz şu ülkemiz için çalışalım , eger butoprakların çatısı yıkılırsa hepimiz bunun altında kalırız ,,
barış yazıyor 08 Ağustos 2008 Cuma 19:43
politika
arkadaslar görüyorumki dökötürmussunuz yine.unutdugunuz birsey var ama politika denen sey bu iste yat kalk sürün.ama bize kalsa allahina kadar savasiriz o yüzden bizim gibilerin meclisin kapisindan iceriye sokmazlar
kerem yazıyor 08 Ağustos 2008 Cuma 19:28
herşeye rağmen
1 mart tezkerisi Türkiyenin amerika karşısında ne kadar onurlu bir millet olduğunu bütün dünyaya göstermiştir.Bu topraklarda yüzyıllarca hükmeden Türkler bu topraklar sahipsiz değil dedirtmiştir dünyaya. Çuval olayı ise nekadar Türk milleti için onur kırıcı olsada amerikanın aslında bir şov yaptığı ve eliden sadece askerlerimizi gözaltına alması gelmektedir. Eğer zaten bizim ülkemizi ele geçirmek isteselerdi şimdiye kadar geçirirlerdi peki neden hala daha ülkemizi ele geçiremiorlar neden bize diş geçiremiorlar. Çünkü bu onurlu millet en zor anında tek yürek tek bilek olduğu için.Sadece parayla üzerimizde hüküm kurmaya çalışıyorlar ama inanıyorumki müslümanlık anlayışı tekrar hükmedecek ve bütün pislikleri temizliyecektir.Çanakkaledeki onbaşı saitin kaldırdığı yaklaşık 250 kg ağırlığındaki top mermisi gibi tekrar kabus gibi onların yüreğine düşecektir. Saygılarımla...
_outlandish_ yazıyor 08 Ağustos 2008 Cuma 19:06
benim ismim profi
büyük konusmak iyi deyil ama, orada ben olsaydim iyice bir düsünürdüm ve kararimi verirdim. sonucu beli. Ya Allah Ya Muhamed....::::::::::::::::::
profi levent yazıyor 08 Ağustos 2008 Cuma 16:52
geçin bunları
kafaya o çuval geçirilirken ormanlarımız yanarken kül olurken (ki birilerini tahsis edildiği için ormanlar maden çıkarmak için yakıldı ) RTE nin yüzünde tatlı bir tebessüm içten bir gülümseme bir huzur var dikkat ettinizmi bunlar devlet düşmanı millet düşmanı ama ........... halkı anlamak mümkün değil demekki bu halk bi çuval kömüre her şeyini satacak pkk lılarla bile iş birliği yapcak ne haliniz varsa görün
çakır yazıyor 08 Ağustos 2008 Cuma 10:17
Hilmi Özkök'e laf atan. ..... .....
Bu kadar da olmaz, nasıl Hilmi Özkök'ü karalayabilirsin böyle, saygısız adam. Gelmiş geçmiş en iyi komutanlarımızdan biridir! Tabi senin değil.
Yavuz Demir yazıyor 08 Ağustos 2008 Cuma 10:11
ya sev ya terket
akp ile yeni cuvallara hazır olun.
.. yazıyor 08 Ağustos 2008 Cuma 09:17
yuh yani.
orda kafalarına çuval geçirilen askerlerden biri olacağıma, hiç olmazsa kafama bir mermi sıkar, o conilerin hakaretlerine maruz kalmazdım. orda görev yapan askerler ve yetkililer bahane bulup işin içinden çıkmaya çalışmasınlar. bu olay türk milletini bütün dünyaya rezil rüsva etmiştir...
bahadirsubatay yazıyor 08 Ağustos 2008 Cuma 08:39
Kim peki.!
Çuval geçirilmesine sebeb olan kim, Kim Ataş etmeyin sakın, teslim olun diyen ve dedirten kim.! Hani şu hükümetle aramız şiir gibi diyen biri..!Hatırlamadınızsa söyleyeyim: Hilmi ÖZKÖK
BzG yazıyor 08 Ağustos 2008 Cuma 08:18
sadece bir cözüm var
sapiklarla sapik olacaksin
profi levent yazıyor 08 Ağustos 2008 Cuma 06:44
torba
onlarin taktigi, unmayan zamanda bir sey yapmak. kursun gecirmeyen yelek giyip, amerikan kosolosluna bir arama baskini yapalim. nedeni su " süpeli durum var". bak nasil sok oluyorlar. gerisini onlar anlar.
profi levent yazıyor 08 Ağustos 2008 Cuma 06:40
orda kafama cuval
gecirtecegime elin itine, kafami kendi elimle koparirdim daha iyi. yuh olsun sizin durum degerlendirmenize ebabil kuslari diski biraksin. helal olsun Iran sana. bizden bin kat daha serefli bir yonetimin var. Turkiye'nin yapmasi gereken amerika'ya ''ya iraktan defol ya da sana savas acariz'' demekti. buyuk devlet boyle olunur iste lafla degil. boyle bir milletin var ki dunyanin en mukemmel halkidir, serefsiz korkak yonetimlerle abd'li gibi adinin adisi bir millete ezdiriyorsun. kurdu kediye bogduruyorsun. yuh olsun yuhhhhhhhh. Ne mutlu Turk'um diyene!
can yazıyor 08 Ağustos 2008 Cuma 06:03