Karakter boyutu :
Büyükanıt'ın veda konuşması
Görevini Başbuğ'a devreden Yaşar Büyükanıt: BÜYÜK İŞLER YAPTIĞIMI İDDİA EDEMEM
28 Ağustos 2008 / 19:23

Orgeneral Büyükanıt, Genelkurmay Karargahı'ndaki devir-teslim töreninde yaptığı konuşmada, yurda ve ulusa hizmet yarışında gururla ve onurla teslim aldığı bayrağı, hizmet süresi boyunca daha ilerilere taşıyıp devredeceği bilinciyle bugünlere ulaşmanın mutluluğunu yaşadığını ifade etti.
Türk Silahlı Kuvvetlerinin (TSK) tüm mensupları gibi kendisinin de Ulu Önder Atatürk'ün hedef olarak gösterdiği çağdaş, laik, demokratik ve sosyal Türkiye idealinden sapmadan ilerlerken, ulus aşkı ve görev bilinciyle bu hedefe doğru attığı her adımın yaşadığı yorgunlukları ve çektiği sıkıntıları da unutturduğunu belirten Orgeneral Büyükanıt, ''Gelecekte daha rahat ilerlemeye imkan sağlayacak yollar açmak için elimden gelenle yetinmeyip daima daha iyisini yapmanın gayreti içinde oldum'' dedi.
Terörle mücadele, TSK'nın modernizasyonu ve eğitimi alanında çalışmalarını yoğunlaştırdığını, bu çalışmalarla TSK'nın tüm yeniliklere kısa zamanda kavuşmasını amaçladığını belirten Orgeneral Büyükanıt, ''Bu yapıya ulaşmak isterken yeniliklerin beraberinde getirdiği değişim ve gelişimin akıntısına kapılıp sürüklenmenin önüne geçilmesi gerektiğini ısrarla vurguladım. Akıntıya karşı yerimizde durma şansımız olmadığına göre ileriye gitmenin akılcı şartlarını bulmamız konusunda çalışmaların teşvikçisi ve destekçisi olmak için gayret sarfettim'' diye konuştu.
''BÜYÜK İŞLER YAPTIĞIMI İDDİA EDEMEM''
Biçimlerin içine sıkışıp kalmak yerine Atatürkçü düşünce sisteminin özünde yer alan ''devrimcilik'' ilkesinin itici gücüyle geleceğe emin adımlarla ilerlemek için uğraştığını söyleyen Orgeneral Büyükanıt, şunları kaydetti:
''Bu saydıklarıma bakıp büyük işler yaptığımı iddia edemem. Ben ulusuma hizmet etme gayesiyle görevimin omzuma yüklediği sorumluluğun gereklerini yerine getirmeye gayret ettim. Bireysel performanstan çok ekip performansının başarısının önemine inanarak hareket ettim.
Uzun meslek yaşantım boyunca Silahlı Kuvvetler'in mensubu olarak çeşitli rütbelerde soğuk savaş dönemini, Varşova Paktı'nın ve Sovyetler Birliği'nin dağılmasını, tek kutuplu ve yeni dünya düzeni arayan dünyayı, küreselleşme ve bölgeselleşme tartışmalarını, Körfez savaşlarını, Irak'ta ve Afganistan'da meydana gelen gelişmeleri, 11 Eylül saldırılarını, nükleer silahlanma çabalarının yeniden canlanmasını ve Orta Doğu'da yaşanan olayları gördüm. Bugün de hep birlikte bunların etkilerini görmeye devam ediyoruz.
Her alanda önüne geçilmez bir şekilde esmeye başlayan değişim fırtınasının alışılagelen tüm parametreleri sarstığını ve sürükleyip götürdüğünü biliyoruz. Bu fırtınaya hazırlıksız yakalanan ülkelerin çok ciddi sorunlarla karşı kaşıya olduğunu düşünüyorum.
Üzerinde yaşadığımız dünya tarih boyunca pek çok değişime sahne olmuştur. Dünyada meydana gelen politik, ekonomik, askeri ve sosyal değişimler, paradigma kaymaları, anlık değişimler gibi değil bir süreç içinde ve genellikle yavaş olmaktadır. Bu yavaş değişimi zamanında algılayamayan ülke ve kurumlar, kendilerini, sadece ortaya çıkan resimde iradeleri dışında dayatılmış bir rolün aktörü olarak bulurlar. Bunu yalnız tarihte değil yaşadığımız günlerde de gördük ve görüyoruz. Gürcistan'daki olaylar da bunun bir örneğidir.''
''TEHDİT ALGILAMALARINDA DA BİR GENİŞLEME''
Güvenlik bağlamında değerlendirmeler yapılırken güvenlik güçlerinin yeteneklerine bugünün şartlarıyla bakmanın sağlıklı sonuçlar vermeyebileceğini belirten Orgeneral Büyükanıt, teknoloji alanındaki gelişmelerin her geçen hız kazandığı bir süreçten geçildiğini söyledi.
Bu hızlı gelişimin güvenliğe ve güvenlik sistemlerine de etkisinin olduğunu anlatan Orgeneral Büyükanıt, ''Bu etkileri dikkate alarak bugünü değerlendirmemiz, geleceği iyi yorumlamamız ve projeler geliştirmemiz gerekiyor'' dedi.
''Ülkemizin çok yönlü bir tehdit ortamında olduğunu da hesaba katarak güvenlik bağlamındaki öngörülerimizi 2025, 2050'lere bakıp geliştirmek durumundayız'' değerlendirmesinde bulunan Orgeneral Büyükanıt, sözlerini şöyle sürdürdü:
''Uluslararası alanda güvenlik ortamının son derece değişken ve öngörüleri zorlaştıran bir hal aldığı günümüzde, dünyanın en hassas bölgelerinin birinde, etrafı istikrarsızlıklarla dolu bir coğrafyada yer alan ülkemizin tehdit algılamalarında da bir genişleme olduğu bilinen bir gerçektir.
Bölgesel ve etnik çatışmalar, siyasi ve ekonomik istikrarsızlıklar, refah seviyelerinin arasındaki dengesizlik, kitle imha silahları ve uzun menzilli silahların yaygınlaşması, kökten dincilik, yasa dışı göç, uyuşturucu ve her türlü silah kaçakçılığı, uluslararası terörizmi besleyerek tehdit kavramının genişlemesine sebep olmuştur.
Ekonomik ve politik çıkar çatışmalarının ortasında laik ve demokratik yapısıyla istikrar ve denge unsuru olan ülkemiz, jeopolitik hassasiyetlerin ortaya çıkmasına zemin oluşturacağı girişimlerle mücadele etmek zorundadır. Bugün gerek Atatürk milliyetçiliğinin birleştirici ve kucaklayıcılığı niteliklerinden uzaklaşılarak etnik milliyetçiliğe ve bölücülüğe dayandırılan girişimler gerekse Türkiye Cumhuriyeti'nin laik ve demokratik yapısını, çağdaş kazanımlarını ortadan kaldırmayı amaçlayan irtica bu kapsamda ele alınması gereken iki ciddi tehdit olarak karşımızdadır.
Kurulduğu günden beri böylesine ciddi tehlikelerle aynı anda karşı karşıya kalmamış olan ülkemizin ulusal, üniter ve laik yapısını bozmak, birliğini ortadan kaldırmak ve sonuçta bölünmeye hazır bir Türkiye görmek isteyenlerin var olduğunu maalesef bir gerçektir.
Kararlı duruşuyla TSK'yı bazı çevrelerin planları karşısında en büyük engel olarak kabul edenlerin yürütmek de olduğu bu büyük savaşı görmezden gelmek de mümkün değildir. Her fırsatta Silahlı Kuvvetler'e ve onun değerli mensuplarına karşı seviyesiz saldırılar yapıldı. Bu seviyesiz saldırılar belki bizi incitebilir ancak hiç bir şekilde Türk ulusunun TSK'ya karşı beslediği ve bizim en büyük güç kaynağımız olan güvenini sarsamaz. Bu gerçeğe TSK mensupları büyük bir içtenlikle inanmaktadır. Yaşadığımız olaylar ve bunların sonuçları bu hususun açık göstergeleridir.''
''Bugün TSK'nın gerek eğitim gerek harbe hazır bulunma düzeyinde ulaştığı seviye gerekse bu alanlardaki atılımlarına bakarak yarınlar için kaygılanmanın yersiz olduğuna inanıyorum'' diyen Orgeneral Büyükanıt, köklü tarihinde aldığı tecrübesini bilgi çağının ihtiyaç duyduğu donanımla destekleyen TSK'nın ulusal bütünlüğe kasteden tüm çabaları boşa çıkaracak güce sahip olduğunu bildirdi.
Kararlı ve dünyada bir eşine daha rastlanmayacak disiplin anlayışı ile TSK'nın üstesinden gelemeyeceği hiç bir görev olmadığını ifade eden Orgeneral Büyükanıt, ''Bağrından çıktığı yüce Türk ulusundan aldığı güçle TSK, laik, demokratik, sosyal bir hukuk devleti olan Türkiye Cumhuriyeti'nin sonsuza dek yaşamasının teminatı olmaya devam edecektir'' dedi.
''YANLIŞ HESAP YAPMASINI ENGELLEMEK''
Uygar ama silahlı kuvvetleri güçsüz olan devletlerin tarih sahnesinden silindiklerine tanıklık etmiş TSK'nın, çağın gereklerine uygun modernizasyon programlarını titizlikle sürdürdüğünü, kendine tahsis edilen kaynakları en akılcı şekilde kullanarak caydırıcı bir güç olmanın gereklerini yerine getirdiğini belirten Orgeneral Büyükanıt, ''Caydırıcı bir güce sahip olmak komşu ülkeler üzerinde tedirginlik yaratmak için değil komşularımızın ve bölge ülkelerinin yanlış hesap yapmasını engellemek ve barışa katkı sağlamak için zorunludur'' diye konuştu.
Orgeneral Büyükanıt, şunları kaydetti:
''Bu kapsamda yürüttüğümüz tüm modernizasyon çalışmalarıyla TSK'yı, bilgi çağının ve genişleyen harp alanı ihtiyaçlarını karşılayacak ve bölge içinde caydırıcı bir güç unsuru olarak hizmet edecek güçlü bir yapıya kavuşturma arzusunu taşıdık. Bu ifadelerimden TSK'nın mevcut durumda ihtiyaçlarımızı karşılamakta yetersiz kaldığı gibi bir anlam da çıkartılmasını arzu etmem. TSK'ya verilen yetki çerçevesinde kara ve hava kuvvetlerimiz ile Jandarma Genel Komutanlığının icra ettikleri sınır ötesi operasyonların, TSK'nın imkan ve kabiliyetlerinin bugün ulaştığı seviye hakkında bir fikir vermek için yeterli olduğu düşünüyorum. İmkan ve kabiliyetlerimizi ne kadar artırırsak artıralım ulaştığımız noktayı son nokta olarak görmememiz lazım. Böyle görürsek durmamız anlamına gelir ki bu da düşüşün başlangıcıdır. O yüzden bu alanda yürütülen çalışmaların bundan sonra da artarak devam edeceğine kalpten inanıyorum.''
AA
Yorumlarınız
Bu habere toplam ( 1 ) yorum yapılmıştır.
Tüm Yorumlar İçin Tıklayınız
ülkeyi savaşa soktunuz güle güle..
Savaşla ülkeye bir yıl kaybettirdi
İktidardaki birinci yılını orduyla uzlaşıp savaş hükümeti olarak dolduran AKP, izlediği çatışma politikasıyla ülkeye bir yıl kaybettirdi. Şimdi gözler hükümetin ikinci yılına çevrilmiş durumda. Yeni anayasa başta olmak üzere demokratikleşme adımları, Kürt sorunu ve AB hükümetin masasında duran kritik gündem başlıklarını oluşturuyor. Ancak işaretler hükümetin bir yılı daha savaşa harcayacağını gösteriyor.
İktidardaki birinci yılını orduyla uzlaşıp savaş hükümeti olarak dolduran AKP, izlediği çatışma politikasıyla ülkeye bir yıl kaybettirdi. Şimdi gözler hükümetin ikinci yılına çevrilmiş durumda. Yeni anayasa başta olmak üzere demokratikleşme adımları, Kürt sorunu ve AB hükümetin masasında duran kritik gündem başlıklarını oluşturuyor. Eğer hükümet ikinci yılında da aynı savaş politikasını sürdürürse, Türkiye'yi kritik bir yol ayrımıyla karşı karşıya getirecek.
mrt yazıyor 29 Ağustos 2008 Cuma 11:27
DİĞER BAŞLIKLAR

Haberin olsun













