Günaya, restorasyon çalışmalarını incelemek üzere Beyazıt Devlet Kütüphanesine gelişi sırasında bir kişi tarafından hükümetin Demokratik açılım çalışmaları nedeniyle tepki gösterildi.
Bakan Günaya Ben şehit ailesiyim. Hükümet yanlış yapıyor diyen bu kişi, güvenlik görevlileri tarafından uzaklaştırıldı.
Günay, korumalarından tepki gösteren kişinin gerçekten şehit ailesi olup olmadığını tespit etmelerini istedi.
Bu kişinin polisler tarafından götürülüşünü izleyen basın mensuplarının kütüphaneye gelmelerini bekleyen Ertuğrul Günay, Haber takibi konusundaki dikkatinizi selamlıyorum. Bravo diyerek basın mensuplarına sitemde bulundu.
Günay, konuya ilişkin basın mensuplarına yaptığı açıklamada, bir vatandaşın şehit yakını olduğunu belirterek, asılsız birtakım suçlamalarda bulunduğunu kaydederek, şöyle konuştu:
Ben şehit yakınlarımızın ve milletimizin duygularına bu hükümetin bir üyesi olarak elbette aynı sıcaklıkla yaklaşıyorum. Son zamanlardaki demokratik bütünleşme çabamız çerçevesinde katiyen onların duygularını, acılarını, rencide edecek bir çaba, niyet içinde değiliz. Sadece aynı acıları daha çok ve daha başka insanlar da yaşamasın, çocuklarımız artık gittikleri vatan görevlerinden bayraklara sarılı köylerine, evlerine dönmesinler, başka birtakım analar da bilinmez sebepler yüzünden evlatlarını kaybetmesinler, Türkiyenin hiçbir yöresinde insanlar evlat acısı gibi birtakım çekişmelerin, çatışmaların acısını, kaygısını yaşamasınlar istiyoruz. Yapmaya çalıştığımız bir demokratik bütünleşme çabasıdır. Türkiyeyi ayrıştıracak, Türkiyeyi kendi arasında çatıştıracak, yeni kavgalara sürükleyecek olan bir çabadan Allah hepimizi saklasan. Katiyen böyle bir niyetimiz yoktur.
Günay, Türkiyenin 1980li yılların ortalarından itibaren yaşamaya başladığı gerginliğin haklı haksız tartışmalarla bir çatışmaya dönüştüğünü, artık bu kavganın bitmesini istediklerini kaydetti.
Türkiyede insanların etnik kökenlerini, siyasal inançlarını ya da dinsel kimliklerini özgürce ifade etmelerini ve kavga etmeden tıpkı batılı demokrasilerde olduğu gibi herkesin birbirinin etnik kökenini, inancını bilerek ve saygı duyarak ve kendisine de saygı isteyerek bir arada yaşayabilmesini istediklerini ifade eden Günay, Avrupada 40 yıl önce gündeme gelen bir arada yaşama kavramına Türkiyenin o dönemde soğuk savaşın ileri karakol ülkesi olması nedeniyle yeterince cevap veremediğini söyledi.
YURTTAŞLARIMIZ YANLIŞ YÖNLENDİRİLİYOR
Kültür ve Turizm Bakanı Günay, ancak soğuk savaşın bittiğini, yeni bir dünyanın kurulduğunu belirterek, Amerikada 40 yıl önce oy kullanma hakkı olmayan bir toplum kesiminden devlet başkanı seçilmesinden herkesin alması gereken dersler bulunduğunu söyledi.
Biz de kendi içimizde barışacağız. Kavga nedenlerini ortadan kaldırmaya çalışacağız. Biz demokrasiyi bir kavga, bir çatışma, partiler arasında bir söz yarışı ve inat yarışı olmaktan çıkarıp, millete hizmet edecek yeni bir sisteme, düzeye kavuşturmaya çalışıyoruz diyen Günay, konuşmasını şöyle sürdürdü:
Tabii gerginlikten beslenenler, dinsel, bölgesel, etnik çatışmaların gerginliğinden beslenenler, böyle haklı haksız birtakım ithamlarla toplumu yine gerdirmeye, bu çatışmayı, bu kavgayı sürdürmeye ve kendi siyasal ya da ekonomik rantlarını devam ettirmeye çalışacaklar. Bu yurttaşımız gerçekten bir şehit yakını mıdır? Eğer öyleyse acısını paylaşırım. Yoksa, herhangi bir hükümet üyesi geliyor git toplantısını sabote et diye gönderilmiş birisi midir? Bunu bilmiyorum. Bunu da bilmek istemiyorum, ama bu tip yurttaşlarımız yanlış yönlendiriliyor. Bizim terör elebaşına dönük herhangi bir iyi niyetimiz, herhangi bir yeni arayışımız, herhangi bir af ya da bağışlama gibi niyet ve gayretimiz katiyen yok. Biz, herhangi bir kişiyi, herhangi bir siyasal partiyi, herhangi bir toplumsal grubu özel bir biçimde hedef almıyoruz. Bizim muhatabımız millet. Ben inanıyorum ki 70 milyonu aşkın bu toplumun tamamı barış, dostluk, kardeşlik, demokrasi istiyor.
Bakan Ertuğrul Günay, Türkiyenin kaynaklarının, hem can hem mal olarak terörle mücadele adı altında akıp gittiğini, buna karşın tarihi eserlerin kaynak, toprakların yatırım, çocukların iş beklediğini söyledi.
Hakkariye gittiğinde kimsenin kendisine siyasal tezler ileri sürerek karşı çıkmadığını, yanına yaklaşanların iş, aş ve geçim istediklerini ve devletin bu konuda kendilerine el uzatmasını istediklerini hatırlatan Günay, Artık doğuda, batıda, kuzeyde, güneyde insanlar sadece bunu istiyor. Hayatın karşısında dik durabilmek, onurlu bir iş bulabilmek, çoluğuna çocuğuna, hayatına, geleceğine karşı tutunacağı dala elini uzatabilmek... Bunu istiyor. Türkiye Cumhuriyeti hükümeti de bunu yapmaya çalışıyor dedi.
TÜRKİYE KAVGAYI SONA ERDİREBİLİRSE...
Günay, bazı muhalefet partilerinin haksız bir biçimde ortamı gerdirdiklerini savunarak, şunları kaydetti:
Bu yaptığımız bir başka ülkenin projesi değil. Bir başka devletin, bir başka uluslararası entegrasyonun projesi değil. Şunu bilmek lazım ki dünya konjonktürü de şu anda böyle bir iyileşme sürecine destek veriyor. Bundan ne zararımız var. Türkiye 25 yıldır sürdürdüğü bu kavgayı sona erdirebilse, iç barışını, demokrasiyi, kardeşliğini temellendirebilse, kurumlandırabilse, sarsılmaz temellere kavuşturabilse... Artık Türkiyede askere gönderdiğimiz çocukları şehit olur gelir mi? kaygısıyla göndermesek de eskiden olduğu gibi düğün bayram gibi yollasak. Başka yerlerdeki insanlar da çocuklarını gereksiz amaçlar uğruna heba etmese. Türkiye kol kola girse. Türkiye türküsünü, şarkısını, halayını, ekinini, fabrikasını beraberce çalışarak, türkü söyleyerek, omuz omuza yapsa, bundan kim ne kaybede? Bundan MHP ne kaybeder, CHP ne kaybeder? Ama bu toplumu gerdirme anlayışını bir siyaset ve devlet adamı olarak anlamam mümkün değil. Bunu devlet adamı sorumluluğuyla bağdaştırmam mümkün değil. Ve ne yazık ki gördüğünüz gibi sokağı tahrik ediyorlar. Bu ülkede kim terör elebaşısına karşı herhangi bir iyileştirme çabası, anlayışı içinde olabilir? Böyle bir şey var mı konuştuklarımız arasında? Gayretlerimiz, niyetlerimiz arasında böyle bir şey var mı?
YENİ BÜTÜNLEŞME FELSEFESİ
Günay, kurulan yeni Türkiye Cumhuriyetinin insan hakları standartlarını yükselterek, çoğulculuğunu, şeffaflığını, katılımcılığını yükselterek, çağdaş bir demokrasiye evrimleşmesi gerektiğini, kendilerinin de bunu kurmaya, bunu sağlamlaştırmaya çalıştıklarını söyledi.
Nüfusunun 40 milyonu 30 yaşın altında olan genç Türkiyede çocuklar birbiriyle kavga mı etsin hala? Hala etnik kimlik yüzünden, doğum yeri yüzünden, inancı, itikadı yüzünden kavga mı etsin insanlar? Biz hala bu kavgaya seyirci mi kalalım? diye soran Günay, konuşmasını şöyle sürdürdü:
Bu kavganın taraflarından birisi olarak, bazı siyasi partilerin yaptığı gibi barajı geçecek siyasi rantlar toplamaya teslim mi olalım? Olabilir mi böyle bir şey? Tarih böyle bir duruşu yargılamaz mı? Bizim anlayışımız Atatürkün söylediği gibi Yurtta barış dünyada barış. Yapmaya çalıştığımız bu. Biz Ortadoğudaki gerginliklere hep barışçı müdahalelerde bulunmaya çalıştık. Kendi ülkemizde de artık tam zamanıdır. Yeni bir devlet yapısı, yeni bir toplum yapısı, yeni bir demokrasi anlayışı, yeni bir insanlık standardı, yeni bir bütünleşme felsefesi kurabilmek için çok uygun bir zaman. Bunu yapmaya çalışıyoruz. Basın mensuplarından da rica ediyorum. Bu tür toplumu gerginleştirici tartışmaların, provokatif girişimlerin veya haklı tepkisel nedenlerin peşine düşmek yerine bu yapmaya çalıştığımıza lütfen kulak verin. Türkiyenin geleceği burada. Türkiyenin geleceği bu bütünleşmede, bu dayanışmada. Zorla güzellik olmuyor. Zorla güzellik de olmadı da zaten. Şimdi iyilikle yapmaya çalışıyoruz. Buna lütfen herkes destek olsun.
























Yorumlar
Tüm yorumlar »Gönder