Medya
YORUMLARINIZ
DOLAR ![]() | ||
| Alış | ||
| Değişim | ||
EURO ![]() | ||
| Alış | ||
| Değişim | ||
| IMKB | ||
Karakter boyutu :
Allah'ın Kızları'na SORUŞTURMA
Allah'ın Kızları romanına dini değerlere hakaret ve aşağılama iddiasıyla soruşturma açıldı.
17 Temmuz 2008 / 09:09

Yazar Nedim Gürsel’in Mart 2008’de Doğan Kitap tarafından yayımlanan kitabı “Allah’ın Kızları” adlı romanı hakkında “dini değerlere hakaret ve aşağılama” iddiasıyla soruşturma açıldı. Gürsel, “Hem şaşırdım hem üzüldüm” dedi
Şişli Cumhuriyet Başsavcılığı, Nedim Gürsel’in Mart 2008’de Doğan Kitap tarafından yayımlanan “Allah’ın Kızları” adlı romanı hakkında, “dini değerlere hakaret ve aşağılama” iddiasıyla TCK’nın 216. maddesinin 3. fıkrası gereğince soruşturma başlattı.
Bu fıkra; “Halkın bir kesiminin benimsediği dini değerleri alenen aşağılayan kişinin, fiilin kamu barışını bozmaya elverişli olması halinde altı aydan bir yıla kadar hapis cezasıyla çarptırılmasını” öngörüyor. Telefonla görüştüğümüz Nedim Gürsel, soruşturmaya hem şaşırdığını, hem de üzüldüğünü söyledi.
Haberi Harran’da aldı
Hakkında soruşturma açıldığı haberini Fransız yayıncısı ile birlikte Anadolu üzerine hazırladığı kitabın araştırmaları için bulunduğu Harran’da alan Gürsel, önceki gün ifade vermek üzere İstanbul’a döndü.
DAHA ÖNCE DE YARGILANDIM
Soruşturmanın suç duyurusu üzerine açıldığını belirten Gürsel, şöyle konuştu:
“Daha önceden de 12 Eylül döneminde kitapları mahkemelerde yargılanmış ve aklanmış bir yazar olarak, 30 yıl sonra yeniden düşünce özgürlüğünün sınırlarının daha genişlediğini zannettiğim Türkiye’de bir romanın dava konusu olması ihtimali beni şaşırttı. ‘Allah’ın Kızları’ İslam’ın doğuşunu anlatan, Peygamberimizi odak noktasına yerleştiren, çok sesli bir roman. Onun düşmanlarına Peygamber’i övdürseydim roman inandırıcı olmazdı. Kesinlikle kutsal olanı ve insanların dinsel inançlarını rencide edici yönü yok. Romanda söz konusu edilen her şey İslam tarihinde ve eski İslam kaynaklarında var.”
Nedim Gürsel kitapla ilgili soruşturmanın suç duyurusu üzerine açıldığını söyledi.
KİTAPTAN BÖLÜMLER:
Hatice yoksul bir erkeği sevdi
(...)
Hatice yoksul bir erkeği sevdi, ona kapıldı, onu istedi ve burada pek uygun kaçmasa da yazmak zorunda olduğum bir deyimle, kendisinden on beş yaş küçük bir delikanlıyı elde etti. O zamanın töresi gereğince Muhammed aile büyüklerinden istemedi onu, bir yakını aracılığıyla Muhammed’i o istedi ailesinden. Yine de her şey gereğince yapıldı. Düğünleri kırk gün kırk gece sürmedi hayır. Onlar ermiş muradına biz çıkalım kerevetine diyecek halim de yok. Daha durun bakalım, henüz evlenmediler. Zengin iş kadını Hatice hemen evlenme teklif etmedi Muhammed’e, onu sınamak istedi. (...)
(...)
Ve güzel, beyaz dişleriyle hep gülümsüyor Muhammed. “Gerçekten de Biz insanı en güzel surette yarattık” ayeti sanki onun için inecek gibi. Alnı geniş ve ferah, sarık başını olduğundan daha büyük gösteriyor. Burnunun üstüne dek uzayan kavisli kaşları, kaşların tam ortasında öfkelenince kabarıp şişen, sakinleştiğinde eriyip kaybolan bir damar var. Burnu uzunca ve hafif kavisli, ağzı büyükçe, dudakları kalınca. Kureyş’in tüm soylu erkekleri gibi kara kaşlı kara gözlü anlayacağınız, ama teni beyaz, çok beyaz. Gerçi Yusuf ondan daha beyazdı, ama o Yusuf’tan sanki daha güzel, çok daha çekici. Ve bulutun koruyucu gölgesi düşüyor nazik tenine. Geniş, ama kılsız göğsüyle ince ve güçlü bacaklarını da gölgelendiriyor. (...)
(...) Hatice’yi kutsarcasına sevişini yetimliğine vermiştim. Derken yaşlı ve dul Sevde’yle evlendiğini duydum. Olabilir. Habeşistan’a ilk göçen Müslümanlardandı çünkü, kocası Sekran’ın Necaşi’nin ülkesinde Hıristiyan olup oralarda öldüğünü de biliyordum. Zem’a kızı Sevde Mekke’ye geri dönmüş evinde oturuyordu. Oynaşta değil aştaydı gözü, Muhammed’i yatakta idare edemezdi, ama evini, çoluk çocuğunu idare edebilirdi. (...)
Daha önce kitapları yargılanan yazarlar neler dedi?
ENİS BATUR:
Türkiye’yi özgürlüğe götürdüğünü savunan birtakım zihniyetlerin, bizi özgürlükten uzak tutmaya çalıştıklarının bir göstergesi bu soruşturma. Hâlâ kitabın içerdiği düşüncelerden rencide olanlar varsa ne diyebilirim ki?
ÇETİN ALTAN:
“Rencide ediyor” denerek sanat engellenemez. Çünkü sanat belirli koşullanmaların daha ötesine bakma, projektör demektir. Suçlamada kasıt unsurur aranması gerekir, romanda kasıt unsuru olmaz. O zaman Moliere’in papazın sahtekârlığını anlatan “Tartuffe” piyesi de oynanmazdı. Biz sanat eserlerine “şuna aykırı, buna aykırı” dediğimiz zaman, geri kalmış ülke olmanın damgası bir kere daha basılır Türkiye’nin üzerine.
İPEK ÇALIŞLAR:
Hiçbir roman dini duyguları rencide edemez. Bu ancak çok muhafazakâr ülkeler açısından geçerli bu tür olaylar. Bizim bu kadar muhafazakâr bir ülke olmadığımız kanaatindeyim. Artık mahkemeler romanları bırakıp gerçek konularla ilgilensin.
Milliyet

Şişli Cumhuriyet Başsavcılığı, Nedim Gürsel’in Mart 2008’de Doğan Kitap tarafından yayımlanan “Allah’ın Kızları” adlı romanı hakkında, “dini değerlere hakaret ve aşağılama” iddiasıyla TCK’nın 216. maddesinin 3. fıkrası gereğince soruşturma başlattı.
Bu fıkra; “Halkın bir kesiminin benimsediği dini değerleri alenen aşağılayan kişinin, fiilin kamu barışını bozmaya elverişli olması halinde altı aydan bir yıla kadar hapis cezasıyla çarptırılmasını” öngörüyor. Telefonla görüştüğümüz Nedim Gürsel, soruşturmaya hem şaşırdığını, hem de üzüldüğünü söyledi.
Haberi Harran’da aldı
Hakkında soruşturma açıldığı haberini Fransız yayıncısı ile birlikte Anadolu üzerine hazırladığı kitabın araştırmaları için bulunduğu Harran’da alan Gürsel, önceki gün ifade vermek üzere İstanbul’a döndü.
DAHA ÖNCE DE YARGILANDIM
Soruşturmanın suç duyurusu üzerine açıldığını belirten Gürsel, şöyle konuştu:
“Daha önceden de 12 Eylül döneminde kitapları mahkemelerde yargılanmış ve aklanmış bir yazar olarak, 30 yıl sonra yeniden düşünce özgürlüğünün sınırlarının daha genişlediğini zannettiğim Türkiye’de bir romanın dava konusu olması ihtimali beni şaşırttı. ‘Allah’ın Kızları’ İslam’ın doğuşunu anlatan, Peygamberimizi odak noktasına yerleştiren, çok sesli bir roman. Onun düşmanlarına Peygamber’i övdürseydim roman inandırıcı olmazdı. Kesinlikle kutsal olanı ve insanların dinsel inançlarını rencide edici yönü yok. Romanda söz konusu edilen her şey İslam tarihinde ve eski İslam kaynaklarında var.”
Nedim Gürsel kitapla ilgili soruşturmanın suç duyurusu üzerine açıldığını söyledi.
KİTAPTAN BÖLÜMLER:
Hatice yoksul bir erkeği sevdi
(...)
Hatice yoksul bir erkeği sevdi, ona kapıldı, onu istedi ve burada pek uygun kaçmasa da yazmak zorunda olduğum bir deyimle, kendisinden on beş yaş küçük bir delikanlıyı elde etti. O zamanın töresi gereğince Muhammed aile büyüklerinden istemedi onu, bir yakını aracılığıyla Muhammed’i o istedi ailesinden. Yine de her şey gereğince yapıldı. Düğünleri kırk gün kırk gece sürmedi hayır. Onlar ermiş muradına biz çıkalım kerevetine diyecek halim de yok. Daha durun bakalım, henüz evlenmediler. Zengin iş kadını Hatice hemen evlenme teklif etmedi Muhammed’e, onu sınamak istedi. (...)
(...)
Ve güzel, beyaz dişleriyle hep gülümsüyor Muhammed. “Gerçekten de Biz insanı en güzel surette yarattık” ayeti sanki onun için inecek gibi. Alnı geniş ve ferah, sarık başını olduğundan daha büyük gösteriyor. Burnunun üstüne dek uzayan kavisli kaşları, kaşların tam ortasında öfkelenince kabarıp şişen, sakinleştiğinde eriyip kaybolan bir damar var. Burnu uzunca ve hafif kavisli, ağzı büyükçe, dudakları kalınca. Kureyş’in tüm soylu erkekleri gibi kara kaşlı kara gözlü anlayacağınız, ama teni beyaz, çok beyaz. Gerçi Yusuf ondan daha beyazdı, ama o Yusuf’tan sanki daha güzel, çok daha çekici. Ve bulutun koruyucu gölgesi düşüyor nazik tenine. Geniş, ama kılsız göğsüyle ince ve güçlü bacaklarını da gölgelendiriyor. (...)
(...) Hatice’yi kutsarcasına sevişini yetimliğine vermiştim. Derken yaşlı ve dul Sevde’yle evlendiğini duydum. Olabilir. Habeşistan’a ilk göçen Müslümanlardandı çünkü, kocası Sekran’ın Necaşi’nin ülkesinde Hıristiyan olup oralarda öldüğünü de biliyordum. Zem’a kızı Sevde Mekke’ye geri dönmüş evinde oturuyordu. Oynaşta değil aştaydı gözü, Muhammed’i yatakta idare edemezdi, ama evini, çoluk çocuğunu idare edebilirdi. (...)
Daha önce kitapları yargılanan yazarlar neler dedi?
ENİS BATUR:
Türkiye’yi özgürlüğe götürdüğünü savunan birtakım zihniyetlerin, bizi özgürlükten uzak tutmaya çalıştıklarının bir göstergesi bu soruşturma. Hâlâ kitabın içerdiği düşüncelerden rencide olanlar varsa ne diyebilirim ki?
ÇETİN ALTAN:
“Rencide ediyor” denerek sanat engellenemez. Çünkü sanat belirli koşullanmaların daha ötesine bakma, projektör demektir. Suçlamada kasıt unsurur aranması gerekir, romanda kasıt unsuru olmaz. O zaman Moliere’in papazın sahtekârlığını anlatan “Tartuffe” piyesi de oynanmazdı. Biz sanat eserlerine “şuna aykırı, buna aykırı” dediğimiz zaman, geri kalmış ülke olmanın damgası bir kere daha basılır Türkiye’nin üzerine.
İPEK ÇALIŞLAR:
Hiçbir roman dini duyguları rencide edemez. Bu ancak çok muhafazakâr ülkeler açısından geçerli bu tür olaylar. Bizim bu kadar muhafazakâr bir ülke olmadığımız kanaatindeyim. Artık mahkemeler romanları bırakıp gerçek konularla ilgilensin.
Milliyet

Yorumlarınız
BJK YE
Hakaret, küfür, aşağılama vb. ifadeler içeren ve büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmamaktadır. Kriterlerimize uygun olarak yeniden yorum yazmanızı diler, ilginize teşekkür ederiz...
lahyet yazıyor 17 Temmuz 2008 Perşembe 20:59
tuncay a
bu ülke diyosun bak kendın bu ülkeyı atatürk kurtardı yoktan var etti,atatürkün ülkesinde atatürk düşmanı 2 tane yosma çıkıp atatürkü sevmiyorum diyor,ingliz sömürgesinde yasmak istiyorum diyor,yani cinsel organm kasınıo benm diyor kısacası,ingiliz sömürgesinde yasasa omların tecavüzüne ugrayacak,onu istıyor,atatürkü sevmeyenın atatrkun cumhuriyetınde işi ne ozaman,gidin amreıkaya mandacılar sizi,amerıkan uşakları,yeşil sermayeciler sizi..siz müslümansanız ben degılm ulan,allah cezanızı versın
BJK yazıyor 17 Temmuz 2008 Perşembe 13:35
Arkadaşlar Herşeye Karışmayın.!
Yahu adam belkide o iki kızcağızımızın istediği gibi hristiyan çocuğu olmak istiyodu.Sizde hemen karışıyorsunuz.!
BzG yazıyor 17 Temmuz 2008 Perşembe 13:34
soner'e
peygamber hazretlerimiz olmasaydi ne olacaktik bugün?
Atatürkün ne oldugunu atatürk kime borclu. Peygamberimize borclu degilmi. Konusmadan önce beynini calistirmani tavsiye ederim
ahmet gündüz yazıyor 17 Temmuz 2008 Perşembe 13:29
fikir özgürlüğü
sanat yapmış bişey yok devamını bekliyoruz sizin gibi isimleri daha cesur olmaya bekliyoruz bu ülkede fikir özgürlüğü var..
mertcan yazıyor 17 Temmuz 2008 Perşembe 13:05
Atatürk
Bu ülkede iki tane kızcağı Medeni cesaret gösterip Hakaret etmeden küfür etmeden sadece ve sadece Atatürkü sevmiyoruz dediler diye bu kızlara edilmeyen küfür kalmadı Ancak bu ülkede inannanların en kutsal saydığı değerlere hertürlü hakaret eleştiri yapılabiliyor.
Tuncay yazıyor 17 Temmuz 2008 Perşembe 13:00
evet haklısın ama atatürk daha ağır basıyo
1) türkiye müslüman değil halkın çoğu müslüman
2)peygamberde fani
3)atatürk omasaydı sen şuanda hristiyan çocuğu olurdun
soner yazıyor 17 Temmuz 2008 Perşembe 12:43
romanı savunanlara bakın
cetin altan ipek calsılar,akp nin borazanı degilmi bunlar
onbası yazıyor 17 Temmuz 2008 Perşembe 12:37
acaba
müslğman bi ülkede peygamber hakkında seviesiz yazılar yazmak düşünce özgürlüğü bir fani olan atatürk hakkında yazabilmak imkansız.şimdi bunu yazdım diye bile beni atatürk düşmanı görürler.anlatabildim mi?bir tarafta peygamber bir tarafta atatürk
ali ekber yazıyor 17 Temmuz 2008 Perşembe 12:20
allahsız
ne olcak anca böyle ateist birisi yazar
oral yazıyor 17 Temmuz 2008 Perşembe 12:15
kanun
Bu Cumhuriyet saglam temellere kurulmustur kanunlarinda vatandasin inanci dahil bireysel haklarinin korundugu bu olay ile sabittir kimse baska heveslere kapilmasin
Huseyin Kavrak yazıyor 17 Temmuz 2008 Perşembe 09:34
yazık çok yazık
bu romanı yazan sözde ne oluyo bilmiyorum ama çok bilgisiz olduğu her halinden belli benim peygamberimle alay edemez onu tasvir ederken cıvıklaşamaz bunun hesabını çok ağır veriri bunu böyle bilsinler
selma bala yazıyor 17 Temmuz 2008 Perşembe 09:31
amaç başka
düşünce özgürlüğü var fakat amaç başka biz müslümanlar kimsenin peygamberine saygısızlık etmiyoruz hatta hepsini çok seviyoruz.Bu özel bir yaşantıyı sanki yanındaymış gibi anlatarak insanların inancını zaafiyete ugratmaya çalışmaktır.
kuantum yazıyor 17 Temmuz 2008 Perşembe 09:21
olacağı bu
acaba atatürk hakında yazsaydı ne olurdu utanmadan hakaret edıyor neymiş yazarmiş sen kımsın peygambere saygısızca davranıyorsun hey munafık
fatıh yazıyor 17 Temmuz 2008 Perşembe 09:21
kork allah tan
kork allahtan korkmayandan. demişler.
hakan tornacı yazıyor 17 Temmuz 2008 Perşembe 09:19
DİĞER BAŞLIKLAR

Haberin olsun
























