Enson Haber Sitesi Güncel Haberler
Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Venedik'in EN İYİLERİ

Festivalde dün gösterilen Ferzan Özpetek'in yeni filmi, herkesin etkileneceği karakterlere sahip.
31 Ağustos 2008 / 06:47
Venedikin-EN-IYILERI
Festivalde Altın Aslan için yarışan iki filmde birden Sezen Aksu şarkıları var. Özpetek’in ‘Mükemmel Bir Gün’ü ve Alman yönetmen Christian Petzold’ün ‘Jerichow’u.

Cuma günü, ‘Venedik’te Ölüm’den bu yana hiç değişmeyen Hotel des Bains’e yerleşen Ferzan Özpetek, giriş terasındaki barda fazla oyalanamadan hemen odasına kaçıyor. “Film gelecek hafta İtalya’da da gösterime gireceği için çok yoğun bir program hazırlamışlar. Başımı kaşıyacak zamanım yok ama kulağıma gelen ilk haberler beni sevindirdi. Yarınki gala gösterisi için satışa çıkarılan sınırlı sayıdaki biletleri alabilmek için insanlar geceden kuyruğa girmişler; yerler kapışılmış. Bu ilgi doğal olarak sevindiriyor beni...”

Kitano’nun kara mizahı
Ferzan Özpetek sevinmekte çok haklı. ‘Mükemmel Bir Gün’, çok kahramanlı senaryosunu incelikle ören, izleyicisini yavaş yavaş içine çeken başarılı bir gösteri sineması örneği. Özpetek, herbiri farklı duygusal fırtınalar yaşayan kahramanlarına sevecenlikle yaklaşıyor; içlerinde yuvalanan acıları anlamaya, davranışları gerisindeki karmaşık nedenleri kavramaya çabalıyor. Üzerine titrediği bu insancıl bakış açısı, filme herkesin özdeşleşebileceği, etkilenip duygulanacağı, her an nefes alıp veren bir kimlik kazandırıyor. Çok satan bir romandan yola çıkarak, sinema dilinin gerektirdiği ya da kendi sanatçı duyarlığının işaretlediği yerlerde farklı karakterler yaratma özgürlüğünü de kullanarak, başarılı bir uyarlama gerçekleştiren Ferzan Özpetek, nerdeyse katıksız denebilecek bir İtalyan filmi imzalamış. 32 yıldan bu yana İtalya’da yaşayan yönetmenin ana dilinden gelen tek katkı, her filminde kullandığı Sezen Aksu şarkılarından kısa bir alıntı. İkinci göndermeyse, yine çok sevdiği Serra Yılmaz’ın, bir dakikalık konuk oyunculuğu... İtalyan gazetecilerin bir bölümü pek heyecanlı güzükmese de, ‘Mükemmel Bir Gün’ün, İsabella Ferrari başta olmak üzere oyuncularına bir ödül getirme şansı yüksek. Bazı İtalyan eleştirmenlerin, filmin ritmiyle dilinin, içerikteki dramatik yapının iniş çıkışlarına yeterince eşlik edemediğini vurgulamaları, onların romanı önceden okumuş olmalarıyla, ya da Ferzan Özpetek’in Doğu ve Orta Akdeniz kültürleri arasındaki ince bağlantıları kuran farklı kimliğine yeterince duyarlı olamamalarıyla açıklanabilir...
Takeshi Kitano, üç yıl önce sürpriz film ‘Takeshi’s’ ile katıldığı Altın Aslan yarışında düşkırıklığı yaratmıştı. Bu kez ‘Akhilleus ve Kaplumbağa’ ile yarışan Japon usta, yine sanatçı kimliğini sorgulayıp kendiyle acımasızca dalga geçiyor ama, benmerkezçiliğinin sınırlarını genişletmeyi de başarıyor. Kitano sinemasının özü olan keskin kara mizah eşliğinde, estetik kaygıları her karesinde belirgin bir film olan ‘Akhilleus ve Kaplumbağa’, çağdaş sanat pazarının yapay ortamında “çağdaşlık” peşinde koşan ressamın çaresizliğini anlatıyor. Kitano, temel dokusu melodram olan senaryoyu, melodramın çok ötesinde, fantezilerle dolu kıvrak bir mizansen ustalığıyla işliyor. Yeteneği geleceğin büyük ressamlarından birini haberleyen küçük Machisu, banker babası iflas edip kendini asınca ortada kalır. Yoksul taşra ortamında gelişmesi zordur ama içindeki resim alevi sönmez. Ömrü boyunca çağdaş resmi yakalamaya çabalar. Yapmadığı çılgınlık kalmaz. İlgisiz bıraktığı için fuhuşa sürüklenen kızının ölü dudaklarındaki ruj izinden bile çağdaş yapıt üretmeyi dener... Son çaresi, resim yaparken kendisini ateşe vermektir! Çabaları boşunadır: Akhilleus’un kendinden önce yola çıkan kaplumbağaları yakalaması olanaksızdır... Sinemacı kimliği yanında bir de ressam kimliği olan Takeshi Kitano, tümüyle özdeşleştiği kahramanı Machisu’nun yetişkinlik devrini de, yüzünde buz gibi bir ifadeyle kendisi yorumluyor...

Erişilemeyen sıcak sevgi...
Aynı sıcak sevgiyi arayan, Almanya’da kendi işini kurmuş başarılı Türk göçmen Ali Özkan tipi, cazibeli genç Alman eşinden bu sevgiyi satın almayı, zamanla kendisini ona sevdirmeyi dener ama, tüm çabaları nafiledir. Alman yönetmen Christian Petzold’un Altın Aslan adayı filmi ‘Jerichow’da Ali Özkan tipini inandırıcı kılan Hilmi Sözer’in yorumundaki kimi abartılar, filmin iç dengelerini bir türlü kuramamasından kaynaklanıyor. Yönetmenin tutarlı, yalın bir sinema dili yakalama çabaları, ana çizgisini belirleyemeyen senaryonun kolay yollara kaymasıyla heba oluyor. Geriye, özde gerçekçi, temelde de karamsar bir film kalıyor. Bir de, Hilmi Sözer’in “Türk pop müziğinin kraliçesi” olarak tanımladığı Sezen Aksu’un güzel şarkılarıÖ Maddi değerlerin herşeyi belirlediği kupkuru dünyada yalnız kalan insanların bildik dramlarına eşlik eden “Sen Ağlama”, “Karar Verdim” gibi hüzünlü Sezen Aksu şarkıları... (Radikal)