Enson Haber Sitesi Güncel Haberler
Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Türk'üm ama İtalyan sinemacıyım

Ferzan Özpetek'in Altın Aslan için yarışan filmi, Venedik'in ilgi odağı oldu.
02 Eylül 2008 / 08:05
Turkum-ama-Italyan-sinemaciyim

Ferzan Özpetek’in son filmi ‘Un Gior no Perfetto/Mükemmel Bir Gün’, 65. Venedik Film Festivali’nin en büyük olaylarından. Festivalin gerçekleştirildiği Lido adasında adım başı filmin afişlerine rastlanıyor. Filmin Cumartesi gerçekleştirilen basın gösterimi ise hınca hınç doluydu. Tabii bunda ‘Mükemmel Bir Gün’ün bu Cuma İtalya’da 400 kopyayla birden gösterime girecek olmasının da bir etkisi var.

Haliyle Ferzan Özpetek yoğun. Gösterim akşamı film için verilen partide ne onu ne de bir günlüğüne İtalya’ya gelen Serra Yılmaz’ı (‘Mükemmel Bir Gün’de cameo kabilinden bir rolde) yakalayabildik. Ama ertesi gün hem bir toplu söyleşide gayet ayrıntılı bilgiler edindik hem de Ferzan Özpetek’in nezaketinden bahsetmenin tam sırası, sonrasında yönetmenle birebir konuşma fırsatımız oldu.

Gösterim ertesi İtalyan basınında ‘Mükemmel Bir Gün’le ilgili pek iyi eleştiriler çıkmasa da (Ferzan Özpetek de farkında) filme ilgide bir azalma söz konusu değil. Zaten hikâyenin konusu itibarıyla Özpetek filmografisinde ayrı bir yerde durması da İtalyan basınındaki hayal kırıklığının bir sebebi olsa gerek. Tecavüz, aile içi şiddet ‘Mükemmel Bir Gün’ü Özpetek’in diğer filmlerinden ayıran unsurlardan birkaçı.

ROMANI DOĞAN KİTAP'TAN ÇIKMIŞTI
Melania G. Mazzucco’nun aynı adlı romanından (bizde Doğan Kitap tarafından yayımlandı) uyarlama filmin ekseninde Emma (Isabella Ferrari) ve Antonio (Valerio Mastandrea) arasındaki sağlıksız iliski var. Bu sağlıksızlığın sebebi Antonio’nun bir yıldır ondan ayrı yaşayan Emma’yı saplantı haline getirmiş olması. Hikâyenin diğer ucunda ise Antonio’nun, korumalığını yaptığı prestijli avukat/politikacı ve tatminsizlikte çalışanlarından aşağı kalmayacak ailesi var.

Özpetek’i edebiyat uyarlaması yapmaya iten ise Antonio’nun tutkusu. “Benim ilgimi çeken adamın kadına olan tutkusu. Aynı zamanda bu tutkunun ardındaki boşluk. Kendini sevmemesi. İnsan dediğin yaratığın birçok farklı tarafının da görülmesi ilgimi çekti.”

Aslında ‘Mükemmel Bir Gün’ İtalya’da birçok yönetmenin peşinden koştuğu bir kitap. Bunu sonradan öğrendiğini söyleyen Özpetek, sinema alanında tanıdığı birçok kişinin, kitabı ancak onun uyarlayabileceği konusunda hemfikir olduğunu belirtiyor. “Çünkü zor bir konu.” Bu hem Özpetek cephesinde hem de seyirci nezdinde fark edilir bir zorluk. Gerçi Özpetek, şiddeti filme çekmenin onu zorlayıp zorlamadığı sorusuna “O bizim için şiddet değildi” diye cevap veriyor. Bir gün gelip de böyle bir film çekeceğini düşünmemiş bile olsa ‘Mükemmel Bir Gün’ün ona kazandırdığı perspektiften memnun.
Seyirci için zorluğa gelince... Özpetek’in, ondan bekleneni vermediği iki önceki filmi ‘Kutsal Yürek’le aldığı eleştiriler malum. Benzer tepkilerden korkuyor mu? “Hayır, çünkü ‘Kutsal Yürek’ten sonra ‘Bir Ömur Yetmez’ çok iyi gitti. Zamanında ‘Hamam’ çok iyi karşılanmıştı. Ardından ‘Harem Suare’ o kadar iyi tepki almadı. Sonra ‘Cahil Periler’ çok iyi gitti. ‘Karşı Pencere’ daha da iyi gitti. Bu demektir ki seyircin gidip gelir belki ama yine de yürüyorsun.”

Zaten bizden önce söyleşi verdiği Variety’cilerin ona dediği gibi Ferzan Özpetek’in İtalya’da şaşırtıcı bir izleyici kitlesi var. Simdi ne yapacak diye hazır bekliyorlar. ‘Mükemmel Bir Gün’ün Venedik’teki gösterimi için saat 04.00’te kuyruğa girmişler. Dolayısıyla zormuş, değilmiş Özpetek’in kitlesini etkilemiyor. Şimdiden takipteler.

Özpetek’in filmlerinde kadın karakterlerin ayrıcalıklı yerinden de anlaşılacağı üzere bu kitlenin önemli bir kısmı da kadın. ‘Mükemmel Bir Gün’ hikâye itibariyla farklı tınlayabilir ama Özpetek’in aktrislerine verdiği önemde değişen bir şey yok. (Özellikle tecavüz sahnesi sonrası kameranın Isabella Ferrari’nin yüzünde odaklanışına dikkat) “Verdikleri duygu, iletişimleri hoşuma gidiyor.”

‘Mükemmel Bir Gün’de Özpetek’in önceki filmlerinden aşina olduğumuz başka şeyler de var. Sezen Aksu ve Serra Yılmaz. Bu filmin de bir sahnesinde bir Sezen Aksu şarkısı arka planda çalınıyor. Serra Yılmaz da kısa bir süreliğine kamera karşısına geçiyor. Türkiye’den dokunuşlar da diyebilirsiniz ama pek bir anlamı olmaz. Çünkü Özpetek’in de toplu söyleşi sırasında söylediği gibi filmlerin millyeti yok pek. “CNN’e söyleşi verirken muhabirle beraber ilginç bir noktaya geldik. Almanya ve İtalya, ikisi de sinemada önemli bir dönemden geçiyor. Bu iki ülkede de en önemli yönetmelerden ikisi Türk. (Gülüşmeler) Ama belki ‘Hamam’ ve ‘Harem Suare’, Türk’ten çok İtalyan filmleridir. Belki ‘Cahil Periler’ ve ‘Karşı Pencere’ daha Türk’tür. ‘Hamam’ tamamıyla yeniydi. İki dilli bir film çektiğimde bu bir tabuydu ve kimsenin böyle bir filmi seyretmeye gitmeyeceği düşünülüyordu. Yine de bence filmlerin, filmcilerin değil insanların milletleri var. Ben Türk olduğumu düşünüyorum. Çünkü Türkiye’de doğup büyüdüm. Ama güçlü de bir İtalyan kültürüm var. O yüzden de kendimi bir İtalyan sinemacısı adlediyorum. Bir filmciyseniz durum biraz değişiyor. Şu anda yüksek sesle, sizinle beraber düşünüyorum. Ama sonuçta insanlar filmlerimi sevdikce gerisi saçmalık.”

"SÜT" EKİBİ BASININ KARŞISINDA
Venedik’te Altın Aslan ödülü için yarışan Semih Kaplanoğlu’nun yeni filmi ‘Süt’ün dünya prömiyeri dün yapıldı. Prömiyer öncesi uluslararası basına poz veren film ekibi hayli mutluydu. Venedik’teki ‘Süt’ ekibinde Semih Kaplanoğlu’nun yanı sıra başrol oyuncuları Başak Köklükaya ile Melih Selçuk da yer alıyor. Kaplanoğlu’nun ‘Yumurta’yla başladığı Yusuf üçlemesinin ikinci filmi ‘Süt’te üniversiteyi kazanamayan Yusuf’un ergenlikten yetişkinliğe geçiş sancılarını izliyoruz. Annesinin istasyon şefiyle ilişkisini öğrenen Yusuf, ne yapacağını şaşırır. (Radikal)