Karakter boyutu :
SÜRREALİZM NEDİR?
Marx'ın dünyayı dönüştürmek, Rimbaud'un dünyayı değiştirmek idealini bir potada eriten düşünceyi tanıyalım.
28 Eylül 2008 / 06:20

Marx için dünyayı dönüştürmek, Rimbaud içinse dünyayı değiştirmek olan iki parolayı bir bütün içinde eritmeye çalışan sürrealistlerin başında gelir André Breton. Kimi zaman hiç de umut vermeyen bu karşıtları birleştirme ve ruh-gövde zincirinin her iki ucunu bir arada tutma çabasını ondan daha iyi kimse canlı tutamadı. Belki bugün bile.
Yaşamı ve eylemi, bugün boşuna çırpınan bir çabayla çevriliyor André Breton’un. Yakın geçmişin bütün aykırısı atılımlarının düş kırıklıklarında boğulduğu bu yıllarda Jean-Jacques Brochier’nin Breton önünde bir kez daha bu denli eğilmesinin bir anlamı yok muydu? Gerçi Brochier bunu, Breton’un La Pléiade’a girişinin anısına hazırlamış olan Magazine Littéraire’in özel bir sayısında, 1988’de yazıyordu. O günden bu yana Breton kuşkusuz, Julien Gracq’ın deyişiyle “çağdaşlarından daha fazla olmak üzere düşünce dünyasını manyetik alana yeniden çevirme” katkısını sürdürdü.
ŞİİRLE DEVRİM
Şiiri sadece ayrıcalıklı bir yazı türü olarak görmekle kalmayıp her şeyden önce yaşamı değiştirecek bir tavır ve tutum olarak ele aldı André Breton. Öyle ki bazı yol arkadaşları, devrimci kavgayı şiirin pratik görünüşlerinden biri olarak görme yolunda bir cesaret de buldular bu tavırda. Bu da karışıklıklara neden olmuyor değildi. Fakat Breton, kim bilir hangi noktaya kadar bu tavır-pratik karmaşıklığının mimarı olmadı mı? Zira, 1930’da yayımlanan ikinci manifestoda sözü geçen şiirsel eylemin en basit sürrealist eylem olarak açıklandığı anımsanırsa karmaşıklığın yarattığı bulanıklık giderilebilirdi. Sürrealist devrimin kurucuları, programı sivil savaş olarak adlandırılan resmi bir devrimci örgütü ayağa kaldırmak istiyorlardı. Öyle ki otuzlu yıllarda, Devrimin Hizmetinde Sürrealizm adlı dergi çevresinde toplananların ilk toplu etkinlikleri din, savaş ve sömürgeciliğe karşıydı. José Pierreéin de sözünü ettiği gibi “siyasi partiden çok üç-beş kişilik bir terörist grup oluşturma girişimi denilebilecek bir kalkışmanın sürekliliği gözardı edildiğinde sürrealizmden bir şey anlamak olanaksızlaşacaktır.”
Gerçekte André Breton otomatik yazıyı silah olarak kullanan “nefis ceset” lerle çarpışan, kolajı da deneyen bir doğrudan eylemin – buna şiirsel eylem de denebilir – elebaşısıdır.
Breton’un devrimci bir sanatı öngören sürrealizmin kuramcısı olması bugün ne anlama geliyor?
Eluard ve Aragon’a kıyasla, her zaman seçkincilik adına açık beğeni sergilemiş olan André Breton, hiçbir zaman “popüler” bir şair olmadı. Ne bir özgürlük şiirinin çok bilinen şairi olarak kutsandı ne de “mutlu aşk” ların kollayıcısı olarak dillere düştü. Ülkemizde de şiir çevirisi bağlamında belirli bir Eluard, Aragon ve (Breton’la nicel olarak aynı yazgıyı paylaşsa da Türkiye’ye gelerek Garipçilerle görüşme fırsatı bulan şair olarak bilinir) Soupault sıralaması vardır. Sürrealizmin ilk dört atlısı ve ayağı sayabileceğimiz bu dörtlü için Türkçe’de Breton dördüncü sırayı bile zor almaktadır. Bu elde olmayan başarısızlığı Breton’un yapıtındaki seçkincilikte aramak doğrudur. 1917 yılının bir bahar günü, Apollinaire’in, Breton’u Soupault’ya takdimi ve “dost olmanız gerekir” sözüyle başlayan yolculuğun kilit adamının, kaçınılmaz dostlarının yapıtlarına ve geleceklerine karşın neden “popüler” şair olmadığı, Marguerite Bonnet’nin hazırladığı iki Breton cildi olarak La Pléiade dizisinde yatıyor.
Claudel’e göre, sürrealizmden bilmeyerek de olsa spermlerini esirgemeyen Lautréamont ve Rimbaud; Fransız şiirine söz otomanizmini yerleştiren Corbiére; mutlak başına buyrukluğuyla Germain Nouveau; en güzel bir kaç şiirinin tam ortasına bir tabancanın dönük olduğu Charles Cros; modern adı verilen şiirin tek gerçek habercisi Saint-Pol Roux; sembolist şiir ve sonrası arasındaki ilişkiyi ele veren Paul Valéry, Breton için, sembolist şiirden en iyi yanı çekip almak ve bu modernliğin düşçü biçimi olarak sunmak yolunda önemli etki noktalarıydı. Sürrealistler ve özellikle André Breton, yüzyıl sonu şiirini bir dikiş makinasıyla şemsiyenin karşı karşıya geldiği masaya yatırmışlardır. Masa üstündeki bu şaşırtıcı yüz yüzelik, Valéry’ye göre şiirsel yaratının en temel unsurlarından biriydi.
Kaynak: Barbuni.com
Yorumlarınız
Bu habere toplam ( 2 ) yorum yapılmıştır.
Tüm Yorumlar İçin Tıklayınız
gerçeküstü resimler absürd ama ressamlar daha popülerdir
gerçeküstü şairler derken felsefe yapmış yazarı.Ama ben hala son günlerdeki sitenin marx takıntısını anlayabilmiş değilim.Bakalım anlarız yakında,vardır bir gösterge ama daha çözemedim.
vahide yazıyor 28 Eylül 2008 Pazar 21:10
( * ) BAYRAMINIZ KUTLU OLSUN ( * )
nice mutluluk dolu bayramlara. ..gp..
Mehmet Kara ( * ) **selam** yazıyor 28 Eylül 2008 Pazar 08:51
DİĞER BAŞLIKLAR

Haberin olsun













