Medya
YORUMLARINIZ
DOLAR ![]() | ||
| Alış | ||
| Değişim | ||
EURO ![]() | ||
| Alış | ||
| Değişim | ||
| IMKB | ||
Karakter boyutu :
Türkiye cabrio sevmez
Türkiye'de güneşli gün sayısının çok olmasına rağmen üstü açık otomobil tüketimi neden düşük.
03 Ağustos 2008 / 11:05

Genel adıyla cabrio yani üstü açılabilen otomobiller, Türkiye gibi güneşin çok olduğu, bahar ve yazların uzun sürdüğü ülkelerde daha çok ilgi görürler. Bir de deniz kıyısı ise bu otomobiller için bulunmaz ortam sağlanmış olur.
Zaten cabrio otomobillerin satış rakamlarına bakıldığında Amerika'nın okyanus kıyısı eyaletlerinde, Avrupa'da Akdeniz'e komşu İtalya, Fransa, İspanya, Yunanistan ile adalarda ve İngiltere'de yoğunlaşma olduğu görülüyor. Güneşli gün sayısı az olmasına, yağmuru ve gri havasına rağmen İngiltere istisnalardan biri. Türkiye de istisna listesinde! 3 tarafı deniz, yılın yarısından fazlası güneşli olmasına mukabil cabrio otomobil satışlarında diğer Avrupa ülkelerine göre oldukça gerilerde kalıyor. Bunun birkaç sebebi var...
Öncelikle bu modellerde fonksiyonellikten yani taşıma işlevinden çok sürüş keyfi öne çıkıyor. Türkiye'de ise otomobil ulaşım aracı olarak kullanılıyor. Birkaç model dışında açılır tavan metal hale getirilip, kışın bile kullanılabilecek teknolojiye kavuşturulsa da cabrio modeller 'eksik' gözüyle algılanıyor. Üzerinde bulunan motorlar genellikle güçlü ve motor hacmi büyük tutuluyor, bu da yine cabrioların Türkiye'de büyük oranda vergilendirilmesine ve liste fiyatının yüksek olmasına sebep oluyor. Markalar ise bunu bir fırsat görüp zaten çok satamadığı bu modelleri 'niş' kabul ederek kâr marjını fazla tutuyor. Bütün dünyada artan cip merakı da cabrio otomobilin en azından Türkiye'de önünü kesiyor. Çünkü, biraz ayrıcalıklı, trafikte farklı olmak isteyenler fiyatı daha yüksek bile olsa cabrio yerine cipi tercih ediyor. Yani cabrio otomobiller 'ayrıcalık' peşindeki müşteriyi de 'arazi'ye kaptırıyor. Sonuçta tüketici açısından bu modeller 'mantık' dışı hale geliveriyor. Bunlar işin ekonomik boyutuyla ilgili. Başka sorunlar da yok değil.
Bunlardan biri sosyo ekonomik. Yanda sürüş izlenimi yer alan Mazda MX-5'le birkaç gün İstanbul'da dolaşınca üstü açık bir otomobile sahip olmanın iyi yanları kadar olumsuzluklarını da tanıma fırsatım oldu; belki birçok orta üst sedan modelle aynı fiyata sahip olmasına mukabil bu ve benzeri otomobillerin 'gösteriş' imajı çok öne çıkıyor. Bunda şık, sıra dışı tasarımın ve gökyüzüne doğrudan bakma ayrıcalığının etkisi var. Bu tür bir otomobili kullanmak 'özgürlük' kavramıyla da özdeşleştiriliyor. İşin teknik boyutunda normal modellere göre bu tarz araçların biraz daha fazla 'güvenliğe' ihtiyaç duyması ortaya çıkıyor. Üstü açık bir otomobil için mümkünse kapalı bir garajınızın olması gerekiyor.
Markalar genellikle prestij amaçlı olarak Avrupa'da bulunan cabrio modellerini Türkiye'de satışa sunuyor. Ancak satış listesini incelediğimizde birçok modelin yılın ilk yarısında tek haneli rakamın üzerine çıkamadığını görüyoruz. Üstü açık otomobiller coupe (tek kapı spor, üstü kapalı) modellerle birlikte bin 60 adetlik satışa ulaşarak pazardan yüzde 1 pay alabilmiş. Bu durumda sadece cabrio modellerin yüzde yarımdan daha az pazar payı olduğunu söylemek mümkün. Lüks sınıfta BMW, Audi ve Mercedes'in yanı sıra Volvo da cabrio model satışlarında orta sınıf markalardan daha iyi durumda. Honda S2000, VW Eos gibi bazı modeller markalarının yüzünü güldürüyor. Opel Tigra, Nissan Micra CC, Mitsubishi Colt CC, Peugeot 207 CC, 307 CC, Ford Focus CC gibi orta sınıf coupe cabrio modeller ise ne yazık ki satış listesinde en alt sıralarda bulunuyor.
Zaman
Zaten cabrio otomobillerin satış rakamlarına bakıldığında Amerika'nın okyanus kıyısı eyaletlerinde, Avrupa'da Akdeniz'e komşu İtalya, Fransa, İspanya, Yunanistan ile adalarda ve İngiltere'de yoğunlaşma olduğu görülüyor. Güneşli gün sayısı az olmasına, yağmuru ve gri havasına rağmen İngiltere istisnalardan biri. Türkiye de istisna listesinde! 3 tarafı deniz, yılın yarısından fazlası güneşli olmasına mukabil cabrio otomobil satışlarında diğer Avrupa ülkelerine göre oldukça gerilerde kalıyor. Bunun birkaç sebebi var...
Öncelikle bu modellerde fonksiyonellikten yani taşıma işlevinden çok sürüş keyfi öne çıkıyor. Türkiye'de ise otomobil ulaşım aracı olarak kullanılıyor. Birkaç model dışında açılır tavan metal hale getirilip, kışın bile kullanılabilecek teknolojiye kavuşturulsa da cabrio modeller 'eksik' gözüyle algılanıyor. Üzerinde bulunan motorlar genellikle güçlü ve motor hacmi büyük tutuluyor, bu da yine cabrioların Türkiye'de büyük oranda vergilendirilmesine ve liste fiyatının yüksek olmasına sebep oluyor. Markalar ise bunu bir fırsat görüp zaten çok satamadığı bu modelleri 'niş' kabul ederek kâr marjını fazla tutuyor. Bütün dünyada artan cip merakı da cabrio otomobilin en azından Türkiye'de önünü kesiyor. Çünkü, biraz ayrıcalıklı, trafikte farklı olmak isteyenler fiyatı daha yüksek bile olsa cabrio yerine cipi tercih ediyor. Yani cabrio otomobiller 'ayrıcalık' peşindeki müşteriyi de 'arazi'ye kaptırıyor. Sonuçta tüketici açısından bu modeller 'mantık' dışı hale geliveriyor. Bunlar işin ekonomik boyutuyla ilgili. Başka sorunlar da yok değil.
Bunlardan biri sosyo ekonomik. Yanda sürüş izlenimi yer alan Mazda MX-5'le birkaç gün İstanbul'da dolaşınca üstü açık bir otomobile sahip olmanın iyi yanları kadar olumsuzluklarını da tanıma fırsatım oldu; belki birçok orta üst sedan modelle aynı fiyata sahip olmasına mukabil bu ve benzeri otomobillerin 'gösteriş' imajı çok öne çıkıyor. Bunda şık, sıra dışı tasarımın ve gökyüzüne doğrudan bakma ayrıcalığının etkisi var. Bu tür bir otomobili kullanmak 'özgürlük' kavramıyla da özdeşleştiriliyor. İşin teknik boyutunda normal modellere göre bu tarz araçların biraz daha fazla 'güvenliğe' ihtiyaç duyması ortaya çıkıyor. Üstü açık bir otomobil için mümkünse kapalı bir garajınızın olması gerekiyor.
Markalar genellikle prestij amaçlı olarak Avrupa'da bulunan cabrio modellerini Türkiye'de satışa sunuyor. Ancak satış listesini incelediğimizde birçok modelin yılın ilk yarısında tek haneli rakamın üzerine çıkamadığını görüyoruz. Üstü açık otomobiller coupe (tek kapı spor, üstü kapalı) modellerle birlikte bin 60 adetlik satışa ulaşarak pazardan yüzde 1 pay alabilmiş. Bu durumda sadece cabrio modellerin yüzde yarımdan daha az pazar payı olduğunu söylemek mümkün. Lüks sınıfta BMW, Audi ve Mercedes'in yanı sıra Volvo da cabrio model satışlarında orta sınıf markalardan daha iyi durumda. Honda S2000, VW Eos gibi bazı modeller markalarının yüzünü güldürüyor. Opel Tigra, Nissan Micra CC, Mitsubishi Colt CC, Peugeot 207 CC, 307 CC, Ford Focus CC gibi orta sınıf coupe cabrio modeller ise ne yazık ki satış listesinde en alt sıralarda bulunuyor.
Zaman
Yorumlarınız
bunu yazana selam.
öncelikle bu yazıyı yazan abime selamlar.:=) Türkiye doğru kabriyo araba sevmez niyemi çünkü alırsak donumuz falan kalmaz. Ay sonuna kadar benzincilere yıl sonunda ise vergicilere göbek şov yaparız.Bu yüzden biz kabriyo sevmeyiz dimi la kamil.:=)
karizmatik yazıyor 08 Ağustos 2008 Cuma 21:24
cabrio
cünkü sicakta zaten arabanin üstü acilmaz.arabanin sicakli ve üsten gelen sicak insani perisan ediyor. sade ilkbaharda, veya yazin sabah aksam acilir.
profi levent yazıyor 04 Ağustos 2008 Pazartesi 03:07
hayret ya
arkadaş bahsettikleri orta sınıf araçlar 22-37 bin tl civarında cabrio sunu al 50 bin ve üzeri seyrediyo dalga mı geçiyo bu yazıyı hazırlayan kişi aradaki fark bi araç parasında ayıp be cabriodaki ötv yi kaldırın bakın nasıl herkes cabrioyla geziyo iş olsun diye yazılmış bi yazı
...... yazıyor 03 Ağustos 2008 Pazar 20:56
sebeb belli
Para yok paraaaa!!! Dalga mı geçiyorsunuz? Ay sonunu nasıl getireceğiz diye düşünüyoruz. Zaman gazetesine saygılarımla bildiririm ki; hükümetiniz olacak zaatallerine söyleyin maaşlara adam gibi zam yapsın.
izmirli yazıyor 03 Ağustos 2008 Pazar 14:05
DİĞER BAŞLIKLAR

Haberin olsun























