Vah benim sevgili spermciklerim

Akşam Gazetesi yazarı Gülenay Börekçi, erkeklerde yaşanan seks sonrası bulanımına köşesinde yer verdi.
SPERM SOYKIRIMI DEPRESYONU
Üremeyle sonuçlanmayan her sevişme erkekte öyle büyük bir düşkırıklığı yaratırmış ki, kadın orgazmın doruğunu yaşarken, o bunalıma girermiş. Sevişme bitince erkekler bize değil sigaraya sarılırlar ya, meğer o da efkârdanmış. Zavallıların üstüne hüzün çökermiş, maç seyredip bira içerek unutmaya çalışırlarmış. İyi uykular dilemeden sırtlarını dönüp horlamaya başlamaları tamamen kederdenmiş. Hem taklitmiş zaten o horlamalar, aslında pençesine düştükleri ‘sperm soykırımı depresyonu’nu gizlemeye çalışıyorlarmış. ‘Vah benim sevgili spermciklerim’ diyorlarmış içlerinden, ‘nasıl da heba oldular...’ Rüyalarında Mozart’ın ‘Türk Marşı’ eşliğinde yeniçeri adımlarıyla yürüyen ölü spermler korosu suçlayıp duruyormuş onları. Yani, erkekleri öküzleştiren şey, sperm soykırımı depresyonuymuş.
İNANMIŞ GİBİ YAPSANIZ
Peki, tamam. Biz de biliyoruz öyle bir şey olmadığını... Lakin Gündüz Vassaf’ın politika, ekonomi, din, psikiyatri, medya, futbol ve cinsellikle, en çok da erkeğin güç yanılsamasıyla dalga geçtiği ‘Cennetin Dibi’nde bunu okuyunca öyle güldüm ki, size anlatmak istedim. Gündüz Beye ve bana inanmış gibi yapsanız olmaz mı?
KADINLAR BEYAZ ATLI PRENSİNİ BEKLEMELİDİR
Öte yandan, Vassaf’ın fantastik denemesi bir hakikate temas ediyor. Hayatı devam ettiren şey, spermlerin rekabetidir ve her sevişme milyonlarca spermden sadece birinin ipi göğüsleyebileceği kıyasıya bir yarış ortamıdır ya... Dünyanın hâkimi erkeklerse eğer, bunda komutalarındaki eşkıya ordusunun, yani spermlerinin de payı olmalı. Malum; spermler, yani erkekler daima hareket halinde olmak zorundadır, kadınlarsa beyaz atlı prensi beklemelidir. Tıpkı yumurtalarının en kudretli sperm tarafından fethedilmeyi beklediği gibi...

Haberin olsun












