Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
?etin ALTAN

Böyle gelmiş, böyle gider mi? Zor...

30 Aralık 2006 Cumartesi 05:24

Bitmekte olan yıl takviminin son 2 yaprağı...
Hemen hepimiz başladık telefonlarda konuşmalar biterken:
- Yeni yılın şimdiden kutlu olsun, demeye...
Tıpkı:
- Kral öldü, yaşasın kral dercesine...
* * *
Her 52 haftada bir, tekrarlanan aynı kibar klişe:
- Yeni yılınız kutlu olsun.
Karşılıklı aynı tür dileklerle girilmiş olan eski yıllar, ne kadar kutlama şenlikleriyle yaşanmış olsa da; acaba kimler tarafından düzenlendiğinin farkında bile olmadığımız birtakım "alın yazıları" çizmedi mi ömrümüze?
* * *
2'nci Dünya Savaşı'nın bitiminde, Avrupa'nın nasıl paylaşılacağı görüşülürken Winston Churchill ile Jozef Stalin karşılıklı oturmuşlar, önlerindeki kâğıt üstünde Balkan ülkelerinin hangi kamplarda kalacağını belirliyorlardı.
Churchill:
- Yunanistan bizim tarafta, Bulgaristan'la Romanya da sizin tarafta kalsın diyordu.
Ortaklaşa verdikleri karar kesinleşince de, önlerindeki kâğıdı birbirlerine uzatarak şöyle dediler:
- Al sende kalsın...
- Yok, sende kalsın...
Ne Yunanistan'da, ne Bulgaristan'da, ne Romanya'da yaşayan milyonların haberi vardı, "alın yazıları"nın nasıl çizildiğinden.
* * *
2006 takviminin son 2 yaprağı...
Afganistan'da, Irak'ta, Filistin'de ölen ölene, öldüren öldürene.
Ne ölecekler, ne de öldürecekler farkında yazgılarının hangi diyarlardaki odalarda kimler tarafından çizildiğinden.
Ve de tüm dünyada yaratılmakta olan servetin yarısını; tüm dünya nüfusunun yüzde 2'sinin paylaştığından.
* * *
Değişen modern teknolojiler ve değişen üretim biçimleri ise; Fransa İhtilali'nden sonra kutsallaşan "ulus-devlet" modelinin tepesine kurulmuş demagoglar saltanatıyla çatışmada.
En çok da, köylü ağırlıklı ülkelerde çatışmada.
* * *
Nutukçu demagogların tepesine kuruldukları ülkelerde, har vurup harman savurmaları ve yerel gizli sömürgeleri üstündeki egemenliklerini sürdürmek için, silah alımlarına harcadıkları yüz milyarlarca dolar; kitleleri yoksul bıraktığından piyasaların genişlemesini engelliyor.
Modern teknolojinin artan üretimleri ise, küreselleşme sürecinde gitgide zenginleşmesi gereken piyasalara muhtaç. O nedenle Hazine'den geçinmeli takımın saltanatının da daraltılması gerekiyor.
* * *
21. yüzyıl dinamikleri; cumhurbaşkanlığı seçimleri, genel seçimler gibi siyasal hırsları ateşleyen görüntüler arasında, sert çalkantılara doğru itmekte bizleri de...
Bu tür çalkantıları, üst düzey bir sentezde dengeleyebilecek evrensel kalitedeki kadrolarımız da çok cılız.
Önümüzdeki 52 hafta boyunca, sık tekrarlanan sözcüklerin başında yine:
- Değişen konjonktür, değişen koşullar gelecek.
Kimse de, konjonktürle koşulların neden değiştiğini inceleyip netleştirmeyecek.
* * *
Daha şimdiden kutuplaşmalarla çatışmalardaki hız, baş döndürmeye başladı.
Üniversitelerin tepesinde çatışma; Prof. Dr'ların yönettiği sağlık örgütlenmelerinin tepesinde çatışma; Futbol Federasyonu'nun tepesinde çatışma; kurban kesimlerinin nerelerde ve nasıl olması gerektiği konusunda çatışma; siyasal partiler arasında çatışma; belediyeler arasında çatışma; okullarda çatışma; sokaklarda çatışma...
* * *
Ve daha kışın ilk karında yolları kapanan 5 bin köy, çığ altında kalarak ölenler; buzlanmış yollarda bin bir belaya uğrayan binlerce araba, binlerce insan...
Geçmiş yıllarda da böyleydi bu; gelecek yıllarda da yine hep böyle mi olacak?
* * *
Önce bireylerin "yaşam kalitesi" açısından, 173 ülke arasında neden 92'nci sıraya düşülmüşlüğün bedelleri ödenecek. Artmakta olan çalkantılar, biraz da bunun göstergesi...
Sonra da, küreselleşme dinamikleriyle özdeşleşmeye başlamanın, her türlü tabu ve dogmayı silip süpüren rüzgârlarında, bambaşka dönemlerin yeni yılları yaşanacak.
* * *
Yılların sonlarındaki telefon konuşmalarında; telefonu kapatmadan önce:
- Yeni yılını şimdiden kutlarım, demenin klasik kibarlığı ise yine sürüp gidecek.
Ne değişen konjonktür, ne değişen koşullar, değiştiremeyecek onu; ömür parantezinin -ne kadar genişlerse genişlesin- bir yerde kapanıvermesini de, nasıl değiştiremeyecekse...

YAZARIN ÖNCEKİ YAZILARI