YORUMLARINIZ
DOLAR /
Alış
1,1915
Değişim
0.17
EURO /
Alış
1,7715
Değişim
1.14
IMKB
39.570


Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Ertu?rul ?ZK?K

Siz bu haberi verir miydiniz

24 Kasım 2007 Cumartesi
GEÇEN salı günü Hürriyet yazı işlerinde iki saate yakın süren bir tartışma yaşadık.

Bu tartışma sonunda, hayatımın en zor kararlarından birini aldım ve bir haberi sayfanın üzerinden çıkardım.

Ancak dün Malatya’da bir yayınevinde öldürülen üç kişinin duruşmasıyla ilgili haberleri okurken, yaşadığımız bu tartışmayı ve aldığım kararı sizlerle paylaşmak istiyorum.

Salı günü öğle gündemimize çok ilginç bir haber geldi.

Olay şu:

İstanbul’un en turistik ilçelerinden Eminönü’nde bir cami var.

Söz konusu cami, Gülhane’de 1769’da Sultan III. Ahmed’in kızı Zeynep Sultan tarafından mimar Mehmed Tahir Ağa’ya yaptırılan tarihi Zeynep Sultan Camii.

İşte bu caminin kapısındaki tahtaya önceki hafta el yazısıyla bir ayet yazıldı.

Buraya kadar normal.

Diyanet İşleri Başkanlığı, cami kapılarına güzel ayetlerin asılmasını teşvik ediyor.

* * *

Ancak söz konusu caminin imamı, bakın kapıya hangi ayeti asmayı uygun bulmuş:

Maide Suresi’nin 51’inci ayeti aynen şöyle diyor:

"Ey iman edenler! Yahudileri ve Hıristiyanları dostlar edinmeyin. Onların bazısı, bazısının dostlarıdırlar. İçinizden kim onları dost edinirse şüphe yok ki, o da onlardandır. Muhakkak ki Allah o zalimleri hidayete, doğru yola iletmez."

Bir arkadaşımız caminin önüne gidip, kapıdaki tahtanın önünde fotoğraf çektirmiş.

Sonra Zeynep Sultan Camii’nin bağlı olduğu Eminönü Müftüsü Muharrem Bilgiç’i arayıp ondan görüş almış.

Eminönü Müftüsü şunları söylemiş:

"Günlük sıkıntı veya ihtiyaca göre ayet ya da hadis-i şerifleri hoca efendilere söylüyoruz, yazıyorlar. Maide Suresi’nin 51. ayetini biz belirlemedik. Ben hocaefendiyi hemen arayacağım. Bir ihtar yazısı yazıp hemen kaldırttıracağım. Kuran ayetlerini tartışmayız. Ama her ayet her yere yazılmaz."

Buna karşılık İstanbul Müftü Vekili Ömer Kardaş ise, camilerin kapılarına yazılacak ayet veya hadisleri ilçe müftülüklerinin belirlediğini, ancak böyle bir ayetin seçilip yazılmasını doğal karşıladığını belirtip şunları söylemiş:

"Bu ayette Müslümanlara Yahudileri ve Hıristiyanları inançlarından dolayı kendilerine yakın görüp dost edinmeleri yasaklanmakta, onların kendi inanç ve değerlerine sıkı sıkıya bağlı olmaları istenmektedir. Turistik bir cami diye Kuran-ı Kerim ayetlerini asmayacak mıyız?"

Durum böyle tartışmalı hale gelince bu defa Diyanet İşleri Başkanlığı’na başvurduk.

Diyanet İşleri Başkan Yardımcısı İzzet Er sorumuz üzerine konuyu inceletip, şu cevabı verdi:

"Başkanlık olarak Kuran ayetlerinin halkın anlayacağı tarzda, camide bir panoda yazılmasını teşvik ediyoruz. Bu hususta genelgemiz de var. Müftülükler cami görevlilerini, Kuran’dan uygun gördüğünüz ayetlerini yazın, tarzında talimatlandırıyor. Her camide aynı değil. İmamların seçimi farklı olabiliyor. Güncel olan, dini aydınlanma ve bilgi bakımından ışık tutan ve cemaatin bilmesinde fayda mülahaza ettiklerimize öncelik vermelerini vurguluyoruz. Takdir edersiniz, her görevli aynı maharet ve başarıyı gösterme durumunda olamıyor. Biz İstanbul Müftülüğü’ne talimat verdik. Müftü Bey’in o imam hakkında gereken ikazı yapacağına inanıyorum ben. Kesinlikle Hıristiyan ve Yahudi vatandaşlarımıza karşı öyle bir tavrımız yok. Zeynep Sultan Camii’ndeki yazıyı doğru bulmadık. Daha başka, güncel şeyler yazılabilirdi."

* * *

Aramızda tartışma başladı.

Bazı arkadaşlarımız, "Böyle şey olmaz. Bunu manşete taşımamız ve karşı çıkmamız gerekir" dediler.

Bazı arkadaşlarımız, manşet yapmayalım ama içerden mutlaka verelim görüşündeydi.

Üçüncü bir grup arkadaşımız ise, haberin hiç verilmemesini savunuyordu.

Onların gerekçesi de şöyleydi:

"Neticede bu bir ayettir. Biz burada ayeti tartışamayız."

Benim görüşümü merak ediyorsanız, onu da söyleyeyim.

Bana göre de bu önemli bir haberdi ve manşetten vermeliydik.

Böyle anlarda genel yayın yönetmenlerinin işi kolay değildir.

Yöneticilik hayatımda şöyle bir anlayış gelişti.

Bir haber konusunda böylesine derin bir bölünme varsa, mutlaka iki üç defa düşünmek lazım.

Bunun aksini yaptığım durumlar da vardır.

Bazen riskini yüklenip "Haberi verelim" dediğim de olur.

Ama burada farklı davrandım ve haberi gazeteden çıkarma kararı aldım.

* * *

Yine de bu konudaki görüşümü belirteyim.

Elbette Kuran’da yazılı bir ayeti tartışmayız. Ama o ayetin cami kapısına iyi niyetle asıldığına inanmıyorum.

Hele hele Malatya’da olduğu gibi, bu ayeti, o günün konteksinden çıkarıp, yanlış yorumlayacak eli kanlı caniler sokaklarda dolaşırken...

Ayrıca haberi de bir meslek içtihadı olabilecek şekilde tartışmamızın yararlı olacağını düşünüyorum.

Bu haberi mükemmel şekilde hazırlayan arkadaşlarımızdan da emeklerinin üzerine oturduğum için özür diliyorum.
Allahin kelamini neden ölülere okunusu son bulursa biz kurtuluruz
her yerde bir seyler aramak gerekirse bu günlerde koministler faizden islam hukukundan medyalarda dem vurup mekale yazmaya basladilar... siz hic bir konuda dogru hareket edemiyecek kadar karektersiz kisisiniz ErtuRuL Özkök
abdurrahman selam sinop yazıyor 25 Kasım 2007 Pazar 02:39
tebrik ederim
her isteyen her istediğini söyler ve yazarsa toplumda kaaos çıkar,çatışma çıkar,imam efendi içindeki kini kusmuş ve ayetide kinine gerekçe yapmış.imam insanlık suçunda yargılanmalıdır,yaptığı hareketle devletimizi zor durumda bırakmıştır.cami bir ibadet yeridir,kamuya açıktır,nasıl ki bir okulun girişine müslüman olmayanlar giremez yazısı yazılamıyorsa caminin kapısınada bu tür yazılar yazılamaz.
faruk ok yazıyor 24 Kasım 2007 Cumartesi 19:31
Ya ne yapacaktı
Beyefendi yazılan ayet mealidir. Senin keyfine göre mi ayet belirlenecek. Keşke haber olarak verseydiniz.Yakışırdı.
Ömer ÖZDEMİRCİ yazıyor 24 Kasım 2007 Cumartesi 16:31
off ertugrul ya off
o kadar kotu niyetli olup da iyi gozukmeye calisiyosun ki her yazinda daha da acikca meydana cikiyor, biktim senden de patronundan da valla midemi bulandiriyosunuz.. off ertugrul ya yeter... git artik su gazeteden de baskasi gelsin. birazda onun yurt disi anilarini, petrus saraplarini dinliyelim
ibrahim yazici yazıyor 24 Kasım 2007 Cumartesi 14:06
Şimdi pişmanmısınız?
Gazetecilerin sansasyon yaratacak her şeyi haber olarak kullanma dürtüsü çok gelişmiştir.Bence onların içerisinde en güçlü duygu meşhur olabilme duygusudur ki,bu sayede prim yapıp basamakları hızla tırmanabilsinler.Bu bağlamda, haberin niteliği,özü yada toplumda yaratacağı sansasyonların sonuçları hep göz ardı edilir nedense.Gazetecilik var olan bir olayı sunmak mıdır yoksa o olaydan yararlanarak daha büyük olaylar mı yaratmak? Geldiğiniz nokta itibarı ile meşhur olma gibi bir kaygınız olmasa gerek ama içinizde var olan güçlü dürtülerin etkisi ile pişman gibi bir haliniz var Sn.Özkök.
Tayfun Ünalan yazıyor 24 Kasım 2007 Cumartesi 13:13
Siz Müslüman mısınız?
Eğer yazılan ayeti tartışamıyorsanız, içeriğini neden tartışıyorsunuz. Allah böyle emrediyor ve bu güne de cuk oturuyor. Terörü nasıl kullandıklarını bilmiyormusunuz. Yıllardır Yahudi medyası denir durur!!. Sayın Özkök siz Yahudi misiniz, müslüman mı? neden alındınız ayetten. oraya assanızda asmasanızda böyle bir ayet var. bir ayeti reddetmek bütün dini reddetmektir. kurnazlık yaparak ayeti tartışmıyoruz diyorsunuz ama yaptığınız aynen de budur. "Allah'ın vaadi haktır, Allah sözünden dönmez"
Emmi yazıyor 24 Kasım 2007 Cumartesi 12:14
SAYIN ERTUĞRUL BEY
Daha bir kaç gün önce İtalya da işgüzarın ve İslam dininin düşmanı birisini tuvalet kâğıdına " Ayet-el Kürsüyü" yazdığını niye manşet yapmak için tartışmadınız? Allahü lâ ilâhe illâ hüvel hayyül kayyûm. Lâ te’huzühû sinetün ve lâ nevm. Lehû mâ fis-semâvâti vemâ fil erd. Menzellezî yeşfeu indehû illâ biiznihi. ya’lemü mâ beyne eydîhim vemâ halfehüm velâ yühîtûne bişey’in min ilmihî illâ bimâ şâe vesia kürsiyyühüssemâvâti vel erd. Velâ yeûdühü hıfzuhumâ ve hüvel aliyyül azîm. Meali; Allah... O'ndan başka İlah yoktur. Diridir, Kaimdir. O'nu uyuklama ve uyku tutmaz. Göklerde ve yerde ne varsa hepsi O'nundur. İzni olmaksızın O'nun Katında şefaatte bulunacak kimdir? O, önlerindekini ve arkalarındakini bilir. (Onlar ise) Dilediği kadarının dışında, O'nun ilminden hiçbir şeyi kavrayıp-kuşatamazlar. O'nun kürsüsü, bütün gökleri ve yeri kaplayıp-kuşatmıştır. Onların korunması O'na güç gelmez. O, pek Yücedir, pek büyüktür. (Bakara Suresi 255. Ayettir-
DADAŞ yazıyor 24 Kasım 2007 Cumartesi 08:57
PEKİ, EMİN ÇÖLAŞAN NE OLACAK?
Gelelim genel yayın yönetmeninin yazdığı bu günkü habere; şimdi bu haber nerden çıktı ve manşet yapılacak kadar önemliymiş? Ne var haberin içeriğinde, camiinin kapsında Maide süresinin 51 ayeti yazıyormuş ve haberi manşetten veremediği için arkadaşlarından özür diliyormuş, mış muş, filan feşmekân laf-ı güzaftan başka bir şey değildir? Bilenler bilir ama bilmeyenlere söylüyorum. Bu ayetin bir benzeri de Bakara süresinin 120 ayetinde geçmektedir. Ve bu haberlerin manşetten verilmesinin “ Müslüman mahallesinde salyangoz satmaya benzer” onun için herkes aklını başına toplasın ve arkadaşında özür dileyecek bir durumda yok. Çünkü bu haber ne manşet olur, ne de manşet? Şayet manşet yapmak istediğiniz bir haber varsa, o da bu ülkenin yıllardır, kimler tarafından soyulduğunun manşetini atabilirsiniz? Ama ne yazık ki işinize gelmez. Cevabı da Emin Çölaşan’ın kitabımda yazıyor?
Dadaş yazıyor 24 Kasım 2007 Cumartesi 08:37
NEDEN?
O zaman neden yazmadın? Şimdi niçin yazıyorsun?
Dilek Demirci yazıyor 24 Kasım 2007 Cumartesi 06:08
YAZARIN ÖNCEKİ YAZILARI