Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Ertu?rul ?ZK?K

Türkiye Türklerin midir

29 Kasım 2007 Perşembe
BAŞBAKAN geçen cumartesi günü Kızılcahamam’da yeni Anayasa çalışmalarının 15 Aralık’ta başlayacağını ilan etti.

Bugün biraz risk alarak, yeni Anayasa’nın en kritik sayılabilecek maddesiyle ilgili bir öneri yapacağım.

Ama, önce işe, başka bir soruya cevap vererek başlayacağım.

Son zamanlarda ilgiyle izlediğim insanlardan biri Baskın Oran.

Baskın Oran üç hafta kadar önce, tam PKK saldırılarının olduğu günlerde, Radikal’ın Pazar ekinde bir yazı yazdı.

Yazının anafikri şuydu:

"Hükümet, böyle sinirlerin gergin olduğu bir dönemde, Anayasa yapmayı gündeme getirmemeli. Bu çalışma, durum sakinleştikten sonra başlatılmalı."

Okuduğum an bu görüş bana çok makul görünmüştü.

Ancak biraz zaman geçince şu soru yavaş yavaş kafama takılmaya başladı:

"Acaba, tam aksine yeni Anayasa yapmak için en iyi konjonktür bu olamaz mı?"

Neden böyle düşündüğümü anlatayım.

Anayasalar ne için yapılır?

Toplumda insanların bir arada yaşamasını sağlayacak olan temel mutabakatı ortaya koymak için.

Başka deyişle, toplumu yönetecek olan kanunların, kuralların ruhunu belirlemek için.

Demek ki, Anayasa yapma ihtiyacının altında, "toplumun çeşitli kesimleri arasındaki çatışmaları ortadan kaldırmak" fikri yatıyor.

Demek ki, toplumun çeşitli kesimleri arasında çok sayıda çatışma konusu var ki, bunu ortadan kaldırma fikri doğmuş.

* * *

Bu varsayım geçerliyse, şu da doğru olmalı.

Toplumdaki kavgaları önlemek istiyorsak, bu işe, çatışmaların en dorukta, en görünür olduğu sırada başlamak en etkili sonucu verir.

Birçok ülkede temel mutabakat belgeleri, iç savaşlardan, büyük krizlerden sonra ortaya çıkmıştır.

Türkiye bugüne kadar iç savaş geçirmedi.

Ama iç savaşa gitmese de, bugün çok ciddi çatışmalar yaşıyoruz.

Dolayısıyla Baskın Hoca’dan farklı düşünüyorum.

Bugün Anayasa yapmak için en elverişli dönemdeyiz.

Burada tek sorun, bu çalışmayı, seçimde yüzde 46 oy almış bir partinin başlatıyor olmasıdır.

Bu siyasi güç, iyi niyetle kullanıldığı takdirde işi kolaylaştırır.

Yok, kendine bazı misyonlar yüklemiş bir zümrenin, "Şimdi tam zamanıdır" duygusunun ürünüyse, buradan kalıcı bir Anayasa çıkmaz.

Hepimiz çok iyi biliyoruz ki bu Anayasa tartışmasında özellikle iki konu, fanatiklerin meydan savaşına dönüşecek.

Bir grup, türban sorununu yeni bir Anayasa ile güvence altına almak isteyecektir.

İkinci bir grup ise Kürt kelimesini bu Anayasa’ya taşımak isteyecektir.

Türban konusundaki görüşlerimi daha önce yazmıştım.

Dini sembol olarak kabul edilen bir sorunun Anayasa ile çözülmesine karşıyım.

Bence bu, karşılıklı güven ortamının oluşturulmasıyla çözülecek bir sorundur.

* * *

Kürt sorununa gelince, burada en büyük çatışma, "Türk" kelimesinden çıkacaktır.

Toplumun çok büyük bir bölümü, ülkeye adını vermiş "Türk" aidiyetinin Anayasa’da vurgulanmasını isteyecektir.

Ben de bu duyguyu kuvvetle taşıyan insanlardan biriyim.

Peki bu sorun nasıl aşılacak?

Anayasa’nın 66’ncı maddesinde şöyle bir ifade var:

"Türk devletine vatandaşlık bağı ile bağlı olan herkes Türk’tür."

Aklıma şöyle bir formül geliyor. Bu madde şu hale getirilemez mi:

"Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ne vatandaşlık bağı ile bağlı olan herkes Türk’tür. Anayasa’daki Türk kelimesi, etnik bir aidiyeti değil, Atatürk’ün belirttiği gibi, bir vatandaşlık aidiyetini ifade eder."

Böylece, tartışmayı etnik bir temelden çıkarıp sağlam bir sosyolojik temele oturtmuş oluruz.

* * *

Ben, logosunda "Türkiye Türklerindir" yazan bir gazetenin genel yayın yönetmeniyim.

Samimi olarak, logomuzdaki ifadeyi aynen Atatürk’ün belirlediği manada anlıyorum.

Çünkü "Türk" kelimesine etnik ve ırkçı bir anlam vermeyi hiçbir zaman içime sindiremem.

Eğer hepimizde güçlü ve samimi bir "birlikte yaşama arzusu ve iradesi" varsa, yolu bu olabilir...
böl ülkeyi rahatla
her gün kürtler hakkında ab hakkında yazmasa olmaz değil mi. ille yazacak. milletin kafasına nifak tohumları ekecek başka işi yok bu canlının.mütareke basınının değerli kalemleri olmasa ülkemizin suni sorunlarını nerden öğreneceğiz.akıllı olalım arkadaşlar sınırlar kalemle çizilmiyor. kürt kardeşim sen uyanık ol cumhuriyetine kast eden alçaklar var. seni maşa olarak yıllarca kullandılar. dağlarda ilüzyondan başka bişey yok.
pinus yazıyor 30 Kasım 2007 Cuma 20:05
Sizi kutluyorum.
Sn. Özkök, siz dünya medya tarihine altın harflerle yazıldınız bile. Birde Emin Çölaşan'ın son kitabında yazdıklarına cevap verseniz mükemmel olacak. Altmıştan fazla baskı yapmış bu kitabı okuyan yüzbinlerce kişiden biri olarak, kitaptaki açıklamalara nasıl cevap vereceğinizi merakla bekliyorum. Haydi yarın çıkın bir TV kanalınızın ana haber bültenine "Emin Çölaşan, seni yarın bu kanalda tartışmaya davet ediyorum" deyin. Ya da bırakın yazı yazmayı, sokağa bile çıkmayın.
Hasan Güvercin yazıyor 30 Kasım 2007 Cuma 00:06
ne garip
Biz Türkler tarihin hiç bir döneminde ırkçılık yapmayan bir halk olsakta, bizim himayemizde varlıklarını devam ettirebilenler sonradan hep etnik ırkçılığa başlamışlardır.
ali yazıyor 29 Kasım 2007 Perşembe 22:18
uzatmadan
bakın size en güzel çözüm;Bulgaristan ve Balkanlardaki Türkler için ne isteniyorsa bu ülkede yaşayan kürtlere de o verilmeli...sayın özkök...yine nasıl kıvırıp buna yanıt vereceksin bilmiyorum?...
hüseyin yılmaz yazıyor 29 Kasım 2007 Perşembe 21:54
YOK CANIM ESTAĞFURULLAH
Yazıyı okumadan, başlığına istinaden yorumluyorum. Aydın Doğan ve jonglörümü yalakasımı ne (yani sen) onundur. Türklerin yada diğerlerinin ne haddine.
RAHMİ ÖZTÜRK yazıyor 29 Kasım 2007 Perşembe 21:08
Haklıdır...
Baskın hoca bence haklı, zamanı değil.Geçmiş dönemlerde yapılabilirdi, çok geç kalındı 30 yıl kadar...Hürriyet gazetesi başta olmak üzere tüm medya savaş çığırtkanlığından da vazgeçmeli artık...
Baskın Hoca yazıyor 29 Kasım 2007 Perşembe 21:04
Hadi ya Bende Yedim!!
Benim dilimi bana fazla gören bir zihniyetin neresine inanayım?nasıl vatandaşlık bağı ile bağlanayım???????????????
Berxwedan yazıyor 29 Kasım 2007 Perşembe 20:09
siyasetin sibel canları
türkçede bir deyim vardır.delikanlı ol biraz.konumunuz,fikriniz ve amacınız ne olursa olsun.ertuğrulcuğum sen,barzani,talabani,mab,ali k,mehmet metiner...vb ananız da babanızda bir.sizler siyaset fahişesisiniz. her şey olabilirsiniz ama insan olamazsınız.sizi birkaç liboş dışında kimse takmıyor.
abuzer hudursırai yazıyor 29 Kasım 2007 Perşembe 18:26
trajedi
haksızı savunmanın ortaya çıkardığı trajedi'den başka bişey değil sayın özkökün durumu...
müge kılıç yazıyor 29 Kasım 2007 Perşembe 17:57
Ozur dilerim
Ben bu yazidan hic bir sey anlamadim, neden ve nicin yazilmis. Burda yazilanlari biz zaten biliyoruz. Yorumlari okuyunca ben su halkima gercekten her gun hayranligim artiyor. Bu halk ozel bir sezgiye sahip artik, gercek olanla ,sanali ayirt ediyoruz. Bir seye daha sevindim, halkim gecmise gore cok bilincli. Bir daha o eski sacmaliklar artik bu ulkede yasanmaz. Ciddi bir olgunluk sozkunusu , bireyinden , yukariya kadar.
Berfin Atmaca yazıyor 29 Kasım 2007 Perşembe 17:57
şimdi sıra kimde
sırf senin yüzünden otuz yıl aldığım gazeteden soğudum entirikalarala emin çolaşanı akarte ettiniz şimdi sıra bekir çoşkunda sen olduğun sürece o gazetede entirikalar devammı edecek merak ettim
yavuzerezkara yazıyor 29 Kasım 2007 Perşembe 17:50
Ne gerek var?
Türk ibaresine ne gerek var Sn.Özkök, önce ANADOLU CUMHURİYETİ der şüpheye mahal yaratmayacak şekilde olayı çözeriz.Ardından,ANADOLU FEDERATİF CUMHURİYETİ...Sonra bir referandum yapar herkese sorarız: Bağımsızlık istiyor musunuz? diye...İsterler muhtemelen ve o zaman al sana Kürdistan. Ardından; Lazistan, Çerkezistan,Alevistan,Sünnistan tan-niri nina-nay nina-nay nam.Bu işin ucu bir kaçmaya görsün,taa ki, Anadolu Beyliklerine kadar gider.
Tayfun Ünalan yazıyor 29 Kasım 2007 Perşembe 17:18
herkezin dikkatine
almanya da yaşayan herkez almandır denilseydi ona sizin gibi düşünenler ne cevap verirdi
mehmet yalçın yazıyor 29 Kasım 2007 Perşembe 16:13
ne haldeyiz
s.n özkök uçakta poz verirken söylesydiniz ya r.t.e...sinirlenirdiyemi korktunuz.....yazık yazık
murat selvi yazıyor 29 Kasım 2007 Perşembe 10:21
kurnaz
Sen bir konuda, değil uzman, dünyaydaki bütün rekorları kırmışsın Ertüğrül bey, o da kurnazlıktır. Ama bir şey çok sevindirici. Tükiyede herşey senin tersi istikamette gelişiyor. şimdiye kadar ne dediysen gerçekleşmemiş, bu mesele de sen yazdıktan sonra böyle gerçeleşmeyecek. şimdiden eminim.
kadir yazıyor 29 Kasım 2007 Perşembe 08:44
Kafanı taşlara vursan fayda etmez!
Hayret ortamı germekten başka işlere de yarayabiliyormuş bu adam!!! Bence sen artık köşene çekil patronluk yaparak paranı kazan... yönetmenliğini yaptığın gazetede ......................... bu vatana yararlı bir birey olmak istiyorsan maaşını verdiğin bu adamları düzeltmeyle başla işe...
Cinsan* yazıyor 29 Kasım 2007 Perşembe 07:33
dansöz
ne oldu sana ertugrul,önceleri yakip yikip derken böyle makul olmayi nasil becerdin.ya sen ne kadar kivirtkan birisin.aslinda sen ve senin gibilerinin yazilarin hic okumam.cünkü siz tüm medyanizla kokusmusunuz.sizden daha savas cigirtkanimi var?
firat yazıyor 29 Kasım 2007 Perşembe 04:13
YAZARIN ÖNCEKİ YAZILARI