YORUMLARINIZ
DOLAR /
Alış
1,1915
Değişim
0.17
EURO /
Alış
1,7715
Değişim
1.14
IMKB
39.570


Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Ertu?rul ?ZK?K

Meğer arkadaş baskısıymış

30 Kasım 2007 Cuma
BU ülkede "mahalle baskısı" yok mudur? Bal gibi vardır.

İşte ispatı...

Hem de Türkiye Büyük Millet Meclisi İnsan Hakları Alt Komisyonu’nun raporunda.

Bu ülkede "Mahalle baskısı yoktur ve olamaz" diyen bir zihniyet, işte böyle suçüstü yakalanır. Üstelik de bilinçli, kasıtlı, hazırlıklı, taammüden, "Mahalle baskısı olmamıştır" fikrini ispat etmeye giderken yakalanır.

Biz Hürriyet’te çok büyütmedik.

Bazı gazeteler manşet yaptı.

Olay şudur:

Amasya’da lise öğrencisi dört kız, "kendilerine dini baskı yapıldığı" gerekçesiyle, başka okullara naklini istedi.

Cinayet işlese bile cemaatine toz kondurmayan bir zümre, hemen yaylım ateşine başladı.

"Böyle bir şey yok, hocalar baskı falan yapmamışlar. Yurt müdürü böyle bir şey yok diyor."

Bu yayınlar üzerine, Doğan Haber Ajansı’ndan bilgi istedim.

Bana, o dört kızın ve ailelerinin söylediklerini, görüntülü olarak ilettiler.

Evet, iddia sahipleri açık açık konuşuyor.

* * *

Türkiye Büyük Millet Meclisi bu olayı incelemek üzere bir alt komisyon oluşturdu.

İlginçtir, bu komisyonda sadece AKP milletvekilleri vardı.

Gidip o dört çocukla konuştular.

Yine ilginçtir, çocuklarla ailelerinin yanında değil, ayrı ayrı konuştular.

Sonunda gelip raporlarını yazdılar.

Raporda güya okul ve yurt yöneticileri aklanıyor.

Ama hemen altında şöyle bir ifade var:

"Okulda dikkate alınması gereken bir arkadaş baskısı vardır."

Okuldaki 176 öğrenciden 150’si oruç tutuyormuş ve öteki arkadaşları üzerinde baskı kuruyorlarmış.

Böylece mahalle baskısı, yasama organının resmi raporuna girdi.

Madem elimizde böyle bir rapor var, hadi gelin soruları sormaya başlayalım.

* * *

Önce öğretmenlerden ve yurt yöneticilerinden başlayalım.

"Biz baskı yapmadık" demek, sorumluluğu ortadan kaldırıyor mu?

Okuldaki çocukların baskılarını önlemek, baskı yapmayacakları şekilde eğitmek de onların görevi değil mi?

Eğer öğretmenler ve yöneticiler bu "arkadaş baskısını" önlememişse, görev ihmalleri var demektir.

Veya bu ilgisizlik şu anlama gelmektedir:

Onlar da baskı yapan öğrencileriyle aynı düşünmektedirler.

Zaten sorun işte tam bu noktada düğümlenmektedir.

Bu öğretmen ve yöneticiler, dini konularda arkadaş baskısını normal bir davranış olarak kabul etmektedirler.

Buradan, önümüzdeki günlerde alevlenecek olan Anayasa tartışmasına gelmek istiyorum.

* * *

İktidar partisinde, türban yasağını da yeni Anayasa paketi içine koyarak kaldırma eğilimi var.

Bizler de eskiden beri şunu söylüyoruz:

Eğer bu ortamda türban yasağını kaldırmaya kalkarsanız, yarın Anadolu üniversitelerinde "arkadaş baskısına" Anayasal zemin hazırlamaktan başka bir şey yapmamış olursunuz.

Peki, türbanlı kızlar üniversiteye girmesin mi?

Elbette girsinler.

Ama önce toplumdaki karşılıklı güvensizlik ortadan kaldırılmalı, öğretmenler, öğretim üyeleri, mahalle ve okul arkadaşları bu zihniyete gelecek şekilde eğitilmeli.

Yani türbana okul yolunu açacak olan şey Anayasa değil, bu hoşgörü ortamıdır.

Anayasa’ya gelince, hep aynı şeyi söylüyorum.

Anayasa, okulda baskı kuran o 150 çocuğu değil, kendini baskı altında gören 4 çocuğu koruyacak şekilde düzenlenmelidir.
Turkiye
Turkiye bu baski meseleleribnden, bu hastaliklardan kurtulmaz
demir yazıyor 01 Aralık 2007 Cumartesi 02:11
Basın Baskısı!!!!!!!!!!!
Ertuğrul Bey,sizin çalışanlarınıza yaptığınız basın baskısı mahalle baskısının yanında hiç birşey !!! Ne oldu yoksa dönüşüm mü başladı!!!! Sağdan sola,soldan sağa.....
Tayfun Mutlu yazıyor 01 Aralık 2007 Cumartesi 00:22
ertuğrulcuk
sen daha yaşıyor musun ertuğrul;aldığın oksijene yazık...
kaan yazıyor 30 Kasım 2007 Cuma 19:57
sende bi karar ver artık
ertuğrul özkök karar verin. hangi taraftasınız.hükümete methiye döşeyip ardından mahalle baskısı muhabbeti yapıyorsunuz. seçim öncesi medya grubunuz türban türban diye diye akp yi zafere taşıdı. memleketi gerdiniz gayet başarılı oldunuz.vergileriniz affaldu ödeştiniz şimdi de saldırma zamanı geldi tabi. sizin tarafınızın cevabı belli,sizin keseniz.
quercus yazıyor 30 Kasım 2007 Cuma 19:47
oryantal
ertuğrul bey gazeteciliğinizi bilmem ama oryantal sanatını çok iyi biliyorsunuz.keşke ahmet altan'daki duruşun 10 da 1'i sizde olsaydı..
oktay zorlu yazıyor 30 Kasım 2007 Cuma 19:28
Hürriyet'te Hürriyetin yolunu kesiyorsun
Sayın Köşe yazarı, Hürriyette Hürriyetin önünü kesiyorsun. hala din ile barışmanın yollarını, başaörtüsü mağdurlarının mağduriyetlerini gidermenin açık yollarını aramıyor; kaytarma yollarına giriyorsun. Halk iyi okuyucu, iyi hakem. Herşey daha iyi ye gidecek, iyi geelecek ümidimle.....
Aziz Eminoğlu yazıyor 30 Kasım 2007 Cuma 15:15
daha yazıyosun beee
senin yazılarını okumuyorum bile ama hakediyoz
murat selvi yazıyor 30 Kasım 2007 Cuma 14:46
emın abı gıttı hurrıet bıtttı
SENIN HIC BIR SOZUNE INANMIYORUM PARA İÇİN NELER YAPMISSSIN YAZIK YAZIK
1912 yazıyor 30 Kasım 2007 Cuma 14:22
hadi
ya bu yazar hem sağdan vuruyor hem soldan vuruyor, doğan haber ajansından bende izledim bu baskı olayını adam roportaj yaparken öğrencinin babası spikere gülerek "ne diyecektim" diyor resmen bu adamlara nasıl konuşmaları öğretilmiş, ya bu kadar da olmaz. hala inat ediyorlar baskı var diye zaten bir onlar inanıyor bir de bu yazar, sonra da başörtüsüyle üniversiteye girme hakkı var diyor, ortamı bozan bunlar sonra hoşgörüye davet eden yine bunlar tam bir yahudi oyunu işte bu.........
OF yazıyor 30 Kasım 2007 Cuma 13:16
biraz cesaret
nihayet....................................
ZEYNEP YILMAZ yazıyor 30 Kasım 2007 Cuma 13:09
Haklısın AYŞEGÜL
İnsanlar nasılda işlerine geldiği zaman işlerine geldiği gibi konuşuyor değil mi? İşte TÜRKİYE min acı durumu. Elinde yetkisi olan kalemi istediği gibi karalıyor. Ama buda geçer. HAK batıldan elbet ayrılır. İnsanlarımız gerçekleri her zaman görür. geç kalsada görür. Biraz yürekli olmak yeter. Üstesinden gelinemeyecek şey yoktur.
Ersan yazıyor 30 Kasım 2007 Cuma 08:57
KEŞKE OBJEKTİF OLABİLSEN
evet bende karşıyım arkadaş baskısınada mahalle baskısınada...ama bu söylediklerin sanki sizin mahallede daha çok oluyormuş gibi geliyor.bizim mahalle zaten hep horlanan aldığı ödülün bile mutluluğunun yaşanmasına izin verilmeyen üstelikte o kadar insan önünde azarlanıp aşağılanan bir yer.abisi arada bir sizin mahallenin yöntemlerine özenen bizim mahalle çocukları olabilir onlarıda idare ediverin azınlıktalar merak etmeyin...keşke amasyada olduğunu iddia ettiğin olaya(gerçi biz şahit olmadık ama sözüne inanıyoruz)gösterdiğin tepkinin yarısını kozandaki gerçek yaşanmış olayada gösterseydin hem sözüne hemde samimiyetine inanırdık
AYŞEGÜL yazıyor 30 Kasım 2007 Cuma 08:20
YAZARIN ÖNCEKİ YAZILARI