YORUMLARINIZ
DOLAR /
Alış
1,1895
Değişim
-0.42
EURO /
Alış
1,7515
Değişim
-0.11
IMKB
39.801


Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Ertu?rul ?ZK?K

O polis linci hak etti mi

01 Aralık 2007 Cumartesi
POLİSİMİZ hakikaten önüne geleni vuran bir "katil topluluğu" mu? İstanbul ve İzmir’deki olaylardan sonra polis hakkında atılan manşetlere, yapılan yorumlara bakarsanız öyle.

Bir olayda, devletin resmi bir yetkilisine tek taraflı çok ağır suçlamalar yapıldığı zaman, bir duygu beni gönüllü avukatlığa sürüklüyor.

Çünkü öğrendiklerim, yaşadıklarım bana bir şey öğretti.

Her olayın mutlaka iki tarafı vardır.

Eğer ülkenin medyası, çok büyük ağırlığıyla, iddia makamına dönüşmüşse, birilerinin de o polislerin avukatlığını yüklenmesi gerekir.

Ben onun veya bunun tarafında değilim.

Tamamen, yukarıda izah etmeye çalıştığım psikoloji nedeniyle, bugün köşemi, bu işin başka bir tarafını göstermeye çalışan bir insana bırakıyorum.

Yazıyı yazan Hakan Hanlı, Brüksel Barosu’nda avukatlık yapmış bir hukukçu..

Bakın ne diyor:

* * *

"İnanılmaz bir linç kampanyası başlatıldı.

İstanbul’daki olayda polisin darbının öldürücü nitelikte mi olduğu, yoksa maktulün kendi patolojik durumu yüzünden mi hayatını kaybettiği, ancak adli tıp raporu ile belli olacağından, bu konuyu bir kenarda tutsak da İzmir’deki olaya yaklaşım beni hayretler içinde bıraktı.

Bir tarafta suç işleyip işlemediği daha belli olmayan polis memuru hırpalanırken, diğer tarafta maktulün arka arkaya işlediği suç ve kabahatler es geçiliyor.

Hatırlatayım:

Maktul ehliyetsiz araba kullanıyor. Üstelik ehliyetine aşırı alkollü araba kullanmaktan dolayı el konulmuş.

Maktul aşırı derecede içkili. Kanında 148 promil alkol olduğu tespit edilmiş.

Burada parantez açıp, geçmişte okuduğumuz bazı gazete manşetlerini de hatırlatayım.

’Katliam gibi kaza’ (Şoförün kanında 138 promil alkol bulunduğu için).

’Bu şoför mü, katil mi?’ (Şoförün alkollü araç kullanmaktan daha önce ehliyeti alınmış olmasına rağmen ölümle biten bir kaza yapmış olduğu için).

Devam ediyorum:

Maktul, polisin ’dur’ ihtarına rağmen durmamış.

Yine bir parantez açıyorum.

Burada resmen yalana başvuruluyor. Arabadaki diğer gençlerden biri, TV kamerası karşısında bu ihtarı duyduklarını, hatta maktulün durması için ikazda bulunduklarını söyledi.

Demek ki, polis sadece selektör yapmış, siren çalmamış iddiaları düzmece.

* * *

Kendimizi biraz da polisin yerine koyup düşünelim.

Şunu bilenimiz var mı?

İzmir polisi günde kaç tane ihbar alır, bunlardan kaçı bombalı saldırı ihbarıdır?

Önünüzden kaçıp giden bir arabada ’masum gençler mi’, yoksa 20-25 kg. C4 patlayıcı taşıyan teröristler mi var nasıl bilebilirsiniz?

Burada polis hangi saikle ateş etmiştir?

Acaba, ’dur’ ihtarına uymayan bir gence değil de 20 kg. C4 patlayıcı taşıma ihtimali olan bir terör zanlısına ateş ettiğini düşünmüş olamaz mı?

Durum böyleyse, bu, kanunumuza göre polise tanınan bir ’imkán’ değil, verilen bir ’görev’dir.

Rahmetli hocamız Ord. Prof. Sulhi Dönmezer, bizlere meşru müdafaa hakkını anlatırken, ’Müdafaa tarzı tehdit ile hemayar olmalıdır ama ciddi bir sanı ile bu denge aşılmışsa, suç teşkil etmeyebilir’ demiş ve bir temyiz kararını örnek vermişti.

Bu kararında Yüksek Mahkeme, ’Maktulün elini aniden cebinden çıkarma hareketine girerek, sanki tabanca çekecekmiş hissini sanığa vermesinden dolayı, sanığın beklemeksizin ateş etmesinin meşru müdafaaya girdiğini’ kayda geçirmiştir.

Burada da olay bu karara benzer gelişmiştir.

Sözlerime maktulün ailesine başsağlığı dileyerek son vereceğim.

Yazdıklarım, onlara karşı kişisel bir tutum olmayıp, bir haksızlığa isyandan ibarettir."

* * *

Evet toplumda böyle düşünenler de var.

Gazete manşetlerine, köşe yazılarına bakıp böyle düşünen insanların sayısının az olduğunu da sanmayın.

Diyorum ya, her sosyal olayın mutlaka iki yanı vardır.
yalan
medya gundem degistirmek icin elinden geldigince bu olaylari kasiyip öbur taraftan buyuk olaylari veya buyuk mamalari göturuyoralar.ne zaman gundemi degistirir medya iste o zaman bir pis bir koku var
masun yazıyor 02 Aralık 2007 Pazar 01:32
komik olmayın
evet komiksiniz yine giden bir can ne demek durmadı diye ateş açmak ve polisimizin nasıl davrandıgınıda biliyoruz vatandaşlara polise destek yürüyüşüne kç kişi katılıyor yada soruldugu zaman anketlerde polise güven kaç çıkıyor %40 ı geçmez neden?? halk düşman görüyor polisi? polis gaffar okan gibi olmadıgı sürece bu halk sevmeyecek polisimizi kimse kusura bakmasın
tanerce yazıyor 01 Aralık 2007 Cumartesi 22:06
SORU
SAYIN ÖZKÖK BEKİR COŞKUNUN YAZILARI DOLAYISIYLA PATRONUNUZDAN VE HÜKÜMETİN ÇOK KIYMETLİ ÜYELERİNDEN DİREK VEYE DOLAYLI YÖNDEN BASKI GÖRDÜNÜZMÜ?. BASININ ŞU ANKİ DURUMU SADECE MİDE BULANDIRIYOR.
VELİ DOĞAN yazıyor 01 Aralık 2007 Cumartesi 14:10
suçlu kim
Polis hata yapmıştır ve bir insanın ölümüne sebep olmuştur. Evet Polis yetkisini yanlış kullanmıştır suç işlemiştir, ama polisten daha fazla suçlu olan Devlet yönetimidir.Polisliği en son yapılacak bir meslek haline getiren Devlet yönetimi.Devletin en önemli kurmlarından olan Polis teşkilatını ayaklar altına alan Devlet yönetimi. Seçkin insanların görev alabileceği bir meslek dalı olması gerekirken en so çare olarak baş vurlan genelde kırsal kesimde yetişen kendisini yetiştirememiş insan ilşkilerinde kendisini geliştirememiş insanların görev yaptığı, çalışanların yeni bir şey üretemeden hala 1930 yıllarda yürürlüğe giren kanunla teşkilatı ısrarla yönetmeye devam etmeleri, polisin çalışma şartları düzeltilsin dendiğinde bu söylenimlerin kulak arkası edilmesi. Bu zihniyetle hareket edilmeye devam edilirse daha çok insanımız ölür, lütfen Polise amale insan gözüyle bakılmasın deşin, değiştirin.Yabancı ülkelerde hayvanlar için bile en son teknoloji ile çalışan polis teşkilatı var, ama bizim insanımızın ve polisimizin hayvanlara hakaret olacak belki ama hayvanlar kadar değerimiz yok.Yo diyorum çünki bende polisim.Lütfen artık bu zihniyeti değiştirelim bizim avrupa insanlarından bir farkımız yok hatta gelenekler örf ve adetlerimizle farklılıklarımız var
Hamza yazıyor 01 Aralık 2007 Cumartesi 11:22
Lütfen
öncelikle bu yazıda emeği geçenlere teşekkür ediyorum ve sizden de bir ricam olacak, bu yazıyı daha ilgi çekici bir yere koyarak milletimizin tek taraflı olarak olaylara yorum yapmasını ve bununla birlikte olayları çarptırarak bazı karanlık güçlerin emellerine ulaşmalarını önlemenizi istiyorum lütfen.Kimse burda yazanları bilmiyor bunları öğretmek sizin üzerinize vebal dir...
Taraflı yazıyor 01 Aralık 2007 Cumartesi 10:26
bilgin
efendi oturmuş koltuğunda olayı yorumluyor..sanki üzerine vazife gibi..peehh
mustafa yazıyor 01 Aralık 2007 Cumartesi 05:28
YAZARIN ÖNCEKİ YAZILARI