Ertu?rul ?ZK?K
Sokuşturma çetesi
14 Aralık 2007 Cuma
ÜÇ günden beri sık sık şu soruyla karşılaşıyorum:"Yeni YÖK Başkanı hakkında ne düşünüyorsun?"
Yeni başkanı tanımıyorum.
Akademik kariyeri hakkında fazla bilgi sahibi değilim.
Çalıştığı alanlara, yayınlarına baktığımda da belirgin bir kanaate sahip olamadım.
Dolayısıyla kendisine karşı ne olumlu, ne de olumsuz bir önyargım var.
"Cevabın bu mu" diyeceksiniz.
Hayır, yeni başkana karşı önyargılı değilim, ama önyargı sayılabilecek bir cevabım da var.
* * *
Benim için, YÖK Başkanlığı’na, "Üniversitede türbana asla izin vermem" diyerek başlamak ile "Türban yasağını kaldıracağım" diyerek başlamak arasında hiç, ama hiçbir fark yoktur.
Bu cevaplardan ne birincisi, onun sahibini "özgürlük düşmanı" yapar, ne de ikincisi, onu söyleyeni "özgürlükçü" kılar.
Benim gözümde her ikisinin de üniversite olayına bakışı belli açıdan ideolojiktir.
Yeni YÖK Başkanı’nın görevine böyle bir demeçle başlaması talihsizlik olmuştur.
Talihsizlikten de öte, o göreve "belli bir misyonla geldiği" ve "getirildiği" izlenimini doğurmuştur.
Üniversitelerimizin birinci sorunu "türban" değildir.
Birinci sorun o değilken, işe bu soruna vurgu yaparak başlamak, benim gözümde kötü puandır.
"Senin gözün çok mu önemli" diyebilirsiniz.
Elbette değil.
Zaten o yüzden söylüyorum.
Hiç kimse, kafasındaki sorunu, toplumun birinci sorunu gibi sunup işe onunla başlamamalıdır.
* * *
Türban sorunu bu kafayla çözülemez mi?
Çözdüğünüzü sanırsınız.
Ama bir gün iktidardan düşersiniz, bir başka YÖK Başkanı gelir, o da işe "Türbanı yasaklayacağım" diye başlar.
Son günlerde türban konusunun Anayasa’ya dahil edilmemesi yolunda sağduyulu sesler yükselmeye başladı.
Üstelik bu seslerin bir bölümü AKP içinden ve Başbakan’a yakın milletvekillerinden geliyor.
Doğru olanı, bunu, iklimi yumuşatarak yoluna koymaktır.
Ne var ki, son günlerde iklimi yumuşatmayı bırakın, tam aksine germeyi görev bilen bir "derin faaliyet" ısrarla sürdürülmeye başlandı.
Sanki birileri düğmeye bastı ve o malum "sokuşturma çetesi" harekete geçti.
Üstelik, biz üniversitede türbanı konuşurken, bu sokuşturma çetesi, problemi ortaokul seviyesine de yaymak için sistematik provokasyona başladı.
Bir bakıyorsunuz, Anadolu’nun herhangi bir yerinde bir ödül töreninde türbanlı kız çocuğu kürsüye çıkarılıyor.
Daha onun izi silinmeden bu defa TÜBİTAK’ta bir başka ödül töreninde aynı senaryo tekrarlanıyor.
Üstelik Milli Eğitim Bakanı’nı çileden çıkartacak kadar göstere göstere yapılıyor.
Bütün bunlardan şu sonucu çıkarıyorum:
Bazı kişiler ve çevreler, YÖK’ün yeni başkanının sözlerinden sonra artık üniversitede türban meselesine çözülmüş gözüyle bakıyor ve planın ikinci aşaması uygulamaya geçiyor.
Önümüzdeki argüman şu olacaktır?
Türban yasağı yüzünden ilkokula, liseye gidemeyen kız, üniversiteye nasıl girebilecek?
Evet göreceksiniz, "derin sokuşturma çetesinin" yeni hedefi, ilkokul ve lisede de türbanı serbest bıraktırmak olacaktır.
* * *
O nedenle diyorum ki, Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik, buna tepki göstermekle çok iyi yapmıştır.
Cumhurbaşkanı ve Başbakan da aynı tavrı göstermelidir.
Bu sokuşturma çetesinin önü şimdiden kesilmezse, belli ki ileride maraza çıkacak..