YORUMLARINIZ
DOLAR /
Alış
1,1845
Değişim
-0.42
EURO /
Alış
1,7445
Değişim
-0.23
IMKB
40.150


Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Ertu?rul ?ZK?K

Turnusol sosyolojisi

15 Aralık 2007 Cumartesi
TİPİK bir "turnusol olayı" ile daha karşı karşıyayız. Önümüzde çok önemli bir Fazıl Say olayı var.

Hep birlikte şunu göreceğiz:

"Ülkemi terk edebilirim"
diyen Fazıl Say’ı anlamaya mı çalışacağız...

Yoksa "Türkiye demokratikleşirken, Fazıl Say neden maraza çıkarıyor" deyip onu yerden yere mi vuracağız?

Ben kendi tavrımı şimdiden açıklıyorum.

Fazıl Say’ı anlamaya çalışacağım.

* * *

Önce şu sorudan başlayım:

Fazıl Say’ın AKP hükümeti ile ilgili eleştirilerine katılıyor muyum?

Bir ölçüde evet.

Çünkü, yapılan tayinlerde "türban kardeşliği" şartının arandığı izlenimi yaratacak tercihler birçok insan gibi beni de düşündürüyor.

Seçimden sonra bazı kişi ve yazarların "rövanşist" ve şımarık tavırları beni çok rahatsız etti.

Bir zamanlar bizim de eleştirdiğimiz "akreditasyon" uygulamalarının, şimdi yeni mağdurlar yaratması hiç hoşuma gitmiyor.

Eski akreditasyon mağdurlarının şimdi yeni prensler olarak afra tafra atması bana sakil geliyor.

Dün yazımda sözünü ettiğim bir "sokuşturma çetesinin" her geçen gün dini semboller üzerinde provokasyon dansları yapmaya başlamasını çok tehlikeli ve yanlış buluyorum.

Ama bütün bunlar var diye Türkiye’yi terk etmek gerekir mi sorusuna da "Evet" cevabı veremiyorum.

Hayır, Türkiye kesinlikle böyle bir noktada değil.

Olacağını da sanmıyorum.

Dahası ne Cumhurbaşkanı’nın, ne de Başbakan’ın böyle bir Türkiye istediğine de inanmıyorum.

* * *

Buna karşılık inandığım bir başka şey var.

Gül ve Erdoğan, kendilerine oy vermeyen insanların duygularını dikkate almazlar, demokrasiyi yüzde 46.5’in istibdadı olarak yorumlarlarsa, ileride bu eleştirilere cevap veremezler.

İşte bu noktada Fazıl Say’ın korkusu ve eleştirisi, çok ama çok önemli hale geliyor.

Bundan yıllar önce Paris’te FNAC Mağazası’nda Fazıl Say’ın yeni CD’sini mağazanın en kıymetli bölümünde yığın halinde görünce çok sevinmiştim.

Fazıl Say gerçekten uluslararası çapta bir klasik müzik yorumcusudur.

Geçtiğimiz yıllarda ona bazı eleştirilerim vardı.

Bence klasik müziği ihmal ediyordu.

Yunus Emre’ye, Názım Hikmet’e olan ilgisi nedeniyle, klasik müziğe yeterince zaman ayırmıyor duygusuna kapılmıştım.

Bunu ne ona söyledim, ne de yazdım.

Bugün yazıyorum, çünkü Fazıl Say’ın en önemli kişisel özelliklerinden biri bu noktada ortaya çıkıyor.

O, ülkesine ve kültürüne çok bağlı bir sanatçı.

Şimdi böyle bir genç sanatçı, kendisini ülkesini terk edecek psikolojide hissediyorsa, bu duyguyu herkes çok ciddiye almalıdır.

Bir süredir işte bunu anlatmaya çalışıyorum.

Türk halkının bir bölümü, kendini "yenilmişlik", "azınlıkta kalmışlık" duygusu içinde bulmaktadır.

Bu duygu özellikle kadınlarda daha da belirgindir.

Biz mutlu ve kardeşçe yaşayan bir ülke yaratmak istiyorsak, kendini ve hayat tarzını tehlikede gören bu insanlara güven verici bir iklimi yaratmalıyız.

* * *

O nedenle diyorum ki, bugün Fazıl Say’ı anlamaya, onunla empati kurmaya çalışmalıyız.

Bu görev önce Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ve Başbakan Tayyip Erdoğan’ındır.

Bir de gerçek aydınların.

Bu ülkenin kendine liberal diyebilen aydınları, Fazıl Say ülkesinin askerine küfretmedi, "Türban serbest bırakılmalı", "Türkler 30 bin Kürt’ü kesti", "Türkler soykırım yaptı" demedi diye, onun bu endişelerini, korkularını, duygularını görmezlikten gelmemelidirler.

Hepimiz böyle bir turnusol sınavından geçiyoruz.

Çünkü korkular artık, hepimizin en kuvvetli ideolojisi olan "hayat tarzına" dayanmıştır.
gerçek turnusol
evet fazıl say gerçekten turnusol oldu,sizin gibi iki yüzlülerin turnusolu,daha düne kadar insanlar namaz kıldığı için,eşinin başı kapalı olduğu için,dindar olduğu için çalıştıkları kurumdan, devlet memurluğundan atıldılar,üniversitelerde fişlendiler,hala daha eğitim hakları ellerinden alınıyor,gerek başı kapalı olduğu için gerek imam hatipli olup katsayı haksızlığından dolayı vatanlarından ayrılıp eğitimlerine devam etmek zorunda kaldılar,hala daha özel şirketlerin bir çoğu başı kapalı bayan çalıştırmıyor ertuğrul beyin çalıştığı şirket gibi,dindar,namaz kılan insanları işe almıyor,iş başvuru formlarında hangi gazeteyi okuyorsunuz diye garip sorular soruyor,düne kadar bu insanlar devletin hangi kurumuna bu haksızlıklar için baş vursalar ters yüz oldular ne siz nede bir başkası bu insanların uğradıkları haksızlıklara ses çıkarmadı,çıkardık diyenlerde yalan söylüyorlar,bu insanlar ülke dinsizleştriliyor dediğinde yobaz oldular,buinsanların yaşam tarzları için korkuları olmadımı,ozaman nerede idiniz?aslında turnusola gerek yok,siz ve sizin gibilerin gerçek düşüncelerini herkes anlıyor,bir tek deve kuşları hariç.
sadettin yazıyor 16 Aralık 2007 Pazar 04:14
yapma hocam
birak hocam gitsin nereye giderse gitsin sizin bu insana deger verip yorum yapmaniz hata.hollandaya gelsin burasi tam onun istedigi bir ulke hersey serbest kendine bi grup kurabilir.
eyup eren yazıyor 15 Aralık 2007 Cumartesi 14:07
katalizör
sizin kimya içerikli yorumunuza kimyasal yorum katarsak Fazıl Say a katalizör demek daha uygundur.Ama her katalizör tepkimelerde olumlu sonuç vermez.
savaş yazıyor 15 Aralık 2007 Cumartesi 12:10
işte senin kariyerin
bir ülkede genel yayın yön.haber garsunluğu yaparsa o ülke iflah olmaz.bırak servis yapmayı ertuğrul bey şemdinli davası ne oldu yazsana...
bilgin mutlu yazıyor 15 Aralık 2007 Cumartesi 11:41
YAZARIN ÖNCEKİ YAZILARI