Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Ertu?rul ?ZK?K

Cinsel açıdan kim daha özgür

23 Aralık 2007 Pazar
BU pazar sabahı manasız bir soruya cevap vermek istemiyorsanız, bu yazıyı okumadan geçin.

Yok, sizin de benim gibi boş zamanınız ve abuk sabuk konularla oyalanma lüksünüz varsa, devam edin.

Soru şu:

Sizce, cinsel konularda Hıristiyanlar mı daha özgürdür, yoksa Müslümanlar mı?

Müslüman bir ülkede yaşayan sıradan Müslüman’ın bu soruya cevap vermek için fazla zorlanacağını sanmıyorum.

Etrafımızda gördüklerimiz, yaşadıklarımız, işittiklerimiz, günlük hayatın pratiği, bizim yerimize bu sorunun kesin cevabını veriyor:

Elbette Hıristiyanlar cinsel konularda Müslümanlardan daha değil, çok çok daha özgürdür.

Tabii şunu da eklemeyi ihmal etmemeli:

"İstisnalar kaideyi bozmaz."

Yani aranızdan birkaçının bu konularda farklı düşünüyor olması, sorunun kesin cevabını değiştirmez.

* * *

Şimdi gelelim tarihin bize öğrettiği başka bazı gerçeklere.

Jacques Attali’nin geçenlerde sözünü ettiğim "Amours" adlı kitabına göre, Batılılar cinsel hazzı, yani erotizmi Müslümanlardan öğrendiler.

Bunu da Haçlı seferlerine borçlular.

Çünkü o savaşlar sırasında Müslüman Arapların erotik şiirini, çokeşliliği, cinsel hazzı keşfettiler.

Çünkü Haçlı seferlerine giderken bıraktıkları Avrupa’da, Aziz Paul’ün, Hıristiyanlığın cinselliği dünyanın en büyük günahı sayan demir kanunları geçerliydi.

Aşk yasaktı.

Çünkü insanlar arasındaki aşk, insanı Tanrı aşkından uzaklaştıran bir şeydi.

Aziz Paul için iki insan arasındaki, bir delilik, hastalıktır.

Cinsel ilişki ilk günahın ürünüdür ve bayağı bir harekettir.

Dolayısıyla erkek, bir kadına asla dokunmamalıdır.

Aziz Paul, cinsel ilişki konusundaki görüşünü şu cümleyle noktalar:

"Evlilik, bekáretten daha alt bir şeydir. Bir kadınla evlenen erkek iyi bir şey yapar, ama evlenmezse daha iyi bir şey yapmış olur. Bir kadınla evlenmek, sadece daha az kötü bir şey yapmış olmak anlamına gelir.

Sadece o mu?

Aziz Paul’den üç yüzyıl sonra Aziz Augustin de şunu söylüyor:

"Evlilikte bile cinsel haz günahtır. Çünkü erkeğin aklını başından alır."

İşte bu iklimde Balkanlar’da "Bogomiller" denilen cinsellik düşmanı bir tarikat bile doğmuştu.

Batı Avrupa’da da buna benzer tarikatlar ortaya çıkmış ve cinsellik iyice bastırılmıştı.

Attali’ye göre, Haçlı seferleri, Batı’nın cinsellik tarihinde bir dönüm noktası oluşturuyor.

Arapların, cinselliği bütün özgürlüğüyle yansıtan aşk şiirleri, erotizmi yücelten rüzgárları, kadınlarını evde bırakan şövalyeler için esin kaynağı oluyor.

* * *

Nitekim buradan dönen şövalyelerin ilk işi, cinselliğe düşman tarikatların mensuplarını katliamdan geçirmek oluyor.

Yine Attali’ye göre, Batı’da "bireyselleşmeyi" işte bu başlatır.

Yani cinselliğin keşfi...

Şu soru sizin de aklına gelmiyor mu?

Acaba haçlılar, Kudüs’e kutsal bir amaçla mı gittiler?

Yoksa asıl amaçları böylesine baskıcı, cinselliği öldürücü bir dini iklimden kaçmak mıydı?

Tabii kendi kendime şunu da soruyorum:

Batı’nın ezilmiş erkek ve kadınlarına dünya hazlarını, erotizmi, cinselliğin keyfini öğreten bir dinin mensupları, nasıl olup da bugünün Müslüman’ını cinsel açıdan iğdiş eder hale gelmiştir?

Haçlı seferleri sırasındaki Müslüman Araplar mı bu dini yanlış yorumluyor ve yaşıyordu?

Yoksa bugünün Müslümanları mı?..

* * *

Teolojik felsefenin bu derin sorularına cevap bulamadım.

O yüzden pazarımı ve tatilimi berbat etmeden, hayatın daha basit, daha sıradan gailelerine döndüm.

Bir şişe şarap açtırdım.

Her zamanki gibi aryalarımı koydum.

Tek başıma derin bir yolculuğa çıktım.

Nereye mi?

Kendi ahlakımı kendimin tayin edebileceği bir ütopyaya...

Tabii öyle bir yer yok da, ben varmış gibi yapıyorum.

Ne diyor "Secret"?..

"Bir şeyi çok istersen olur..."


Evet bir şeyi çok istiyorum.

Huzuru...

Sadece kendim için değil, herkes için...
beliğ
huzuru isteyen insan samimi ise bir arayışta demektir. müslümanlar cinselliği dorukta yaşarlar.çünkü onlar zina etmezler ,kadınları adet olduğunda onlara dokunmazlar,kadınlar ev içinde bile makul kıyafetli olduklarından onların çıplaklıkları onların arzulanmasını sağlar.yani müslümanlar kadınları özlerler onların tenini , kadınlığını arzularlar.Samimi dindarlar açık ta olsa gözlerini haram kadınlara dikmezler.Ama hristyanlıktan farklı olarak Resulullah(sav):"eşlerinizle ilişkinizde bile sevap vardır.buyurdu.Sahabe hayret etti.Nasıl olur dediler.Dedi ki .'o kimse eşine gitmese zina etse günah olacaktı halbuki helali tercih etti bu sebeple 'buyurdu."evleniniz,çoğalınız" buyurdu. En güzel yemek açken yediğiniz, en güzel su susuzken içtiğinizdir...eğer her istediğinizi her an elde etmek gibi bir huyunuz varsa trilyoner olsanız da mutsuz olursunuz, huzursuz olursunuz. Alem ayrı Allah ayrı değil ertuğrul bey.siz istemeseniz de benim gözlerimden bu pcye bakan ve sizin gözlerinizden bu maile bakan O'dur.Ertuğrul bey kabul etsin etmesin O 'ndan başka bir şey zaten yoktur.Bu yüzden bizi bizden iyi bilir bu yüzden o herşeyi kuşatmıştır.Mutlu olalım azgınlaşmayalım dengede olalım diye kurallar koydu.Batı medeniyetine bakın kadının değeri var mı .ekonomik olarak özgür ama anne olamamış,güvensiz kadınlar,mutsuz kadınlar.Çünkü her yerde kadın çıplak ve zina serbest o kadar doymuşlar ki eşcinselliğe ve çocuklara hatta hayvanlara yönelmişler.Eğer bir sınır yoksa herkes kafasına göre davranır ve huzursuz olur.Dilerim huzursuzluğunuz hakikate kapı açar... bugün çoğalan toplumlar varsa,onların islamla yani fıtratla uyuşan yönleri sebebiyle.Batı ne yapıyor kadına doğğursun diye para veriyor ama kadın yine mutsuz çünkü kocası koca olamamış eve bağlanamamış,parayı devlet verse de toplum ve kocası ona değer vermedikten sonra yine mutsuz oluyor.Bir ideolojinin ayakta kalması için mutlaka nesil gerekmez mi?bugun dindarlara ve onlara hukmetmek isteyen dini tanımayanlara bakın.dindarlar evlenmeyi ve en az iki üç çocuk sahibi olmayı tercih ederken diğer grup ya evlenmiyor ya da çocuk sahibi olmuyor.bunları düşünün.öyle ki bugün dünyada olduğu gibi ya toplu katliam ya da çocukların eğitilmesi yoluyla dindar sayısı dengelenebiliyor.Zaten yazıyor."hak geldi,batıl zail oldu.zaten batıl zail olmaya mahkumdur" resul olmayan (size göre)ve saltanatı olmayan biri hem de hiç erkek çocuğu olmamış biri nasıl 1400 yıldır anılıyor ve seviliyor bu bile sizi düşünceye sevketmiyor mu?Onun fikirleri dediğiniz kitap nasıl hala heyecanla okunuyor düşünmez misiniz.Adı bugune gelmiş ve bu kadar seveni ve takipçisi olan ve resul olmayan birileri var mı düşünün...
beliğ yazıyor 23 Aralık 2007 Pazar 22:51
Büyük kalem...
Adam ne yazacagini bilmiyor galiba.tabi keyfi yerinde nasilsa.Tatilde ya tek basina.Tabiki bu konularla kafayi yoruyor.Büyük gazetecisin sen....
Baris Özgür yazıyor 23 Aralık 2007 Pazar 22:12
kafasız
onlar hristiyan değil ki ateist
genious yazıyor 23 Aralık 2007 Pazar 14:13
BIKKINLIK...
ŞU ADAMIN PAZAR YAZILARI MUHABBETİNDEN DE BIKKINLIK GELDİ VALLAHİ. HİÇ YAZMAMASI TABİ Kİ İLK TERCİHİMİZ AMA EN AZINDAN PAZAR GÜNLERİ YAZMASA DA OLUR SANKİ...
AHMET ÖZBEY yazıyor 23 Aralık 2007 Pazar 12:55
Farkında Olmadan
Bence siz farkında olmadan Cenneti özlüyorsunuz sayın Özkök.
Mahzun Umut yazıyor 23 Aralık 2007 Pazar 07:50
YAZARIN ÖNCEKİ YAZILARI