Biraz ciddi olabilir miyiz artık?
”Bunlar” dedikleriniz Türkiye’de 2 kişiden biridir
Sosyolojide ve iktisatta
“göbeğini kaşıyan adam” veya “uzun kollu, kısa bacaklı ve kıllarla kaplı”
diye kategorize edilebilecek bir toplumsal katman veya sınıf yoktur.
Aslına bakarsanız “mavi yakalı / beyaz yakalı” ayrımı bile gerçeklikten uzaktır.
Çünkü insanların sınıfsal konumları “üretim araçları karşısındaki konumlarına göre belirlenir”
Yaşamda karşılığı olmayan kategoriler uydurursanız bir süre sonra buna kendiniz de inanmaya başlar ve olmayan insanlara olmayan atıflarda bulunarak yaşamdan kopar ve komik duruma düşersiniz. Hayatı doğru tahlil edemezsiniz.
- CHP sol bir parti değildir, statükocu bir partidir. Son elli yıllık işlevi devlet-hükümet ayrımını körüklemek ve birincisinin içine halkın sokulmaması için mücadele etmek olmuştur.
- Çanakkale savaşı I. Dünya Savaşının, Osmanlı Emperyalinin diğer emperyallerle mücadelesinin bir parçasıdır, Kurtuluş Savaşından 4 yıl önce yapılmıştır.
- Atatürk monarşiyi yıkıp demokrasiyi inşa etmek gibi radikal bir mücadele vermiştir. Onu bir monark gibi göstermek Atatürk’çülük değildir. Böyle radikal bir dönem için önerdiklerini bugün de değiştirmeden önermek akılcı değildir. Kaldı ki o kadar özel dönemde bile inşa etmeye çalıştığı demokrasiye her aşamada bağlı kalmıştır.
- Milli mücadele Türkiye’sinin nüfusu 13 milyondur, bugün ise sadece ilköğretimde 13 milyon çocuğumuz bulunmaktadır.
- Dinin devlet işlerine karıştırılmasına şeriat, ordunun devlet işlerine karıştırılmasına faşizm denir. Oysa Türkiye Cumhuriyeti “laik, demokratik ve sosyal bir hukuk devletidir” birgün birileri de “sosyal devlet elden gidiyor” veya “meclis kapatılıyor, hukuk devleti elden gidiyor” diye feryat ederse bilin ki artık bizim de bir demokrasimiz vardır.
- 36 Osmanlı padişahından 16’sı asker tarafından tahttan indirilmiş ve çoğu öldürülmüştür. Osmanlının son 300 yılında her 8 yılda bir vezir (başbakan anlayınız) asılmıştır/öldürülmüştür. Bu rakam Cumhuriyet ile birlikte 80 yılda bire düşmüştür, bunu ikiye çıkarmak isteyen hevesliler yok değildir
- Osmanlı gibi teokratik bir devlet bile 40’ın üzerinde milliyeti ve 3 büyük semavi dinin takipçilerini 600 yıl bir arada tutmayı becermiştir. Biz demokratik ve laik halimizle iki kiliseyi, birkaç Hıristiyan’ı, birkaç Ermeni’yi koruyamıyorsak Osmanlı’dan öğreneceğimiz çok şey var demektir.
- Kıbrıs’ta 35 yıl hiçbir çözüme yanaşmamak ödün vermemek değil, çözümsüzlüğü ebedileştirmek, mevcut durumdan memnun olmak demektir.
- Soğuk savaş sonrasında Rusya, Çin ve Hindistan zaman zaman ABD’nin rotası dışında davranmakla birlikte bir ittifak oluşturmuş değillerdir, olmayan bir ittifaka Türkiye’yi aday göstermek ise anti-ABD değil anti-akıldır. Bu ülkelerin Kuzey Irak’ta elçilik düzeyinde temsilcilik açtıkları dikkate alınırsa böyle bir sanal ittifakta Türkiye’nin yerinin olacağı da şüphelidir.
- Türki cumhuriyetler herhangi bir gazeteye ilan verip kendilerine bir “abi” aramış değillerdir.
- İslam ülkeleri, halifeyi kovmuş, İsrail ile ittifaka girmiş bir ülkeyi kendilerine lider seçecek gibi görünmemektedirler. Kaldı ki kimsede bir halife arayışı yoktur.
- Vatanseverlik vatandaşları “öldüresiye” sevmek değildir…
Cem Yılmaz haklı, 20 yıl okuduktan sonra 20 yıl da onları unutmaya çalışmak lazım ki hayatı doğru anlayalım