Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Fikirci Bey

KİM UTANACAK?

04 Ekim 2007 Perşembe
Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi'nde (AKPM) konuşan Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ü, parlamenterler en çok hangi konularda sıkıştırdılar?

Demokratikleşme: 301. madde, seçimlerde %10 barajı,
Azınlık hakları/inanç özgürlüğü: Rahip, misyoner ve Hrant Dink cinayetleri,
İnsan Hakları: hapishaneler, işkence olayları,
“Kürt sorunu”,
Kıbrıs sorunu.


Şimdi anladınız mı neden birileri hala 301’i savunuyor?
Neden bu cinayetler tezgahlanıyor ve beyinsiz birtakım yeni yetmelere işletiliyor?
Neden birileri hala işkence yapabilmek için yetki istiyor?
Neden birileri Türk parlamentosunun bir üyesi olduğu halde teröristlere kardeşlerimiz diyor ve böylece çözümün bir parçası olmak yerine sorunun parçası olmaya çalışıyor?
Kıbrıs’ta istatikocular yıllardır neden direniyor?

Türkiye’nin demokratikleşme mücadelesine kimler çelme takıyor?
Ülkemizin Avrupa nezdinde “anti-demokratik” görünmesi kimin işine yarıyor?

Abdullah Gül yukarıdaki konuların hepsinde sıkıştı, çünkü eli zayıftı, zayıflatılmıştı.
Bir tek Kıbrıs konusunda sitem edebildi, o da dışişleri bakanı olduğu zamanki başarılarının bir sonucudur:
"KKTC konusunda Türkiye üzerine düşeni fazlasıyla yapmıştır. Verilen sözler unutulmamalı ve adaletle yaklaşılmalı. Avrupa birliği'nin bu konuda yeni bir hamle yapmasını bekliyorum. İşe soğukkanlı ve adaletli yaklaşmak gerekir" dedi.

Peki, ülkemizin türbanlı imajından utanıp yerin dibine geçen sayın laik-sosyal demokratlarımız Türkiye’nin bu anti-demokratik görüntüsünden hiç utanmıyorlar mı?
Yoksa onlar da katillerle gurur mu duyuyorlar?
Dünyanın en büyük edebiyat ödülünün sahibini mahkum eden yasaları desteklemeyi “ilericilik” “demokratlık” mı sanıyorlar.
Muasır medeniyetler karşısında böyle totaliter bir devlet gibi gözükmemiz Atatürkçülük mü oluyor?

Neden şu cümleleri “takiyecilerden” duyuyorum da bir sosyal demokrattan duymuyorum?

“Bizim temel prensiplerimiz özgürlükler temel hak ve özgürlüklerin artırılması ve insan hakları yönündedir. Türkiye'nin istikameti Avrupa Birliği ve onun kriterleri yönündedir."

“Şimdi bilboardlarda Kürtçe afişler yayınlanıyor. Televizyon, radyo yayını yapılıyor. Gazeteler çıkarılıyor. Biz bunları zenginlik görüyoruz. Kesinlikle ayrışma olarak görmüyoruz. Terör ve şiddet olmadığı sürece Türkiye'de her şey konuşulabilir"

Siz türbandan utanıyorsunuz ama biz demokratlar da siz “sosyal demokrat” yaftalılardan utanıyoruz…

dirisin...
yazdıkların tek kelimeyle tamamen doğru...ve bunun ispatı; seni de anlamayacaklar..saygılar.
turab yazıyor 09 Ekim 2007 Salı 01:54
utanıyorsan hiç gelme buraya
ben de senin gibi birine tc kimliğiverilmesinden utandım şahsen..yuh sana!!hiç gelme..burası senin gibi hainlere göre değil..ilkel komünist..
demokrat yazıyor 07 Ekim 2007 Pazar 22:04
En Buyuk Utanc
20 yildir Turkiye disinda meslektaslarimdan gordugum en buyuk tepki Cankaya'da Insan Haklarini yok eden Turbanin olmasidir.. Boylesi bir ilkellik utancimi dayanilmaz boyutlara cikardi.. Ders vermek istemiyorum....
asma Kizilok yazıyor 04 Ekim 2007 Perşembe 20:16
YAZARIN ÖNCEKİ YAZILARI