Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Fikirci Bey

Yapılmış darbenin DAVASI OLMAZ

14 Temmuz 2008 Pazartesi

YAPILMIŞ DARBENİN DAVASI OLMAZ

Medya Ergenekon davasından bir şey anlamamış,

Herkesin kafası karışıkmış.

Ortada iddianame bile yokmuş

Duyan da sanır ki arkadaşlar son 50 yıldır İsviçre’de yaşıyorlar

Hiç darbe görmemişler

Kimler yapar, kimler tezgâhlar duymamışlar

Ben size şöyle özetleyeyim:

Başarılı olsalardı davası olmayacaktı

Çünkü

Yapılmış darbenin davası olmaz

Anladınız mı?

Bakın, başaranlara dava açılabiliyor mu?

 

Neymiş

İktidar Ergenekon davası ile “korku imparatorluğu” kurmuşmuş

“Ziverbey gibiymiş”

Valla ben korkmuyorum

Darbeci değilim

Her durumda sivil siyaseti savunuyorum

Atatürkçüyüm ve milliyetçiyim

Kimsenin beni bu nedenle alıp götüreceğini sanmıyorum

 

Hem ben anlatayım size korku imparatorluğu nedir:

  • TBMM kapatıldı,
  • Anayasa ortadan kaldırıldı,
  • Siyasi partilerin kapısına kilit vuruldu ve mallarına el konuldu.
  • 650 bin kişi gözaltına alındı.
  • 1 milyon 683 bin kişi fişlendi.
  • Açılan 210 bin davada 230 bin kişi yargılandı.
  • 7 bin kişi için idam cezası istendi.
  • 517 kişiye idam cezası verildi.

 

Ne zaman oldu bunlar?

Bir önceki başarılı darbede…

İşte korku imparatorluğu budur

 

Şimdi haklı olarak soracaksınız:

Durup dururken mi yapıldı darbe, günde 20 kişi ölüyordu…

Haklısınız

İşte Ergenekon davası bize bunu da açıklıyor

Darbe nedenleri ile darbe sahipleri arasındaki ilişkiyi ortaya koyuyor

Günde 20 kişinin öldüğü bir kaos ortamı nasıl bir günde durdurulabiliyor sanıyorsunuz?

 

Bu bir temiz eller operasyonudur

Davayı başlatan savcının da elleri temizdir

Hepimizin ona bir kahraman gözüyle bakmamız

Desteklememiz gerekir.

 

Belki de adam “Ya sabır” bu sahte-romantik solculardan diye

Tesbih çekiyordur.

Kim bilir…

YAR SAV, Hukuk tanrısı!
Yar Sav Başkanının açıklamasını dinledim. Özel yaşam ve gizli diyor; sözkonusu resmi rapor için. Doğrudur..Ancak Sayın Başbakan'ın sağlık durumuyla ilgili en gizli belgeleri medyaya verenler, başta Hürriyet Gazetesinde yayınlatanlar hangi güç odaklarıydı?.YAR SAV Başkanının da içinde bulunduğu odak değil miydi? O zaman YAR SAV, HSYK, Barolar; Başbakanın en gizli, özel sağlık yaşamıyla ilgili belgeleri yayınlayanlara ne tepki göstermişti? Daha alkış tutmuşlardı! Başbakanına RTE diyen hayasızlar! Başbakanlarının güvenliği hiç önemli değil! Yabancı ülke ajanları nüfuz etsinler; gebertsinler! Devlet yerin dibine batsın! Laik Cumhuriyet yıkılsın! 70 milyonun canı cehenneme! Yeter ki kirli laikçi cunta ve laikçi militan oligarşi ayakta kalsın! Hitler',, Mussolini'yi, Stalin'i az bulan mandacı mason faşistler; ülkenin teraltı yerüstü kaynaklarını yağmalamaya devam etsinler!..Yar Sav Başkanının, Baroların başka bir kaygısı var mı?..Laiklik, Atatürkçülük vs. hepsi de iğrenç birer maske, kamuflaj! Uyan ey Türkiyem; Atatürk'ün Gençliğe Hitabesini oku ve ayağa kalk!..
Aycan Polatkan yazıyor 22 Ağustos 2008 Cuma 17:45
hadi hadi
o zaman azmettirme diye bi suç olmazdı? mantıksızsın mantıksız..
fnss güzel yazıyor 20 Ağustos 2008 Çarşamba 17:25
alevi-sünni kızılelması
Geçen yıl: Eski Yargıtay 3. Ceza Dairesi Başkanı Yusuf Kenan Doğan'ın oğlu, Korkut Eken'in kızı ile evlendi. Eski Yargıtay 3. Ceza Dairesi Başkanı Yusuf Kenan Doğan'ın oğlu, Korkut Eken'in kızı ile evlendi. Fatoş Sonay Eken ile İbrahim Doğan'ın Türk Japon Vakfı'ndaki nikah törenine, Yargıtay Başkanı Osman Arslan, DP Genel Başkanı Mehmet Ağar ve birçok davetli katıldı. Genç çiftin nikah şahitliklerini Yargıtay Başkanı Arslan ile DP Genel Başkanı Ağar yaptı. (Cihan Haber Ajansı) 28.08.2007
bahri yazıyor 15 Ağustos 2008 Cuma 14:18
Laik molla, kendini kolla!
Bu mollayı sevmezdim. Şimdi hayranım. İran Cumhurbaşkanının basın toplantılarını, konuşmalarını sonuna kadar dinledim. Adam çok mütevazı, ama bilge, haysiyetli..Türkiye'ye acayip hayran! Yaklaşımı çağdaş.. İşi iki ülke ve bölge çıkarları açısından bakıyor. Öyle bağnaz da bulmadım..Bize gelince; özellikle bizim medya çok cahil, yobaz, önyargılı, banal, ilkel! Son derece maksatlı, tamamen fanatik Türkiye düşmanı siyonistlerden aferin almak için sorular sordular!..Şu trafik meselesi..Yahu adamın ne suçu var..Adam, zaten her zaman halkın içinde, şatafatsız..Bizimkilerin işgüzarlığı!..Ama tabii Ergenekon çeteleri de suikast yapabilirler! İsrail-Amerikan siyonist uşakları acayip rahatsız! Bu nedenle, utanmadan, "AHMEDİ CİNNET" diye manşet atıyorlar! Utanmazlar! Halbuki aynı abartılı trafik tedbirleri Bush, Clinton, Papa Türkiye'ye geldiğinde de uygulanmıştı!..Adamların suçu ne ki! Bu bizdeki, bir MÜSLÜMAN görünce CİNNET GEÇİREN besleme-sömürgeci medya; o Batılılar için hiç de öyle hakaret ifadeleri kullanmamışlardı!..Ne büyük terbiyesizlik!..Türkiye'de tam bir medya rezaleti yaşanıyor! Ülke çıkarlarını sabote etmeye, devletimizi dünyaya rezil etmeye çalışan köle medya!..Adamlarda insanlık namına zerresi yok; barbar, ilkel!..Ahmedicinnet diyorlar!..TGC ve Basın Konseyi, Çağdaş Gazeteciler; bu rezilleri ve aşağılık mahlukları himaye ediyorlar!..Utanıyorm ülkemin medyasından! İran molla değil, çok değişmiş!..Asıl geri kafalı, ilkel mollalar; bizim laik, laikçi, sömürge ajanı mollalar!..Kıpkızıl Türk ve Türkiye düşmanı!..Yahudiden çok İsrail ve siyonist dostu!..
Arif Anlar yazıyor 15 Ağustos 2008 Cuma 13:56
Laik devlet cihat eder mi?
KKTC'de Türk Ordusu ve Generalleri CİHAD mı ediyorlar?..Güvenlik Kuvvetleri Komutanlığı'nın web adresi: MÜCAHİT(Allah yolunda cihat eden): http://www.mucahit.net/ Kendisine bağlı birçok birimden oluşan komutanlık hakkında kısa bir bilgi: "Güvenlik Kuvvetleri Komutanlığı’nın temel taşlarından olan 4 ncü Piyade Alay Komutanlığına bağlı Eğitim Taburu, askere yeni alınan K.K.T.C. vatandaşlarının eğitim yaptığı, askerlik mesleğine oryantasyonun sağlandığı yerlerden biridir. Vizyonu; kendisine verilen tarihi vazifeyi yerine getirmek üzere, Türk Mukavemet Teşkilatı (TMT) ruhu ile kurulan Eğitim Taburu'nu Güv.K.K.’lığının en iyi birliği yapmaktır." Komutanlıkta bugüne kadar Hayri Ündül, Kemal Yavuz, Ali Yalçın, Yaşar Spor, Hikmet Köksal, İsmail Koçman, Ali Nihat Özeyranlı ve en son Tümg. Mehmet Eröz gibi kişiler komutanlık yaptı...
Vedat Sinkil yazıyor 14 Ağustos 2008 Perşembe 14:56
can evi
3 Netameli sorum olacak sizlere: 1-CHP Nilletvekili Kemal Kılıçdaroğlu; resmi görevde olduğu dönemde, muhtelid zamanlarda TİKKO ve DHKP-C'nin üst düzey bazı yönetici ve militanlarıyla resmi makamında görüştü ve onların bazılarını evinde ve bazı konukevlerinde ağırladı mı? 2-Hürriyet gazetesi; hangi Alman şirketleriyle, nasıl bir ortaklık kurdu? Bu işlerde aracılık yapan ve referans olan Alman İstihbaratı ve Anayasayı Koruma Teşkilatı yöneticileri var mıydı? Yine hangi üst düzey Alman askeri istihbaratıyla ilşkili medya yöneticileriyle temasta..Bu temaslarda Basın Konseyi Başkanı Oktay Ekşi nerede duruyor?.. 3-Bülent Akarcalı, Mesut Yılmaz'ı bir Fransız kökenli mason locasına üye yaptı mı? Mesut Yılmaz, mason olduğunu iddia etmişti; ama bazı yabancı sitelerde adı ve resimleri neden geçiyor?
Cem Ender yazıyor 14 Ağustos 2008 Perşembe 14:52
bi dakka
YOZCAY arkadaşa bir kaç soru: Lütfen bizi aydınlatır mısın? 1- ADKF grubunun geçen yıl ikinci adamı Erkin YURDAKUL Taksim'de intihar(?) ederek öldü.Nasıl? Kaldığı ve pencereden atladığı iddia edilen ev kimin evidir? 2- Bu kadar küçük bir yapı, sadece basımı bile milyarlar tutan bir İleri dergisini hangi mali kaynaklarla çıkarabiliyor? İlk önce bu cevapları alabilirsem daha çoooook sorum olacak.. Şimdiden teşekkürler! gencliginsesi.net
yorgun demokrat yazıyor 13 Ağustos 2008 Çarşamba 14:26
Dışa açılsak biraz..
Önümüzdeki günlerde İstanbul'da başlayacak AFRİKA ÜLKELERİ ZİRVESİ çok çok çok önemli bence de. Aslında şu PEKİN Olimpiyatlarından çok daha önemli Türkiye için..Şimdi herkes OLİMPİYATLARA HAZIRLANIR GİBİ bu zirveye hazırlanmalı...Her ülke için tanıtım programları, fuarlar olmalı..TV'ler canlı yayınlamalı..Zirve kapsamında çok sayıda panel, sempozyum, açıkoturumun yanısıra; sosyal, kültürel etkinlikler de olmalı..Spor, sanat, müzik gösterileri de olmalı...Hükümet, devlet, STK'lar..Çok iyi hazırlanmalı bu zirveye..Hiçbir terör eylemi, savaş, kriz buna engele olamamalı..Bu engellere takılıp kalmamalı..Peşinden de mutlaka LATİN AMERİKA ZİRVESİ gelmeli..Türkiye; 2005 Yılını AFRİKA, 2006 Yılını da Latin Amerika Yılı ilan etmişti..Ama bugüne kadar üzerine yeterince eğilinemedi..Bir de Sayın Cumhurbaşkanı ve Sayın Başbakan ve Sayın Dışişleri Bakanları ayrı ayrı herbir AFRİKA ülkesiyle yakından ilgilenmeli..Epey zamandır ertelenen AFRİKA ve Latin AMERİKA ülkeleri gezi ve ziyaretlerini bir an önce gerçekleştirmelidirler...
Şaziye Kasabalı yazıyor 13 Ağustos 2008 Çarşamba 14:23
Kur'an neden yasak ?
Şu an DEVLET okullarında, bütün ilköğretim ve liselerde Din Kültürü derslerinde bile İncil-Tevrat okumak, okutmak, öğretmek serbest; ama Kur'an okumak, okutmak, öğretmek yasak!..Diyanet'e bağlı Kur'an kurslarında da 15 yaşına kadar; dünyanın hiçbir yerinde olmayan Kur'an yasağı var!..Eee, o zaman ne olacak?..Din, Kur'an, inanç ve ibadet bir ihtiyaç! Laik devlet bu ihtiyacı meşru yollardan karşılamak zorunda..Bir de halen Diyanet'te 16 bin din görevlisi(imam-müezzin), 50 bin Kur'an öğreticisi açığı var!..Her dört camiden birinde DİN Görevlsi yok; hele G. Doğu illerinde!..O zaman Hizbullah, İBDA-C, PKK bayram ediyor!..Kendi imamlarını yetiştirip görevlendiriyorlar!..Bir de Diyanet; hala bayan din hizmetlerine soğuk, mesafeli..Türkiye'de nüfusun yarısı bayan! Ancak Diyanet'te en fazla 5 bin bayan din görevlsi var!..Türkiye'de çok büyük oranda kız ve kadınların dini eğitimine, dini doğru öğrenmelerine ihtiyaç var! Çok büyük KIZ KUR'AN KURSU ihtiacı var!..Fakat; ilköğretimde, birinci kademeden sonra diploma verilebilmeli..Ya da Kur'an Kurslarına da dışarıdan okumak şeklinde Ortaokul ve Lise diploması verilebilmeli...
Ceren Kızıltoprak yazıyor 13 Ağustos 2008 Çarşamba 14:08
Meydan Okuyan'a bak sen
Oku ve Ağla!..Dün-Bugün:..BAKİ TUĞ'un has adamı Prof. Dr. Fikret Eren'nin, yani müstear adıyla Kurt Karaca'nın Milliyetçi Türkiye kitebını okuyan iki kardeşten biri Milliyetçi-MHP'li, diğeri de Toplumcu-Komünist(TKP'li) olmuştu!..Zaten Prof. Eren'in projesi de buydu! Takma adındaki Kurt; Milliyetçilik, Karaca da Nasyonal Sosyalizm demekti...İşte Kurt ile Karaca zaman olacak birbirlerini yiyecekler, zaman olacak kardeş olup KIZILELMA-Ulusalcılık ittifakını kuracaklardı..Oyun, ta 1970'lere dayanıyordu...Ve bir ilginç haber notu, yakın geçmişten: Okuyan'ın kardeşi TKP’li kardeşi ANAP'lı oldu. (Haber: Hürriyet 14 Mayıs 2001) Haberin devamı: ÇALIŞMA ve Sosyal Güvenlik Bakanı Yaşar Okuyan'ın kardeşi, dün Yalova il kongresinde ANAP'a geçti. 1980 öncesi ağabeyi Yaşar Okuyan'dan farklı olarak TKP’li olmuş ve parti politikası gereği CHP'ye girmişti.O dönemde TKP yayın organlarından Ürün dergisinin sahipliğini yapan ve Rusya’daki Ekim devriminden dolayı soyadını değiştirip Ekim soyadını alan Arif Ekim, ağabeyinin partisi ANAP'a katıldı. Arif Ekim'in(October'in) parti rozetini ağabeyi Yaşar Okuyan taktı. (Ayrıca oku: Okuyan'ın Ekim devrimi: Şamil TAYYAR - Ayla ÖZCAN Sabah 15 Mayıs 2001): "Kardeşi Arif Ekim'e ANAP rozeti takan Bakan Yaşar Okuyan espriyi de patlattı: Bizim komünist Arif ANAP'a mı geliyor? Kendi ifadeleriyle 'komünist kardeş' ve 'faşist ağabey' 27 yıl sonra merkez sağ parti ANAP'ta buluştu..." Yaşar Okuyan'ın çizgisi, aslında Türkiye'nin yakın tarihinin kaderi..NATO Gladyo veya Ergenekon'un Türk toplum yaşamında yarattığı travmanın ve aydın şaşkınlığının sadece bir örneği..Küresel büyük oyunun küçük, KÜÇÜK figüranları olmak ne acı, ne acı!..
zeki baştunç yazıyor 13 Ağustos 2008 Çarşamba 14:00
olimpiyatlarda sıfır çekmek!
Ne olur, biraz sükunet ve muhasebe!..Türkiye; çok yönlü bir Dış Politika uyguluyor. Ancak daha çok acemi, yavaş, ürkek gidiyor. Üniversiteleri ve MİT'i çok daha aktif kullanabilir. Üniversitelerin hepsinde değişik ülkeler, bölgeler, uluslar ve sorunlarla ilgili ciddi, yerinde alan araştırması yapan; sonra bunları Devlete ilgili kurumlara sunan, enforme eden enstitüler, araştırma merkezleri ve think thank kuruluşları olmalı..Bu kurumlar vakıf ve bağış sistemiyle çalışmalı. Diyanet, MİT vb. kurumlar büyük ölçüde dışa açık olarak yeniden yapılandırılmalıdır. Türkiye; 2005 yılını Afrika, 2006 yılını da Latin Amerika Yılı ilan etmişti. Ancak bugüne kadar yeterli çalışma yapılmadı. Üniversiteler, STK'lar ve medya bu konularda ne enforme edildi, ne de harekete geçirildi; bir heyecan oluşturulamadı..Belki önümüzdeki günlerde istanbul'da gerçekleştirilecek Afrika Zirvesi, bir şans ve fırsat olabilir...Hükümette bu konuda ben heyecan eksikliği görüyorum..Latin Amerika için ise henüz hiçbir şey yok!..Türkiye; bilhassa şu ekseni, eksen ülkeleri iyi değerlendirmeli..Birebir ülke politikaları geliştirmelidir: 1-Çin. 2-Hindistan. 3-Rusya F. 4-Japonya-Kore. 5-Endonezya-Malezya. Bu beş ülkenin nüfusu; dünya nüfusunun yarısıdır. Yani dünyanın geri kalan diğer 200 ülkesinin nüfusu kadardır....Ve bu ülkeler bizim tarih ve coğrafyamız, kültür alanımız içerisindedir. Hindistan'da Osmanlı Devleti kadar ömrü olan iki Türk Devleti; Delhi ve Babür devletlerini kurmuşuz..Peki bugün hangi üniversitemizde Hindistan Araştırmaları Merkezi var?..Çin Coğrafyasında başta ilk Müslüman Türk Devleti Karahanlılar olmak üzere belki 20 devlet kurmuşuz!..Rusya coğrafyasında da öyle...Medyamız için ne anlam ifade ediyor bu coğrafya?..İşte Pekin Olimpiyatlarını izliyoruz!..Biz orada ikinci EV SAHİBİ olmalıydık!..Ne yazık ki mahçup mahçup duruyoruz..Açılışa Başbakanımız bile katılmadı. Nasıl katılsın ki 28 spor dalından sadece 12 dalında, genç-acemi çocuklarla müsabakalara katıldık..Ülkemizde yıl boyunca sporla; aslında sadece futbolla yatar kalkarız, hep konuşur-tartışırız..Ama ne spor yaparız, ne de müsabakalara adam göndeririz..İşte zavallı halimiz!..Spor gazeteleri, spor yazarları; her gün kıyameti koparırlar; ama 28 spor dalından sadece Futbol, kısmen voleybol, basketbolla ilgili..Pekin'de, Olimpiyatlarda bunlarda olsun yokuz!..Yokuz adeta!...
Adnan Mersinli yazıyor 13 Ağustos 2008 Çarşamba 13:48
Dikkat, MİT var!
Gökçe Fırat Çulhaoğlu-Mason Localarının konferansçısı Yekta Güngör Özden liderliğindeki Atatürk'le Lenin'i yanyana koyup "ORDU GÖREVE" diyen TÜRK SOLU ve İLERİ Grubu: Yakın tarihten bir yorum: Politik amacı bir askeri cunta hükümeti kurulmasını sağlamak olan, Irak savaşı süresince sıkça Kürt düşmanı bildiriler dağıtan, orduyu Kuzey Irak'ı işgal etmeye çağıran bu şovenist grup, "Atatürkçü Düşünce Kulüpleri Federasyonu" (ADKF) adı altında örgütleniyor ve bulunduğu üniversitelerde rektörlerin yoğun desteğini alıyor. İÜ Rektörü faşist Alemdaroğlu, bu çevrenin çıkardığı İleri dergisine yazı yazıyor, İÜ’de Türksolu’nun bütün faaliyetleri rektörlük olanaklarına dayanıyor. Türksolu grubu, İşçi Partisi Öncü Gençlik İstanbul İl Başkanı Gökçe Fırat Çulhaoğlu tarafından kuruldu. Çulhaoğlu, Doğu Perinçek tarafından "MİT ajanı" olduğu gerekçesiyle İşçi Partisi'nden atılmıştı. G. Fırat Çulhaoğlu’nun bu saldırıda da bizzat devrimci öğrencileri sorgulayıp işkence yaptığı belirtiliyor. Kim bunlar? Gökçe Fırat 1990’larda İşçi Partisi’nin Öncü Gençlik Örgütü’ndeki baş isimlerinden birisiydi. O dönemler Öncü Gençlik Örgütü’nün İstanbul Genel Başkanlığını yürüttü . Ve İşçi Partisi’nin Genel Başkanı olan Doğu Perinçek’in ‘90’lı yılların ortalarında cezaevine girmesiyle, Gökçe Fırat ismi daha da ön plana çıkıyor. Yani Gökçe Fırat’ın MİT’le ilişkilerinin başlangıç tarihi… Yine o dönemler içerde olan Perinçek, Gökçe Fırat’ın MİT’le ilişkilerini açığa çıkmasından dolayı, Gökçe Fırat’a bu tutumundan vazgeçmesi için bir mektup yazıyor (öyle görünüyor ki, Perinçek, Gökçe Fırat’ın kendisinin hem Genelkurmay hem de MİT’le olan ilişkilerinin Gökçe’ye devredilmesinin kaygılarını taşıyor ki, Gökçe’ye mektup yazmaya karar veriyor o dönemlerde, Gökçe Fırat’ın Perinçek’in mektubunu ciddiye almıyor olacak ki, İşçi Partisi içindeki 20 kişilik bir grupla İP’in ve Perinçek’in “Atatürkçülüğü”, “Kemalizm”i savunduğunu ağrı bir dille eleştiriyor.) Gökçe Fırat’ın beraber ayrıldığı grup ADKF’yi kurmaya karar veriyor, (burası da ilginç, Gökçe, İP’i “Kemalizm”le suçladığı halde, ADKF(Atatürk Düşünce Kulüpleri Fedareayon’u adıyla bir yapılanmaya gidiyor) Ama ADKF, sürecine gidilmeden, CHP’ye katılım gerçekleştiren Gökçe Fırat ve yandaşları, CHP’de de barınamayıp tasfiye ediliyor. Ve doğal olarak, MİT’den destek alan bu kişiler, önce ADKF, sonra ise Türk Solu Dergisi diye bir dergi çıkarıyor. Bu Neo-faşist Kemalistler takımı direkt olarak devletin ve MİT’in yönlendirmesi ve onun finansmanıyla hayatlarını idame ettiriyorlar. Özetle çürüyen çürüyenle birleşiyor, çürüyen kendi çürümüşlüğünü yayıyor. Önce İP daha sonraysa CHP şimdiyse devlet-MİT çürümüşlük alıp başını gidiyor...http://www.aleviforum.com/archive/index.php/t-22703.html
Ferdi Vuralkan yazıyor 13 Ağustos 2008 Çarşamba 13:31
harikasınız
hepiniz bir harikasınız cellata hiç gerek yok daha dava bitmedi neyin ne olduğu belli değil sanki tek sorunumuz ergenekon da o bitti herşey güllük gülistanlık
şeref yazıyor 12 Ağustos 2008 Salı 20:34
ötekiler
İlginç bir yazı, araştırma, tavsiye ederim: "ERGENEKONUN CEZAEVİ DIŞINDAKİ UZANTILARI YA DA KANADOĞLU'NUN YORUMLARI" Dr. Sami GÖREN (Hukukçu) Kaynak: http://www.birlikvakfi.net/forum/viewtopic.php?p=12337&sid=04ca283f18eabcbfd76c89b75278dd5c
Asuman yazıyor 12 Ağustos 2008 Salı 20:08
Bu da bizim Pamuk Prens!
Emekli general Osman Pamukoğlu; KEMALİST PARTİ kuruyor!.. PAMUKOĞLU, web sitesinde irtibat adersini verdi: "Hak ve Eşitlik" kuruluşu adına "HAK VE EŞİTLİK" KURULUŞU İRTİBAT NUMARALARI: TEL : 0 312 397 83 84. FAX : 0 312 397 37 95. Pamukoğlu; baş slaganında; "TRAKYA" vurgusu yaptı tuhaf bir şekilde: "ANADOLU VE TRAKYA'DA YAŞAYAN TÜRK HALKI BU ÇAĞRI SİZE!" Bir başka şey, hazırladığı 20 maddelik manifestoda; bir madde kara cehaleti ortaya koyuyor: "15. Din bir vicdan işi olduğundan parti, dini dünya ve devlet işleri ile siyasetten ayrı tutmayı, milletimizin çağdaş medeniyet yolunda ilerlemesi için başlıca şartlardan bir sayacaktır. Bu ülkenin çocukları dinci, dinsiz, şu mezhepten bu mezhepten diye asla ayrılamaz, bölünme sebebi ve taraf tutmak kabul edilemez. Birbirlerine rastladıklarında : "Selamün Aleyküm" diyen de, "Merhaba" diyen de bu toprağın ve bu Kültürün çocuklarıdır." Yahu Selamün Aleyküm de, Merhaba da İslam ve Kur'an merkezlidir. Birbirinin alternatifi değildir. Alevi-sünni herkes; yerine göre her ikisini de kullanırlar. Genelde önce Selam, sonra Merhaba ifadesi kullanılır...Pamukoğlu Paşa; herhalde yeni yeni halkın arasına karışıp Türk milletini tanıyacak!...Yoksa; manifestosunda çok "bölücülük" ifadeleri var; Yargıtay ve Anayasa Mahkemesi ile kısa sürede başı derde girebilir.."PKK'yı hallettiğini, sıra irticaya geldiğini" ima eden Pamukoğlu'nun web sitesi: http://www.osmanpamukoglu.org/
Bülent Sarısözen yazıyor 11 Ağustos 2008 Pazartesi 20:19
fehmi korudan iyi arşivci mi var
onun arşivi taranmalı. mutlaka ergenekoncu o da
sadık yazıyor 11 Ağustos 2008 Pazartesi 16:01
caporal, sizden daha milliyetçi
Pierre Caporal, Fransız Lasallien Hıristiyan Misyoner Tarikat Okulları Türkiye Kurucu Temsilcisi...Lozan Antlaşması dışında faaliyet yürüten, Türkleri Hıristiyanlaştırmak veya İslam'dan uzaklaştırmak için kurulan misyoner okullarından birisi olan Saint-Joseph Lisesi'nin de duayeni, hamisi..Böyle 20 kadar Fransız Hıristiyan Tarikat okulu var ülkemizde. Mezunlarının çoğu 150-200 yıldır yüksek sivil-askeri bürokraside, sanayide, sanat çevrelerinde; bilhassa da MİT, yargıda ve Dışişlerinde görev ve yöneticilik yapıyorlar..Ünlülerin ünlü avukatlarının çoğu Fransız ekolündendir..Bir ara Büyük Mason Locası Yolsuzluklarına adı karışan Prof. Dr. Yalçın Erceber ve Nurten de Fransız ekolündendir..Nurten, Mütevelli Heyeti üyesi..Önceki MİT Müsteşarları Şenkal Atasagun ile Sönmez Köksal, YÖK eski Başkanı Erdoğan Teziç hep FRANSIZ EKOLÜNDEN kişilerdi..150-200 yıldır Türkiye bürokrasisinin tepe isimleri, ünlü sanayiciler, sanatçılar ve bilim adamlarının yanısıra Dışişleri memurlarının çoğu Fransız Misyoner Tarikat Okulları veya Galatasaray Okullarından mezundu..Kamhi'den Koç'ların damadı Kıraç'a kadar çok sayıda sivil ve asker parlak isim, Fransızlardan LEJYONERLİK MADALYASI aldı..Peki Pierre Caporal'ın yardımcıları, sır dostları ve Katolik Lasallien'lerin Türk Mütevelli üyeleri kimler?..Birkaç isim: Prof. Dr. Ahmet Vefik Alp, Refik Birand, Bülent Akarcalı, Prof. Dr. Ateş Vuran, Nurten Erceber vs. görünüyor...Bir zamanlar MHP Yöneticisi olan Murat Sökmenoğlu gibi daha çok Fransız ekolü ve Büyük Kulüp üyesi Türk ünlüler var..Pierre Caporal'ın izinde, uzun ince bir yolda...
Naciye Ayşe Arbat yazıyor 10 Ağustos 2008 Pazar 17:28
chp...
MHP'ye faşist, DTP'ye bölücü parti diyenler olurdu. Şimdi Şu CHP nasıl bir parti oluyor acaba? Faşizmin ve oligarşik çıkar grubu olmanın ta kendisi değil mi?..Ordumuz içinde bile fitne fesat çıkarmaya çalışan, insanların-kurumların fişlenmesine ses çıkarmayan, aksine teşvik eden bir parti değil mi?..Nice Türk aydının bir suikast veya cinayet sonucu yaşamını yitirmesi olaylarının aydınlatılmasından rahatsız olan bir parti! Sivas'ta 37 canın, Başbağlar'da bir o kadar masum köylünün öldürülmesi olaylarının karanlıkta kalmasından memnun..Umurunda değil..Çünkü bu cinayetler, faili meçhullah; onlara göre masal, efsane, düzmece!..Bakın, Veli Küçük de öyle diyor!..Bütün pisliklerin ardındaki çete, mafya üyeleri SAYGIN kişiler!..Savcı ve polisler neden bu SAYGIN KİŞİLERİ(!) rahatsız ediyorlar? CHP'ye göre polis ve savcılar EŞKIYA!..Açıkça böyle dediler..Baykal, Savcı Öz'ü düelloya davet etti!...Savcı boğa, Baykal matador ya!..İşte bu CHP, kesinlikle Atatürk'ün partisi olamaz..Liderinin bir terör örgütünün avukatlığını yaptığı bir partinin hemen kapatılması gerekir..CHP, alenen suç işlemektedir..Terörü övmekte ve terörist militanları SAYGIN kişiler olarak nitelendirmektedir.
Hülya Esen yazıyor 08 Ağustos 2008 Cuma 14:51
Size Sayın diyebilir miyim
Doç Dr. Ümit SAYIN'ın deşifre olan MSN'lerini okudunuz mu?..İnternette bir sitede Ergenekon Terör Örgütü üyeliğinden tutuklu Doç Dr. Ümit Sayın'ın MSN mesajlarını okudum. İyice aklım karıştı. Kendisinin de üst düzey mason olduğunu vurgulayan Sayın, masonluk ve masonlarla ilgili bilinenlerden başka inanılmaz bilgiler veriyor..Asker, diplomat, üst düzey siyasetçi, bürokrat, dinadamı bazı kişilerin masonluk üye listeleri Emniyete gönderilmiyormuş. Sayın çok üst düzey mason olan ünlülerden bahsediyor: Doğu Perinçek(Perinçek'in İngiliz İstihbaratı M15 ve 16'ya yakınlığını da vurguluyor!), Dinç Bilgin(basın patronlarının çoğu diyor!), Rahçi Koç, Zafer Mutlu, Erol Manisalı, Ahmet Örs, Savabcı ailesinin tamamı..Bunlar, Türkiye'de her şeyle ilgili İSTİŞARE KONSEYİ, karar mercileriymiş..Ümit Sayın; Necip Hablemitoğlu cinayetini Kemal Yavuz Paşa, Vural Savaş gibi kişilerin iyi bildiğini ima ediyor. Ümit Sayın; Necati Özgen Paşa ile Van eski Valisi ve milletvekili Mahmut Yılbaş'ın HİZBULLAH'la yakın ilişkisini vurguluyor!..Yine Sayın; Prof. Dr. Suut Kemal Yetkin'in gayri meşru çocuğu olduğunu ima ettiği Prof. Dr. İbrahim Çetin Yetkin'in İsrail ajanlığı konusunda çok kesin konuşuyor: Yahudilerin 500. Yıl Vakfı avukatı olan Çetin'in İsrail'de Yahudi istihbaratçı binbaşı SEvgilisi olduğunu belirtiyor..Ergenekoncuların beyin kadrosundan ve en karanlık ismi olarak anılan İ. Çetin Yetkin'in hem Jak Kamhi, hem de Cefi Kamhi ile çok yakın ilişkileri varmış!..Ümit Sayın; emekli İlhan Kılıç Paşa'nın masonluk bağlantılarını anlatıyor. Damadının mason olduğunu ve askeri helikopter firması ihalesine sokulduğunu vurguluyor. Kızı Neriman Yüce'nin yakışıksız işlerinden bahsediyor..Daha neler var neler o MSN yazışmalarında...Şimdi bunlar doğru ise, Ergenekon Soruşturmalarında daha yolun başındayız ve asıl kıyamet de bundan sonra kopacak demektir..Bu Temiz Eller; Temiz Devlet-Temiz Millet Ergenekon Soruşturma ve Operasyonlarına Genelkurmay, TSK, MİT ve Dışişleri de, medya da aktif destek vermelidir!..Tarihi bir dönüm noktasındayız!.
Remzi Aydar yazıyor 08 Ağustos 2008 Cuma 14:40
İslam hakkında ne düşünürler?
Ergenekon Terör Örgütü soruşturması kapsamında tutuklanarak cezaevine gönderilen Ümit Sayın'ın msn görüşmeleri, örgütün İslamiyet'e ve Osmanlı'ya bakışını ibret verici bir şekilde ortaya koyuyor. 25.11.2000 tarihinde gerçekleştirilen msn görüşmesinde geçen ifadeler kelimenin tam anlamıyla şok edici. İşte iddianamenin 1280.sayfasındaki o görüşmeler: Ümit Sayın:...Osmanlı kültürü Türklüğü mahveden iğrenç bir kültürdür.Savunulacak hiçbir yanı yok. Yavuz: Osmanlı kültürü arap kültürüdür.Türk kültürü değil.İslam kültürüdür.Soysuzların kültürü. Ümit Sayın: İlhan Arsel'in arap milliyeçiliği ve Türkler isimli kitabını okumalısın. Evet soysuzların kültürü aptal dinleri ile bizi mahvettiler. İlhan Arsel de aslında bizim içimizde sayılır yani KTB'nin. Kendisi ile haberleşiyoruz. Ortam hazır olunca yerini alacak. Ama ne yazık ki çok yaşlı, 80'i aşkın. (bugün)
Ersin yazıyor 08 Ağustos 2008 Cuma 14:35
YAZARIN ÖNCEKİ YAZILARI