Enson Haber Sitesi Güncel Haberler
Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
G. CIVAO?LU

Say: Kızımı alır giderim

15 Aralık 2007 Cumartesi
Fazıl Say'a ait olduğu iddiasıyla şu söylem medyaya yansıdı: "Biz yüzde 30, onlar yüzde 70... Azınlıkta kaldık. Böyle giderse belki de Türkiye'den ayrılırım, başka bir ülkeye yerleşirim."
Almanya medyası için çeşitli konular üzerinde sörf yapılan bir söyleşi bu.
Röportajı yapan gazeteci "Türkiye'de AKP iktidarının sanata bakışını" soruyor.
Fazıl Say zaten dolmuş.
Çankaya'ya kimler kimler çağrılırken, Türkiye'nin yüz akı Fazıl Say ıskalanmayı içine sindirememiş.
Aslında... Daha 2002 yılında AKP'nin henüz iktidar olduğu süreçte İstanbul/Harbiye Açıkhava Tiyatrosu'nda, Fazıl Say'ın Sivas katliamının 10. yıl etkinlikleri çerçevesinde yitirilen 37 aydın anısına bestelediği "Metin Altıok oratoryosu" sahnelenmekte.
Metin Altıok yakılarak ölen diğer 36 aydın içinde bir simge. Zaten eserin sonunda perdenin de 37 metronom vuruşuyla inmesi planlanmış.
İstanbul Kültür ve Sanat Vakfı tarafından düzenlenen gecede, müziğe Devlet Çoksesli Korosu eşlik edecektir.
Sahne fonunda ise, barkovizyonla, Can Dündar'ın hazırladığı, Sivas katliamından görüntülerin yer alması öngörülmüştür.
Bakanlığın isteği üzerine görüntüler Ankara'ya gönderilir.
Sorun çıkmaz
Sansür
Ancak... Tam perdenin açılacağı gün Fazıl Say'a; ilk AKP hükümetinin Kültür ve Turizm Bakanı Erkan Mumcu'nun "önce ceset görüntülerine, sonra tümüyle yangın görüntülerine karşı çıktığı" bildirilir.
Bunlar çıkarsa geriye sadece 12 saniyelik barkovizyon görüntüsü kalacaktır. Hiçbir anlam kalmayacaktır. Üstelik... Bakanlıktan "Aksi halde koroyu çekeriz" mesajı gelmiştir.
Sonuç... Böyle bir ağıt korosuz olamayacağı için sahnenin fonu karartılır.
Madımak katliamının görüntüleri olmaksızın perde açılır. Fazıl Say'da bu olay haklı olarak travmatik etki yapmıştır.
Daha sonraları da devletten yeterince ilgi görmemiş olmanın kırıklığını yaşatacak vesileler birbirini izler.

 Dobra dobra
İşte... Böyle bir duygusal birikimin sonunda Almanya medyası için şu son söyleşi yapılır.
Gazeteci, siyasi İslam motifi ağır basan bu iktidarın sanata bakışını sorar... Fazıl Say, içindeki birikimi sansürlemez.
Olumsuz izlenimini dışa vurur.
"Böyle giderse kızını da alıp başka bir ülkeye yerleşebileceğini" söyler.
Ama... Planlanmış bir kararın söylemi değildir.
Bu sadece pek çok kişinin bunaldığında verdiği "Çeker giderim" tepkisidir.
Çevrenizde bu söylemi kim bilir kaç kez duyuyorsunuz.
Anadolu'yu dolaşarak konserler veren... Çocuk yaştaki yetenekleri bularak onları yetiştiren ve piyanoyla seviştiren... Çocuklarla piyano başında oyun oynayarak onlara bu müziği sevdirmeye uğraşan... Festival biletleri pahalı olduğu için gelemeyenlere büyük kent varoşlarında halk konserleri veren... Acılı Sivas'ta da çalan, Âşık Veysel'in köyünde de çalan odur.

Bakın Ümraniye konserinde, Boğaziçi'nde klasik müzik tezi hazırlayan bir arkadaşının yaptığı anketi nasıl anlatıyor. İlk kez klasik müzik dinletisine gelen 75 kişiden 49'u "Tekrar konsere gideceğim" demiş. "Aralarında türbanlılar ve başörtülüler de vardı."
İlave edeyim...
Fazıl Say, Türkiye'de "daha yapacağı çok şey olduğu" inancında ve mücadeleyi sürdürmekte de kararlı.

Dâhiler biraz delidir
Peki gene de "giderim" söylemi olmalı mıydı? Fazıl Say'ı daha Türkiye'de isim yapmadan önceki yıllarda tanıdığım için tabiatı hakkında bir fikrim olduğunu söyleyebilirim.
Her dâhi, biraz delidir.
Esini olan sanatçı esereklidir. Naziktir, saygılıdır ama değer yargılarında sivri dillidir.
Lafını sakınmaz. Konserinde çalan cep telefonu üzerine piyanoya ara verip söylediklerini anımsayınız. Sıradan bir adam olsaydı, zaten Fazıl Say olmazdı.

WAY BE
SAHI BIZIM SAHTE ATATURKCULER NE KADARDA INCE YURKLIYMISLERDE HABERIMIZ YOKMUS, WAH WAH AGLAYASIM GELDI. ARTIK BU OYUNLAR TUTMAZ KENDINIZI YORMAYIN.
YAVUZ CAN yazıyor 15 Aralık 2007 Cumartesi 21:19
kim bu kral
anlamış değilim başı sıkışan bir şeyler koparmaya çalışan ben gidiyorum diyor.demek bir savaş çıksa şimdi ahkam kesenler hemen kaçacaklar sizin vatan severliğinize bu milletin ihtiyacı yok.birisi askere çağırılırsam giderim diyor birisi devlet beni pohpohlamıyor gidiyorum diyor.bende bir dilim ekmek istiyorum birazcık demokrasi istiyorum insanca yaşamak istiyorum ama vatanımı seviyorom ölene kadar da gitmiyorum yolunuz açık olsun sayın say,kalan sağlar bizimdir.
halil akkaya yazıyor 15 Aralık 2007 Cumartesi 21:10
güle güle
hepiniz bunu fırsat bilip aslında gitmelisiniz burdan.gidenin yeri hemencecik doluverir meraklanmayın.bu ülkede potansiyeli yüksek çok insan var.
isimsiz yazıyor 15 Aralık 2007 Cumartesi 15:02
Nejat Usta
Şimdi yıllarını tiyatroya adamış sivri dilli NEJAT UYGUR ustaya ziyarete giden bu zihniyet mi takiyeci Alman basınına bu cümleleri sarfeden mi
savaş bacı yazıyor 15 Aralık 2007 Cumartesi 12:19
ahmet hamdi
ne cahil adamsın sen ya...
m b yazıyor 15 Aralık 2007 Cumartesi 12:08
Yazıyı anlayamayana
Ahmet Hamdi efendi Başbakanın AB ye girmek için bu kadar çırpınırken ülkemizin enternasyonal olmuş bir kabiliyeti için senin bu yorumun çok olumsuz olmuş.Ama doğru ya size içerde belirli kesimlerin şarkıcısı olan Ahmet Özhan yeter.
Tarık Yiğit yazıyor 15 Aralık 2007 Cumartesi 11:40
ne kadar acıklı ya ağlayasım geldi
fazıl say kızını da alıp gidecekmiş.cehenneme kadar yolu var.bu ülkenin insanına ne verdiki? kendisine minnet borcumuzmu var? kendisi yetmez bence bütün yandaşlarını da alsın gitsin.bizce sakıncası yok.güneri amca döktüğün gözyaşları içimi acıttı. hani sende aynı ekibe katılsan yani bu ülkeyi ve sevmediğiniz bu insanları terketsen ne iyi olur.mesela hepiniz daha rahat edeceğiniz israile gitseniz diyorum.burada müslümanlara sataşıp zulmediyordunuz.orada müslüman kanını kadehlere doldurup şerefe deyip içmeniz mümkün.rüyalarınızı gerçekleştirirsiniz. fazıl size yol açtı.
ahmet hamdi yazıyor 15 Aralık 2007 Cumartesi 09:12
YAZARIN ÖNCEKİ YAZILARI