Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
G?ng?r MENG

Kubilay ve Gül

23 Aralık 2007 Pazar
Kubilay’ı gerici bir ayaklanmada katledilişinin 77’nci yıldönümü nedeniyle bugün saygıyla anıyoruz.
23 Aralık 1930 günü Menemen’de camiden aldığı sancakla karanlık kafalı isyancıların başına geçen Mehdi Mehmet “Taraf-ı ilâhiden geliyoruz. Şeriat istiyoruz. Askerin kılıç ve kurşunu bize işlemez. Herkes bu bayrağın altından geçecektir. Geçmeyenleri kılıçtan geçireceğiz” diyerek halkı genç cumhuriyete karşı isyana çağırmış ve olaylar bir eğitimci olan yedeksubay Kubilây’ın şehit edilmesi ile sonuçlanmıştı.
Genelkurmay Başkanlığı, Menemen olayının “sıradan bir cinayet değil bilinçli, planlı bir irtica eylemi” olduğunu belgelere dayanarak ortaya koymuştur.
Yani devlet açısından Kubilay’ın katli olayında, ilk günden bu güne hiç tereddüt yaşanmamıştır.
Türk Silâhlı Kuvvetleri’ne gönderdiği başsağlığı mesajında Atatürk, olayı milletin “bizzat Cumhuriyet’e karşı” bir cinayet kabul ettiğini belirterek şöyle demiştir:
Kubilay’ın temiz kanı...
“Büyük ordunun kahraman genç subayı ve Cumhuriyetin idealist öğretmenler topluluğunun değerli üyesi Kubilay’ın temiz kanı ile Cumhuriyet, hayatını tazelemiş ve kuvvetlendirmiş olacaktır.”
Devrim şehidi Kubilay’ın anısına her yıldönümünde Cumhurbaşkanlığınca geleneksel olarak yayınlanan mesaj bu defa özel bir merakın konusu idi.
Abdullah Gül ne yazık ki kendisini Çankaya’da görmeyi arzu etmeyenlerin öne sürdükleri gerekçeleri haklı çıkaran bir mesaja imza attı.
Gül’ün nafile gayreti...
Cumhurbaşkanı Gül “Öğretmen kimliğiyle Atatürk ilke ve devrimleri ışığında daha mutlu, daha çağdaş bir dünyanın var olabilmesi için mücadele eden vatansever Kubilay, askerlik vazifesini yaparken kendini bilmez bir grup tarafından acımasızca şehit edilmiştir” dedi mesajında.
“Tarih, akıl ve sağduyusunu kaybetmiş, öfkesine yenik düşmüş insanları ve saldırganlığı hiç bir zaman anlamaya çalışmaz. Her zaman kınar ve nefretle yargılar” dedi.
Bu ifadelerde, Kubilay olayında tarihin, milletin ve devletin oluşturduğu hükmü görmezlikten gelen, laik cumhuriyete suikast yapan gericilerin tehdit oluşturan varlıklarını zavallılığa indirgemeye dönük çabalar saklanmaktadır.
Daha önceki cumhurbaşkanlarının mesajları hep laikliğe vurgu yapmıştır. Gül’ün mesajında laiklik sözcüğü bir kez bile geçmiyor.
Kubilay’ı katleden zihniyetin bugün de uzantıları bulunduğu Çankaya’dan daha önce görünüyordu da şimdi mi görünmüyor?
Kubilay’ı “kendini bilmez” bir grup veya “öfkesine yenik düşmüş insanlar” mı öldürdü?
Hayır!.. Başka türlü bir akıl geliştirmiş laik cumhuriyete olduğu kadar dinimize de ihanet ve iftira etmiş karanlık düşünceli gericiler öldürdü!
Atatürk’ün evinde oturanların tarihi görevi, az veya çok her zaman var olabilecek bu gericilere karşı tavizsiz davranmaktır.
Onlara ortam yaratmamak, fırsat ve cesaret vermemek, şehit Kubilay’ın ruhunu yüceltmektir.
bomba...
alın size laikçi zihniyetli piskopatları uğraştıracak bi bomba:gelmiş geçmiş en iyi cumhurbaşkanımız büyük insan,mümtaz şahsiyet sayın ABDULLAH GÜL'dür... heheheheeeeee
hakkı can yazıyor 24 Aralık 2007 Pazartesi 02:55
Kubilay
Bu konuda üç cümle yazacağım: -Ayinesi iştir kişinin lafa bakılmaz. -Bir ülkede namuslular en az namussuzlar kadar cesur olmalıdır. -Her millet layık olduğu biçimde yönetilir.
kamil yazıyor 23 Aralık 2007 Pazar 21:12
YAZARIN ÖNCEKİ YAZILARI