Cumhurbaşkanını halk seçerse, bölünüyoruz... Anamuhalefet partisinin (bu partinin 'sosyal-demokrat' olduğuna dair bir rivayet dolaşıyor) genel başkanı böyle söylüyor. Böyle bir cümle, ne anlama gelir?
Bir 'halk' cumhurbaşkanı seçerken böyle bir 'halt' işliyorsa, onun başka şeylere burnunu sokması da tehlikeli olmalıdır. Nitekim, biz niye tarihin bu aşamasında 'cumhurbaşkanı seçimi' dolayısıyla bu hallere düştük? Niçin Silahlı Kuvvetler gece yarısı e-muhtıra yayımlar ve niçin sayıları milyona varan insanlar mitinglere koşup orada olmayanlara doğru bayrak sallarlar?
AKP adındaki, hükümet olan partinin, var olan yasal çerçeve içinde cumhurbaşkanını seçmesini durdurmak için (bu uğurda, toplumun en üst yargı organı, 'var olan yasal çerçeve'yi var olmayan bir kuralla değiştirmekten de kaçınmadı). Ya bütün bunlar, bundan dört yıl kadar önce bu münasebetsiz halkın, gene var olan (ve kimsenin uzun boylu itiraz etmediği) seçim yasaları çerçevesinde, adı AKP olan bu partiyi seçmesiyle başlamadı mı? Öyle oldu.
Demek ki bu halk kimi seçeceğini bilmiyor. Hükümet seçerken böyle yanlış iş yaptığına göre, cumhurbaşkanı seçerken kimbilir ne çamlar devirecek?
Bunu da öyle falanca filanca değil, adındaki üç kelimeden biri 'halk' olan sosyal-demokrat partinin başkanı söylüyor. Hangi ülkede sosyal-demokrat partinin başkanı halkından bu derece umudunu kesmiştir? Demek ki bu Türkiye halkı münasebetsizlik yapmakta dünyada eşi menendi bulunmayan bir halk.
Böyle bir yargı 'sosyal-demokrat' ağzından çıkınca vahim de, bir 'milliyetçinin' ağzından çıkınca daha da vahim.
'Bölünmek' diyor adam. Hem yalnız o değil, daha bir yığın kişi koro halinde bunu söylüyor. 'Bölünmek' şaka maka değil, bir seçim, bir toplumu buralara getiriyorsa, ortada çok ciddi sorun var demektir. 'Bölünme', aşağı yukarı 'yarı yarıya' gibi bir oranı akla getirir. Demek ki bu toplumun yarısı ya da üçte biri, her neyse, yani hatırı sayılır bir bölümü (böyle olmasa 'bölünme' kavramına gerek yok) çok yanlış bir iş peşinde olmalı.
O zaman 'büyük Türk milleti' filan diye konuşamayız. Bu 'millet'in, kaçta kaçı o pay, o kadarı, yanlış fikir, kötü emel, hainane tasarı, her neyse bütün bunlar için yanlış, kötü, hain önderin arkasına takılıp gitmeye hazır olan bir kesimi var. 'Birlik ve beraberliğe en fazla ihtiyacımız olan bugünlerde' hoşgörülemeyecek bir durum bu. Nitekim onun için, hoşgörülemeyeceği için, sorumlu kişiler gece yarıları, herkesin uyuduğu veya keyif ettiği saatlerde, çalışıp muhtıra yayımlıyorlar ve milyonlar işi gücü bırakıp mitinglerde o gafil, 'öteki' milyonlara 'biz bunları sizin yanınıza komayacağız' gösterisi yapıyorlar.
Böylece Türkiye, Cumhuriyet devletini kurduktan 84 yıl sonra, 'millet'ini kurmaya çalışıyor.
Bir yandan 'Bu ne müthiş bir eserdir' diye bu devlete, bu Cumhuriyet'e, bu kuruluşa ubudiyet ayinleri yapıyoruz. Ama bir yandan da sonuçta bunları bu halk cumhurbaşkanı seçmeye kalkar ve bu imkân eline verilirse, memleket bölünüyor, ne var ne yok, bütün bu birikim, buhar olup gidiyor...
Neden söz ediyoruz biz? Nasıl bir ülke bu?