Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Murat BELGE

Neyin seçimi?

13 Temmuz 2007 Cuma 06:24

Yaklaşan 'seçim'den söz edip duruyoruz. Gazeteciler ülkeyi dolaşıp bölgelere göre halkın, seçmenin eğilimlerini tespit etmeye çalışıyor. Tahminler yürütüyoruz. Fazla bir zaman da kalmadı zaten.
İyi, hoş da, 'seçim'den anladığımız ne? Pek çok konuda olduğu gibi bu konuda da bir görüş birliği içinde olduğumuz söylenemez. 'Söylenemez' derken, 'Ah, neden her konuda 'birlik ve beraberlik içinde' değiliz, türünden bir hayıflanmada bulunuyor. Görüşler elbette, her zaman, farklı olacaktır. Ama ben burada daha çok 'prosedür'e ilişkin bir şey söylüyorum: 'Oyunun kuralları'na ilişkin bir şey.
Çünkü her oyunun kuralları olmak zorundadır ve bunlara uyulmazsa, oyun da oynanamaz. Tavlada gele attınız, 'Olmadı, bir el daha atacağım' diyorsunuz. Olmaz. Dediğinizi yaparsanız, oynadığınız şey de tavla olmaktan çıkar.
Bu çerçevede, 'seçim'in ne olduğu konusunda 'görüş birliği' içinde miyiz? 1946'da, önceki Serbest Fırka gibi deneyimlerin ilerisine giden bir adım attık (savaş-sonrasının atmosferi, dünyada demokrasinin zaferi, 'Birleşmiş Milletler' vb.) ve çok-partili rejime geçtik. İlk seçim çeşitli hileler ve zorlamalarla geçti. Ama 1950'de halk, oyuyla iktidarı değiştirdi. Demokrasilerde iktidarın oyla gelmesini ana ilke kabul ederiz, ama iktidarın oyla gitmesi de en az bunun kadar önemlidir. 1950'den sonra, oyla giden iktidar sayısı pek artamadı, çünkü iktidarlar seçimle ve oyla değil, askeri darbeyle gitti.
'Oyla gitme' ölçütünden baktığımızda, 28 Şubat'ın da öncekilerle aynı kategori içinde olduğunu görüyoruz.
Bu kısa özet, demokrasi denen rejimin 'kuralları' söz konusu edildiğinde, herkesin fazla bir 'görüş birliği' içinde olmadığını belli ediyor.
12 Eylül'de kurduğumuz 'yarı-askeri demokrasi'de, 'partiler kanunu' gibi tedbirlerle, kimlerin bu 'demokrasi'de yeri olabileceğini sıkı bir denetim altına almıştık. Dünyada 'demokratik' diye tanıdığımız ülkelerde benzeri olmayan birçok kısıtlama getirmiştik. Bu, genel olarak, 'önleyici' dediğimiz türden bir tedbir: olay olmadan önce tedbir almak. Olay olduktan sonrası için zaten yığınla tedbirimiz var.
Buna rağmen, 28 Şubat 'süreci'nde Sincan'dan tank geçirmek gibi 'tedbir'lere gerek duyuldu; AKP iktidar olduğundan beri de bunu hazmedemeyen kesim sürekli gerginlik yarattı ve son aylarda muhtıralar, açıklamalarla bu gerginlik had safhaya ulaştı. 'Darbe günlükleri', evlerinde cephanelik bulunan emekli subay veya astsubaylar bu işlerin perde arkasına tutulan el feneri gibi bir şeyler gösteriyor, ama fener hemen kapatılıyor. Ama perdenin önünde cereyan eden olaylar da onlardan daha az kaygı verici değil. Van Savcısı'nın uğradığı muamele (bu muamele, daha sonra davanın gidişi, kararın bozulması, havale edildiği merci gibi yeni etkenlerle büyük bir olay haline geldi) bu kaygı verici olaylardan yalnız bir tanesi.
Bütün bunlar, 'Seçim, bizim seçilmesini istediklerimizin seçilmesi için yapılır. Halk bizim istediklerimizi değil de, istemediklerimizi seçerse, halkın bu yanlışını düzeltme yolunu buluruz' düşüncesinde olanların bildik yerlerinde durduğunu gösteriyor. Hal böyle olunca, bizim temmuz sonunda olmasını beklediğimiz, ne sonuç çıkacak diye gidip nabız yokladığımız, üzerine tahmin yürüttüğümüz şeyin bir 'seçim' olup olmadığını kendimize ciddiyetle sormamız gerekiyor.

murat belge'ye laf atanlar
Ancak demokrasiden insan haklarından evrensel değerlerden haz edemeyenler,korkanlar sataşır dunya solunun türkiyedeki gerçek temsilcilerinden biri olan Murat Belge'ye.Ali veli sizin çapınız yetmeye onun sahiplendiği kavramları kavramaya.İşiniz gücünüz gerçekle zerre kadar alakası olmayan fakat ne yazık ki sizin için gerçeğin ta kendisi olan yalan ve ezber bilgilerle sağa sola sataşmak ve akıl vermeye çalışmak.Sizin aynalarınız kırık ne de olsa,kendinizi görmekten mahrumsunuz.
ahmed amedi yazıyor 13 Temmuz 2007 Cuma 22:55
MURAT BELGEYE
SİZİN YAZILARINIZA SAYGI DUYMUYORUM ÇÜNKÜ BİRÇOK KONUŞMANIZDA KENDİNİZİ ÜNLÜ YAPANA KADAR ÜNİVERSİTE ÜNİVERSİTE GEZEREK HATTA UTANMADAN 10 KASIM GÜNÜ ....... KONUŞTUNUZ YÜCE ATATÜRKÜN ALEYHİNDE ÜSTELİK İŞE MANEVİ KIZINI BİLE KARIŞTIRACAK KADAR...LÜTFEN ÜNÜ ŞANI BIRAKINDA AHKAM KESMEYİ AZCIK ŞU ÜLKEYE ATA SEVGİSİNİ BAYRAK SEVGİSİNİ AŞILAYIN
EMR yazıyor 13 Temmuz 2007 Cuma 21:31
kirli sakal?
ali o kirli sakal deil bildiğin sakal
ali'ye yazıyor 13 Temmuz 2007 Cuma 13:22
darbe mi
Darbe dediğin öyle yapılmaz anlaşılan korkması gerekenler gibi sizde korkmuşsunuz tanklardan ya asker ses çoğunluğun sesi olmuş sizde tarikatcıların sesi bravo.Solculuk nerden nereye geldi değil mi sayın Belge.
osman ak yazıyor 13 Temmuz 2007 Cuma 12:19
ayıp
Sadece kirli sakal bırakmayla solcu olunsaydı, dünyanın en büyük solcuları keşiler olurdu.Şeriatçı, etnik ırkçı, global sermaye taraftarı, emperyalist destekçisi, mason ayak oyunları figuranı ama hala solcu. EYYY SAKAL sen nelere kadirmişsin; Adamı solcuda dindarda yapabiliyorsun.Artık sana üç beş tüy deyip geçeni hapse atmalılar.Traş bıçaklarını yasaklamalılar.Sen boş bir bidona bile siyasi kimlik verebiliyorsun.Dindar bidon-solcu bidon ama için boş senin bidon...
ali yazıyor 13 Temmuz 2007 Cuma 10:17
hadi
Global ayak oyunlarını yazamayan, ABD nin Büyük Ortadoğu Projesi denilen hain planına kafası basmayan, Özelleştirme adı altın tüm ülkenin Emperyalist sermayeye peşkeş çekilmesine gık demiyen bir tuhaf solcu.Satılmadıysan biraz olsun anlarsın be adam, senin olduğunu iddia ettiğin siyasi anlayışa sahip olanlardan çıkması gereken tepkinin üç beş vatanseverden çıktığını ve bir gurup çakalında bu tepkiyi kullanarak rant peşinde koştuğunu.Ama sen utanıp yerin dibine girecekken işi iyice yüzsüzlüğe vurup bu çakalların eylemlerini kullanarak ülkenin son kalan üç beş gerçek vatanseverini, üç beş kalesinin çamura boğmaya çalışıyorsun.Sen ki emperyalist destekli globalci AKP daha sol ve ABD-AB destekli Etnik faşist çete DTP demokrasi arıyor diyebilen birisin.Sendende ancak bu yorumlar beklenir...
mahmut yazıyor 13 Temmuz 2007 Cuma 10:11
YAZARIN ÖNCEKİ YAZILARI