YORUMLARINIZ
DOLAR /
Alış
1,2345
Değişim
0.41
EURO /
Alış
1,7605
Değişim
-0.45
IMKB
39.116


Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Murat BELGE

Sağını solunu görmek

10 Ağustos 2007 Cuma 07:50
Yıllar önce, 80'lerin ikinci yarısında, yataklı trenle Ankara'ya gidiyordum ve trenin lokantalı vagonundaydım. Yanımdaki masada
üç kişi oturmuş, yer ve içerken, hararetle konuşuyorlardı. Yeni Gündem'e başladığımız dönemdi. Adamlara yalnız kişisel meraktan değil, 'mesleki' meraktan da kulak veriyordum, çünkü harıl harıl siyaset konuşuyorlardı.
Onlar 'meslekten' siyasi değillerdi. İşadamı oldukları belliydi. Biri, asıl konuşmayı götüren, daha yaşlıca. Öbür ikisi genç. Yaşlı olanı, dinleyenlere 'tecrübe konuşuyor' izlenimi vermeye kararlıydı
ve başarılı da oluyordu.
Konu, öncelikle ANAP'tı. Üçü de Adalet Partili'ydi. Ama 12 Eylül gelip ortalığı dağıtmış, Özal, ANAP'ı kurup seçim de kazanmıştı. Demirel'in Adalet Partisi'nin devamı olmak üzere (Adalet Partisi'nin de Demokrat Parti'nin devamı olması gibi) kurduğu partinin seçime katılmasına izin verilmemiş, sağın oylarını toplamak üzere Turgut Sunalp'a kurdurulan yarı-askeri Milliyetçi Demokrasi Partisi'ne de pek kimse oy vermemişti. İkinci seçim dönemine yaklaşırken, bu üçlünün yaşlısı, konuşkan olanı, öbür ikisini Doğru Yol'u bırakıp ANAP'lı olmaya ikna etmeye çalışıyordu.
Bilinen deyimle, 'ağızlarından girip burunlarından çıktı', burunlarından çıktığında, ikisi de ANAP tarafına geçmeye, kendi çıkarlarının böylesini gerektirdiğine ikna olmuşlardı. Adam bu işi, Demirel'i öve öve başarmıştı.
'Kimse Demirel'e benim kadar değer veremez' diye lafa başlıyor,
'paragrafın sonunda' niçin ANAP'lı olmak gerektiği ortaya çıkıyordu. Adam, kendi çapında, bayağı bir Mark Antony idi.
Bu sahneyi çeşitli nedenlerle ilgiyle izlemiştim. Bu çeşitli nedenler arasında, Türkiye burjuvazisinin bir siyasi tercihte bulunmasını, sanki alegorik bir skeç olarak seyretmek de vardı.
Şimdi, 21. yüzyılın ilk 10 yılı içindeyiz, bir seçimden yeni çıktık, bu seçimde de ANAP ve Doğru Yol adları vardı (Doğru Yol gene başa, Demokrat Parti'ye dönmüş olarak). Ama sanırım bu son seçim, bu iki partinin de bugüne kalmadığının ilanı gibi bir şey olmadı.
Yataklı Ankara ekspresinin 'vagon-restoran'ında, kendinden genç işadamlarını bundan böyle AKP'li olmaya ikna eden 'görmüş geçirmiş' burjuvalar gene var mı, acaba? Ben epeydir Ankara'ya gidip gelmez oldum, ama gidecek olsam da buna benzer bir sahneyle karşılaşacağımı sanmıyorum. Bir kere, üslup uygun değil.
O üç kişinin şimdi kapağı AKP'ye attıklarını düşünebiliriz, çünkü sonuç olarak çıkarlarının nerede yattığını anlamaya çalışan insanlardı. Birçokları, AKP'nin bu yer olduğuna karar vermiş olabilir. Gene de, AKP'de, o çizgiye pek de benzemeyen özellikler var. 'Türk sağı' dediğimizde, bu bileşim içinde, kendini AKP'li olarak tasavvur edemeyecek çok sayıda birey vardır. Bunların arasında MHP'yi veya CHP'yi tercih edecekler de çıkacaktır.
Şu dönem, başka birçok şeyin yanı sıra, bu konuların da bir karara bağlanacağı, karışan safların yeniden kurulacağı bir dönem olacak sanıyorum. Sağ kesim dağınık olabilir, ama orada 'sol' denince, onun nerede olduğu, olup olmadığı da pek belli değil. Bu bakımdan, şu ilk 10 yılın son yılları, öncelikle bu arayışın öne çıkacağı yıllar olabilir.
YAZARIN ÖNCEKİ YAZILARI



KÖŞESİZ YAZARLAR