Medya
YORUMLARINIZ
DOLAR ![]() | ||
| Alış | ||
| Değişim | ||
EURO ![]() | ||
| Alış | ||
| Değişim | ||
| IMKB | ||
Karakter boyutu :
Yorumlarınız
ne bu yahu?
bunlar yanlış meslek seçmişler. hukukçunun görevi adaleti ihdas etmektir. hukukçu olmayıp çeteci olsalar daha iyi uyum sağlarlar. ne demek önce devlet? önce hukuk olacak ki devlet baki kalacak. bu kafa ile gidildiği için tarihten bir çok devlet silinmiştir. demokrasi ve hukuk hukukçunun önceliği olması gerekir. yukarıda yazılan sözler hukukçuya yakışmayan sözlerdir.
cumhur yazıyor 09 Nisan 2008 Çarşamba 16:35
basaga
ben sizlere aklinizi basiniza almanizi aksi takdirde sonunuzun ya fettullah gibi abd ya kacmak yada karsinizda bizlerin olacagini mana ettim ama sende bunu anlayacak kafa olmadigina göre kopyala yapistir diyebilirsin sadece.. istersen gul istersen agla biz kemalistler sizlere guzel bir demokrasi verecegiz.. satasmak icin birsey bulamadinda bula bula bunumu buldun :)) senin gibi yobaz mollalarinda anlayacak kafa yoksa ben ne yapayim? söylediklerimin aksini iddia et gel karsima yaz suraya adam akilli birseyler, sende senin basbakanin gibi satasmaktan baska birsey bilmezsin bana fikirlerinizle gelin diyecegim ama sizde o beyin yokki :))
bilge kagan yazıyor 09 Nisan 2008 Çarşamba 10:40
bilge kaan "kopyala yapıştır" ustası..
yahu seni gören de hakikaten kültürlü okuyan birşey sanacak..google girip bulduğun ne varsa kopyala yapıştır yapıyorsun biz de yiyoruz yani!!güldürme adamı..bilge kaan değil kopyala kaan olmalı adın..
başağa yazıyor 09 Nisan 2008 Çarşamba 01:19
akıllanın artık
akıllanın artık okumuş cahiller bu halk sizden bıktı en yakın zamandada dersinizi verecek......sınavmış sen kendi kendine girersin artık sınava
MEHMET yazıyor 08 Nisan 2008 Salı 19:14
ONA GÖRE HADDINIZI BILIN
Anayasa ve Siyasi Partiler Yasası’nın verdiği yetki ve görev çerçevesinde Başsavcılığımız tarafından Anayasa Mahkemesi’nde açılan siyasi partilerin kapatılması davaları ile ilgili olarak bu güne kadar yargı sürecini etkilememek amacıyla hiçbir açıklama ve beyanda bulunulmamıştır. Yargılama süresince de bu hususa özen gösterilecektir.
Bu bağlamda bazı yazılı ve görsel basında yukarıda açıklanan davaların içeriğini daraltan veya genişleten bir biçimde Cumhuriyet Başsavcılığımıza izafeten yapılan haberler ile bu haberlere dayalı yorumlar Başsavcılığımızca kabul görmemektedir.
Siyasi Partiler hakkında açılan kapatma davaları nedeniyle eleştiri sınırı dışında kalan, kamu görevlisine görevinden dolayı hakaret ve tehdit içeren veya yargılama sürecini etkileme niteliğinde bulunan söz ve yazılar ile ilgili olarak adli yargı mercilerince gerekli yasal işlemlerin yapılacağı ise muhakkaktır.
Kamuoyuna saygı ile duyurulur.
YARGITAY
CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞI
Basın Bürosu
bilge kagan yazıyor 08 Nisan 2008 Salı 18:10
rejime esas bunlar zarar veriyor
şirketlerin karlıran kar kattıkları, tarihimizde ilk defa indirimlerin yaşandığı, insanların az da ekonomik olarak rahat ettikleri bir ortamda; yargı kararıyla ve rejim bahanesiyle ak parti kapatılırsa ve ekonomik kriz çıkarsa halkın bu olaya ve sebep olanlara hiç sıcak bakmayacağı aşikar..
asi yazıyor 07 Nisan 2008 Pazartesi 00:51
hukuk var ama adalet yok
bu gosterıyorkı sandık, demokrası, halk hikaye yasasın bagımsız olmayan yargıııııı. sızı alaha havale dıyorum sayın hukukcular
adalettt yazıyor 06 Nisan 2008 Pazar 21:42
klıfına uydur
Doğrular Ağır gelir insana Kim vereçek bunça zararımızı.zaten insanlar banka kredisiyle yaşam.müçadelesi yapıyor.şimdi faizler yükseldi,neyapacak bu millet.4,5,tane zengine çalışaçağız.kimse bunun hesabını veremez.zengin zaten zengin.ya borcu derdi olanlar ne yapsın.yazık günah ,işine nasıl geliyorsa.cok şeyler söyleyeçeyimde söyleyemiyom.saygılarımla Anadoluu coçuğu..
HÜSEİN GENÇ yazıyor 05 Nisan 2008 Cumartesi 23:13
KILIFINA UYDUR
EDİTÖR NOTU: 'Büyük harfle yazılan' yorumunuz silinmiştir. Sitemizi takip eden siz okuyucularımızın daha okunabilir bir sayfada gezinmeleri için zaten taahhüt ettiğimiz bu tür uygulamalarda daha ısrarlı olma kararı aldık. Bundan sonra siz okuyucularımızın daha duyarlı ve uyarıcı olacaklarını umut ediyoruz. Şahsınıza dair bir uygulama yoktur. Bizi tercih ettiğiniz için teşekkür ederiz. Saygılar.
HÜSEYİN GENÇ yazıyor 04 Nisan 2008 Cuma 16:00
Bilge Kağan'2a
Çok güzel yazmışsın. Bütün dünyada masonların ve uzantılarının etkili olduğu doğru. Yalnız sapla samanı karıştırmışsın. Osmanlı Hükümeti henüz ortadayken, mclis açılmıştı ve tüm avrupa devletleri hemen yeni hükümeti tanımış ve Osmanlıyı saf dışı bırakmışlardı. Dün savaştığınız devleti hemen tanır mısınız ?
Köylü yazıyor 04 Nisan 2008 Cuma 13:10
Sunu Söyleyebilirim
Yaptigin yorum hakkinda tesekkurler öncelikle gördun cogusu beni deli cahil diye adlandirdi.. Tum dunya insanlari icin ortak bir dil önerisi vermissin. Ama ben bunun var oldugunu söyleyeyim Ingilizce dir bu.. Yani dunyanin cogu kendi dillerini kullanmakta ama ingilizceyi de bilmekte..Sadece Turkiye de bu dilin gelismemesi ne kadar celiskili degilmi? Bu önemsizlik niye sanki yani hep buyuk bir komplo vardi uzerimizde Ataturk un ölumunden sonra birileri bize bir inat yapmis ve bir seylerin intikamini almaya basladi Ata nin ölumunden sonra.. Aslinda hersey cok belirgin bir fotograf gibi yalnizca kucucuk parcalara ayrilmis daha gizli ve daha sinsice yurutulen bir senaryonun fotografi gibi. Musul Meselesi: Musul vilayeti bakımsız, yıkılmış, fakat taşıdığı petrol rezervleriyle daima ilgi çeken bir bölgeydi. Bu yüzden Irak ve Musul vilayetlerini İngilizler, kendilerine verilecek bir toprak sanıyorlardı. Sevr antlaşmasıyla Güneydoğu Anadolu da kurulması kararlaştırılan Kürt devleti için Musul un ellerinde bulunmasını ve bu yolla İngiliz ordusunun bu bölgede yerleşmesini gerekli görüyorlardı. Mütareke imzalandığı zaman (30-31 Ekim 1918), Musul şehri ve yöresi İngilizlerin elinde değildi. İngilizler Musul u mütarekeden sonra ele geçirdiler ve Irak ta bir kukla hükümet kurarak bir hükümetle bazı antlaşmalar yaptılar. Bu konudaki Türk tezi şuydu: Musul vilayetinde çoğunluk Türktür. Coğrafi ve siyasi bakımdan bu vilayet, Anadolu nun ayrılmaz parçasıdır. Türkiye nin bir parçası olan bu topraklar hakkında İngiltere nin imzaladığı antlaşmalar yersizdir.
Musul vilayeti, İngilizler tarafından mütarekeden sonra işgal edilmiştir. Bu nedenle, aynı durumda olan öteki Türk toprakları gibi anavatana verilmelidir. Lord Curzon bu görüş ve isteklere karşı çıktı. Fransız ve İtalyan temsilcileri de onu desteklediler. Bu topraklar konusunda, gelecekte kurulması düşünülen bir kurulda ele alınması görüşü ortaya atıldı. İsmet Paşa bu görüşe karşı direndi ve Dünyada hiç kimse, Musul meselesinden dolayı sulhun tehdit edilmesini istemez diyerek, meseleye barışçı bir çözüm yolu aradı. Fakat İngiltere de görüşünde direnerek ortada bir savaş tehlikesi olduğunu ve Milletler Cemiyeti misakının 2. maddesine göre İngiltere nin bu meseleyi çözümleyecek güçte bulunduğunu ileri sürdü. İsmet Paşa, dünya kamuoyunun bu konuda Türk davasına destek olacağı inancını belirtti. Musul meselesi, Milletler Cemiyeti nin araştırma ve hakemliğine bırakıldı. Milletler Cemiyeti, Türk görüşünü benimsemedi. Simdi biz bunlari yani bu kuresel örgutun karsisinda durabilirmiyiz bilmiyorum ama umut ediyorumki biterler.. O kadar sinsilerki insanlari öyle guzel kandiriyorlarki inanamiyorum.. su an halen öldurulen Ataturkcu yazarlarimizin katillerinin iran oldugunu haber yapan dusunen sanan var.. Birileri hep bir seyler yapiyo baska birilerinin uzerine birakiyor. hem kendisi disarda kaliyo öyle izliyor yani risk almadan hem o sirada sattigi silahlardan para kazaniyor hem de sonra bu kavga edenlerin gucu tukenmeye baslarsa yada tam tersi guclenmeye baslarsa onlar baska bir yolla devirmeye ne diyeyim mezhepcilik. irkcilik, ekonomik, aclik ve din yollariyla basliyor.. Ataturk un ölumunden sonra ingilizlerin ve amerikalilarin yurutmeye basladigi intikam projesi cok iyi bir sekilde yurumekte.. bunu kimse bilmiyormu Turk yetkililerden? evet her seyi biliyorlar hepsini ne var ne yoksa hepsini.. bizi su an bir arada tutan guc sadece TSK dir. onlarin butun bu planlardan haberleri var, o yuzden dincilik mezhepcilik kavramlarini nakletmeyi cok iyi bilen globalizm, desem daha dogru olur isimleri o kadar cokki ne yazacagimi bulamadim. Mehmet sevki Eygi ile baslamis Erbakan la devam etmis sonra tayyib e yönelmistir.. bunlar hep ayni masada oturan insanlardir. farklari yoktur nasildir? ha sen olmadin sen gec yerine he sendemi olmadin e sen gec o zaman yerine böyle gider.. Amerika sovyetleri devirdikten sonra tek kaldi dunyada her yeri ele gecirme hevesi daha da cogaldi cunku sovyetlerden kalan ulkeler basi bostu. Amerikanin tek hakim olma sorumlulugu daha da hissettirdi kendini.. sonra bilirsin Avrupa amerikaya karsi birlesince Amerika nin eli kolu baglandi cunku ab devamli Amerikan karsiti kararlar veriyor ancak veto eden ingiltere nin gucu yetmiyordu amerikayi ab ye karsi korumakta. buna bir ulke daha gerekli idi Turkiye evet amerika hep istemistir Turkiye yi ab ye alin diye.. ama ab hep soguk bakar Turkiye ye neden dersek cunku ingilizler gibi amerikancidir.. simdi bu örgut nasil durdurulabilir dersek ; evet durdurulabilir bence, bir aydinlanma baslatilirsa bunlarin ipligi pazara surulurse, kim olduklarini neyi amacladiklarini, sadece Turkiye ye degil tum dunyaya aciklamali bunu. o zaman durdurulabilirler bence tek yol aydinlanmadir.. bniz onlarla sadece kalemlerimizle klavyelerimizle savas edebiliriz ama onlarin atom bombalari var.. Turkiye de özellikle Ataturkcu yazarlar bunlari desifre etmeye baslamiske n hain suikastlerle öldurulduler.. Yani bu globalizm siyasetcilere yöneticilere patronlara emir veriyor; ulusculuk, milliyetcilik, gibi kavramlari kaldirin, kuculun, batin, halkinizi hep baska seylerle mesgul edin, bir avuc ekmege muhtac olunki bizim size verecegimiz borclarla yardimlarla, hem bize bagimli kalin hemde biz sizi suze suze sömurelim.. Tek yol aydinlanma kurtulus icin.. ama zor degil Mustafa Kemal yakmamismiydi anadoluda o aydinlanma atesini? bizde yakalim diyecegim ama o hic sönmediki hep icimizde yandi durdu.. biz sadece onu gösteremedik halkimizi iyi bilgilendiremedik, yani suc bizde de var cunku her isi o cesur yazarlarimiza biraktik bizse öyle izledik.. neyse kendine cok iyi bak umarim cevap gönderirsin sende iki satir diyecegim ama benimki 200 satir olmus :D.. Icindeki vatan atesinin hic sönmemesi dilegiyle hoscakal..
bilge kagan yazıyor 03 Nisan 2008 Perşembe 01:17
Gelde şimdi yargıya güven!
Hal böyle ise vah vah, biz ne olmuşuz da haberimiz yokmuş.Demekki savcı ve hakimlerimizin aynı davada farklı kararlar vermesinin bir nedeni varmış.İşine geldiğinde devleti koru, gelmediğinde kılıfına uydur.İnsan için önce demokrasi değil önce devletçi olmak lazımmış.Mahsuru yoksa devleti tanrı yerindeolarakta düşünebilmeliyiz sanırım.Aceba bu ülkeyi kuran ulu önder Atatürk bu konuda nasıl düşünürdü ki? Aynı savcılarımız kendileri suç işlediklerinde devleti bu kadar düşünürler mi dersiniz?
mert can civan yazıyor 02 Nisan 2008 Çarşamba 23:05
Bilge Kaan'a
Sayın Bilge Kaan; yazmış olduğun yazılardan araştıran bilgili bir izlenim veriyorsun. Size şöyle bir soru sormak isterim. Karşımızda dehşetengiz bir güç var. Bu güç dünyanın siyasetini, ekonomisini, ticaretini, askeri gücünü, teknolojisini,sosyolojisini ve vb. yönetiyorsa(böyle bir gücün var olduğu konusunda size katılıyorum), böyle bir güce karşı koymanın mümkün olduğuna inanıyor musunuz? Eğer inanıyorsanız, bunlara karşı koymanın yolları konusunda da bilgi verebilirmisiniz? Teşekkür ederim. Benim acizane bir fikrimi burdan sizinle katkı olması bağlamında ifade etmek isterim. Yer yüzündeki insanların yüzde 75-80 nin bir birinin dillerini bilmediği için bir birlerini anlamadığı konusunda sanırım herkes hem fikirdir. Ben her hangi bir ülkenin kültüründen ve dilinden bağımsız olarak bütün dünyanın kullanacağı yeni bir dilin üretilmesinin bu tip sorunların aşılmasında bir ilk adım olacağına inanıyorum. Düşünebiliyormusunuz insanların bir tek dille bütün dünyadaki diğer insanlarla konuşup anlaşabildiğini?
Ali SÜMEN yazıyor 02 Nisan 2008 Çarşamba 16:14
Demokrasi ve Hukuk, Devlet ve Millet
İnanmak gelmiyor içimden böyle bir haberin doğruluğuna. Demokrasi ve Hukuk, Devlet ve Millet bir birinden ayrışabilirmiş gibi hukukçular tarafından yorum yapılması inanılmaz birşey. Bizler bugünü gelecekten emanet aldık. Bugün "Biz sahip olduğumuz oy çokluğu ile istediğimiz kararı alır ve buda demokrasinin bir gereği" demek nekadar yanlışsa, "devleti korumak için demokrasiden ve hukuktan vaz geçerim" demekte okadar yanlış. Başka bir yanlışta, demokrasi ve hukuk devletinde söz konusu olmayacak bir birini tamamlayan bu kavramların çarpıştırılıyor olmasıdır. Hukuk demokrasiyi, demokraside hukuku koruması gerekir. Bir birinin alternatifi değildir bu kavramlar. Su nasıl hidrojen ve oksijenden meydana geliyorsa Demokrasi ve Hukuk, Devlet ve Millette aynıdır. Yani Demokrasi ve Hukuk, Devlet ve Millette su gibi bir bütündür. Eğer ayrıştırırsanız ozaman su gibi Devlet ve Millet, Demokrasi ve Hukuk diye birşey kalmaz.
Ali SÜMEN yazıyor 02 Nisan 2008 Çarşamba 15:22
evet aynen oyle
hersey vatan icin.Vatanimizi sattilar yeterince sustuk,ama arablastirmak asla ve asla!
ATAM icin VATAN icin yazıyor 02 Nisan 2008 Çarşamba 04:26
arkadaşlara
bilge kağan ve mersinli arkadaşa ama özellikle birbirine saygı duymayan ama birbirimizi kurtarmaya çalışan insanlara ya sonuçta herkez düşüncesini yazıyo insanları cahil olması neyle açıklanıyo bunu nerden anlıyo insanlar bilmiyorum bilge arkadaşımız güzel bi yazı yazmış katılırız katılmayız ama daha saygılı olmak gerektiğini düşünmekteyim ama oda kendini eleştirenin partisine aynı dozda karşılık veriyor ve bi farkı kalmıyor belki banda kızacaksınız ama napıyım söylemek zorundayım biraz anlayış lütfen...
artuk yazıyor 02 Nisan 2008 Çarşamba 01:31
yeni yönetim
Demokrasiyi kaldıralım,Ülkeyi baş savcılar ile anayasa mahkemesi üyeleri dönüşümlü yönetsinler.Hiç olmassa ekonomik işleyiten azda olsa haberleri olur.
mustafa şehnizoglu yazıyor 01 Nisan 2008 Salı 22:53
dur bakalim
e sen acikla bakalim? Ataturk un mason localarini neden kapattigini?.. abd-israil-siyonizm ve masonlar ilskisini, kuresel ekonomi ve globalizmi.. seni dinleyelim bana cahil diyen akp nin usagi sözde vatansever.. biz ne ulkuculer görduk neler ögrendik.. halende göruyoruz nasil partinizin kivirdigini..
bilge kagan yazıyor 01 Nisan 2008 Salı 22:28
ayıp
bilge kagan adamlar doğru söylemiş biraz alay etmişler ama olsun tam bir kara cahilsin kendini yetiştirmek senin elinde sen kendini yetiştirene kadar bilge isminide kullanıp atalarına saygısızlık yapma
mersinli ülkücü yazıyor 30 Mart 2008 Pazar 21:34
en guzel kanit sizlere buyrun sikilmazsaniz okuyun
Skulls and Bones Society (Kuru Kafa ve Kemikler Örgütü-SBS)
Baba ve ogul George Bushun üyesi oldugu SBS, merkezi Connecticut Yale
Üniversitesinde olan çok gizli bir cemiyettir (Ironhouse 2002; Sutton
1986). Genel durumYeni Dünya Düzeninin dünyayı yeniden paylaşmada Türkiyenin basına 21. yüzyılda inanılmaz çoraplar örülmek istenmekte ve Türkiye adim adım Sevr koşullarına sürüklenmektedir. Oynanmakta olan bu satranç oyununda Türkiyede dev bir operasyon yapılmış ve Sah köseye sıkıstırılmıştır (Manisali 2002a ve 2002b). Mat olup olmamasi bundan sonra Türk Genelkurmayinin atacagi adimlara baglidir. ABD tarafından planlanan bu operasyon, AB ülkelerinin de yardimiyla simdilik basariyla yürütülerek hedeflenen ekonomik kriz ülkede basariyla yaratildiktan sonra, tüm piyonlar rollerini basariyla oynamislar ve 79 yıl önce Hilafeti kaldiran Türk devletinin tepesine Hilafetçi artigi ve ABD kuklasi bir parti usta bir manevra ile -umutsuzluk içindeki halk kandirilarak- geçirilmistir.
Tüm hükümet üyelerinin ve bakanlarinin Naksibendi veya Fethullahci baglantilari Aydinlik dergisinde yayimlandigi halde sadece bir iki
bakandan tekzip gelmiştir. Hükümet üyelerinin büyük çoğunluğu ünlü Abant Toplantilarini düzenleyen Fethullahçi örgütlenmenin odagindaki Birlik Vakfinin üyesidir. Bir zamanlar demokrasi tramvayına gerekirse binebileceğini ya da ereğine ulaşmak amacıyla papaz giysisi bile giyebileceğini söyleyen, camilerin kubbelerini miğfer olarak takacak, minareleri de mızrak olarak kullanacak Tayip Erdoğan liderliğindeki kadronun yönetiminde Türkiyeci ileride daha vahim sorunların beklediği açıktır.
Diğer yanda ise ABD 80 bin askeriyle Diyarbakırda konuşlanmak ve Türkiye’yi hiç ilgisi olmadığı bir savaşa bulaştırmak istemektedir.
Abanin hedefi açıktır. Kafkasya ve Ortadoğu petrol ve doğal gaz bölgelerini Naziler gibi işgal etmek ve Asyanın stratejik bölgelerini
kontrol altına almak! Ama mambo çığlıklarıyla savaş naraları atan Türk medyasında hiç değinilmediği üzere, Abanin asil hedeflerinden birisi de Türkiyeci parçalamak ve Doğu Anadolu’da ABD kuklası bir Kürt devleti kurmaktır. Türkiyeci parçalama ve çökertme operasyonu aşikar bir biçimde Kıbrıs üzerindeki Annen Planı ile, NGOları ile, Fener Patrikhanesine ve Rum azınlıklara verilen haklar ile, Rum Pontusu ile, Kuzey Iraktaki Kürt Senatosu ile Türkiye’de ajanlık faaliyeti gösteren vakıflarıyla basarili bir şekilde sürdürülmektedir. Değerli Necip
Hablemitoglunun katledilmesi Türkiye’yi istikrarsızlaştırma operasyonunun bir parçasıdır ve korkarım ki bu cinayetler sürecektir.
Cinayetleri ise çok daha büyük bir ekonomik kriz beklemektedir. Ya Türk askeri, kriz durumlarında ABD’nin müdahale gücü haline
getirilecek ya da ekonomisi kısırlaştırılmış ve tarımı çökertilmiş olan Türkiye açlığa mahkum edilecektir. Yani Sah ve Mat gerçekleşmesi
planlanmıştır.ABD’DE medyayı ve beyinleri kim kontrol eder?
ABD’DE her yere yayılan ve en çok seyredilen kanallar yaklaşık 15 aile tarafından ve 24 şirketle yönetilmektedir (Chomsky, 1988, 1991, 1992, 1994).
Bu şirketler şunlardır (Chomsky, 1988, 1991):
Advance Publications (Newhouse ailesi),
Capital Cities (Devlet Kökenli, DK), CBS (DK),
Cox Com (Cox ailesi) ,
Dow-Jones (Bancroft-Cox ailesi),
Gannet (DK),
GE (General Electric),
Hearst (Hearst ailesi),
Knight-Ridder ailesi,
News Corp (Murdoch ailesi),
New York Times (Sulzberger ailesi),
Readers Digest (Wallace ailesi),
Scripps-Howard (Scrips ailesi),
Storer Corp (Storer ailesi),
Taft (Taft Ailesi),
Time Inc. (karisik ve DK),
Times Mirror (Chandler ailesi),
Triangle (Annenberger ailesi),
Tribune Co. (McCormick ailesi),
Turner Broadcasting (Turner ailesi),
Fox Broadcasting (Fox ailesi).
ABD’de bugün, hem gizli-derin devletten izinsiz, hem de bu ailelerdenizinsiz hiç bir gerçeği yayımlayamazsınız (ABD gizli devleti için bkz. Vanken 1996; Constantine1997; Blum 2000). Belirli bir elit zümrenin kontrolü altında olan ABD medyasının, bunun bir sonucu olarak da dünya medyasının gerçeklerle ilgili fazla bir bilgi yayınlanması beklenemez. Zaten tüm Amerikan halkı 11 Eylül olayında olduğu gibi medya
tarafından tamamen uyutulmuş ve inanılmaz senaryolar ile sadece Amerikan halkı değil, tüm dünya kandırılmıştır (Meyssan 2002; Sayın
2002).Yeni Dünya Düzeni ve bu örgütler neden tehlikelidirler?
Yeni Dünya Düzeninin amaçlari ve tehlikeleri hakkinda tonlarca kitap yazilmis, globalizasyonun insanliga sunacagi acimasiz gerçekler hakkinda yüzlerce konferans verilmistir. Fakat bahsedilen gizli örgütlerin ve CFR, Bilderberg ve Trilateral Komisyonun tehlikeleri hakkinda yazilan kitaplar bir avuçtur. Çünkü bu örgütler hakkinda bilgiye ulasmak çok zordur. Bu örgütlere üye olan kisiler istihbarat örgütlerinin, silahli kuvvetlerin, NATOnun veya Savunma Bakanliklarinin, bankalarin, dev tröstlerin en tepesindeki insanlardir. Nazilerden pek de farklı olmayan bu insanlarin gerçek yüzlerini daha iyi anlayabilmek, ancak onlarin dünya insanligi üzerinde oynadiklari rolü sergileyerek mümkün olabilir.
Bu örgütler niye tehlikelidirler?
Çünkü:
Savaslari onlar çikarirlar. Ne kadar sürecegine onlar karar verirler, kimlerin katilacagina ve hangi sinirlarin çizilecegine onlar karar verirler (Su anda içine girmekte oldugumuz savasta olduğu gibi). Birinci Dünya Savasinin çikmasinda J. P. Morgan ve Rockefellerin büyük etkileri olduğu ve savas sonunda da inanilmaz kârlar elde ettikleri bilinmektedir (Marrs 2000). Ayrıca 2. Dünya Savasinin basinda (Hitlerin yükselisinde de) Rockefeller grubunun Hitlere yaptığı yardimlar bilinmektedir. Rockefellerlar, bu Büyük Agabeyin, CFR veya Skulls and Bones Societynin merkezindedirler.
Parayi kayitsiz sartsiz onlar kontrol ederler. ABDdeki Merkez Bankasindan tutun, diğer uluslardaki merkez bankalarina kadar tüm
temel bankalarin kilit noktalarini onlar kontrol ederler. Iskonto oranlarini, para teminini, altin stoklarini ve altin fiyatlarini, borsa fiyatlarini onlar ellerinde tutarlar ve kontrol ederler. Dünyada akmakta olan tüm kara para bu örgütlerin kontrolündedir.
Hükümetleri onlar kontrol ederler. Pek çok ülkede kimin basbakan, kimin vali veya kimin yönetici konumuna gelecegini onlar kontrol
ederler. Gerekirse hükümetleri yikarlar, yerine yenisini kurarlar, islerine gelmezse onu da yikarlar ve bunu kimsenin ruhu duymadan
yaparlar. Medya bu gerçeklerden bahsedemez.
Medya ve bilgiyi onlar kontrol ederler. Temel pek çok medya kuruluslarini onlar kontrol ederler. Beyin yikama yöntemleri ve medyayi yönlendirme yöntemleri korkunçtur. Onlarin izni olmadan büyük medyaya yayin yapmaniz mümkün değildir.
Ücretleri, vergileri maaslari onlar kontrol ederler. Emeginize net olarak hakimdirler. Tüm ücretleri, endüstrilerdeki maaslari, isçi maaslarini onlar kontrol ederler.
Mafyayi onlar kontrol ederler. Detaya girmeye gerek yok, çünkü zaten kendileri mafyadir. diğer mafya örgütlenmelerini onlar kontrol ederler.
Bilimi ve teknolojiyi onlar kontrol ederler. Bilimi ve teknolojiyi çok kilit noktalardaki ögretim görevlileri veya çok kilit noktalardaki
sirket görevlileri sayesinde onlar kontrol ederler.
Istihbarat örgütlerini ve ordulari onlar kontrol ederler. ABDdeki hemen her istihbarat örgütünün üst düzey görevlisi veya ileri geleni
ya bahsedilen gizli örgütlerin üyesidir, ya da CFR, Trilateral Komisyon veya Bilderberg üyesidir. Avrupa ve Japonyadaki istihbarat
örgütlerinde de bu kisiler çok etkilidir. Türkiye’de ise son 50 yildir yönetici konumuna gelmis pek çok kisi ya Trilateral Komisyon veya
Bilderberg üyesidir.
Su unutulmamalidir: Bu örgütlerin güçleri, nitelikleri ve üyeleri ortaya çikarildiktan sonra kesinlikle alt edilebilirler. Bu örgütleri
böylesine siralamak onlarin yenilmez olduklari vurgulamak amaciyla degil, aksine onlarin iç yapilarini ortaya koymak ve alt edilebileceklerini vurgulamak amaciyla yapilmaktadir.
Asagida her üç örgüte de (Trilateral Komisyon, Bilderberg ve CFR) üye olan kisilerin isimlerini ve bulunduklari konumlari sunuyorum (Ross
2000).
Her üç örgüte de üye olan elitler
Paul Arthur Allaire: Xerox sirketi direktörü, CFR direktörü.
Graham T. Allison: Ulusal Politika Merkezi üyesi, eski CFR Direktörü.
D. Orville Andreas: Archer Daniels Sirketi Baskani.
R. Leroy Bartley: Ünlü Wall Street Journal Editörü.
C. Fred Bergsten: Ünlü Brookings Institition Yöneticisi.
Robert R. Bowie: Kitalararasi Gelistirme Merkezi üyesi.
John Bredemas: Texaco sirketi direktörü, eski senatör.
Zbigniew Brzezinski: Ulusal güvenlik danismani, Stratejik ve
Uluslararasi Çalismalar Enstitüsü.
John H. Chafe: Senatör, Fin. Sel. Intellig. Direktör.
Bill Clinton: Eski Başkan, Arkansas Valisi.
Richard N. Cooper: Harvardda Prof. CFR direktörü, Devlet Bakanligi,
Ekonomik isler.
Gerald Corrigan: CFR direktörü, Federal Merkez Bankasi. Eski
direktörü, Goldman Sachs.
Lynn E. Davis: Devlet Bakani, Uluslararasi Güvenlik Sekreteri.
John Mark Deutch: CIA direktörü, Savunma Bakanligi.
Martin S. Friedman: Prof. (Harvard) Ekonomik Arastirmalar Ulusal
Bürosu.
Stephan J. Friedman: Goldman Sachs Sirketi.
Thomas L. Friedman: New York Times gazetesi, köse yazari.
David. L. Gergen: US News ve World Report Direktör ve Clintonin
danismani.
Louis Gerstner: IBM Sirketi sahibi ve Baskani.
Kathrine Graham: Washington Post gazetesi, köse yazari ve Brookings
Inst.
Maurice Greenberg: CFR direktörü, Am. Int. Group Inc. Başkan
Yardimcisi.
Lee Herbert Hesburgh: Senatör, Indiana uluslararası ilişkiler.
W. Alexander Hewitt: Jamaica Büyükelçisi.
James F. Hoge: CFRnin yayin organi Foreign Affairsin direktörü.
Richard Holbrooke: ABD Büyükelçisi, B. M. üyesi Credit S. First Boston
Corp.
Vernon E. Jordan: Aikin, Huer and Feld Sirketi, RJR Nabisco yöneticisi.
Henry A. Kissenger: Nixon ve Carter dönemi Devlet Bakanligi, Sekreter.
Winston Lord: Devlet Bak. Sekreter yardimcisi, Dogu Pasifik ve Asya
Iliskileri.
Jessica T. Mathews: Uluslararasi baris için Carnegie Vakfi Baskani (CIA
ve DIA).
Winston P. McCracken: Michigan Üniversitesi Prof.
Robert Strange Mc Namara: Dünya Bankasi Baskani, Eski Savunma
Sekreteri, Brookings Inst. (CIA baglantili).
Walter F. Mondale: ABD Büyükelçisi, Japonya Devlet Bakanligi.
J. Benjamin Nye: Hazine Bakanligi Sekreteri ve etkin baskani.
Joseph S. Nye: Ulusal Istihbarat Konseyi Baskani, Harvard Dekani
Rozanne L. Ridgway: Atlantik Konsül, RJR Nab Direktörü.
Charles W. Robinson: Kitalararasi Gelistirme Konsülü, Brookings Inst.
(CIA baglantili).
David Rockefeller: Chase Manhattan Bankasi baskani, Rockefeller
Sirketi Baskani, CFR baskani, Trilateral Komisyon baska. Bahsedilen
tüm örgütlerin basindaki çekirdegin yöneticisi.
Brent Snowcroft: Ulusal Güvenlik Konseyi Başkan yard, CFR eski baskani.
Helmut Sonnefeldt: Brookings ve Carnagie Endowment (CIA baglantili).
George Soros: Soros Fund Baskani, Open Society Institute.
Laura D. Tyson: Prof, Harvard, Ekonomik danismanlik Komisyonu baskani.
Paul A. Volcker: Federal Reserve System (Merkez Bankasi) Baskani.
John C. Whitehead: Brookings Institution baskani (CIA yan kurulusu)
NYC, AEA investor.
Paul D. Wolfowitz: John Hopkins Ünv Dekani, Ileri Uluslararasi
Iliskiler (CIA).
Robert B. Zoellick: Stratejik ve Uluslararasi Iliskiler Merkezi
baskani.
M. Benjamin Mortimer: US News, World Reports, NY Daily News, Atlantic
Montly Baskani ve yöneticisi, pek çok medyayi kontrol etmekte.
bilge kagan yazıyor 30 Mart 2008 Pazar 14:18

Haberin olsun























