Enson Haber Sitesi Güncel Haberler
Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Perihan MA?DEN

'Bana oğlumun üniformasını verin'

29 Temmuz 2007 Pazar 06:33

Cuma gecesi anahaberlerde, Sivaslı bir babaya içim katıldı. Halen de kaskatı. İçim.
Babanın acısı, babayı yalnızca haberlerde seyretmiş olmanın acısı seyrelmiyor, dinmiyor. Bir türlü. Başka şeylere zincirleme bağlanıyor. Başka şeyler de çok kötü geliyor.
Sivaslı Baba, yaşlıydı.
Ne bileyim, 70'lerinde gösteriyordu. Belki çok daha gençtir. Köylerde insanlar çabuk yaşlanıyorlar, çöküyorlar.
Bi babadan ziyade, dede gibiydi. Ak sakalları, başında yün beresi vardı.
Mehmet Yazıcı, hüngürt şakırt ağlıyordu. Acısı, dışarı vurmaktan sakınılmayacak kadar büyüktü. Katlanılıp gömlek cebine tıkıştırılmayacak kadar, derin.
29 yaşındaki oğlu Uzman Çavuş Sadettin Yazıcı, Giresun'da şehit düşmüştü.
Evet ya, Giresun'da!!
Bir buçuk ay önce Bitlis'ten tayini çıkmış Sadettin Çavuş'un. Ailesi de bayram etmiş, tehlikeli bölgelerden kurtuldu diye. Ama işte yurdumuzda Bilmemkaç Yıldır bitirilemeyen bu kirli savaşın, tehlikeli yeri tehlikesizi yok.
Telefon açılmış Jandarma'ya. Bir ihbar telefonu. "Teröristler bizden yemek istiyorlar", falan filan. Jandarma da gidiyor ihbarın yapıldığı yere. Pusuya düşürülüyorlar. Anahaberlerden dinlediğim savruk (ve muhtemelen) yetersiz bilgiler işte.
Sivas'tan bir Tugay Komutanı gidiyor Acı Evi'ne. Biraz olsun paylaşmaya acılarını. Acı paylaşılabilen bir şey midir, bilmiyorum.
Gidiyor oturuyor Şehit Babası'nın yanına. Mehmet Yazıcı bir yandan çocuklar gibi, melekler gibi, ak sakallı dedeler gibi ağlıyor, bir yandan da üniformasını çekiştiriyor komutanın.
"Onunki de böyleydi," diyor. "Bana verin; onunki de aynen böyleydi."
Çekiştirerek, komutanın üniformasını istiyor. Oğlundan bir parçayı, son bir parçayı kurtarabilirmiş, saklayabilirmişcesine.
Geride tabii genç bir eş ve sarı kafalı iki küçücük oğlan var babasız kalmış.
Hakiki Acı, insanı devasız bir kuyuya atıyor. Acının böylesine yalın ve dolaysız dışavurumunu, göremediğimiz zamanlar da var.
Mehmet Yazıcı: "Vatan sağolsun!" filan vari prefabrik sloganlardan savurmuyor havaya. Oğlu sağolsun, isterdi. Oğlu gitmesin. Bu genç yaşında. Bilemediğimiz topraklara.
Vicdani reddi savunduğumda, (her yazıma bulaşmayı vazife bilen) 1 Adet Israrlı Beton profesyonel ordunun sakıncalarını sayıp dökmüştü. Amatörler de şartmış ölmeye gitmeye. Fena bilginatörrr ya. Okumadığı kitap, üstüne yazmadığı köşe mevzuu kalmamış. Onun için 3 köşesinin 2'sinde "Daha önce de yaza geldiğimiz gibi." Ya yeri yetmez tam olarak söyleyeceklerini söylemeye, ya da daha önce bellemiştir konunun üstüne.
Demem o ki: vicdani ret, antimilitarist sıkı bir duruştur. Ve profesyoneller ölsün bizim yerimize, demek değildir. Savaşlar olmasın kat'i surette, demektir.
Oğlunun üniformasında teselli arayan o babanın peki, şöyle bir hesap sormasının ihtimali mevcut mu? "Oğlum, anlaşılan düpedüz ZAYİAT oldu. Peki, bu tuzağa düşürülürken, gerekli tedbirler alınmış mıydı? Neler oldu, bitti? Haklı mı benim oğlumun ölümü? Haklı ölüm yoktur da, nasıl böyle düz ovada keklik gibi avlandı? Bilmemkaç yıldır bu savaşı yürütmekte olan bu ordu, nasıl böylesi gafil avlanabilmektedir? Bir rapor; teknik askeri bir rapor bir vatandaş olarak rica edebilir miyiz oğlumun ölümüne dair bir baba olaraktan?"
ACCOUNTABİLİTY: Hesap Verebilirlik.
Muasır Medeniyet Ülkeleri'nde Ordular, harcadıkları her kuruşun hesabını vermek durumundalar. Seçilmişlere. 'Hizmetinde' oldukları halklara. Ayrıca yaptıkları askeri harekât ve hareketlerle de ilgili: hesap verebilirlikleri var; olmalı.
Bizim Ordumuz kutsal ve ulvi bir amaca (çok tanımsız ya da 'aşkın' tanımlı: bi nevi dini) hizmet ettiği için Omnipotent'tir. Kadirimutlaktır yani. 25 küsur yıldır bir savaş niye bitirilemez, nasıl bu kadar ZAYİAT verilir; sorma hakkımız yoktur, herhalde.
Bu savaşın profesyoneli, amatörü, Kürt'ü, Türk'ü yok yani. Bu savaş resmen ve alenen birilerinin gücüne güç katıyor, statüsünü perçinliyor, "İçinde bulunduğumuz BU olağanüstü koşullarda" "İÇ ve DIŞ tehdidin tanımıyla" vs. vs. ambalajıyla, bize Hakiki Demokrasi'ye her geçmek istediğimizde muvaffakiyetle "OTURUN ULAN!" denilmiş oluyor.
Olan köylü çocuklarının (uzmanıyla, acemisiyle) canına oluyor. Ak Sakallı Dedeler üniformada teselli arıyor. Oğlundan son bir hatıraya sarılmak istiyor.
Bu savaşa DUR! demek için ve en nihayet Meclis'e girmiş bulunan DTP'ye çok iş düşüyor.
El âlemin çocuklarını canı üstünden statü sahipliğine yuh olsun!
Çok daha kötü şeyler olsun kan tacirlerine.

ATEŞ DÜŞTÜĞÜ YERİ YAKAR........!
KÖŞENİZİ OKUYUNCA PERİHAN ABLA.SABAHLEYİN KALKTIĞIMDA RESİM ALBÜMLERİME BAKIYORDUM.BABAM"KIPRIS GAZİSİDİR"YAŞIYOR.BABAMIN ASKERLİK RESİMLERİNİDE ÇOCUKLARININ İÇİNDE BEN SAKLIYORUM.BABAM ASKERDEYKEN ANAMIN KIZ KARDEŞİMLE İKİKMİZİN RESMİNİ BABAMA GÖNDERMİŞ.RESİMİN ARKASINDA YAZAN KISA BİR,NOT:ÇOCUKLARIN RESMİNİ GİRNEDEN ALDIM.DİGER BİR FOTOĞRAFTA İSE,"KIPRIS"DIŞARDAN BAKILDIĞINDA YALANCI BİR CENNET,İÇİNE GİRDİĞİNDE ÇEHENNEMİ ANDIRIYOR YAZIYORDU.KÜÇÜK KARDEŞİMDE GÜNEYDOGUDA ASKERLİĞİNİ YAPTIĞI DÖNEMLERDE,ARABASININ MAYINA BASARAK PARÇALANDIĞI HABERİ EVİMİZE GELMİŞTİ.ANAMIN GÖZYAŞLARI SEL OLMUŞTU.BEN BELLİ ETMESEMDE HERKESİN EVLADI ASKER ANA NE YAPIYORSUN DİYORDUM.HASTANEDEN KARDEŞİMİN SESİNİ DUYUNCAYA KADAR BENDE ENDİŞELENMİŞTİM.İYİYİM DİYORDU"AMA"YİNEDE GÖRMEDEN NE OLDUĞUNU BİLEMİYORDUK.GELDİGİNDE ANLATTIĞINDA UFAK SIYRIKLARLA KURTULMUŞLAR.KÜÇÜK KARDEŞİMDE ASSUBAYLIĞI KAZANDI OKULUNU OKUYOR.BENDE TÜRKİYE CUMHURİYETİNİN EN UCRA KÖŞESİNDE ŞEREFLİCE ASKERLİĞİMİ YAPTIM.RESİM ALBÜMLERİMDE ÇOCUKLUK ARKADAŞIMDA VARDI.BEN KIRIKKALEDE OTURUYORUM PERİHAN ABLA,TÜRKİYENİNDE ENÇOK ŞEHİDİNİ VEREN İLLERİN BAŞIDA KIRIKKALE GELİYOR.KAÇTANE ÇOCUKLUK ARKADAŞIM ŞEHİT OLDU SAYILARINI HATIRLAMIYORUM.12 YIL KIRIKKALEDEN AYRI KALMIŞTIM PERİHAN ABLA.DÖNDÜGÜMDE MAHALLEMİZE GİRDİĞİMDE EVE GİTTİĞİMDE KALEMİMİN GÖZLERİNDEN DÖKÜLEN GÖZYAŞLARINI YAZDIM.....!MAZİ:SANKİ MAZİDE KALMIŞ.YIKILMIŞ HERYER.BİZİM SOKAGIN KÖŞESİNDEKİ EVLER.YOK YERİNDE NERDELER.BİZİM EVDE KESİLMİŞ ELEKTİRİKLER.KULAĞIMA GELİYOR ÇAN ÇAN SESLER.BİZİM SOKAGIN ADINI BİLE DEGİŞTİRMİŞLER.AKLIMA TAKILDI KİMDİ BU İSİMLER.PARKLARA SOKAKLARA İSİMLERİ VERİLENLER.PARKLARDA SOKAKLARDA OYNADIGIMIZ KARDELER.SANKİ MAZİDE KALMIŞ.YIKILMIŞ HER YER.YKILMADA DİMDİK DURUYOR CAMİİLER.GÖZLERİM AY YILDIZLI BAYRAGI ÖZLER.SANKİ KAN AĞLIYOR KIPKIRMIZI GÖKLER.ÇOCUKKEN OYUN OYNADIĞIMIZ KARDEŞLER.HEPSİ GÖÇMÜŞLER.BİRER BİRER.ÖLENLER,ŞEHİTLER......!HANİ BİR SÖZ VARDIR PERİHAN ABLA,"ATEŞ DÜŞTÜĞÜ YERİ YAKAR"DERLER....!BABAMIN RESİMLERİNİN ARKASINDAKİ YAZILARDAN BİRİSİDE,"KIPRISI BİR GECEDE ALDIK"YAZIYORDU PERİHAN ABLA...SAYGILARIMLA.ERDAL GEYİKÇİ(KÖÇEK)....!
ERDAL GEYİKÇİ(KÖÇEK)...! yazıyor 29 Temmuz 2007 Pazar 11:56
YAZARIN ÖNCEKİ YAZILARI