Enson Haber Sitesi Güncel Haberler
Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Perihan MA?DEN

'Denizden de eksik kalsınlar yani'

25 Ağustos 2007 Cumartesi 06:53

O kadar şahane 1 yazıydı ki. Açtım telefonu eşime dostuma, 'Okuyun! Okuyun!' diye tutturdum.
Etrafımdakiler Nihal Bengisu Karaca'nın Radikal Cumartesi için kalemlediği 'Tesettürlü Bir Kadının Tatil Güncesi'nden eksik kalsınlar istemedim.
Bir kere Mizah Anlayışı! Türk Kadınları'nda da, Erkekleri'nde de kıtlığına kıran giren o az bulunan! Kıymet!
Öyle tatlı tatlı dalgasını DA geçerek yazmış ki mevzuu Nihal B. Karaca; okurken doyum olmuyor. Ve fakat mizah katsayısına, gözlemlerinin inceliğine/kanaviçeişçiliğine ne kadar kanarsam kanayım, yazısı beni yaktı mı? Yaktı!
Zira içini yakan 1 mevzuda yazıyor Nihal B. Karaca. Bir kadın; denizi çok seven, yüzmeyi çok seven bir kadın, veda ediyor sulara. Veda etmek zorunda bırakılıyor.
Kadın tesettürlü. E, tesettürlüysen hanım kardeşim banalleşmeyi/rezil olmayı/zavallılığa gönül eğdirmeyi göze alıp gir bi takım beter havuzlara 'Ninja kılığında' ya da- Girmeyiver!
Eksik kalsın! Eksik kalıver, mahrum oluver denizlerden/sulardan. Mesele tam da budur!
Ne denli yüzmeyi sevdiğini anlatırken, satırlarında kendimi buldum. Hayatta hiçbir şeyden yüzmek kadar zevk almayan biri olarak, kendimi onun yerine koydum.
Tesettürlü diye yüzmeye hakkı yok mu bu kadının? Bir kadının?
Yurdumuzdaki tesettürlü kadın sayısını/oranını göz önüne alırsak, düşünürsek: biz bu kadınları ne çok şeyden, ama ne çok; devlet dairesinde çalışmaktan, üniversitede okumaya, denize girmekten, normal hayatlarımızın doğal birer parçası olmaya-
NE çok şeyden, ne çok şeyden Allahım mahrum ediyoruz!
Bir köşecikteki o yosunlu, bol taşlı, ufacık plajın kapanması! BİR ADET gariban/'kusurlu'/istenmeyen/istenmeyecek plajı DAHİ onlara çok görmemiz!
Avrupa'da var Kadın Plajları! Yurdumuzun tarihinde de var bir sürü! Ne var yani 1 Kadın Plajı olsa, hatta bir sürü: İsmail Türüt çalınan cinsinden, çalınmayan cinsinden, şekil şekil model model Kadın Plajları olsa, ne olur?
Ben de giderim. Benim arkadaşlarım da gider. Tesettürlüsü, tesettürsüzü
çeşitli şekillerde kadınlar olarak yalnızca hemcinslerimizle bir plajda
olmanın, gönlümüzce yüzüyor olmanın saadetini yaşarız.
Yalnızca kadınlara açık bir plajda yok astronot kılığıydı, yok Ninja kaplumbağaydı- tüm o ucubik, rahatsız, aşağılayıcı,
küçük düşürücü Deniz İçin Rezil Olma Timi kılıklarına girmeden, mayolarıyla ferah fücur/rahat rahat yüzebilecek
o zaman kadınlarımız. 'Bizim kadınlarımız.'
Bende böylesi yasaklamalar/aşağılamalar/ ötekilemeler büyük bir kin ve öfke yaratıklandıracağından da, Nihal B. Karaca'nın sığındığı Mizah Limanı'nı bu denli takdir etmiş olabilirim.
Ama bu harikulade başarılı ve iç kanırtıcı/mahcubiyet duyurucu/ suçluluk+kızgınlık verici yazının yankıları- acayip mi, tuhaf OLDU. Hep böyle oluyor; çoğunluğun yaptığı okumalarla, benimkiler tutmuyor. Tutmuyor!
Şunu da işaret etmeden geçemeyeceğim: Nihal Bengisu Karaca'nın BU yazıyı kendisinden Radikal istediği için, Radikal'i okuyan kitlenin belli bir sağduyuya sahip olduğuna/olması gerektiğine inandığı
için, belli bir Yerleştirme (Vicdan) Sınavı'ndan geçmiş/sınırlı sayıda kişilere yönelik yazdığına da- Eminim! Eminim!
Yani Orta Malı Büyük Gazeteler tarafından nasıl çarpıtılacağını/tahrif edileceğini/istismar edileceğini düşünür; onlar için kalemini oynatmazdı. Ne de bu denli gemsiz oynatırdı kalemini. İç sızısının mizah kayığına binip bu denli özgürce uzaklaşabilirdi. Kıyılardan.
Şimdi yapılan tam da budur!
Kocaman resimlerini basıp Nihal hanımın yok eteğine, yok ayakkabısına, yok başını bağlayış tarzına laflar sokuşturarak (Diyanet'ten sertifikalı fetvacı mübarek her biri!) aynen sulara özgürce açılmasına, kulaç sallamasına izin vermediğimiz gibi, anlayışta/algıda incelmiş okurlara,
vicdan ve izan sahiplerine seslenmek üzere yazdığı yazısına da-
İzin vermedik! Kirlettik bir kez daha denizlerini. O çakıllı, küçücük, yosunlu, kimselerin istemediği plajı dahi ona çok gördük.
Ne kadar üzüldüğümü, kırıldığımı bilmenizi isterim Nihal hanım. Her yüzüşümde, sizi denizlerden mahrum bırakmış bir toplumun ferdi olmanın utancı, refakat edecek artık bana.

Demokrasi mi dediniz, pardon?
Bizim elit Kemalistciklerimiz, demokrasi oyununda kaybedince nasil da hircinlasiyorlar. Siz artik düsünün, müslümanlarin siyasi merkezden epey uzak olduklari zamanlardaki hallerine. Siz Avrupa (ben Isvice diyeyim, cünkü burada yasiyorum, bircok yerini gördüysem de Avruopa'nin, burada bir kere su-yüzme manyaklari(?) icin yeterince havuzlar kurmuslar en kücüyünden , büyüklerine dek. Amma velakin, bu adamlar ve kadinlar epey geriler bizim elit-demokratlardan (oligarsch). Diyorlarmis ki, kadinlar bazen sadece ve sadece kendi hemcinsleriyle yüzmek istiyor olabileceklerinden, yalnizca kadinlara (ve hatta bunlar kapali(!?) da olabilirlermis, ayrilmaliymis. Ve hatta kimi topluluk ve hatta Cemaatler de kendileri icin havuzu ya da kimi kisimlarini kendilerine ayirtabilirlermis. Ve hatta Ninja-kiyafetlerini de tasvip etmeyip yasakliyorlarmis, hijyenik sebeplerden dolayi. Kime acimak gerektigini karistiracam neredeyse. Bizim elit-oligarschlar mi yoksa onlarin kabusu, kabuslarinin siyasi simgesi kadinlar mi zavalli? Imdaat biri bana yardim etsin!!!
Devrim Tuna yazıyor 26 Ağustos 2007 Pazar 02:08
Yüreği kocaman kadın...
Ne denilebilinir uslubuna bilmiyorum fakat her seferinde mi kahkalar atarken( o şen kahkalardan hemde...)gözümden akan yaşlar hüzün göz yaşına dönüşüverecek.her seferinde yav ben bu kadının yüreğini ne cok seviyorum diyeceğim,(tamda bunun verdiği gurur dururken yüzümde)anlamıyıvereceğim geri kalan yazdıklarını tekrar bi baştan okuyacağım ,kendimi senden soyutlamış, olarak..şimde ben,denizi görünce(sırf bu yüzden sahil yolunu kullanmıyorum) deli danalar gibi atlayıveren ben, hangi yüzle kulac atacağım hangi yüzle brrrrrr cekip kahkahalar atacağım...
meru73 yazıyor 25 Ağustos 2007 Cumartesi 12:15
YAZARIN ÖNCEKİ YAZILARI