Enson Haber Sitesi Güncel Haberler
Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Serdar TURGUT

Beynim: En sevdiğim ikinci organım

04 Mayıs 2007 Cuma 06:47
Başlıktaki cümle gayet tabii ki hayatının önemli bölümünü en sevdiği birinci organı uğruna harcamış ve abuk işler yapmış olan Woody Allen’e aittir.

Bu lafı severim.

Woody Allen zeki bir insan olduğundan, birinci organ yüzünden başına gelenleri ikinci organıyla kendisiyle alay mekanizması oluşturarak kontrol altına almıştır.

Maalesef her insan Woody Allen kadar zeki olamıyor. Hatta onun gibi zeki erkek sayısı çok azdır.

Bu yüzden birinci organa tutsak olmuş, ikinci organı neredeyse işlev dışı kalmış erkeklerle doludur toplumlar.

Uygun zamanlama ve uygun ortamı bulduğu takdirde bir erkeğin seks uğruna yapmayacağı şey yoktur.

Bu lafı kimin söylediğini bilmiyorum ama New York’ta ‘Kinematics’ adında bir fetiş kitapevi vardır.

Orada gördüklerimden sonra insanın bu boyutuyla ilgili hiçbir şeye hayret etmemeyi ve önyargılı olmamayı öğrendim sanıyorum.

Bu uzun girişi yapıyorum. Çünkü sözü Fazıl Say’a getireceğim.

Önce lütfen biraz izin verin.

Bilim adamları, erkeklerin neden böyle olduğunu hayvanlar aleminde incelemeye çalışıyor.

Erkek tavus kuşunun, üstüne dişi tavus kuşunun tüyleri bağlanmış odun parçasıyla bile heyecanlanarak çiftleşmek istediğini gördükten sonra meselenin bilimsel yanı olmayabileceğine, sadece kabul edilmesi gereken acıklı ama açıklaması bulunmayan bir gerçek olduğuna karar vermişler.

Tüm bu girişte dediklerimi göz önüne alarak, Fazıl Say’ın Hande Ataizi ile ilişkisini sürdürmek için verdiği çabayı değerlendirmenizi rica ediyorum.

Onun düştüğü durum hiç de olağanüstü değil.

Üvey kızıyla ilişki kurup daha sonra onunla evlenen Woody Allen’in durumu daha mı iyiydi yani?.. Ama en azından Woody yenildiği anı biliyor ve kendisiyle dalga geçmeyi becerebiliyor.

Fazıl arkadaşın da biraz mizah anlayışına (sense of humor) ihtiyacı var.

Düştüğü durumdan espriyle, mizahla çıkış yolu da var üstelik.

Çünkü ilişkisini bitirdiğine inanmadığı kadın, dünyada kısa süren evlilkler konusunda rekor denemesine bile sahip. (24 saat)

İşte sadece bu mesele bile Fazıl’a, espri üreterek çekilme ve ilişkiyi bitirmek imkanını vermektedir. (Bir örnek: Mesela ben Hande ile çok uzun zamandır birlikteyim. Neredeyse 25 saat oldu. Artık yeter bıktım diyerek çekilebilirdi).

Ama o bunu yapmıyor. Organları vücudunda yer değiştirmiş olduğundan olan-bitene gerekçeler uydurmaya çalışıyor.

‘İlişkimiz, Hande’nin para harcatan kadın durumuna düşmesiyle yıprandı. Hande asla öyle bir kadın değil’ filan diyerek çabalıyor.

Asıl Hande para tasarruf ettiren bir kadın olsaydı, kriz asıl o zaman daha erken çıkmaz mıydı?

Üstelik bu kriz daha önceden başladığında yani para konusu ilk açıldığında Hande Ataizi kendisinin para harcatan bir kadın olmadığını söylemiş ve eklemişti: ‘Üstelik Fazıl’ın o kadar fazla parası da yok’.

Fazıl için bu, ilişkiden çıkış ve onurlu çekiliş için bir başka espri fırsatını yaratmıştı (Örneğin; yılda 365 gün turnede olmam gerekiyor artık. Çünkü anlarsınız ya, ekmek parası filan diyebilirdi...) O bunu da kullanmadı. Organları orijinal yerlerine tekrar dönünceye kadar debelenmesini sürdürecek anlaşılan.

Bunun yanında, kısa süre önce yazı işleri toplantısında gündem okuma sırası magazin bölümüne geldi. Birkaç gün üst üste gündemleri Hüsnü Şenlendirici ile açılınca, isminden mesleğini çıkardığım bu kişinin kim olduğunu sonunda sormak zorunda kaldım.

Bana adamın bir kadın uğruna yeni doğurmuş eşini terk ettiğini anlattılar.

Yazı işlerindeki diyaloğumuz aynen şöyle sürdü.

Ben: Peki uğruna eş terk edilen kadın kim?

  • Deniz Seki.

  • Pardon bir daha tekrarlar mısınız? Yanlış duymuş olmalıyım.

    Hayır yanlış duymamıştım. Organları yer değiştirmiş bir zıplayan tavus kuşu vakasıyla daha karşı karşıyaydım.

    Fazıl ile birlikte Hüsnü Şenlendirici’yi de izlemeye de karar verdim.

    Benimki bilimsel çalışma anlayacağınız.

    Bütün bunlar ‘Beyaz Türkler’in veya ‘Beyaz Türk’ olmaya uğraşanların dünyasına ait gelişmeler.

    Bir de ilişkilerin de öteki boyutu var: Berdel verilen bir kız yüzünden işlenen cinayette iki kişi ölmüş.

    Kız berdel veriliyor, kızı alan adam onu beğenmiyor ve kızınca cinayet işliyor tabii ki...

    Bir yandan berdeller, bir yanda da Fazıl... Tam bir kimlik bunalımı değil mi bu?..

    Türkiye’nin sorunları hayli fazla. Üstelik bunlar sadece siyasi de değil...
  • YAZARIN ÖNCEKİ YAZILARI