Gençliğimde Amerika’da öğrenciyken, bizim gibi geçici olarak Amerika’ya gelmiş birçok Türk, düşük düzeyli işlerde çalışırdı. (Ben de garsonluk yaptım uzun süre). Türklerin çoğu servis sektöründe, kapıcılık, garsonluk ve benzin pompalama gibi işlerde çalışırlardı. 
Bu kendi başına kınanacak bir durum değil tabii... Aksine çalışmak, hangi iş kolunda olursa olsun çalışmak önemliydi bizler için.
Asıl gelmek istediğim konu şu; geçmişin hesaplaşmasını yapmak istemiyorum ama bugünlerde Amerika’ya ziyarete gittiğimde Türklerin yaptıkları işlerde ciddi bir nitelik değişimi olduğunu görüyorum.
‘Anadolu Kaplanları’nda görülen girişimcilik, gözüpeklik aynen New York’a transfer olmuş gibi geliyor bana.
En önemli değişiklik de şu: Türkler artık Amerikalılar’a ait gibi görünen iş dallarında direkt olarak rekabete girmekten çekinmeyerek işler kuruyor kendilerine. Korkmadan atılıyorlar ortaya.
Benzin işinde Türkler her zaman aktiftiler ama çoğu pompalamacılık düzeyinde kalırdı eskiden.
Sonradan Türkler benzin istasyonu sahipliğinde çok önemli adımlar attılar ve söz sahibi oldular. Rus mafyası bu işe el atmasına rağmen Türklerin gücünü pek kıramadı.
Özer kardeşimi biliyorsunuz. Daha önce de yazdım onu. Büyük mücadele vererek bir limuzin filosu kurdu ve hemen her alanda müşterilerine servis veriyor.
Özer sayesinde bu kez şehrin en zor semtinde restoran işine atılan insanlarla da tanıştım.
‘Neden en zor alan’ dediğime gelince onu da anlatayım...
Şehrin ‘Upper East Side’ diye adlandırılan bölümünde en ukala en tavırlı insanlar oturur.
Bunlar hem çok seçicidir hem de bir şeyi kolay kolay beğenmezler.
En titiz oldukları konu ise restoranlardır.
İşte Süleyman, şehrin bu semtinin tam göbeğinde A LA TURKA adında bir restoran açtı.
Ben New York’a gittiğimde ‘Türk yemeği yemem, yiyeceksem memlekette yerim’ diyerek başka kültürlerin yemeğini denerim.
Özer iyi bir dayanışma içinde olduğu Süleyman’ın yerine götürdü beni. İyi de yaptı. A LA TURKA hemen her gece dolup taşıyor. Hatta kapısında sıra bile oluyor. Müşterilerinin hemen hepsi bölge sakini Amerikalılar.
Bu iyi bir işaret ve takdir edilecek bir başarı.
A LA TURKA yeni aşçılar da aldı. Şimdi Türk yemeklerini New Yorklulara tanıtıyor.
Bu arada Güllüoğlu da New York’ta üretime geçmiş. Doğal olarak tatlı sunumunda hiçbir problem yok anlayacağınız.
Mutfağın başına akrabası Ümit Maya’yı koymuş olan Süleyman Secer ile sohbet ederken ona ‘neden Türk müşteri fazla yok’ diye sordum.
Bana Türklerin, Türk restoranlarına fazla gelmediğini söyledi. Belki çoğu benim gibi düşünüyordur.
Ama bu tavır yanlış. Bir Yunanlı, bir İtalyan bir yer açtığı zaman ilk önce kendi ülkesinin insanları yardımlaşmak için oraya gereken ilgiyi gösterir.
En gelişmiş ülkelerin insanları arasında bile bu dayanışma varken mücadeleye yeni başlayan Türkler arasında bu dayanışmanın olmaması hiç hoş değil.
O nedenle ben bir iş veya gezmek için New York’a gidecek arkadaşlardan Türklere destek çıkmalarını rica ediyorum.
Bir yabancıdan araba servisi alacağınız yerde Kaan limuzini kullanın. Üstüne alacağınız Türk’e özgü yardım da cabası olur.
Süleyman’ın restoranına gidin. Türk’e özgü gurbet misafirperverliği de yanında ikramiye olarak gelir.
A LA TURKATelefon: (212) 642 37 12
1417 2nd avenue 74th street
www. ala turkarestaurant. com
KAAN LİMOUSİNE(516) 642 37 12
e mail: kaan limo @aol com
www. your manamerica.com