Serdar TURGUT
Türk Ocağı'nda infial
27 Mayıs 2007 Pazar 06:12
Benim aslında Moğol olduğumu ispat etme çalışmalarım, bizim gazete içinde örgütlenmiş Türk Ocağı’nda büyük bir infial yarattı. Bu Ocak’taki kişiler aslında kendi aralarında bölünmüş durumda. (Bu da ‘saf Türk’ olduklarının net göstergesidir bana göre). Türkler ‘bir elin nesi var, iki elin ise sesi var’ atasözünü, ‘evet iki elin sesi var ama o ses kavga sesidir’ diye anlamış ve uygulamış kavimdir.Bizim Türk Ocağı’ndaki durum da budur. Yani Türk oldukları konusunda anlaşmış olanlar aralarında ‘Açenalar’ ve ‘Kumanlar’ diye ayrıldı. Açenalar, Asena lafının yanlış kullanıldığını, doğrusunun Açena olduğunu iddia ediyor. Kuman olanı ise Türk olduğunu kuvvetle reddediyor ve Türklükle uzaktan yakından alakası olmadığını her fırsatta söylüyor. Ama zevkleri ve yaklaşımları onun da Türk olduğunu gösteriyor. Örneğin; içli köfte yiyip, rakı içmekten zevk alıyor. Bunları da ‘Açena Türkleri’ne bakarak ve ‘siz geldiniz güzelim İstanbul mahvoldu’ diye konuşurken yapabiliyor.Yani anlayacağınız; gazetede bir kafa karışıklığı mevcut. Tüm bunların üstüne üstlük benim de Torguut Beyliği’nden bir Moğol olduğumu ispat etme çabalarım, Türk Ocağı’nda bir geçici dayanışmaya yol açtı. Açena Türkleri’nin temsilcisi odama geldi ve benim ‘Moğol olduğunu zanneden Saf Türk’ olduğumu deklare etti.Bu ilk başta bana üzücü geldi. Galiba Moğol olma fikrine çok alıştırmıştım kendimi. Tam o lafını bitirmişti ki; Kuman Türkü telefonla arayıp ‘üzülme, sen Türk değilsin. Olsa olsa sen bir Avustralya yerlisisin. Bu tipin var’ dedi. Buna sevineyim mi ağlayayım mı bilemedim. Onlar pek hoşlandığım bir kavim de değillerdir. Açena Türkü, uzman olduğunu söylediği konuda yorum yapmayı sürdürdü. ‘Sen Moğol değilsin. Bunu unut. Ben senin ne olduğunu çıkardım. Sen kesinlikle Göktürkler’densin” dedi.Açena, Kuman’dan sonra bir de Göktürk eklendi Türk Ocağı’na... Artık bizi bölünme de kesmez, mutlaka iç savaş da çıkmalı...Entelektüel dipsomanim yine devreye girdi. Bu sefer de Göktürkleri incelemeye başladım. Ve bu kez de Kül Tegin’e benzediğime karar verdim. O da kim diye sorabilecek vatan hainlerine sadece bir tek cevabım olacak: ‘Kül Tegin Göktürklerin Kutluğ dönemi komutanlarındandır. Üstelik Bilge Kağan’ın da kardeşidir.’ Söyleyeceğim bu kadar... Bu konuda benden bir kelime daha çıkmaz, haberiniz olsun...Kül Tegin’in fotoğrafını Rana’ya gösterip fikrini sordum. “Bulduğun her yuvarlak suratlı adamın deden olduğunu iddia edeceksen o zaman Mao Zedung’u göster ve dedeni o ilan et de bir işe yarasın bari” dedi. Ben de ona benim dedemin 707 senesinde Çinliler ile yapılan büyük savaşta tam üç at değiştirerek savaştığını, o yüzden Çinlilere taviz veremeyeceğimi söyledim. Rana buna cevap vermedi nedense...