YORUMLARINIZ
DOLAR /
Alış
1,2275
Değişim
-0.16
EURO /
Alış
1,7485
Değişim
-1.13
IMKB
39.116


Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Serdar TURGUT

Lolita’yı okumak

05 Haziran 2007 Salı 06:43
İmam hatipler dışındaki okullarda eğitim gören çocukların ahlakları üstüne laf söyleyen barbarın laflarını okurken, dini resmi ideoloji olarak benimsemiş sistemlerde özgürlüklerin durumuna ve ahlak meselelerine yaklaşımı düşündüm.

Ahlak konusunda fazla konuşan insanların dinin arkasına saklanıp nasıl da büyük ahlaksızlıklar yapabildikleri çarpıcı bir gelişmedir.

Bu bağlamda Azar Nafisi tarafından yazılmış olan ‘Reading Lolita In Tehran: A Memoir’ adındaki kitabını hatırladım.

Büyük bir entelektüel birikime ve zenginliğe sahip olan İran’da, din rejimi kurulduktan sonra ‘korunma’ yalanının ardına sığınılarak tüm bu entelektüel birikim ayaklar altına alınmak istenmiştir.

Büyük ölçüde başarılı da olunmuştur. Ama bazı insanlar direnişlerini sürdürmeye çalışmaktadırlar. “Tahran’da “Lolita” Okumak”, işte bu tür insanlar arasında yer alan bazı kadınları anlatmaktadır.

2 yıl boyunca her perşembe sabahı yasaklanmış yazarların kitaplarını okuyup tartışmak için evlerde buluşan yedi kadının yaşadıkları anlatılıyor kitapta. Bu bir roman değil, adından anlaşılacağı üzere bir memoir yani hatıra.

Kitap dört bölümden oluşuyor. Bölümlerin ismi ise şöyle: Lolita, Gatby, James ve Austen.

Lolita bölümünün ağırlık noktası cinsellik üzerine gayet tabii ki... Bu kitabın İran sosyal şartlarıyla yakından alakası var biliyorsunuz. Büyük yazar Nobokov’un kitabında, 12 yaşındaki bir kıza seksüel bağımlılık yaşayan bir orta yaşlı adamın hikayesi anlatılır.

Şimdi aranızda ‘bunun yasaklanması normal. Çünkü İslami bir rejimde kitabın konusunun rahatsızlık yaratması doğaldır’ diyenler çıkacaktır. Ancak bu tür rejimlerde kural koyanlar çoğu zaman kendileri hakkında yalan söylerler. İslami rejimlerin bir tür trajedisidir bu. Lolita kitabı, 1979 yılında İslami rejimin kurulmasıyla kızlar için evlilik yaşının dörde indirildiği bir Tahran’da yasaklanmıştır. Bunu da hatırlamak gerekiyor.

Bu tür çifte standartlar, cinselliğe ve kadına bakışta da kendisini sıkça gösterir. Güya bu sistemler kadını korumak gerekçesiyle onu kıyafetin arkasına saklar, ama bir yandan da bir günlük hatta saatlik evlilik gibi bir tuhaflığın gelişmesine izin verirler. Böylece güya kadının iffetini korurken, ilişkilerin yaşanması için gerekli ortamı sağlarlar.

Bu yalancılık ve çifte standart gerçek yaşamda sıkça ortaya çıkar ve yedi kadın gizlice buluşmalarında yaşanmış olayları da tartışırlar.

“Batı’ya özgü davranışlar” sergilediği iddiasıyla tutuklanıp bakirelik testine zorla sokulan ve sonra da Devrim Muhafızlarınca defalarca tecavüz edilen genç kadının hikayesi de vardır yaşanmışlar arasında.

Kadını korumak genel ilkesi doğrultusunda, bir kadına yapılabilecek akla gelebilecek her türlü iğrençliği yapacaksın, bunun adı da namus, iffet olacak öyle mi?..

Üzerinde düşündüğümüz kitabın adı “Lolita’yı okumak” olmasına bakmayın siz. Bugün Tahran’da Lolita’yı bulup da okuyabilmek mümkün değil tabii. Çünkü medeniyetler dışı rejime göre, klasik ‘Madame Bovary’ kitabında yer alan evlilik dışı ilişkiler bölümleri bile tehlikeli ve yasaklanmış durumda.

Bu tür bir rejimle, bilgi birikimi ve düşünme gücü hayli güçlü olan İran gibi bir medeniyet, geleceğe yürümeye çalışıyor. Bu imkansız tabii... Başta, içleri dolu olan insanlar buna izin vermeyecekler. Düşündüğümüz kitabın kapağında iki kız başlarını eğmiş bir şeyler okuyor.

Siz Lolita kitabını okuduklarını sanıyorsunuz ama fotoğrafın orijinalini bulup görünce aslında okuduklarının ‘Mosharekat gazetesi’ olduğunu görüyorsunuz. Bu, İran’a demokrasi getirmek isteyenlerin görüşlerini yansıtan ve başta gelen reformist gazete.

Yani İran halkı tekrar kendi geleceğine sahip çıkacak ve işin ilginç yanı bunu yine kadınları tarafından yapacak.

İşin acı yönü, bütün bu insanlara örnek olabilecek konumdaki Türkiye’de, ülkeyi bu tür ülkelerin bile gerisine düşürebilecek kafadaki insanların son dönemde çok arttığını görüyoruz.

Bugünkü hayatımızın temelini atmış bulunan büyük Atatürk’e, düşmanlık almış başını yürümüş durumda.

Ben eminim; İran halkının bir bölümü bile bazı Türklerden daha fazla seviyordur Atatürk’ü ve yaptıklarını.

İran’da çanak antenler yasaklanıyor. Çünkü halkın Türk toplumunun yaşam biçimini görmeleri istenmiyor. Bizim içimizde ülkeyi Vahabilerin Suudi Arabistan’ından bile geri götürmek isteyenler var.

Bu insanlar ne yazık ki güçlü pozisyonlardalar da...

İran halkı rejimin baskısından kurtulmaya çalışıyor. Suudi Arabistan’da halkın talebi üzerine sistem yumuşatılıyor.

Atatürk’ün Türkiye’sinde bunun tersini yapıp ülkeyi bu ülkelerin bile arkasına düşürmek isteyen insanlar var.

Ne ayıp ne büyük trajedi bu...
YAZARIN ÖNCEKİ YAZILARI



KÖŞESİZ YAZARLAR