Serdar TURGUT
Ben Baykal’ın yerinde olsaydım...
25 Temmuz 2007 Çarşamba 05:31
Dün Ankara’ya giderken yolda Deniz Baykal’ı düşündüm (Evet bu da bir meslek deformasyonu. Eğer gazeteci olmasaydım hayale dalınca Baykal’ı düşündüğümü söylesem beni kesinlikle tımarhaneye kapatırlardı).
Erken saatlerde arkadaşlarıma sordum; ‘Acaba Baykal bugün evden çıkar mı’ diye... O saatlerde bunun tam bilinemediğini söylediler. Onlar henüz genç oldukları için, Baykal’ın ne yapacağı konusunda bilgi almak için partilileri arıyorlardı. Ben ise sadece Baykal’ın karısının nerede olduğunu sordum. ‘Ankara’da. O da evde’ dediler.
Bu bilgi üzerine arkadaşlara "Merak etmeyin, Baykal az sonra kesin evden çıkar. Karısı eğer Antalya’da olsaydı o zaman yanmıştınız. Adam evde 15 gün daha otururdu. Düşünsenize; televizyon uzaktan komuta aracı elinde, yediğine içtiğine karışan yok, keyif keka... CHP’yi bile unutabilir insan o durumda" dedim.
Burada bir yanlış anlamaya neden olmamak için bu, Baykallar’ın evliliğinden yola çıkılarak yapılan bir yorum değil. Bu, genelde evlilik kavramından yola çıkılarak yapılan genel bir yorumdur.
Örneğin CHP lideri olsaydım; seçim gecesi Rana evdeyse, ben de ortadan tamamen kaybolurdum ama sadece evimde olmazdım.
Çünkü bir kocanın başarısızlık durumunda dinlemek isteyeceği son kadın karısıdır.
Baykal’ın karısını bilemem ama Rana benimle kesin dalga geçerdi ve o gece ana muhalefet partisi liderinin katil olduğu gece de olabilirdi.
Baykal biraz daha evde karısı ile birlikte kapanmış bir şekilde oturmayı sürdürse ben onun intihara yeltendiği sonucuna varacaktım.
Eğer dışarı çıkarsa (yazıyı erken yazıyorum henüz ne yapacağı belli değildi ama bugün çıkacağı söyleniyor) gazeteciler olarak bizim başka sorunlarımız olacak. Baykal bir daha eve dönmemek için büyük hızla çalışmaya başlayacak. Hatta evde az bulunmak için iktidar bile olmayı deneyebilir. Bu hükümeti bir şekilde devirebilir, eve kapanmamak için askeri darbeyi bile zorlayabilir.
Bugün CHP’de nelerin olacağı tartışılıyor. Ben diyorum ki; Baykal bekar olsaydı liderliği bırakırdı. Hatta 10 yıl önce bırakmıştı. Ama bu halde mümkün değil. Allah gecinden versin başkanlığı ancak ölüm halinde bırakacaktır.
Bu konudaki fikirlerim bundan ibaret.
(Olcay Hanım’a not: Umarım bu yazıyı mazur görürsünüz. Sizden yazıma yönelik en azından Rana kadar anlayışlı olmanızı bekliyorum.)