Medya
21 Ağustos 2008
YORUMLARINIZ
DOLAR ![]() | ||
| Alış | 1,1895 |
|
| Değişim | -0.42 |
|
EURO ![]() | ||
| Alış | 1,7515 |
|
| Değişim | -0.11 |
|
| IMKB | 39.801 |
|
Karakter boyutu :

Serdar TURGUT
Birinci sayfaya yazamadığım yazı
23 Ekim 2007 Salı
Hemen her olay hakkında fikir bildirmek zorunda olan bir yazar olarak, bu konumun felsefi bir anlamsızlık olduğunu da kabul ediyor olmanın özel acısını çekiyorum. Ne kadar okumuş, bilgili olursa olsun hiçbir insan her olay hakkında fikir beyan etmeye zorlanmamalı bence. Hele gazete yazısının kısıtlayıcı koşullarında buna girişilirse, dikkatli olunmazsa ortaya bir nevi felaket çıkabilir. Hele benim durumumda günde iki ayrı yazı yazmak durumundaysanız düşünün halimi siz.
Şikayet ettiğimi zannetmeyin sadece bugün yazarlığın yanında bir de yayın yönetmeni olmanın ağırlığını özellikle hissediyorum, bunu sizlerle paylaşmak istedim. Çünkü ne kadar olayların dışına çıkıp sakin düşünmeye çalışsam da bugünlerdeki koşullar beni de hissi davranmaya itiyor, yüreğimin zorladığı iteklediği soruları da sormak zorunda hissediyorum kendimi. Üstelik konuştuğum insanlarda bu soruların varolduğunu gördükten sonra yazmam daha da kaçınılmaz oldu.
Bu yazıyı birinci sayfadaki gündem yazımda yazmaktan özellikle kaçındım. Çünkü yazının bir konsensusa dayanmadığını biliyorum. Bu yazı ortak aklın oluşmasına katkıda bulunmaz bu da kesin. Dolayısıyla gazetemi bağlayıcı görüşler olmadıklarından konuyu bu köşede işlemeyi daha uygun gördüm.
Bu kadar açıklama yeter haydi başlayalım bakalım;
1- Bir ay içinde bu kadar fazla sayıda şehit verilmesi normal midir? PKK'nın can almada fazla zorlanmaması bende acaba bizim örgütlenmemizde aksayan taraflar mı var sorusunu düşündürüyor. Acaba tehlikeli bölgeye acemilikten yeni çıkmış ve savaş tecrübesi fazla olmayan askerler mi gönderilmektedir.
2- Türkiye yakın geçmişte bölgede önemli askeri üstünlük sağlamıştı. O günlerin kadrolarını yeniden aktive etmek iyi fikir değil mi?
3- İçinde bulunduğumuz koşullar gayri-nizami savaş koşullarıdır. O yüzden bazı kuralları geçici de olsa bir yana bırakmak, askıya almak gerekiyor. Bunu Amerika yaptı biz de kimseye sormadan yapabiliriz. Üstelik bu kadar fazla şehit verdikten ve üstüne üstlük askerimiz kaçırıldıktan sonra buna hakkımız da doğdu. O nedenle Avrupa ne der diye sızlanacaklar hiç üzülmesinler. İsrail tek bir askeri kaçırıldı diye neredeyse bir ülkeyi ortadan kaldırıyordu. Kimse ses çıkaramadı bu da unutulmasın.
4- Ordularda devlet terbiyesi vardır. Dolayısıyla onlar kuralların dışına kolay çıkamazlar. Kuralların askıya alınacağı ortamlar onlara uygun değildir. Bugün dokunulmazlık sağlanmış, devlet güvencesi verilmiş tercrübeli insanların savaş bölgesine gönderilmesi zamanıdır. Acı verene acı vermek gerekiyor. Dolayısıyla acımasız insanlara ihtiyaç var. Bu insanlardan devletin elinde mutlaka olması gerekir. Ordu sorumluluğunu almadan onları operasyona çıkarmalıyız, insan hakları ve acıma duyguları karşı tarafın hareketleri nedeniyle ortadan kalkmıştır. Acemilikten yeni çıkmış görünümü veren askerler yerine bölgeyi iyi bilen kadrolara devlet görevi verilmelidir.
5- Geçmişte bölgede savaşmış birçok insan yeniden askere gitmek için başvurmuştur. Bunlar tecrübelidir. Bu başvurulara fantezi muamelesi yapmak yerine özel bir tim oluşturmak olamaz mı. Evet ve neden olmasın ki devlet kontrolünde özel bir ordu. Bir tecrübeli savaşçı, 50 aceminin yapamayacağı işi yapar.
Onu yaparsak şu ne der, bu ayıp mı olur diye düşünemeyecek ortamdayız. Türkiye'de gerekeni acımasızca yapacak, teröristin kalbine korku saçacak savaşçılar vardır. Bu konularda hep İsrail aklıma gelir benim. İsrail kadar acımasız olabilmeyi başarmalıyız. Sonra konuşan çıkarsa onlar da bir şekilde cevaplanır veya cevaplabnmaz pek önemli değil.
Pek soğukkanlı yazı olamadı farkındayım.
Böyle olmayacağını zaten biliyordum; yazının başlığından görüleceği üzere.
Türk insanı bazı kuralların yeniden yazılmasına destek vermeye hazır. Kanun biziz diyeceğiz yani. Tecrübeli eski kadrolara sorun ne yapılması gerektiğini, çağırın hepsini devlet görevine ve koruyun onları. Hepsi seve seve koşarak gelirler.
Bu ülke o şehitlerin hesabını mutlaka sorar. Öyle ya da böyle...
Şikayet ettiğimi zannetmeyin sadece bugün yazarlığın yanında bir de yayın yönetmeni olmanın ağırlığını özellikle hissediyorum, bunu sizlerle paylaşmak istedim. Çünkü ne kadar olayların dışına çıkıp sakin düşünmeye çalışsam da bugünlerdeki koşullar beni de hissi davranmaya itiyor, yüreğimin zorladığı iteklediği soruları da sormak zorunda hissediyorum kendimi. Üstelik konuştuğum insanlarda bu soruların varolduğunu gördükten sonra yazmam daha da kaçınılmaz oldu.
Bu yazıyı birinci sayfadaki gündem yazımda yazmaktan özellikle kaçındım. Çünkü yazının bir konsensusa dayanmadığını biliyorum. Bu yazı ortak aklın oluşmasına katkıda bulunmaz bu da kesin. Dolayısıyla gazetemi bağlayıcı görüşler olmadıklarından konuyu bu köşede işlemeyi daha uygun gördüm.
Bu kadar açıklama yeter haydi başlayalım bakalım;
1- Bir ay içinde bu kadar fazla sayıda şehit verilmesi normal midir? PKK'nın can almada fazla zorlanmaması bende acaba bizim örgütlenmemizde aksayan taraflar mı var sorusunu düşündürüyor. Acaba tehlikeli bölgeye acemilikten yeni çıkmış ve savaş tecrübesi fazla olmayan askerler mi gönderilmektedir.
2- Türkiye yakın geçmişte bölgede önemli askeri üstünlük sağlamıştı. O günlerin kadrolarını yeniden aktive etmek iyi fikir değil mi?
3- İçinde bulunduğumuz koşullar gayri-nizami savaş koşullarıdır. O yüzden bazı kuralları geçici de olsa bir yana bırakmak, askıya almak gerekiyor. Bunu Amerika yaptı biz de kimseye sormadan yapabiliriz. Üstelik bu kadar fazla şehit verdikten ve üstüne üstlük askerimiz kaçırıldıktan sonra buna hakkımız da doğdu. O nedenle Avrupa ne der diye sızlanacaklar hiç üzülmesinler. İsrail tek bir askeri kaçırıldı diye neredeyse bir ülkeyi ortadan kaldırıyordu. Kimse ses çıkaramadı bu da unutulmasın.
4- Ordularda devlet terbiyesi vardır. Dolayısıyla onlar kuralların dışına kolay çıkamazlar. Kuralların askıya alınacağı ortamlar onlara uygun değildir. Bugün dokunulmazlık sağlanmış, devlet güvencesi verilmiş tercrübeli insanların savaş bölgesine gönderilmesi zamanıdır. Acı verene acı vermek gerekiyor. Dolayısıyla acımasız insanlara ihtiyaç var. Bu insanlardan devletin elinde mutlaka olması gerekir. Ordu sorumluluğunu almadan onları operasyona çıkarmalıyız, insan hakları ve acıma duyguları karşı tarafın hareketleri nedeniyle ortadan kalkmıştır. Acemilikten yeni çıkmış görünümü veren askerler yerine bölgeyi iyi bilen kadrolara devlet görevi verilmelidir.
5- Geçmişte bölgede savaşmış birçok insan yeniden askere gitmek için başvurmuştur. Bunlar tecrübelidir. Bu başvurulara fantezi muamelesi yapmak yerine özel bir tim oluşturmak olamaz mı. Evet ve neden olmasın ki devlet kontrolünde özel bir ordu. Bir tecrübeli savaşçı, 50 aceminin yapamayacağı işi yapar.
Onu yaparsak şu ne der, bu ayıp mı olur diye düşünemeyecek ortamdayız. Türkiye'de gerekeni acımasızca yapacak, teröristin kalbine korku saçacak savaşçılar vardır. Bu konularda hep İsrail aklıma gelir benim. İsrail kadar acımasız olabilmeyi başarmalıyız. Sonra konuşan çıkarsa onlar da bir şekilde cevaplanır veya cevaplabnmaz pek önemli değil.
Pek soğukkanlı yazı olamadı farkındayım.
Böyle olmayacağını zaten biliyordum; yazının başlığından görüleceği üzere.
Türk insanı bazı kuralların yeniden yazılmasına destek vermeye hazır. Kanun biziz diyeceğiz yani. Tecrübeli eski kadrolara sorun ne yapılması gerektiğini, çağırın hepsini devlet görevine ve koruyun onları. Hepsi seve seve koşarak gelirler.
Bu ülke o şehitlerin hesabını mutlaka sorar. Öyle ya da böyle...
YAZARIN ÖNCEKİ YAZILARI
KÖŞESİZ YAZARLAR
![]() | Paranın Patronu ARSA ALIRKEN NELERE DİKKAT ETMELİ? |
![]() | Özel Kalem Başbakan'a 4'üncü koruma ekibi |
![]() | Fikirci Bey Yapılmış darbenin DAVASI OLMAZ |
FOTO GALERİ
VİDEO GALERİ
Haber Sitesi EnSonHaber.Com l
Yasal Uyarı l
E-mail |
Künye
Tel: | Destek: info@ensonhaber.com info@pozitifmedya.com.tr | (+) POZİTİF MEDYA | Yazılım ve Sistem Yönetimi: CM Bilişim
Tel: | Destek: info@ensonhaber.com info@pozitifmedya.com.tr | (+) POZİTİF MEDYA | Yazılım ve Sistem Yönetimi: CM Bilişim

Haberin olsun






















