YORUMLARINIZ
DOLAR /
Alış
1,1895
Değişim
-0.42
EURO /
Alış
1,7515
Değişim
-0.11
IMKB
39.801


Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Serdar TURGUT

Medyadan iki prototip

28 Ekim 2007 Pazar
Tırmanan olaylarla birlikte medya da ilginç bir imtihandan geçmeye başladı. Yıllardır baskı altında tutulan hisler, patlamalar şeklinde dışa vurmaya başladı. Örneğin ben ciddi olmaya başladım. Başkalarında da başka şeyler oldu. Bugün sadece ikisi ile ilgili gözlemlerimi veriyorum:

1- ERTUĞRUL ÖZKÖK veya DR: STRANGELOVE: Hürriyet Gazetesi’nde Ertuğrul Özkök’ün yazılarını okurken elimde olmadan aklıma Stanley Kubrick’in müthiş filmi Dr. Strangelove or: ‘How I Learned to Stop Worriying and Love the Bomb’ı hatırladım (Dr. Strangelove veya endişeli olmayı bırakıp bombayı sevmeye nasıl başladım). Usta Kubrick’in bu filmi soğuk savaş dönemini ve karşılıklı kesin yok olma doktrinini alaya alan bir çalışmadır. Rusya’ya bir ilk saldırıda bulunmayı kafaya koymuş bir general ve bomba teknolojisini üreten bilim adamı Dr. Strangelove (Peter Sellers) dünyayı adım adım mahvolmaya götürürken müthiş bir keyif ve neşe ile davranırlar. Hatta filmin son sahnesinde uçaktan bırakılan atom bombasının üstüne binmiş olan adam, neşe içinde at sürer gibi bağırarak aşağıda her şeyi ve kendisini de yok etmeye mutlu bir şekilde gider. Özkök yazılarını okurken filmin o sahnesinde bombanın üstündeki kişi olarak Özkök’ü düşündüm. ‘İleri, vurun’ diye bağırarak aşağıda yok olmaya doğru gidiyordu. Türkçe tercümesiyle Dr. Tuhaf Aşk neden acaba savaşı ve tahribatı bu kadar heyecanlı savunabiliyordu ki. Buna verilecek cevabım yok ama filmdeki doktorun tamamen delirmiş olduğu da kesindi bu da bilinsin. Özkök’ün Barzani ile ilgili görüşlerini okurken bir başka film daha aklıma geldi bu da ‘Bana Alfredo Garcia’nın Kellesini Getirin’ adlı filmdi. Neyse ne... Hem Özkök hem de Hürriyet açısından heyecanlı hareketli bir hafta geçirdik kesinlikle.

2- Çözüm yolu açıldı: Kuzey Irak’ta çözüm olmasının zor olduğunu söyleyenlere bir müjdem olacak çünkü bir gelişme oldu ve çözüm yolu sonunda açıldı. Geçen haftanın sonuna doğru Hasan Cemal’in bölgeye intikal ettiği haberi geldi. Gayet tabii ki Hasan’ın İstanbul’dan çıkıp bölgeye kadar (bölge derken hâlâ daha sınırı geçmemişti şu ana kadar) gitmesinde geçen süre zarfında ABD tüm Ortadoğu projesini düşünüp uyguladı ve bitirdi ama ne yapacaksınız bu kadar da hız farkı olsun değil mi ama. Hasan Cemal’in artık bölgede olması oradaki tüm problemlerin çözüleceği anlamına geliyor ama çözümler uzun vadeli ve sıkıcı olacaktır. Hasan Cemal çözüm önerilerini şimdi anlatmaya başlasa o en azından 10 yıl kadar sonra biter, o önerilerini tamamladığında tüm Ortadoğu ortadan kalkmış filan olabilir ama bu tür pratik aksilikler onu hiçbir zaman engellemez ki. Kazayla Kandil Dağı’na varsa ve konuşmaya başlasa PKK tümden düşer bayılır veya teslim olur, nihai çözüme varabilir iş. Bir keresinde bir arkadaşımız hastaydı. Hasan durup dururken meseleler hakkındaki çözüm önerilerini anlatmaya başladı, arkadaşımız az daha iyileşiyordu çünkü virüsler ya sıkıntıdan ölmüşlerdi ya da intihar etmişlerdi. Ben bir keresinde Kürtlerin tüm tarihlerini anlatan 100 sayfalık bir kitap okumuştum, Hasan üç günlüğüne bölgeye gitti dönüşünde anılarını anlatan 500 sayfalık bir kitap yazdı. Bu sefer geri gelişinde Kürtler ansiklopedisini fasikül fasikül yayınlamaya başlar herhalde. Hasan’ın bölgeye gitmesinde Ertuğrul Özkök’ün de (a.k.a Dr. Strangelove) perde arkasında rolü olabilir çünkü malum Ertuğrul Özkök Barzani’nin kellesini istiyor, Hasan Cemal bölgede Barzani’ye rastlarsa adamcağızın işi hayli zor. Çünkü Hasan Cemal’in sevdiği insanları dövmek gibi bir adeti var. Bir keresinde Cengiz Çandar’a sevgisi kabardı, Cengiz’i zor kurtardık elinden. Hasan yumruklarını sıktığı zaman karısı bunu bir aşk ilanına hazırlık olarak yorumlar. Böylesine savaşçı, içi temiz ciddi fikirli bir insanın yörede bulunması Türkiye açısından büyük şanstır. Hızlı hareket ederse bu yüzyıl içinde sınırı da geçer ve yeni çözümlerin oluşmasına katkıda bulunabilir.
YAZARIN ÖNCEKİ YAZILARI