Serdar TURGUT
Türk’ün kuyrukla problemi
27 Kasım 2007 Salı
Bizim memlekette kuyruğa girmek kavramıyla ilgili ciddi problemlerin olduğu da bir gerçek. Türkler için kuyruk her pahasına öne geçmek için bir hazırlık noktası şeklinde yorumlanıyor
İlk önce haber, sonra da yorumlar.
Marmaris’te bir alışveriş merkezinin kilosu 1 YTL’den hamsi satacağını ilan etmesi, izdihama yol açmış, ezilenler bayılanlar olmuş gayet tabii ki.
Haber bundan ibaret. Yorum konusunda ise neresinden başlasam ki bilemiyor durumdayım şu an. Deniz kıyısındaki bir kasabada bu kadar büyük bir balık hasretinin olabilmesi, hayli ilginç tabii ki. Eline olta alabilen her insana balığın bedava olabileceğini de düşünürseniz.
Tamam fiyat gayet güzel de Karadeniz’de şu aralar hamsinin kilosu neredeyse 25 kuruşa kadar inmiş durumda. İnsanın yaptığı işi bırakıp Karadeniz’den Akdeniz’e balık ihracatına başlayası bile geliyor kâr marjını görünce. O iş ben de dahil olmak üzere her gazeteciye şimdi aldığı maaştan daha fazla para getirebilir.
Bütün bunların ötesinde bizim memlekette kuyruğa girmek kavramıyla ilgili ciddi problemlerin olduğu da bir gerçek. Türkler için kuyruk her pahasına öne geçmek için bir hazırlık noktası şeklinde yorumlanıyor. Örneğin bazı ülkelerde insanlar kuyruğa girilmesi zorunlu olmayan noktalarda bile kendi hayatlarını kolaylaştırmak için spontane kuyruklar oluştururlar. Orada bir-iki adet Türk olsa mutlaka birkaç kişi ezilir, ölür ve sonunda anarşi çıkar. Her Türk diğer insanlardan daha zeki olduğunu ve sıraya girmenin de bu zekâya bir hakaret olduğunu düşündüğünden, -olduğu kadarıyla- tüm zekâsını sırayı nasıl bozacağını düşünmeye harcar.
Emeklilerin banka kuyruklarında ölümlerin olması da buna bağlıdır. Emekliler de her Türk gibi zekidirler ama artık çevik olamadıklarından sırada öne geçmek için kafalarında oluşturdukları muazzam planı hayata geçiremezler ve stresten düşüp ölürler.
Marmaris badiresini birkaç ezilme olayıyla atlattık. Allah’tan ölen filan olmadı.
Aynı olay Orta Anadolu’da bir kasabada olsaydı kasabanın nüfusu yarı yarıya azalırdı. Çünkü Akdenizliler, tabiat gereği fazla aceleci değillerdir. Örneğin oralarda acil tamirat için usta çağırdığınızda birkaç hafta içinde gelir ancak. Sorduğunuzda da aceleyle geldiğini anlatabilir size. Marmaris’te hava ve deniz nedeniyle insanlar sıranın önüne geçmeye bile üşenebileceklerinden, son olayda ölen olmadı. Deniz kıyısındaki kasabalarda balık tutan insan sayısının da fazla olmaması da bu nedendendir mutlaka.
Orta Anadolu insanı daha sert ve tavırlıdır. Sıranın önünde yer alan insanları öldürülmesi gereken düşman olarak görebilir. Ve de eyleme geçmeye tereddüt etmez.
Anladık geçinme zorluğu var. Balığın fiyatı uygun da izdiham olması her insanın 15-20 kilo balık almak istemesiyle açıklanıyor. Bir insan kaç kilo hamsi yiyebilir veya Marmaris’te ortalama aile büyüklüğü ne kadardır bilemiyorum da alınan balıkların önemli bir bölümünün gelecekte hamsi kıtlığının olacağı gün için buzdolaplarında saklanacağına eminim ben. Fiyatlar beş liraya yükselince yüzde 500 kâr marjıyla tekrar satacaklar. O balıkları belki Karadeniz Bölgesi’ne ihraç bile edebilirler. Çünkü malum bizler zeki ve çevik olmakla kalmayıp spekülatörüz de aynı zamanda. Sıraya girmeyi bilmemek ve hızlı para kazanma arayışı ortak kültürel kimliğimizdir ve bu karışım çok tehlikelidir. Yakında büyük bir felakete yol açabilir.