Enson Haber Sitesi Güncel Haberler
Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Taha AKYOL

Hamaset ve terör

27 Ekim 2007 Cumartesi
ŞEYH Sait isyanı çıktığında Ankara'daki köklü kanaat bunu İngilizlerin tertiplediği idi. Çünkü o sırada Türkiye, İngiltere ile Musul yani Kuzey Irak meselesi için diplomatik bir savaş veriyordu ve isyan Türkiye'nin elini zayıflatacaktı.
Dış politikada yalnızlık ve iç istikrarsızlık sebebiyle Türkiye, Kâzım Karabekir'in deyimiyle, "İstiklal Savaşı döneminden daha zayıf durumda" idi.
İsyan konusunda Anadolu'daki İngiliz konsolosları ise, Londra'ya çektikleri telgraflarda, Şeyh Sait isyanını, Musul'a müdahale etmek için sebep yaratmak amacıyla Ankara'nın tertip etmiş olabileceğini yazıyorlardı! Zırva tabii...
İnönü Hatıralar'ında, isyanı "doğrudan doğruya İngilizlerin hazırladığı veya meydana çıkardığı hakkında kesin deliller bulunamamıştır" diye yazar.

Seksen yıllık kaygı
İngiltere'nin rolü ne olursa olsun, Ankara'nın politikası ne olmuştur? Silahlı isyanı, aşırı güç kullanarak da olsa, silahla bastırmak ve şüphelenilen İngiltere ile ilişkileri geliştirmek!
Mustafa Kemal, İsmet ve Karabekir paşalar, başından beri, Türkiye Kuzey Irak'ta kontrolü ele geçiremezse orada bir Kürt hükümetinin kurulacağını, bunun da Türkiye'yi tehdit edeceğini düşünmüşler ve söylemişlerdir.
İşte İsmet Paşa'nın 1925'te İngiliz Büyükelçisi Lindsay'e söyledikleri:
"Irak topraklarında yaşayan Kürtlerin sayısı bu kadar yüksek olduğu sürece, İngiliz yetkililer komşu olarak ne kadar iyi niyetli davranırlarsa davransınlar, Türkiye hükümeti doğu bölgesinde sonsuza kadar sorun yaşayacaktır!" (Andrew Mango, Atatürk, Remzi Kitabevi, sf. 427)
80'lerden beri yaşıyoruz işte!
Türkiye bu sorunla karşılaşmamak için Musul'u Misak-ı Milli içine almış, Kuzey Irak'ta kontrol kurmak için çok uğraşmış ama başaramamış, 1926'da Milletler Cemiyeti'nin çizdiği bugünkü sınırı kabul etmek zorunda kalmıştır.

Diplomatik çözüm!
Böyle bir iç ve dış sorunlar sürecinde Atatürk'ün siyasetleri nedir?
İçeride uyguladığı "Takrir-i Sükûn" rejimi bugün hayal bile edilemez! Hatta Celal Bayar'ın Atatürk'e verdiği raporda belirttiği gibi, uzun vadede olumsuz tepki birikimlerine sebep olmuştur.
Diplomasi alanında Atatürk'ün yaptığı, İngiltere ile ilişkileri hızla geliştirmektir.
1926 sınırı için Atatürk'ün Dışişleri Bakanı Tevfik Rüştü'nün sözlerine bakın:
- İngiltere ile ilişkilerimizi geliştirmek için Musul'da fedakârlık yaptık!
Avrupa'daki faşizm tehlikesi de İngiltere'yi Türkiye'ye yaklaştırıyor; bu süreçte Atatürk birinci derecede Türk-İngiliz dostluğunu kullanarak Boğazlar ve Hatay sorunlarını çözüyor!
Bağdat'la anlaşmalar imzalıyor.
Uzun süre Kuzey Irak'tan korkulan tehdit gelmiyor.
Bugün farklı bir dünyadayız, başta iletişim devrimi yüzünden etnik milliyetçiliklerin yükseldiği bir dünya! İş daha zordur!
Elbette silaha karşı silah. Ama siyasetsiz olmaz. İçeride Kürt vatandaşlarımızı kazanmak en önemli faktördür; ekonomi, demokrasi, kimliklere saygı gibi kavramlar stratejik öneme sahiptir!
Dışarıda terörle mücadelede rolü olan ülkelerle, uluslararası kurumlarla yoğun ilişkiler geliştirmek terörle mücadelenin fevkalade önemli bir unsurudur. Sınır ötesi operasyon da siyasi şartlarını hazırlayarak yapılır...
Özetin özeti, hamaset değil, hesap, kitap...

BİLİNEN AMA SÖYLENMEYEN
etnik milliyetçiliğin yükselişinin iki nedeni var.bilinen ama söylenmeyen.1(-gelişmemiş ülkelere)emperyalizmin ulus devletlere yönelttiği ekonomik,kültürel vs. saldırılar(ulusal olan her şeyin iç edilmeye çalışılması)...bunun hazırladığı ortamda;2-kukla yapılar...(bu kukla yapıların eylemlilikleri,sağlıklı toplumsal-ulusal tepkilerin ve çözümlerin önünü tıkıyor.EMPERYALİZMİN ORTADOĞUDA yaratmış olduğu tez-antitez ilişkisinden çözüm çıkmayacaktır.çünkü;kimin koşullarıyla hareket edersen onun istediği yere gidersin...bu kadar basit!ENERJİ,SİLAH VS.ÇUŞ(ÇOK ULUSLU ŞİRKETLERİN) UZUN,ORTA HEDEFLERİ İNCELENMELİ,bölge siyasetinde etkili güçlerin hesaplarıyla örtüşen yollarına göre ulusal politikalar belirlenmeli...unuttuk,bunun içinde başkalrının dengelerine göre hareket eden değil ulusal politikaları geliştirip,uygulayacak örgütlü toplumun gücü olan ulusal irade gerek;özetin özeti boş laf değil ekonomi ve siyaset biliminin gereklerini yerine getirecek KAFALAR gerek!BİLİNEN AMA SÖYLENMEYEN
ESKİ DOST DİNAZOR yazıyor 27 Ekim 2007 Cumartesi 23:43
YAZARIN ÖNCEKİ YAZILARI