Enson Haber Sitesi Güncel Haberler
Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Taha AKYOL

ABD gezisi başarılı mı?

07 Kasım 2007 Çarşamba
BU soruya iç politika açısından cevap aramak yanıltıcı olur. Çünkü Erdoğan'ı destekliyorsanız peşinen olumlu, karşıysanız peşinen olumsuz bakarsınız.
Doğru bakış açısı problemin ne olduğunu ve ABD gezisinde alınan kararların uygulamada ne anlama geleceğini araştırmaktır.
Problemin ne olduğunu Org. Hilmi Özkök, arkadaşımız Fikret Bila'ya yaptığı açıklamada ortaya koyuyor: "Sınır ötesi operasyonla PKK bitirilemez..."
1990'larda 30 bin askerle yapılan operasyonlarla bitirilemedi nitekim. Ama sınır ötesi operasyonlar PKK ile silahlı mücadelede "uygun şekilde" kullanılması gereken bir faktördür.
Uygun şekil nedir? Evvela, bugünkü dünyada 'istila' görüntüsü verecek ve Türk ordusunu mahalli unsurlarla çatışmak zorunda bırakarak bir Türk-Kürt savaşına yol açacak büyük çaplı kara harekâtından kaçınmaktır. Askeri gücümüz olmadığı için değil, siyaseten çok yanlış olacağı için!
Bugünkü dünyada uygun şekil; PKK'nın tesis ve militanlarının bulunduğu yerleri hava gücüyle vurmak, çok gerekli hallerde özel timler indirerek noktasal operasyonlar yapmaktır.
İşte bunun için "istihbarat" zorunludur, ABD'den bu sağlanmıştır; fakat...

Teknolojik istihbarat?
Amerika'nın kendisi Afganistan ve Pakistan dağlarında El Kaide ve Taliban terörünün kökünü kazıyamamıştır. Bütün uydu istihbarat teknolojisini seferber ettiği halde!
Yine de ABD'den modern teknolojiye dayalı istihbaratı almak önemlidir.
Başbakan'la beraber ABD'ye giden Genelkurmay İkinci Başkanı Org. Ergin Saygun'la ABD'li meslektaşı Org. James Cartwrigt'ın hemen çalışmaya başlaması güven verici bir ilk adımdır. İstihbarat ve operasyon çalışmalarının eşgüdümüne Irak'taki Amerikan Komutanı Org. David Petraeus da katılacaktır.
Emekli generallerin değil, operasyonel yetkisi olan komutanların çalışması söz konusu bu defa. ABD tarafında bir gevşeme olursa bunu herkesten önce bizim Genelkurmay fark edecektir. ABD'nin bu desteğini baştan sona kararlılıkla yürütmesi gerekecektir.
Ama sınır ötesi büyük kara operasyonları PKK'yı bitirmeyip sadece kayıplar verdirdiği gibi, şimdi istihbarata dayalı nokta operasyonları da PKK'yı bitirmeyecek, kayıplar verdirecektir.

Etnik milliyetçilik?
Etnik milliyetçiliğe dayalı terör, sadece silahlı hareket değildir; siyasi ve toplumsal kaynakları hiçbir zaman göz ardı edilmemelidir.
Siyaset deyince, ABD'nin PKK'ya karşı daha kararlı bir tavır takınması önemlidir. Sadece "terör örgütü" değil, Bush'un ağzından "düşman" olarak ilan edilmesi siyaseten son derece önemli bir yeni gelişmedir.
PKK madem ABD'nin de düşmanıdır, tabii şimdi ABD'nin Irak'taki dostu Barzani'yi nasıl yönlendirdiğine bakacağız!
PKK'ya karşı Amerika'nın daha kararlı bir siyasi tavır alması, TSK'nın yapacağı operasyonlar için istihbarat desteği vermesi, yüksek askeri düzeyde koordinasyon kurulması elbette olumludur... Gezinin başarı hanesine yazılacak hususlardır.
Fakat bütün bunlar "ilk adım"dır, tam bir hüküm vermek için bundan sonraki adımları görmek gerekir.
ABD'nin bu konudaki tavrına göre Türk-Amerikan ilişkilerindeki kuşkular ya artacak veya azalacaktır.
En önemli mesele PKK'nın "içimizdeki" etnik milliyetçilikten beslenmesidir. Etnik milliyetçilik nasıl etkisiz hale getirilebilir? Cevabını asıl araştırmamız gereken soru budur.
fırıldak
Bu yazar kadar fırıldak bir şahıs daha görülmemiştir.
turgut özkul yazıyor 07 Kasım 2007 Çarşamba 20:58
Düşmanın Düşmanı Her Zaman Dost Mudur ?
İran'ın da PKK'nın uzantısı olan Pajek ile mücadelesi gözler önünde.Bu durumda Pajek'in Amerikanın dostu gözükmesi de,Amerikanın Pajek'e silah,mühimmat ve lojistik destek sağlaması da muhtemel.Bunların yalnız İran için kullanılacağı garantisini kim veriyor? İşte bu noktada, İran için verilen silah ve mühimmatın Türkiye için de kullanılabileceğini Amerika bilmiyor mu? Sonuç olarak,Afganistan'da Taliban'ı yaratan ve şimdi savaşmak zorunda kalan Amerika,yarın da PKK ve Pajek ile mücadele etme zorunda kalabilir.Teröristlerin yada terör örgütlerinin dostluğuna güvenmek yanıltıcıdır.Dolayısı ile düşmanın düşmanı bir gün gelip düşman olabilir ki,Irak'ta özellikle Talabani ve Barzani ile Amerikanın sıcak ilişkileri PKK'nın gelecekteki tavrı açısından bu görüşü güçlendirmektedir.
Tayfun Ünalan yazıyor 07 Kasım 2007 Çarşamba 15:30
hikaye
Uydurulacak başka hikayelerde bulmak zor mevcut durumumuzda ülkemin insanı yapılanları bir anda unutmazlar heralde daha düne kadar abd silahlarının pkk nın elinde ne aradığını sorgularken ve sınırımızın ötesindeki abd işbirlikçilerinin Türkiyeyi tehditkar tutumları hepsi göstermemilik mi yoksa hayal mi görmüştük.Bence varya hükümetimiz halkından başka herkese danışıyor.Bu da oyalama taktiği gibi geliyor bana.
aykeskin yazıyor 07 Kasım 2007 Çarşamba 14:27
Amerika Bunu Hep Yapıyor...
Ülkeleri yalnızca jeopolitik durumları çerçevesinde değerlendirmek ve elde bulunan askeri güce bağlı olarak işgal etmek...Amerika bunu hep yapıyor.Vietnam'da, Afganistan'da, Irak'ta...Oysa ki, milletler; kültürleri,yaşam görüşleri,tarihsel değerleri,dini inanışları ve oluşturulmaya çalışılan değil,oluşmuş milliyet kavramları ile vardırlar.Önce işgal et sonra istediğin yapıyı kur gibi bir yaklaşım bu nedenle tarih boyunca Amerika'yı zora sokmuştur ve sokmaktadır da.Irak parlementer demokrasiye ne derece hazırdır? Bunun için gereken ortam mevcut mudur? sorularını analiz etmeden yapılan girişimler Amerika için daima zor ve maliyetli olmakla birlikte bu huyundan vazgeçeceğe de benzemiyor.Amerika bunu hep yapıyor...
Tayfun Ünalan yazıyor 07 Kasım 2007 Çarşamba 13:13
YAZARIN ÖNCEKİ YAZILARI