Enson Haber Sitesi Güncel Haberler
Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Yi?it BULUT

Böyle bir ülke, 'askeri harekât' yapabilir mi?

16 Ekim 2007 Salı
Sevgili dostlar, konunun detaylarını farklı bakış açılarından sizlere daha önce aktarmış ve “ülkemizde bankacılık dinamiklerinin tamamen elimizden çıkması” tehlikesine dikkat çekmiştim.

Geldiğimiz noktada özellikle Kuzey Irak operasyonu tartışması içinde aklıma ilginç bir soru geldi: Piyasalarında 100 milyar dolardan fazla sıcak para bulunan ve en önemlisi bankacılık sektörü artık kendisine ait olmayan bir ülke, askeri operasyonlarda ne kadar bağımsız hareket edebilir? Acı ama sormamız gereken bir soru...

Soruya cevap aramaya geçmeden, sektörün son durumuna birlikte bakalım. Bu arada bir not düşeyim; bu yazıyı yazmadan birkaç gün önce biri özel sektöre, ikisi kamuya ait üç bankamızın daha satılması ile ilgili “net hazırlık” olduğunu öğrendim. Müşterileri söylememe gerek var mı! Yabancı bankalar...

iii

Bu noktada “nasıl bir hata yaptığımızı” özellikle “finansal bağımsızlık” kavramını tartıştığımız şu günlerde bazı detaylar eşliğinde bir daha sorgulayalım. Acaba biz böyle yaptık ama “dünya genelinde” durum nasıl?

1- Gelişmiş AB ülkelerindeki “yabancı” payları şöyle: Avusturya yüzde 19, Fransa yüzde 19, Danimarka yüzde 17, İspanya yüzde 10, İtalya yüzde 8, Almanya yüzde 5. Hatta Yunanistan’da bile yüzde 20...

2- Bankaların “toptan bir şekilde yabancılara satılması” iyi bir şey ise, Almanya başta olmak üzere “gelişmiş Avrupa” dediğimiz ülkeler çok mu aptal ki; bankalarının milli sermaye elinde kalması için uğraşıyor. Onlar bu işi bilmiyor da yalnızca biz mi biliyoruz!

3- Hangi ülkelerde Türkiye’deki gibi kontrolsüz bir “önüne gelene sat” politikası uygulandı ve o ülkelerde yabancı payları hangi oranda? Cevap çok zor değil. Meksika’da bugün sistemin yüzde 82’si yabancıların elinde, Arjantin yüzde 48, Şili yüzde 42, Peru yüzde 47, Macaristan ve Polonya yüzde 65, Çek Cumhuriyeti yüzde 95, Slovakya yüzde 93, Estonya yüzde 100.

iii

Bu tespitler sonrası soralım: Bankacılıkta yabancılaşma süreci nasıl gelişti?

Bugünlere nasıl geldiğimizi de isterseniz birlikte hatırlayalım;

l Demirbank’a el konularak (Devlet Denetleme Kurulu’nun raporları “milli banka olarak yaşatılabilirdi” ibaresini içeriyor) 350 milyon dolara HSBC’ye satıldı.

* TMSF elindeki Sitebank’ı Yunan Novabank’a sattı.

* TEB’in yüzde 50’si Fransız BNP’ye satıldı.

* Yapı Kredi, TMSF tarafından Unicredito-Koç ortaklığına satıldı.

* Dışbank, Fortis’e satıldı.

* Garanti Bankası’nın kontrol hissesinin yarısı GE Finance’a satıldı.

* C Bank’ın kontrol hissesinin tamamı İsrail Bank Hapoalim’e satıldı.

* Finansbank, Yunan NBG’ye satıldı

* Tekfenbank, Yunan EFG’ye satıldı.

* Denizbank, Dexia’ya satıldı.

* Şekerbank’ın kontrolü Kazakistan’dan Bank Turan’a geçti.

* Adabank, bir Kuveyt finans kuruluşuna satıldı.

* OYAKBANK, ING Grubu’na satıldı ama “banka hakkında” basında çıkan haberlere de yansıyan sebeplerden dolayı BDDK’dan hâlâ izin çıkmadı.

Sonuç 1: Bankacılıkta yabancı payı yüksek olan birçok ülke var, Türkiye’de de pay yüksek olsa ne olur! Türkiye’yi Arjantin, Şili veya Litvanya olarak görüyorsanız, sorun yok. Türkiye, bölgesinde iddiası olan, bu iddiayı kamu ve özel sektör şirketleriyle desteklenmesi gereken bir ülke. Böyle bir dinamik içinde “reel sektörün de can damarı olan” bankacılığımızın yabancıların eline geçmesi, Türkiye açısından tam bir felaket...

Sonuç 2: Sorun sadece Türkiye’nin “iş dünyasındaki” iddiası değil. Türkiye, içinde bulunduğu zor bölgede “varolmak” zorunda ve bunu yaparken “bankacılık” gibi nefes borularından birini, “başkalarının” eline bırakamaz...

Son söz: BDDK’ya bir kez daha çağrı yapmak istiyorum; bu noktadan sonra ‘kontrolün yabancıların eline geçeceği’ satışlara izin verilmesi konusunda ülke ve millet olarak düşünme noktasına geldik, geçiyoruz... Sizler “noter” değilsiniz ve “bu milletin geleceğinin önemli bir bölümü” size emanet, bunu asla unutmayın!
YAZARIN ÖNCEKİ YAZILARI