Yi?it BULUT
“Derin devlet yok edildi” Sayın Başbakanım, arz ederim...
29 Ekim 2007 Pazartesi
Cümleyi tamamlayayım; hatta işin dozu kaçtı, arada “Devleti devlet yapan” dinamikler de gitti...
Hatırlıyor musunuz; Dink cinayetinden hemen sonra Erdoğan bir açıklama yapmış ve “Derin devlet yok edilmeli” demişti... Demokratikleşme ve şeffaflaşma yolunda “yapılmış” bir açıklama!
Dün, Vatan Gazetesi’nin manşetine yansıdı; Amerika’nın en yetkili ağızları “Kürdistan’daki PKK’ya karşı bir şey yapamayız” dedi...
29 askerimizi şehit verdik, bu yazıyı yazdığım saatte son saldırının üstünden 7 gün geçti, askerlerimiz Amerikalılar’a göre “Kürdistan’da esir...”
Bu tespitler sonrası aklıma bir soru geliyor; acaba “Derin devleti” yok edelim derken, bazıları “Devleti de mi arada” fazla zorladı!
Sevgili dostlar, birkaç gün önce yabancı bir gazeteci ile konuştum. Şunu sordu: “(...) algıladığım kadarıyla Türkiye’de sorun sadece siyasi odaklı da değil, ekonomik tezler de çelişiyor. Bazı yazarlar Türkiye’nin artık geri dönülemez şekilde ilerlediğini söylerken, bazıları da büyük bir kırılma öncesindeki sessizliğin-tepkisizliğin olduğunu söylüyorlar. Olaylar abartılıyor, belki de iç odaklar tarafından kaşınıyor. Türkiye, ekonomik-sosyal-politik anlamda nereye gidiyor?..”
Sevgili dostlar, arkadaşımın “yabancı gözüyle çok iyi olarak” algıladıklarını, Türkiye’de bazıları gibi “her şey ayna ama derin güçler” kompleksini ve ona verdiğim cevapları başlıklar halinde aynen sizlere aktarıyorum...
1- Yabancı dostumun tezi: Türkiye ekonomik olarak geri dönülmez iyi bir yolda...
Bu teze kesinlikle katılmıyorum. 2002 yılının sonundan itibaren ‘dünyadaki bütün gelişmekte olan piyasalar’ Türkiye’den fazla büyüdükleri gibi makro dengeleri bizden çok daha iyi konumda. Geldiğiz noktada Cumhuriyet tarihinin rekor iç-dış borç ve cari açık rakamları ile karşı karşıyayız. İşin daha vahim tarafı ise ‘son dört yılda elimizde avcumuzda ne varsa sattık’, Cumhuriyet tarihimizin bütün birikimleri ‘elden çıktı’. Dünya genelinde “yüksek petrol fiyatı” sonucu “para yağarken” biz böyle bir dönemde “80 yıllık kumbarayı” kırdık.
2- Yabancı dostumun algılaması: Türkiye’de olanlar abartılıyor. Finansal değişim, makroekonomik bozulma ve sosyolojik çatlak gibi kavramlar “olduğundan şiddetli” gösteriliyor...
Bir ülkede özellikle Türkiye gibi sonuçların ‘sıcak para sokularak’ değiştirilebildiği ülkelerde ‘finansal göstergelerin’ yani sonuçların ‘değiştirilmesi’ makro dengeleri ve sosyolojik yapıyı değiştirmez. Tam tersine ‘finansal çark’ dışında kalan büyük kitle ‘kendini dışlanmış’ hisseder ve ‘çaresiz kaldığını hisseden’ sokak ısınmaya başlar. Böyle bir ortamda ‘orta kesim’ uçlara kaymaya başlar. Bu uçlara kayanları görmezden gelip “olanlar abartılıyor” demek için “yabancı” olmak gerekir.
3- Yabancı Dostumun iddiası: Türkiye’de son dönemde meydana gelen olaylar belki de içeriden bazı ‘organize güçler’ tarafından yapılıyor. Türk vatandaşlarının “bu kadar tepkili” olması mümkün değil...
Bunu söylemek ‘kolaya kaçmak, olanı analiz etmeden, kestirip atmak’. Bana göre bu tespiti yapanlar çok önemli bir gerçeği gözden kaçırıyor; 1999-2007 arasında Türk halkı yani bizler ‘normal bir insanın’ kolay kaldıramayacağı bir süreç geçirdik. İlk önce ‘çok ağır bir ekonomik’ kriz ardından ‘Kemal Derviş’in gelişiyle IMF ve AB baskısı altında ‘sosyal çatlak’ yaratabilecek uygulamalar, AB’nin reform isteğiyle ‘Türk halkının moral yapısını yaralayan’ istekler ve sonuçta ortada ne girilmiş-ilerlenmiş bir AB ne de makroekonomik bir değişim... Geldiğimiz nokta çok açık; kendini hakarete uğramış hisseden, varlıkları özelleştirme adı altında transfer edilmiş ve ekonomik çark dışında ’ezimişliği’artan bir toplumda hızlanan ’sosyal bozulma’ve uçlara kayan ’orta sınıf’... Ve en önemlisi, bütün bunları yaşayan Türk varlığına “doğrudan odaklanmış” terörist saldırılar...
Sonuç: Bir ülke, bütçesinin yarısını ‘faiz’ adı altında ‘yurt içi ve yurt dışı’ odaklara aktarıyorsa, o ülkede finans piyasaları ‘büyük rant yaratıyor’ ama halkın yüzde 99’u bu çark dışında ise, özelleştirme adı altında varlıklarının ‘satıldığına’ üzülerek bakıyorsa, Gümrük Birliği ve yabancılara satılan bankaların kredi vermemesi gibi gerçekler küçük-orta ölçekli işletmeleri hızla yok edip insanları ‘işsiz’ olarak sokağa bırakıyorsa, o ülkenin gençleri en iyi dostları görünen ülkelerin desteği altında gelişen terörist saldırılarda can veriyorsa, bu süreç sonunda ‘toplumda uç değerler kabul görüyor ve sosyal bozulma hızlanıyorsa’; ‘her şeyi derin organizasyonlar yapıyor’ diyeceğinize dönün de yukarıda anlattığım gelişmeleri sorgulayın...
Son söz: Cumhuriyet Bayramınız kutlu olsun!! Hâlâ “kutlamayı hak sayıyorsanız!!”