Bir insanın üstüne bu kadar gidilmez; resmen tâciz, mânevî tâciz: İşte buyrunuz, "Ünlü şarkıcı Seda Sayan kimle, nerede ne zaman evlenecek" haberinin verdiği yıkılmışlık ve şaşkınlık duygusunu atlatamadan, "Kar altında Cuma Namazı" başlıklı sosyo-ekonomik analizle iyiden iyiye karaya vurmuş haldeyim.
Aslında SS'nin haberi çok daha önemli ama, ihtisas sahama girmediği için mütereddidim; buna mukabil Yalçın Doğan'ın, geçen Cuma günü Uludağ kırsalının sotalı bir nâhiyesinde, bir kısım sportif giyimli zevâtın kar üstüne örtü serip fotoğraf çektire çektire Cuma namazı kılması üzerine (üşenmeyip saydım; tek saf halinde tam 16 kişi! Ürkünç!) yaptığı tam üç maddelik çözümlemeyi daha önemli saydığımı söylemeliyim. Evvela bu çözümlemeyi okuyalım:
"300 kişilik cami dolunca, Uludağ'a kayak yapmaya giden tatilcilerin bir bölümü ile otellerde çalışan personelin bir bölümü Cuma namazını eksi üç derecede karlar altında kılıyor. Otel çalışanları, 'böyle bir manzarayla ilk kez karşılaştıklarını' söylüyor. Onlar kar manzarasına alışık, karlar altında kılınan namazlara değil.
Yazının devamı için tıklayın