Kuzey Irak sınırının ötesine ilk silahlı "operasyon" gerçekleşti.
TSK'nin (Türk Silahlı Kuvvetleri) açıklamasına göre hedefin yalnızca 'PKK/Kongra Gel' olduğu vurgulandı.
Operasyonun birkaç gerçeği birden açığa çıkardığı söylenebilir.
**
1) Sınır ötesi operasyon için Başbakan Erdoğan 'ın Amerika'ya gidip, tabir caizse, Başkan Bush 'tan izin alması mı gerekirdi? Uluslararası hukuk Türkiye Cumhuriyeti'ne zaten bu yetkiyi veriyordu.
2) Denebilir ki "Stratejik müttefikimiz ABD" Irak'ta işgalcidir ve Kuzey Irak'ta konuşlanmıştır; hesaba katılması gerekiyordu.
3) Bu mantık hemen şu gerçeği de gündeme getirir: Stratejik müttefikimizin işgali altında bulunan bir bölgede, Türkiye'ye yönelik bir düşman terör örgütünün üslenmesine Amerika niçin ve nasıl müsaade etti ve ediyor?..
4) Bu sorunun yanıtı ancak şöyle verilebilir: Amerika, Kuzey Irak'taki terör örgütünün çeşitli kollarını, hem Tükiye'yi gerektiğinde yola getirmek, hem de İran'a karşı kullanabilmek için elinin altında tutmayı, çıkarları ve gelecekteki Ortadoğu projesi bakımından yararlı görmektedir.
5) Bu durumda, dinci ideolojisiyle birlikte varoluşunu ve iktidarının güvencesini büyük çapta Başkan Bush yönetimine medyun AKP de, Amerika'nın temel stratejisine aykırı düşmeyen bir siyaseti benimsemek zorunda kalmış, Kuzey Irak'a operasyonu Bush yönetimiyle birlikte koordine ederek mümkün olduğunca geciktirmiştir.
6) Muhalefet askeri harekâtın geciktiğini söylerken haklıdır. Çünkü 13 Ekim'de PKK saldırısıyla verilen 13 şehit olayından bu yana yaklaşık iki ay geçmiş, kış koşullarına girilmiştir.
7) Türkiye'de iktidar ile muhalefet ve iktidar ile asker arasındaki boşluk ve sürtüşme, daha ilk bakışta belli olacak bir çarpıcı olgudur. Kendi askerinden ve ülke muhalefetinden uzakta ve Başkan Bush yönetimine çok daha yakında bir konuşlanma içinde olduğu açıkça görülen AKP Hükümeti, terör örgütüne karşı gerekli sert önlemleri almakta ikirciklidir.
8) Sonuçta ABD, Irak'ta, özellikle Bağdat'ta ve öteki bölgelerde silahlı kuvvetlerini pervasızca kullanırken,
Kuzey Irak'ta Türkiye'ye karşı örgütlenen terör örgütüne karşı 'himayekâr' ya da yeni deyişle koruyucu bir siyaseti yürütmekte, AKP iktidarı da bu tutumu sineye çekmektedir.
9) Amerika şimdi Kuzey Irak'taki terör örgütünün koruyuculuğundan bir ölçüde vazgeçmiş gibi görünüyor.
Bunun karşılığında Başbakan Erdoğan'la Başkan Bush'un nasıl bir anlaşma yaptıkları ise medyada çok tartışılan bir bilmece sorusudur.
Ancak ne olursa olsun TSK'nin Kuzey Irak'a müdahale şartlarının da kısıtlandığı bir gerçektir.
10) Sonuçta Türkiye'yi tehdit eden ve Kuzey Irak'ta üslenen terör kaynağına dönük yeterli bir 'devlet iradesi' şimdilik görülmüyor.
Askere zamanlaması gecikmiş bir sınırlı yetki tanınmasının yanı sıra iktidar ile muhalefet arasındaki çelişki bu sorunu vurguluyor.
**
Türkiye işgal altındayken, 19 Mayıs 1919'da Samsun'a çıkan Mustafa Kemal 'in ilk hedefi, düşmana karşı bir devlet iradesini oluşturmaktı.
Ankara'da Büyük Millet Meclisi bu amaçla kuruldu.
Asker bu iradenin ordusunu oluşturdu..
Yoksa tek başına askerin sonuca ulaşması olanaksızdı.
TSK'nin Kuzey Irak'taki operasyonundan beklenecek sonuçları abartmamakta yarar var.
Medyamızın da temkinli ve gerçekçi davranması sağduyu gereğidir.
Bugün Türkiye'nin en büyük eksiği kararlı bir devlet iradesinden yoksunluktur.
Yorumlarınız
ilhan dede
ELLİ DİRHEM
ZEYTİNOĞLU
"son yeniçeri"ciddiye mi alıyorsun bu dedeyi!!aşkolsun sana!!
helal olsun
etidör
ayna
SIYASETCI IMAMLARDAN BU KADAR!!!
ilhan dede bu kadar sürrealist olma yahu!!