Başbakan etnik milliyetçiliğin daniskasını yapıyor
BDP'li Gülten Kışanak, Başbakan Erdoğan'ı etnik milliyetçilikle suçladı..
BDP Genel Başkan Yardımcısı Gültan Kışanak, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın ‘Benim milletimin dili tektir, Türkçe'dir' açıklamasının ‘etnik milliyetçiliğin daniskası' olduğunu söyledi. Kışanak, "Etnik milliyetçilik işte tam da budur" dedi.
Antalya'da basın toplantısı düzenleyen Kışanak, Türkiye'nin önemli ve kritik bir süreçten geçtiğini belirterek, aralarında Türk Silahlı Kuvvetleri ve yargının da bulunduğu devletin farklı kurumlarından, bu sürece ilişkin benzer değerlendirmelerin geldiğini söyledi. Türkiye'nin 85 yıldır omuzlarındaki Kürt sorununu daha fazla taşımaya tahammülü kalmadığı bir dönemeci yaşadığını savunan Kışanak, bu sorunun devleti de işleyiş ve yönetim anlayışı olarak büyük zorluk ve güçlüklerle karşı karşıya bıraktığını öne sürdü.
DEVLET SİSTEMİ TIKANDI
Kışanak, "Devlet sistemi tıkandı. Bugün çetelerden, derin devletten, JİTEM'den, yasadışı örgütlenmelerden bahsediyoruz. Bütün bunlar bu sorunun yarattığı örgütlenmeler. Büyük oranda Kürt sorunundan beslenen ve bu sorun dahilinde ortaya çıkmış yapılanmalar, devleti de çürüme noktasına getirdi. Çünkü dünyanın hiçbir yerinde toplumsal sorunları askeri yöntemlerle çözmeye kalkanlar, hukuk içerisinde kalamamışlardır" diye konuştu.
ETNİK MİLLİYETÇİLİĞİN DANİSKASI
Herkesi içinden geçilen sürecin sorumluluğunu omuzlarında hissetmeye çağıran BDP'li Kışanak, partisinin sorunun çözümü için gösterdiği duyarlılık ve sağduyuyu, iktidardan göremediklerini kaydetti. Çözüm için gösterilen çabaya Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın bütçe görüşmelerinde "Bu ülkenin resmi dili Türkçe'dir. Bunu herkes anlayacak" diyerek karşılık verdiğini hatırlatan Kışanak, Başbakan'ın bu açıklamalarının ‘etnik milliyetçiğin daniskası' olduğunu savundu. Kışanak şunları söyledi:
"Bunun aksini söyleyen mi var? Bir kere dinlemesini öğren. Bu ülkede ikinci resmi dilden kim bahsetti? Dinlemesini bilmeyen bir Başbakan'ın konuşması da böyle oluyor. Başbakan o cümlesinin devamında şunu getiriyor, ‘Benim milletimin dili Türkçe'dir.' İşte orada dur diyoruz, Başbakana. Milletin dili, milletin kendi konuştuğu anadilidir. Eğer senin millet tanımlaman içerisinde Kürt yurttaşları da varsa, onların anadili Kürtçe'dir. Kalkıp ‘Benim milletimin dili Türkçe'dir. Bunu anlamadıysanız anlayacaksınız' diyen Başbakan, etnik milliyetçiliğin daniskasını yapıyor. Etnik milliyetçilik işte tam da budur. ‘Herkes mecburdur Türkçe konuşmaya öğrenmeye, benim milletimin Türkçe'den başka dili olamaz' etnik milliyetçiğin en katı halidir. En yalın halidir. Bunu söyleyen bir Başbakan arkasından dönüp, ‘Ben etnik milliyetçilik yapmıyorum' diyor. Tam da budur etnik milliyetçilik, Başbakan."
BİZİM YAKLAŞIMIMIZ DEMOKRATİK BİR YAKLAŞIM
Gültan Kışanak, Başbakan Erdoğan'ın açıklamalarının aksine, kendilerinin Kürtçe'nin kamusal alanda da kullanılması talebinin etnik milliyetçilik değil demokratik bir yaklaşım olduğunu kaydetti. Kışanak, Başbakan Erdoğan'a yönelik eleştirilerine "Hem ‘Kürt sorununa sahip çıkıyorum' diyeceksin, hem de anadil talebinin karşısına bu kadar aşırı milliyetçi, ayrımcı söylemle çıkacaksın. Bu anlaşılabilir bir durum değildir" sözleriyle devam etti. Başbakan Erdoğan'ın "Bu ülke üzerinde ameliyat yaptırmam" açıklamasıyla Kürt sorununu kangrene dönüştüreceğini dile getiren Kışanak, "Kangren kesilip atılmaya yol açan bir süreçtir. Siyaset zemini böyle kuruldukça, aşırı milliyetçi tepkiler artarsa kimse yadırgamasın" dedi.
Başbakan Erdoğan'ın konuşmasında hükmedici üslup ve tavır içinde olduğunu iddia eden Kışanak, "Konuştuğun yer Türkiye Cumhuriyeti'nin parlamentosu. Sana oy veren yurttaşın oyu ne kadar kıymetliyse, bana oy veren yurttaşların oyu da o kadar kıymetlidir. Çobanın oyuyla doktorun oyunun birbirine eşit olmasının manası budur" dedi. Erdoğan'ın özellikle partisinin meclis sıralarına bakarak tahakküm kurmaya, hükmetmeye çalıştığını dile getiren Gültan Kışanak, "Onlar (BDP) ‘Halkın temsilcisi olamaz" diyor. Allah allah, bu ülkede kimin yurttaşın temsilcisi olacağına Başbakan mı karar veriyor? Yurttaş kendi temsilcisini seçme hakkına sahip değil mi? Sen nasıl, kimin kimin temsilcisi olacağını tayin edersin" sözleriyle eleştirilerini sürdürdü.
ORADA BİR DAKİKA DUR
BDP olarak kimi, neyi ne kadar temsil ettiklerinin farkında olduklarını belirten Kışanak, farklı siyasi partilerde yer alan Kürt kökenli milletvekillerini de eleştirdi. Politik sorunların politik programlarla temsil edileceğini, parmak hesabıyla temsil edilmeyeceğini kaydeden Gültan Kışanak şöyle devam etti: "Eğer benim Kürt milletvekili dediğim kişiler, o kürsüden zahmet edip Kürt sorununu konuşsaydılar, sırtımızdaki yük bu kadar ağır olmayacaktı. Sen partin içerisinde öyle bir hükümdarlık kurmuşsun, onları susturmuşsun, konuşturmuyorsun, onlar da bu role razılar. Aynı şeyi bize de yapmaya çalışıyorsun. Allah allah, ‘orada bir dakika dur' derler Başbakana, İngilizce de değil Türkçe derler. Orada bir dakika dur."
FRANSA ÖRNEĞİ
Kışanak, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun ‘iki dil' için gündeme getirdiği Belçika örneğinin süreci karşılamadığını savundu, Fransa modelini gündeme getirdi. Belçika örneğinin Kılıçdaroğlu'nun bu konuya yeterince vakıf olmadığının, konuyu öğrenme zahmeti göstermediğinin bir kanıtı olduğunu anlatan Gültan Kışanak, "Belçika dil konusunda en uç örnektir. Türkiye'nin idare sisteminde örnek aldığı Fransa, bölge yönetimi kurdu. Kimsenin ruhu duymadı. Fransa'da 22 bölge yönetimi var ve yasayla diller önündeki engeller de kalktı. Olumluya işaret edip yapabileceklerimizi konuşmak yerine, yapılamayacakları söyleyerek tıkamak diye bir yöntem var Türkiye'de" diye konuştu.
CEMEVİ SALDIRISINI KINIYORUM
Gültan Kışanak, İstanbul'da Başakşehir Şahintepe Mahallesi'nde cemevine yönelik saldırıyı da kınadı. Yaşananları kaygıyla izlediklerini dile getiren Kışanak, "Açık ve net bir dille bu saldırıyı kınıyorum. Bu kesinlikle provokatif bir girişimdir. Toplumu yeniden farklı kimlikleriyle karşı karşıya getirme çabalarının bir ürünüdür. Sonuna kadar araştırılmalı ve arkasındaki güçler açığa çıkartılmalıdır" dedi. (Hürriyet)