Aytaç Arman kimdir

Aytaç Arman kimdir

Parçalanmış ailelerin saf ve masum yüzlü oğlu rolü ile izlediğimiz, çok ödüllü filmlerin ödülsüz oyuncusu, sinemanın beyefendisi Aytaç Arman’ın hayat hikayesidir…

Aytaç Arman

Yeşilçam Dönemi’nin oyuncuları bir bir eksiliyor hayatımızdan. Üzülüyoruz, evet; ama bir yandan da içimizde onları hala eski filmlerde görüyor olmanın buruk sevinci var. Adına düzenlenen cenaze töreninde, ne çok seveni hep aynı güzel şeyi söylemiş onun için: “Güzel yaşadı!”

Sevgili Aytaç Arman,

Güzel yaşamayı bildiğin ve gülümsediğin, endişelendiğin, sardığın, sarmalandığın için en az senin kadar mutluyum. Mesleğin adına tüm endişelerin de gitti seninle, biliyorum. Ama geride pek çok ödüllü filmin kaldı ve sen, bunun bir parçasıydın.

Ruhun şad olsun!

Aytaç Arman öldü. Aytaç Arman kimdir?

Çocukluğu ve eğitim hayatı

Aytaç, 22 Haziran 1949’da, Adana’da dünyaya geldiğinde ailesi, ona Arapça kökenli “Veys El İnce” adını verdi. Bir gün, ailesinin kendisine verdiği adın bile değiştiği bir sanatçı olacağından habersiz büyüdü.

Ailesi köy kökenliydi ve bu ailede, şehirde doğup büyüyen ilk kişiydi o. Bir çocuk olarak kazanacaklarının farkında bile değildi. Okul hayatı, Birinci İnönü İlkokulu’nda başladı. Yıllar sonra bir röportajında bu dönemi şöyle tanımlayacaktı: “İlkokul sonrasında teknik okullarda okudum. Yapılanmamın temelinde geometri ve matematik, giderek logaritmik, trigonometrik değerler ve dengeler var”.

Sonra Adana Erkek Sanat Okulu’na, ardından da Adana Erkek Lisesi’ne gitti. Ancak bu okula uyum sağlayamadı. Sanat okulunun lise kısmı, “Erkek Sanat Enstitüsü”nü bitirdi.

Mezuniyetinin ardından üniversite eğitimi için İstanbul Yıldız Teknik Üniversitesi’nde Elektrik Mühendisliği Bölümü’nü kazandı. Ancak 3. sınıfa kadar devam edebilecekti. Okulu bırakma sebebini de şöyle açıklıyordu: Sinemaya başladığım için eğitimi bırakmış değilim. Ekonomik yetersizlikten dolayı eğitimimi sürdüremediğim için tesadüfen sinemaya başladım”.

Hayatı bir yarışma ile değişecekti… Yine 21 yıllık oyunculuğunu tamamladığı 1991’de verdiği aynı röportajında kendisine yöneltilen “Çok sıcak bakıyorsunuz; gözlerinizde pırıltılar var. Çocukluğunuz sevgi ortamı içinde mi geçti?” sorusunu şöyle yanıtlayacaktı: “Ben hüzünlü bir coşku ya da coşkulu bir hüzünüm diye tanımlarım kendimi. Hayat da öyle değil mi zaten? İnsanlar genellikle hayatın ya hüznüne kaptırır gider ya coşkusuyla sürüklenir. Olur mu? O bir bileşkedir ve ikisini birden yaşamak lazım. Çünkü mutluluk ve mutsuzluk bir med-cezir halinde gelir ve gider”.

Aytaç Arman öldü. Aytaç Arman kimdir?

Nasıl Aytaç Arman oldu

Bu dönemde sinemada oyuncu gereksinimi düzenlenen yarışmalar üzerinden karşılanıyordu. Aytaç da, uzun boylu, yakışıklılığı yadsınamayacak bir gençti. Üniversite öğrencilik günleri devam ederken, 1969’da, Ekstra Ekspres Gazetesi, “Artist Yarışması” açtığını duyurmuş; arkadaşları da kendisinden habersiz bir fotoğrafını göndermişti yarışmaya.

Sadece fotoğraf göndermekle kalmamış, ona yeni bir isim de vermişlerdi: Aytaç Arman. Önce Arman soyadını bulmuşlardı. Aytaç, Matematik dersini de, öğretmenini de çok seviyordu. Onun soyadını almanın uygun olacağını düşündüler. Bu soyada uygun düşecek bir de isim bulduklarında, fotoğrafı postalayacaklardı. Aytaç’ı seçtiler. Böylece bundan sonra Aytaç Arman olacaktı…

Ancak maalesef yarışmada şike söz konusuydu. Birinciler zaten önceden belliydi. Aytaç, erkek adaylar arasında yarışmadan ikincilik aldı.

1971’de ise, bu kez ciddiye alacağı bir yarışmaya katıldı. Ses Dergisi, “Kapak Yıldızı Yarışması”nda, ikinci olmuştu. Birinci ise, Tarık Akan’dı. Böylece sinemaya, ikinci sınıf rollerle ilk adımını attı. İhsan Yüce’nin 1971 yapımı ilk filmi “Hayat Cehennemi”, Aytaç’ın da ilk filmi oldu. Yine aynı yıl aynı topraktan geldiğini bildiği Yılmaz Güney’in “Baba” filminde oğul Ali karakterine hayat verdi. Bu onun dikkat çektiği ilk film oldu…

21 yıllık oyunculuk yaşamı dolduğunda verdiği şu röportajında bu günleri ve içinde bulunduğu anı ise, şu cümlelerle değerlendiriyordu:

“Tesadüfen başlayan bir yolculuk ama bugün taşıdığım bütün değerleri bu yolculuğa borçluyum. Bu işe başladığımda, saygıyla izlediğim sinema alanını tanıdığımda bana her şey bir garip gelmişti. Kırsal kökenli olduğum ve Adana gibi bir yerden geldiğim için tepkilerim sert oldu. Dayatılan hiçbir şeyi kabul edemedim ve sistemin dışına itildim. Dolayısıyla daha dikkatli olmam, kendime sahip çıkmam gerekiyordu. Sistem destekli olsaydım, sistem yıkıldığında, zaafa uğradığında ben de yok olacaktım. Sistem hangi dönemde, nasıl sallanırsa sallansın hep var oldum. Herkese bahşedildiği gibi, bahşedilen sanatçı kimliğiyle bugünlere geldik ama ben sanatçı değilim, ben sinema oyuncusuyum. Yapılanmamı sağlıklı sürdürüp, yıllarca süren sinema oyunculuğu geçmişime rağmen henüz yolun başındayım, kişiliğimin sanatçı boyutunu yetkinleştirebildiğim noktada kendime sanatçı diyebileceğim”.

Aytaç Arman öldü. Aytaç Arman kimdir?

Dönüm noktası

Oynadığı rolle dikkatler artık Aytaç’ın üzerindeydi. Baba filmi, onun üzerine parçalanmış ailelerin saf ve masum yüzlü oğlu rolünü getirmişti ona. Bundan sonra pek çok filmde onu bu rollerde izledik.

1972’de “Murat ile Nazlı”, “New Yorklu Kız” ve “Emekçi Kadın” filmlerinden sonra hayatının dönüm noktası sayabileceği o filmde oynadı: “Vukuat Var”. Bu film kariyeri için çok önemliydi. Çünkü yıldızı parlamış ve belli ki hiç sönmeyecek Türkan Şoray ile oynuyordu…

İlk filmi Hayat Cehennemi, yetersiz koşullarda çekilen bir filmdi. Zaten rolü de çok küçüktü. Bundan sebep Aytaç’ın ilk filmi Baba olarak bilindi. Sistemin dışına itildiği için hep ikinci, üçüncü sınıf yapımlarda oynadığını düşünüyordu. O, aslında hep Yılmaz Güney ile tanıştığında kendisine verdiği öğüdü hatırlayarak yoluna devam etmişti: Aytaç, ne bulursan oyna, aslolan kameradır. Kamerayla olan meseleni çöz”. Bu öğüdü dinlemenin kendisine müthiş artıları olduğuna inanıyordu. O dışarıda kaldığını hissettiği dönemde daha çok filmde oynamış, daha çok kamera görmüştü. Kamera ile açısını da çözmüştü böylece.

Aytaç Arman öldü. Aytaç Arman kimdir?

Evet, belki Türkan Şoray ile oynamak bir dönüm noktası olabilirdi. Ama Yılmaz Güney’den öğüt almak da öyleydi. Sonra da, İhsan Yüce vesilesiyle Süreyya Duru ile tanıştı. Bu tanışma, ona ilk ciddi sorumluluğunu getirmişti: Berdana filmi. Berdana, Aytaç’ın ilk başrol oynadığı filmdi. Duru ile çalışmaya devam etmek onun hayattaki pek çok şansından biri oldu. Daha sonra, “Kara Çarşaflı Gelinlik”, “Güneşli Bataklık”, “Fırat’ın Cinleri” filmlerini de çektiler…

Ve Yılmaz Güney’in Düşman filminde oynayacaktı…

Kısa sürede başrol oyunculuğuna yükselmişti ve oynadığı filmler pek çok ödülü kucaklayacaktı...

Aytaç Arman öldü. Aytaç Arman kimdir?

Sinemaya ara verdi

Kendi özgür iradesiyle verdiği bir araydı bu. 70’ler bitiyordu. Üzerine bir de 12 Eylül yaşanmıştı. Aytaç, bu halini bir röportajında şöyle anlatacaktı: “’Nereden geliyorum? Ne yaşadım? Bu ülkede ne yaşandı? Sinema neydi? Sanat neydi? Bunun içinde ben neydim?’ gibi sorularla kendimle hesaplaşmaya yönelik 5-6 yıllık bir süreç yaşadım. İyi ki öyle yaşamışım. Kendimi, hayatı, sanatı, sinemayı, yaşadığım ilk on yıllık oyunculuktaki birinci dönemimi bunların hepsini harmanlayarak Adı Vasfiye’ye varacak bir süreç içerisinde kendimi daha iyi tanıdım”.

Bu aranın kendisine çok iyi geldiği kesindi. Öyle ki, sinema serüvenini ikiye ayırmıştı. 1980’e kadar süren 10 yıllık süreç birinci; verdiği aradan sonra 1986’da oynadığı Adı Vasfiye filmi ile başlattığı süreç ise, ikinci dönemiydi…

Yine 1986’da, “Fatmagül’ün Suçu Ne” ve “Uzun Bir Gece” ile hızlı bir dönüş yapmıştı. 1987’de “Biri ve Diğerleri” ile “Gece Yolculuğu” ise, oyunculuğunda bulunduğu aykırı yapımlardı. Yine 1987’de, “Av Zamanı”ve “Bir Avuç Gökyüzü” ile siyasal zeminli filmlerde de bulundu.

Aytaç Arman öldü. Aytaç Arman kimdir?

Ödülleri

Ödül konusunda da biraz ilginç bir serüveni oldu Aytaç’ın. Tabir yerindeyse o, çok ödüllü filmlerde oynamış ödülsüz bir oyuncuydu. Sinemada ikinci dönemine dolu dolu başlamıştı. Dinlenmenin getirdiği ferahlığı kendisi de hissetmişti. Hatta şöyle diyordu: “Bunun sonuçlarını Atıf Yılmaz’ın Adı Vasfiye filminde ben de gördüm, bütün sinema da gördü. Ardından hep hoş ve kaliteli filmlerde, seçerek oynadım. Özel hayatımdan oldukça özverili davranarak direnmeye çalıştım”.

Oynadığı filmler ödül almıştı, evet; ama profesyonel olmayan ödülleri saymazsak bir ödül almıştı. 1987’de Gece Yolculuğu filmi ile Altın Portakal’da En İyi Erkek Oyuncu Ödülü’ydü. 1980’de de, Yılmaz Güney’in Düşman filmi ile SİYAD En İyi Erkek Oyuncu Ödülü’nü verdiler. Ancak bu sefer de 12 Eylül dönemi yaşanıyordu ve Aytaç Arman’ın bu ödülü alma şansı olmadı.

Bunun dışında aldığı özel ödüllere bakacak olursak, Ocak 1974’te, Kelebek Gazetesi okurları arasında düzenlenen “Altın Kelebek Sanat Yarışması”nda Gülşen Bubikoğlu ile birlikte, “Yılın Genç Sanatçıları Ödülü”ne layık görüldü. İlerleyen süreçte bir anlamlı ödülü daha olacaktı…

Aytaç Arman öldü. Aytaç Arman kimdir?

(Solsan sağa: Aytaç Arman, Kadir İnanır, Zeki Müren, Barış Manço, Nilüfer, Türkan Şoray, Emel Sayın, Gülşen Bubikoğlu)

Günümüze yaklaşırken

1994’te, “İz” filmi de hayatında özel bir yere sahipti. Çünkü bir filmde ilk (ve tek) kez kendi sesiyleydi. 1997’de “Akrebin Yolculuğu”nda oynadı. Böylece Ömer Kavur ile çalışmaya başlamış oldu. Ardından 2000’de,  “Melekler Evi”, 2002’de de, “Karşılaşma” filmlerinde çalıştılar.

2003’te “Gönderilmemiş Mektuplar”da oynadı. Bu film, ona uzun bir aradan sonra, bir ödül getirdi. Gönderilmemiş Mektuplar ile 40. Antalya Film Şenliği’nde, “En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu Ödülü”ne layık görüldü. Ayrıca 25. SİYAD Türk Sineması Ödülleri’nde de, “En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu Ödülü”nü aldı.

Son dönemlerde de, 2014’te “Toz Ruhu” ve “Beni Sen Anlat” filmlerinde yer aldı. 2015’te de, 20. Londra Türk Film Festivali2nde, “Yaşam Boyu Başarı Ödülü” ile onurlandırıldı…

Aytaç Arman, televizyon dünyası için pek çok önemli dizi ile ekranlarda da yer aldı. İlk kez 1980’de “Sönmüş Ocak” dizisi ile ekranlarda görünen oyuncu, 1999-2002 arasında “Yılan Hikayesi”, 2002’de “Berivan”, 2008’de “Gurbet Kuşları”, 2009’da “Maskeli Balo”, 2014’te “Kara Para Aşk” gibi pek çok dizi ile evlerimize konuk oldu…

Aytaç Arman öldü. Aytaç Arman kimdir?

Aytaç Arman öldü

Aytaç Arman, bir süredir kanser tedavisi görüyordu. Yorgun bedeni, dün akşam (26 Şubat) Maltepe’deki İstanbul Onkoloji Hastanesi’nde kansere yenildi. Aytaç Arman hayata gözlerini kapadı; 69 yaşındaydı.

Acı haberi BİROY (Sinema Oyuncuları Meslek Birliği) ve Menderes Samancılar sosyal medyadan şu cümlelerle duyurdu: “Kurucu üyelerimizden, değerli meslektaşımız Aytaç Arman’ı kaybetmenin büyük üzüntüsü içerisindeyiz. Ailesine, yakınlarına ve tüm sevenlerine başsağlığı dileriz”.

Aytaç Arman için bugün (27 Şubat), Beyoğlu Atlas Sineması’nda bir cenaze töreni düzenlendi. Cansız bedeni ise, Perşembe günü, Adana’daki Kabasakal Camisi’nde kılınacak öğle namazının ardından Kabasakal Mezarlığı’nda toprağa verilecek…

Hep bir sinema oyuncusu olduğunu ifade eden, pek çok filmin başarılı oyuncusu, sinemanın beyefendisi bir Aytaç Arman geçti bu dünyadan…

İyi ki…

Damla Karakuş

[email protected]

Aytaç Arman son yolculuğuna uğurlandı VİDEO

Not:

Biyografisini okumak istediğiniz kişileri lütfen bizimle paylaşın.

Instagram: biyografivekitap

Aytaç Arman son yolculuğuna uğurlandıAytaç Arman son yolculuğuna uğurlandı