ABD Dışişleri Bakanlığı'nın 2009 yılı İnsan Hakları Raporu'nda Türkiye'de sivillerin askeri mahkemelerde yargılanmasını yasaklayan düzenleme, ifade özgürlüğüne ve Kürtçe'ye kadar bir dizi konuya girdi.
ABD Dışişleri Bakanlığının 2009 yılı İnsan Hakları Raporunda, Türkiye'de sivillerin askeri mahkemelerde yargılanmasını yasaklayan düzenleme, ifade özürlüğü ve Kürtçe ile Türkçe dışındaki diğer dillerin kullanımı gibi konularda yıl içinde olumlu gelişmeler yaşandığı, ancak hükümet ve devlet bürokrasisinin bazı yetkililerinin açıklamalarının, bazı gözlemcilerce, yargının bağımsızlığını etkileme amaçlı olduğuna inanıldığı belirtildi.
Raporun Türkiye bölümünde, ülkede bazı insan hakları sorunları ve suistimallerin olduğu yönünde haberlere işaret edildi. Güvenlik güçlerinin bazı yasa dışı infazlara karıştığı iddialarının yer aldığı raporda, bu konularda tutuklama ve sorgulamaların vaka sayısıyla karşılaştırıldığında düşük kaldığı ve mahkumiyet kararlarının da nadir olduğu görüşü savunuldu.
Hapishane koşullarının geliştiği, ancak yetersiz olduğu ifade edilen raporda, hapishanelerdeki mahkum sayısının kapasiteleri aştığı ve personelin yetersiz eğitime sahip olduğu belirtildi. Raporda, güvenlik güçlerinin yasaların öngördüğü şekilde tutukluların avukatlarına anında erişim imkanını her zaman sağlamadığı iddia edildi.
"YARGI BAĞIMSIZLIĞINI ETKİLEME..."
Raporda, bazı gözlemcilerce, seçilmiş hükümet ve devlet bürokrasisinin bazı yetkililerinin açıklamalarının, yargının bağımsızlığını etkileme amaçlı olduğuna inanıldığı kaydedildi. Hakimler ve savcılar arasındaki yakın ilişkinin adil yargılama hakkına engel oluşturmaya devam ettiği savunulan raporda, davaların aşırı uzun sürmesinin sorun yarattığı ifade edildi.
ABD Dışişleri Bakanlığının raporunda, hükümetin anayasal kısıtlamalar, bazı yasalar ve medya şirketlerine karşı vergi cezaları uygulama yoluyla ifade özgürlüğünü kısıtladığı savunuldu.
İnternet özgürlüğünde de bazı kısıtlamaların bulunduğuna dikkat çekilen raporda, mahkemelerin çeşitli meselelerde internet sitelerine erişimi engelleme talimatı verdiği kaydedildi.
DİNİ ÖZGÜRLÜKLER
Raporda, bazı dini grupların ibadetlerinde, mülk edinmede ve dini liderlerini yetiştirmede kısıtlamalarla karşılaştığı ifade edildi.
Namus cinayeti ve tecavüz dahil olmak üzere kadına karşı şiddetin yaygın bir sorun olmaya devam ettiği belirtilen raporda, çocuk yaşta evliliğin kanunlarca yasaklanmasına rağmen sürdüğüne işaret edildi.
Raporda, bazı "resmi" yolsuzluk vakalarının, iş gücü ve cinsel sömürü için insan kaçakçılığına katkıda bulunduğu kaydedildi.
OLUMLU GELİŞMELER
Hükümetin, 26 Haziran 2009'da sivillerin askeri mahkemelerde yargılanmasını yasaklayan düzenlemeye gittiği, ifade özürlüğü ve Kürtçe ile Türkçe dışındaki diğer dillerin kullanımı konularında yıl içinde olumlu gelişmelerin olduğu belirterek, bunlar şöyle sıralandı:
"-301. maddeden soruşturma ve mahkumiyetlerin sayısında önemli düşüş yaşandı,
-1 Ocakta devlet televizyonunda resmi olarak 24 saat Kürtçe yayın başladı,
-2 Nisanda günde iki kez yarım saat süreyle Ermenice yayınlar başladı,
-13 Kasımda özel televizyon kanallarının Türkçe dışında yayın yapmalarına izin veren yeni düzenlemeler getirildi,
-Aynı ay, mahkumların ziyaretçileriyle Türkçe dışındaki dillerde de konuşabilmelerine izin veren yeni cezaevi düzenlemeleri yapıldı,
-Eylül ayında bir üniversite bölümünün diğer 'yaşayan' diller arasında Kürtçenin de öğretilmesi onaylandı."
ABD Dışişleri Bakanlığının 2009 yılı İnsan Hakları Raporunda, hükümetin "bazı durumlarda ifade özgürlüğünü kısıtlayan uygulamalara devam ettiği" öne sürüldü ve bazı üst düzey hükümet yetkililerinin "basını güçlü biçimde eleştiren açıklamaları" eleştirildi.
Raporda, Adalet Bakanlığı verilerine göre, TCK'nın 301. maddesiyle ilgili 424 şikayette bulunulduğu, bunlardan 358'inin reddedildiği, geçen yıla göre önemli bir düşüş olarak, bunların sadece 4'ü üzerinde işlem yapılmasına izin verildiği, 55 dosya üzerindeki incelemelerin ise sürdüğü belirtildi.
Birçok durumda bireylerin "devleti ve hükümeti, dava ve inceleme başlatılması riski taşımadan eleştiremediği" savunulan raporda, insan hakları ve hükümet politikaları üzerinde özellikle de AB üyelik süreci, ordunun rolü, İslam, siyasi İslam, Kürtler, azınlıklar, Osmanlı İmparatorluğu'nun son döneminde Türk-Ermeni çatışmasının tarihiyle ilgili konularda tartışmaların bulunduğu kaydedildi.
Raporda, yıl içinde 34 gazetecinin sözlerinden dolayı gözaltına alındığı, 29 yayının geçici olarak durdurulduğu ve 62 kitabın toplatıldığı yazıldı. Raporda, yine de geçen yıla göre kitaplara ilişkin yasakların azaldığı belirtildi.
Bir röportaj sırasında "demokratik açılım"a ilişkin değerlendirmeleri nedeniyle Hülya Avşar'a ve röportajı yapan gazeteci Devrim Sevimay'a açılan soruşturmaya da değinilen raporda, polis ve yargının "kapatılan DTP ve BDP'nın üyeleri üzerindeki baskısını sürdürdüğü ve bu üyelere karşı 1000'den fazla davanın açıldığı" ileri sürüldü.
BASIN ÖZGÜRLÜĞÜ
Raporda, savcıların medya özgürlüğünü kısıtlayan çeşitli yasalar kapsamında, yazar, gazeteci ve siyasi şahsiyetlere yönelik çok sayıda dava açtığı, ancak hakimlerin bu suçlamaların çoğunu reddettiği belirtildi.
AK Parti'nin bazı üyeleri ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın gazeteci ve karikatüristlere karşı "dava açmayı sürdürdüğü" kaydedilen raporda, insan hakları örgütleri ve gazetecilerin bu eğilimlerin "oto sansür" atmosferini yarattığı yönündeki görüşüne yer verildi.
Haber ajanslarına da sahip olan geniş medya şirketlerinin "kendi bünyelerinde çalışan gazetecilerin hükümeti eleştiren haberler yazması halinde iş imkanlarını kaybetmekten endişe ettikleri" kaydedilen raporda, Maliye Bakanlığının Doğan medya grubuna yönelik vergi cezasının bazı gözlemcilerin endişelerini artırdığı belirtildi ve "hükümetin bu cezaları muhalefeti susturmak için kullandığı" yönündeki iddialara yer verildi.
Raporda, 11 Mayıs itibariyle mahkemelerin 82 bin şikayete bağlı olarak internet sitelerinin yasaklanmasına yönelik 2 bin 601 talimat verdiği, bunun geçen yıla göre büyük bir artışa işaret ettiği belirtildi.
YouTube yasağına değinilen raporda, hükümet yetkililerinin nadir olarak "ulusal güvenlik, kamu düzeni ve sağlığı ile ahlakı koruma veya bir suçu önleme" gibi nedenlerle internet kullanıcı kayıtlarına girdiği ifade edildi.
"DİNİ KISITLAMALAR"
Raporun "din özgürlüğü" bölümünde, hükümetin bu konudaki haklara fiiliyatta genel anlamda saygı gösterdiği, ancak "Müslüman ve diğer dini gruplara önemli kısıtlamalar getirdiği" savunuldu.
Yıl içinde hükümetin Alevilerin endişelerini ele alan bazı adımlar attığı belirtilen raporda, cemevlerinin yasal statüye kavuşturulması gibi taleplere değinildi.
Raporda, "ordu, yargı ve bürokrasinin diğer kollarına mensup bazı üyelerin, İslami köktencilik olarak adlandırdıkları unsurlara karşı kampanyalar yürütmeye devam ettikleri, bu grupların İslami köktenciliği laik devlete bir tehdit olarak gördüğü" ifade edildi.
Fener Rum Patrikhanesi ve Heybeliada Ruhban Okulu konusuna değinilen raporda, Hristiyan ve Yahudi karşıtı yayınlara değinilerek, TRT'nin "Ayrılık" dizisinden bahsedildi.
Raporda, üniversitelerdeki türban yasağının devam ettiği, ancak bazı fakültelerin öğrencilerin derslere başörtüyle girişine izin verdiği anımsatıldı.
JANDARMA VE POLİSİN TUTUMU
DTP'nin kapatılması konusuna değinilen raporda, "yıl içinde polisin özellikle güneydoğudaki çok sayıda DTP bürosuna baskın düzenlediği, yüzlerce DTP üyesini gözaltına aldığı" belirtildi.
Savcıların "DTP üyelerine karşı çok sayıda inceleme ve dava süreci başlattığı" ifade edilen raporda, jandarma ve polisin DTP üyelerine sözlü tehditlerde bulunduğu, gösteriler sırasında keyfi gözaltılar ve kontrol noktalarında alıkoymalar görüldüğü ileri sürüldü.
Raporda, uluslararası ve yerel bazı insan hakları örgütlerinin "özellikle güneydoğuda faaliyetlerinin kısıtlandığı" iddia edildi.
Kadına karşı şiddet, ayrımcılık, tecavüz ve namus cinayetleri vakalarının ciddi ve yaygın bir problem olduğu belirtilen raporda, çocuk yaşta evliliklerin sürdüğü ve çocuk işçi probleminin devam ettiği kaydedildi.
Romanlara yönelik "ayrımcılığın devam ettiği" öne sürülen raporda, eşcinsellere karşı da polis ve işverenlerin, kanunlardaki "toplum ahlakı ve doğal olmayan cinsel davranış" konularını gerekçe göstererek, bu kesime ayrımcı davrandığı iddia edildi.
AA
























Yorumlar
Tüm yorumlar »Gönder