taraftar değil haberciyiz
Son dakika haberleri Türkiye'nin haber sitesinde.
6.2378
7.35505
1209.38
96121.1
242.618

Fikirci Bey yazdı: FUTBOL ASLA SADECE FUTBOL DEĞİLDİR

Mesut Özil'in maruz kaldığı ırkçı saldırıları mercek altına alan Fikirci Bey, Batı'nın ikiyüzlülüğünü gözler önüne serdi.

Özel Yazı | 26.07.2018 - 09:38..
Fikirci Bey yazdı: FUTBOL ASLA SADECE FUTBOL DEĞİLDİR

Fikirci Bey yazdı: FUTBOL ASLA SADECE FUTBOL DEĞİLDİR

FUTBOL ASLA SADECE FUTBOL DEĞİLDİR

Simon Kuper’in “Futbol asla sadece futbol değildir” lafını bir kez de ben tekrarlayacağım izninizle.

Tabii konu Mesut Özil, ama yine bir o kadar da Mesut Özil değil.

Çünkü Mesut Özil’in konu olması gereken hiçbir şey yoktu aslında.

Alman Milli Takımı'nın başarılı sayılabilecek bir futbolcusunun ırkçıların hedefi haline gelmesi için ortada futbol dahil hiçbir neden yoktu. Hala da yok. Ama dedim ya AK Parti iktidarı, sadece içeride değil, dışarıda da birçok ezberleri bozup, birçok faşisti, ırkçıyı, İslamofobu deşifre eden turnusol kâğıdı oldu.

1. Dünya Savaşı'ndan sonra Orta Doğu’ya şekil veren güçler, yıllarca petrolünü, madenini sömürdükleri bu ülkeleri, son elli yıldır da bir türlü kalkınamamakla, üstelik bir türlü de demokratikleşememekle suçluyorlar.

Siz yıllarca yer altı ve yer üstü kaynaklarını tükettiğiniz için olabilir mi acaba?

Şu an Başkan Recep Tayyip Erdoğan’la BRICS artı zirvesi vesilesiyle Güney Afrika’nın “yasama” başkenti Johannesburg’dayız.

Yani o yıllarca sömürüp, insan kabul etmediğiniz siyah adamın diyarındayız. Vasco de Gama’nın Ümit Burnu’nu ticaret yolu yapması, beyaz adamın burayı zalimce sömürmesinin başlangıcı olmuştur.

Hollanda Uzak Doğu ticaret gemilerinin ihtiyaçlarını karşılamak için bölgeye yerleşmiş. İngiltere bölgede Cape kolonisini kuran Hollanda’yla da mücadele edip, onları kuzeye doğru göçe zorlayıp, ardından da ülkeyi komple işgal etmiş. Ülkeyi iliğine kadar sömürüp, ırkçı ayrımcı politikalarla Güney Afrika insanını öz vatanında parya haline getiren İngiltere, 1992’ye kadar bu zalimce işgalini sürdürmüş ve ciddi bir asimilasyon politikası uygulamıştır.

Burada şu denirmiş dalga geçer gibi: “Afrika’da demokrasi kahvaltıdan sonra başlar”

Milyonlarca insanı kahvaltısız bıraktığınız için olabilir mi acaba?

1992’ye kadar insan değil hayvan muamelesi yaptığınız için olabilir mi acaba?

Elbetteki “işlerin sürekli iyi gitmediği” bir ülkede sürdürülebilir bir demokrasi de kurulamaz. Mesela Orta Doğu. Ama Batı, bunun suçunu da Orta Doğu halklarına yıktıktan sonra sadece demokrasi dersi vermekle kalmamış, şahsen uçaklara “demokrasi” yükleyip yükleyip gelmiş, yukarıdan Orta Doğu halklarının üzerine boca etmişti.

Saddam, Kaddafi, Mübarek, bu demokrasi yağmurundan ıslananların başında geliyordu. Batı, 15 Temmuz’da o demokrasiden biraz da bizim başımıza boca ettirmeye çalışmıştı ama kısmet olmadı, demokrasisiz kaldık. Batı, Orta Doğu’da demokrasi olmadığına, Orta Doğu ülkelerinin hep diktatörler tarafından yönetildiğine inanmakta ve inandırmakta güçlük çekmiyordu. Çünkü bu ülkelerde zaten hiçbir meşruiyeti olmayan, hiçbir serbest seçime dayanmayan, ya darbe ile gelmiş ya da yüzde 20 katılımlı seçimlerde yüzde 90 oy almış iktidarlar vardı. Ne zaman ki onların istemediği bir lider çok partili serbest seçimlerde iktidara geldi ve on seçim gelmeye devam etti, işte o zaman Batı’nın çok partili parlamenter sistem miti de, serbest seçim miti de çöktü. Batı’nın üzerindeki demokrasi nikelajı sıyrıldı, altındaki paslı demir göründü.

Üstelik bunun yaygın hale gelmeye başladığını, en yakın Mısır’da da serbest seçimin Batı’nın istemediği insanları iktidara getirdiğini görünce demokrasicilik oyunu da bitti. Hemen yeni bir diktatöre kırmızı halılar serildi.

Başkanımız daha iç savaştan önce Suriye devlet başkanı Esad’da da serbest seçimlere gitmesini önermişti. Demek adam seçime gitse de, Batı Suriye’ye yine saldıracak, seçimi hiçe sayacak ve muhtemelen Esad’dan daha güçlü bir diktatör getirecekti, çünkü belli ki Suriye’de de Mısır gibi Batı’nın istemediği birisi çıkacaktı sandıktan.

Tecrübeli Batı, bu kez boşuna zahmet edip Esad’ı indirmedi bile.

Artık Batı’nın özde değil, sözde demokrasiyi savunduğunu sokaktaki insan da anladı. Ama Batı’da ırkçılığın siyasi düzeyde geldiği noktayı hiçbir şey yüksek katılımlı 10 serbest seçimi kazanmış başarılı bir devlet başkanı ile fotoğraf çektiren bir futbolcunun aforoz edilmesi kadar apaçık göstermemişti.

Özil’e sanki Lahey adalet divanına yargılanmış uluslararası bir suçlu ile resim çektirmiş muamelesi yaptılar.

Üstelik bu kadar başarılı bir şekilde Batı’ya entegre olmuş, bu kadar yüksek gelirli ve rol modeli bir insanı çileden çıkaracak kadar faşistleştiler.

Bunca açık ırkçılığa rağmen Türk asıllı ezik Alman siyasetçi Cem Özdemir, Özil’i Alman Milli Takımı'ndan istifa ederek ırkçılara hizmet etmekle suçlayabildi.

Acaba Özil ırkçılığa boyun eğip, ırkçıların hakaretlerini sineye çekip Alman Milli Takımı'ndan istifa etmeseydi kime hizmet etmiş olacaktı?

Demokrasiye mi, entegrasyona mı, barışa mı?

Evet, “Futbol asla sadece futbol değildir”…

Yazıyı uzatmamak için bizim yerli eziklerin bu kadar açık ırkçılık karşısında nasıl aval aval baktıkları, hatta Recep Tayyip Erdoğan ile fotoğraf çektirme suçunu işleyen Özil’i nasıl suçladıkları konusuna hiç girmeyeceğim, midem kaldırmıyor.

@kalemciler

Bu reklam google tarafından sağlanıyor?
YORUMLAR (üye olmadan da yorum yapabilirsiniz)