Foto Galeri
Ensonhaber.com
TÜM FOTO GALERİLER

Boğaz'ın incisi yalılar zamana direniyor

Fotoğraf kaynak: AA İstanbul Boğazı'nın süsü, nazenin yalılar, onca kaza, felaket ve yanlış uygulamaya rağmen halen ayakta kalmaya devam ediyor.

1/11

Henüz İstanbul Boğazı'nın her iki kıyısında yolların olmadığı, ulaşımın sadece sandallar ya da keçi yollarından sağlandığı dönemlerdi. İşte o yıllarda hanedan mensupları, ulemalar, paşazadeler, aristokratlar, Boğaz'ın her iki yakasını yaptırdıkları kimi ahşap, kimi kagir yalılarla süslemeye başladı.

2/11

İstanbul Boğazı'nı süsleyen tarihi yalıların hüzünlü hikayelerini anlatan Sanat Tarihçi Süleyman Faruk Göncüoğlu, bir binanın "yalı" olarak tanımlanması için, "penceresinden elinizi uzattığınızda parmak uçlarınızın suya değmesi gerektiğini" ifade etti.

3/11

Osmanlı Dönemi'nde ilk yalıların Eyüp ilçesindeki Bahariye sahilinde inşa edildiğini belirten Göncüoğlu, ardından yalı kültürünün yavaş yavaş Boğaziçi'ne doğru yayıldığını anlattı. Kanuni Sultan Süleyman dönemi öncesinde Boğaz'da yalı bulunmadığına dikkati çeken Göncüoğlu, o dönemdeki yalıların büyük bir kısmının, kazıklama sistemiyle denize doğru 2-3, bazen de 5 metre uzandığının altını çizdi.

4/11

Tarihteki yalıların pek çoğunun bugüne ulaşmadığına değinen Göncüoğlu, bugün Boğaz'ı süsleyen 600 yalıdan yaklaşık 150'sinin aslını korumayı başardığını kaydetti.

5/11

Bu nazenin yapıların çoğunlukla ahşaptan yapıldığını dile getiren Göncüoğlu, şöyle konuştu: "Maksimum üç katlıdır yalılar. Bu yalıların yanında veya altında muhakkak bir kayıkhanesi vardır ki İstanbul'da, Boğaziçi'ndeki ulaşım 1926-1927 yıllarından itibaren başlar. Bu yollar 1935'de genişletilir. Bundan önce karadan ulaşım keçi yolu şeklindeydi ve ulaşım ağırlıklı olarak deniz yoluyla sağlanırdı. Kayıkhanenin bulunduğu seviye, bodrum kat seviyesi, birinci kat, ikinci kat dışarıya doğruda cumbalarla çıkılırdı. Bu yalıların arkalarında muhakkak bir köşkleri vardı. Ağustos 15'ten itibaren İstanbul'un rüzgarı dönmeye başladığında yalıda yaşayanlar köşklere çekilirlerdi. Kasım ayından itibaren de zemheri soğuklarıyla yavaş yavaş İstanbul'a, Suriçi'ne dönüşler başlardı."

6/11

Göncüoğlu, yalıların sahiplerinin hanedan mensupları, ulemalar, paşazadeler ve aristokratlar olduğunu belirterek, "Bugün bile baktığımızda, herkesin oturabileceği bir yapı değil bunlar." dedi.

7/11

Boğaz'daki yalıların her birisinin kendine has karakteristik özellikleri olduğunu da anlatan Göncüoğlu, her bir yapının ustasının, o yalıyı güneş alma açısı, lodosu karşılaması gibi kriterlere göre inşa ettiğini dile getirdi.

8/11

İstanbul'da Tarihi Yarımada ve Boğaziçi'ndeki her yalının ayrı bir bakış açısı sunduğuna işaret eden Göncüoğlu, "Londra ya da Cambridge'de yapılar zinciri içerisinde sıkılırsınız bir süre sonra. Çünkü gidersiniz hepsi aynıdır.

9/11

Ama Osmanlı mimarisindeki yapılarda bir yaşanılırlık vardır. Orada yaşayanın karakteri vardır." dedi.

10/11

Tarihi yalıların restorasyon ya da onarımlarının Kültür ve Turizm Bakanlığına bağlı Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Müdürlüğü tarafından denetlendiğini belirten Göncüooğlu, iş insanlarının destekleriyle yapılan restorasyon ve tadilatların oldukça başarılı olduğuna dikkati çekti.

11/11